|
|
 |
 |
Okunma |
|
82 |
Ömer Dede, bir gece yarısı Sivrice'nin Yarıkuşağı Köyü'nden Çortunlu'ya giderken yol kenarında bir düğüne rastlar. Gece yarısından sonra yapılan bu düğün dikkatini çektiğinden seyretmeye başlar. Bir de bakar ki, misafirlere üzerinde annesinin, kız kardeşlerinin ve karısının elbiselerinin tıpatıp aynısını giyinmiş kadınlar,ellerinde altın gümüş tabaklarla hizmet ediyor. Hemen, cebinden çakısını çıkararak elbiselerden birer parça koparır. Tabaklardan da birer tane alıp, koynuna koyar ve evin yolunu tutar. Kimseye bir şey söylemeden yatar.
Sabah kalktığında, ilk işi ev halkının giydiği elbiseleri kontrol etmek olur. Elbiselerin üzerlerindeki yırtıklarla, elindeki parçaları karşılaştırır. Hayretler içinde, parçaların oyukları kapattığını görünce, tabaklara hatırına gelir. Altın ve gümüş tabakların yerinde soğan ve sarımsaklar bulur...
"Oldu olacak bir de düğün yerini de bir kontrol edeyim," der. Ve akşam düğünü seyrettiği yere gelince her tarafı soğan ve sarımsak kabukları ile dolu görür.
Eve, bir daha besmelesiz dışarıya adım atmamaya karar vererek döner. Evdekileri de: " Besmele çekmeden elbiselerinizi giyinip, çıkarmayın." diye uyarmayı da ihmal etmez.
|