|
|
 |
 |
Okunma |
|
28 |
Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra barbar kavimler, Avrupa'nın
çeşitli bölgelerinde devletler kurdular. Krallar, Roma kanunları ile
kendi geleneklerini birleştirerek yeni düzenlemeler yaptılar ve
ülkelerini kontluklara, onları da daha küçük idari birimlere ayırdılar.
Buralara barbar şeflerini atayarak bazı ayrıcalıklar verdiler.
Kavimler
Göçü'yle başlayan karışıklıkların etkisiyle büyük toprak sahipleri ve
çiftçiler, hayatlarını devam ettirebilmek için güçlü kişilerin koruması
altına girdiler. Halkın himayesi altına girdiği kişilere süzeren,
himaye edilen halka da vassal adı verildi. Senyörler, bağlılıkları
karşılığında sahip oldukları toprağın işleme hakkını kira karşılığında
verdiler.
Feodalitenin temel özelliği siyasi bölünmüşlük ve
sosyal eşitsizliktir. Senyörler, topraklarında yaşayan insanların
üzerinde mutlak haklara sahiptirler. Her senyör, ayrı bir silahlı güce
sahiptir ve her senyörün bölgesinde ayrı kurallar geçerlidir.
Avrupa'da
siyasal ve sosyal bölünmüşlük, bölgesel ekonomik faaliyetler, insanlar
arasında dil, davranış ve dünya görüşü bakımından farklılıklar
doğmasına neden olmuştur.
Feodalite, bütün Ortaçağ boyunca devam
etti. 15. yüzyılda; barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla sona
erdi. Feodalitenin yıkılması, mutlak krallıkların güçlenmesini sağladı.
Yeniçağ başında Almanya dışında feodalite yıkıldı. Almanya'da ise
Yakınçağ'da ortadan kalktı. Feodalite devam ettiği süre içerisinde
Avrupa'da sosyal adalet kurulmamış, bu nedenle halk, çeşitli sınıflara
ayrılmıştır:
Asiller
Ortaçağ Avrupası'nın en imtiyazlı
sınıfı asillerdi. Bunların en üstünde senyör denilen derebeyleri
bulunurdu. Senyörlerin en büyüğü kraldı. Derebeylerden sonra sırasıyla
dükler, kontlar, baronlar, vikontlar ve şövalyeler yer almıştır.
Asiller, her türlü hakka sahipti.
Rahipler
Asillerden
sonra en imtiyazlı sınıftı. Papa'ya bağlı olarak çalışırlardı. Kilise
topraklarında senyörler gibi yaşarlardı. Ortaçağ'da önemli miktarda
toprak elde ederek zenginleşmişlerdi. Vergi ve askerlikten muaf
tutulmuşlardı. Hem devlet hem de din işleriyle uğramışlardır.
Burjuvalar
Kasaba
ve şehirlerde oturup ticaret ve sanayi ile uğraşanlara burjuva denirdi.
Senyörlere belli miktarda para vererek onların himayesinde yaşarlardı.
Zamanla zenginleşen burjuvalar, senyörlerden para ile bağımsızlıklarını
satın alarak tam serbestlik gibi imtiyazlar elde etmişlerdir.
Köylüler
Ortaçağ
Avrupası'nda en kötü şartlar altında bulunan sınıftı. Köylüler iki
kısma ayrılmıştı. Serf adı verilen köylülerin hiçbir hakları yoktu.
Efendileri için tarlalarda çalışırlar ve kazançlarını onlara
verirlerdi. Toprakla beraber alınıp satılırlardı. Araziden ayrılma
imkânları kesinlikle yoktu. Serbest Köylüler, ekip biçtikleri
topraklardan kazandıklarının bir kısmını senyöre vergi olarak
verirlerdi. İstedikleri zaman başka bir yere gidebilirlerdi. Malları da
çocuklarına kalırdı.
|