|
|
 |
 |
Okunma |
|
58 |
Phaselis
(Tekirova)
Akdeniz'in
bütün güzelliklerini gösteren yeni açılan sahil yolundan Antalya'ya 35 km kala
Phaselis levhasından sapıldığında, bir orman yolu bizi Tekirova Köyü'ndeki Phaselis'e
götürür.
Yakınında bulunan
Beldibi Mağarası'nın Prehistorik iskân göstermesine rağmen, sahildeki Phaselis
şehrinin kuruluşu M.Ö. VII. yüzyıldan yukarı çıkmamaktadır. Üç limana sahip
oluşu, konumu ve zengin orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690'da Rodosluların
kolonisi olarak kurulmuştur. M.Ö. VII. ve VI. yüzyıllarda geçimini denizden
sağlayan Phaselis, Perslerin Anadolu'ya hakim oluşundan sonra onların, daha
sonra İskender'in Persleri yenmesiyle de İskender'in eline geçmiştir. Ancak
Phaselisliler İskender'e kapılarını açmış, onu şehirlerinde konuk etmişlerdir.
İskender Pamphlia şehirlerinin birçok elçisini burada kabul etmiş, kıyı kesimindeki
şehirleri bir bir alarak Gordion'a gitmiştir.
İskender'in
ölümünden sonra kent, M.Ö. 309'dan 197'ye kadar Mısır'daki Ptolemaiosların elinde
kalmış, Apameia Barışı ile diğer Lykia şehirleri gibi Rodos Krallığı'na verilmiş,
M.Ö. 190'dan 160 yılına kadar Rodosluların egemenliğinde kalmıştır. M.Ö. 160
yılından sonra da Roma'nın egemenliği altında Lykia Birliği'ne girmiştir. Phaselis
M.Ö. I. yüzyılda Olympos ile beraber devamlı korsanların taarruzları altında
kalmış, bir müddet Zenekites'in elinde kalan şehir, Romalıların bu korsanı yenmesiyle
kurtulmuştur.
M.Ö. 42 yılında
Brutus, şehri Roma'ya bağlamıştır. Bizans Çağı'nda ise Phaselis, Piskoposluk
Merkezi olmuştur. Elverişli limanları dolayısıyla M.S. III. yüzyılda tekrar
korsanların taarruzlarına uğrayan şehir bundan sonra önemini yitirmiş, daha
sonraki Arap akınlarıyla da iyice fakirleşmiş ve M.S. XI. yüzyılda artık hayatiyetini
sürdüremeyecek duruma gelmiştir. Selçukluların Alanya ve Antalya limanlarına
önem vermesi nedeniyle tamamen önemini yitirerek sönmüştür.
Phaselis erken
dönemlerde su ihtiyacını kuyu ve sarnıçlarla karşılarken Roma Çağı'nda her yerde
görüldüğü gibi uzak yerlerden su kemerleri ile (Aquadükt) şehre su getirerek
su ihtiyacını karşılamışlardır. Şehrin kuzeyindeki bir kaynaktan su kemerleri
ile Hadrian Agorasının arkasındaki tepeye suyu getirmişler, buradan künkler
ve kanallarla kent içine dağıtmışlardır.
Şehrin esas kalıntıları
askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunmaktadır.
125 m uzunlukta 20-25 m genişlikteki ana caddenin her iki yanında üçer basamakla
çıkılan kaldırımlar bulunur. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra
güney limanına ulaşır. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon
ve drenaj sistemi vardır.
Bu sayfanın
hazırlanmasında İlhan AKŞİT'in "Işık Ülkesi LYKİA" kitabından yararlanılmıştır.
|