|
|
 |
 |
Okunma |
|
56 |
Kültür ve sanatıyla iz bırakmış uzun ömürlü beyliklerden biri Artuklu
Beyliği'dir. Oğuzların Döver boyundan ünlü bir Türkmen Beyi olan Artuk
Bey, Anadolu'nun fethi sırasında büyük hizmetler görmüştü. Fakat,
Tutuş'la Süleymanşah'ın arasındaki savaşta Tutuş'tan yana olarak savaşı
ona kazandırmış ve Süleymanşah'ın intiharına sebep olmuştu.
Tutuş,
Artuk Bey'in yardımına karşılık olarak onu Kudüs valisi yapmıştı. Ölüm
yılı olan 1091'e kadar bu görevde kaldı. Artuk Bey ölünce Kudüs
Fatımi'lerin eline geçti. Fakat Artuk Bey'in oğulları Sökmen ve
İl-Gazi, Selçuklu hükümdarı tarafından kendilerine verilen bölgelerde
beylikler kurdular. Artuk Bey'in oğulları tarafından kurulan bu
beylikler üç kol halinde gelişti. 1. Hısn Keyfa ve Amid, 2. Mardin ve
Meyyafarıkin, 3. Harput'da Üç kol halinde hüküm sürmüş bir Türkmen
sülalesidir.
Artuk Bey önce Sultan Alp Arslan'ın hizmetinde
bulunmuş ve Malazgirt savaşına da iştirak etmişti 1071 Anadolu'nun
Türklere açılmasında rol oynayan emirler arasında Artuk Bey de
bulunuyordu. Daha sonra Artuk Bey, Sultan Melikşah tarafından kendisine
ikta edilen Huvan'a çekildi. Ahsa ve Bahreyn Karmatilerini itaat altına
almak görevini başarıyla sonuçlandırdı.
Artuk Bey'in bir süre
sonra Sultan Melikşah'a küskünlüğü, Suriye Selçuklu Meliki Tutuş'un
hizmetine girmesine yol açtı. Tutuş da ona Kudüs ve havalisinin valisi
yaptı (1085-6). Artuk Bey 1091 yılında bu şehirde öldü. Ancak oğulları
Sökmen ve İlgazi Kudüs'ü muhafaza edemediler. Emiru'l-cüyuş Efdal
kumandasındaki bir Fatımi ordusu kırk günlük bir kuşatmadan sonra şehri
aldı (1098).
Mu'in ed-Din Sökmen, Ceziret-i İbn Ömer sahibi
Çökürmüş tarafından kuşatılan Musul hakim Musa'nın yardımına koştu ve
bu hizmetine karşılık 10.000 dinar ve Hısn Keyfa kalesini aldı. Böylece
Sökmen, Artukluların "Hısn Keyfa ve Sökmeniyye" denilen ilk şubesini
kurmuş oldu (1102).
Eyyubi hükümdarı Melik Kamil önce Amid'i
sonra da Hısn Keyfa'yı zabt ederek Artukluların Hısn Keyfa kolunu
ortadan kaldırmıştı (1231-2). Necmeddin İlgazi Nisan 1105'de Bağdad
şahneliğinden azledildikten sonra Mardin'e gelerek bu şehre hakim olmuş
ve burada Artukluların "Mardin veya İlgaziyye" denilen şubesini
kurmuştur (1108).
İlgazi yavaş yavaş bu bölgedeki Selçuklu
topraklarına hakim oldu, 1117'de Haleb'i ele geçirdi. Beraberinde
Bitlis ve Erzen hakimi Togan Arslan'ın bulunduğu 20.000 kişilik ordu
ile harekete geçerek Tell Afrin savaşında Antakya persi Roger'in
kumandası altındaki Haçlılara karşı büyük bir zafer kazandı (1119).
Bunu Tell Danis'de Kral II. Baudouin'e karşı kazanılan takip etti.
Selçuklu
sultanı Mahmud ise İlgazi'ye Meyyafarıkin şehrini ikta etmişti (1121).
Daha sonra Mardin Artukluları bazan Eyyubilere bazan da Tükriye
Selçuklularına tabi olarak varlığını sürdürdü. Kara Arslan el-Muzaffer
(1260-1292) ise, Moğolların hakimiyetini kabul ederek barış yaptı. O bu
sayede hanedanın devamını sağladığı gibi Mardin şehrini de bir
felaketten kurtarmıştı. Bu kolun son hükümdarı Melik el-Salih Mardin'i
müdüfaa edemeyeceğini anlayınca bu şehri Karakoyunluların reisi Kara
Yusuf'a teslim etti (1409). Bu suretle Artuklular Devleti sona erdi.
Artukluların
üçüncü kolu 1185 yılında Harput ve havalisinde kurulmuşsa da fazla uzun
ömürlü olmamıştı.Sultan I. Ala ed-Din Keykubad 1234 yılında Harput'u
zabtederek, Artukluların bu koluna son vermişti.Artuklular büyük
Türkmen kitlelerine dayanan bir Türk devleti idi. Bu sebepten milli
teşkilat ve ananelerini muhafaza etmişlerdi.
Alp, İnanç, Kutlug
gibi eski Türkçe unvanları kullanmakla da bu ananelerini koruduklarını
göstermişlerdir. Artuklular devlet anlayışında eski Türk hukukuna göre
devletin hanedanın ortak malı olduğu görüşün de uyguladılar. İlgazi ve
Belek gibi kudretli şahsiyetlerin mevcudiyeti Artuklu Devleti'nin
siyasi birliğini sağlayabilmiş, aksi takdirde ayrı beylikler halinde
hükün sürmüşlerdir.
Artuklu hükümdarları gerek Müslüman ve
gerekse hristiyan halka adaletle hizmet etmişler, idareleri altındaki
ülkelerde düzen ve emniyeti sağlamışlardı. Ayrıca ticari ve iktisadi
hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldular. Bu maksatla bazı
şehirlerdeki ticari vergileri kaldırmışlardır. Bu iktisadi gelişme
mimari eserlerden de anlaşılmaktadır.
Artuklular, bir kısmı
bugüne kadar mevcudiyetlerini koruyan, birçok mimari eserler sözgelişi;
külliyeler, camiler, medreseler, hamamlar, köprüler, sivil ve askeri
yapılar yapmışlardır. Onların devrinde mimaride görülen gelişme sebiyle
bugün güneydoğu Anadolu bölgesinde her önemli eser Artuklulara
bağlanmak istenmektedir.
Artuklu ülkesindeki Meyyafarıkin, Amid
ve Mardin gibi şehirler birer ilim ve kültür merkezi haline gelmişti.
Bu hanedana mensup hükümdarlar ilim ve sanat adamlarını himaye
etmişler, bunun neticesinde de onlar adına bazı eserler yazılmıştır.
|