|
|
 |
 |
Okunma |
|
67 |
T. C. YARGITAY Ceza Genel Kurulu
E. 1984/9 - 408
K. 1985/149
T. 18.4.1985
ESKİ ESERLER YASASINA AYKIRI DAVRANIŞ
ÖZET
: Definenin [gömünün] kesin yerini saptamaya çalışan sanıkların eylemi,
uygulama aşamasına varmayan hazırlık hareketi derecesinde kaldığın-
dan, definenin yerini saptamış olsalar bile, ileride neye yönelik
girişimde bulu- nacakları belli olmadığından, olayda define arama
suçunun unsurları oluşmaz.
(1710 s. EEK. m. 46, 52)
(743 s. MK. m. 696)
Ruhsatsız sondaj ve kazı yapmak suçlarından sanıklar Şazi Lâtif,
Selahattin'in hükümlülüklerine dair, (Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi)'
nden verilen 23.2.1983 gün ve 99-32 sayılı hüküm, sanıkların temyizleri
üzerine, Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi'nce incelenerek bozulup yerine
geri çevrilmiştir.
İlk hükümde direnmeye ilişkin aynı
mahkemeden verilen 29.12.1983 gün ve 226-307 sayılı son hükmün
Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından süresinde verilen dilekçe
ile istenilmiş, koşuluda yerine getirilmiş, olduğundan dosya C.
Başsavcılığı'nın hükmün bozulması istemini bildiren 24.7.1984 gün ve
9-1233 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza
Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü : İzinsiz sondaj ve
kazı yapmaktan sanıklar Şazi, Kemal, Lâtif, ve Selâhattin'in 1710
sayılı Yasa'nın 46, 52 ve TCK. nun 59. maddeleri uyarınca
hükümlülüklerine suçta kullandıkları dedektörün ve elde edilen eski
paraların zoralımına ilişkin karar, Özel Dairece (define arama,
definenin içine gömüldüğü veya saklandığı yerden çıkarılması için
elverişli vasıtalarla birtakım icrai hareketlerde bulunmayı icap
ettirmesine, incelenen olayda sanıkların suç konusu yeri gizli bir
maddenin izlerini tespite yarayan dedektör ile kontrol ettikleri; ancak
herhangi bir ize rastlamadıkları anlaşılmış olup, rastlasalar bile
ileride neye tevessül edecekleri belli olmadığına göre hareketlerinin
define arama yönünden icrai hareketleri sayılamayacağı düşünülmeden
yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırıdır) biçimindeki
gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkeme ise : a - Tanıklar,
sanıkların savunmalarına uygun olarak olay gecesi saat 20.00 sularında
köyce eski mezar olarak bilinen yerde ışık yandığını gördüklerini ve
durumu muhtara haber verdiklerini muhtarın gelerek sanıkları elindeki
maden arama makinesi ile birlikte yakaladığını söylemekte ve sanıklarda
maden ve para aradıklarını açıkça ikrar etmektedirler. Maddi olay
konusunda ifadeler arasında çelişki yoktur köyce eski mezar denilen bir
yerin eski eser niteliğinde bulunduğu bilinmektedir ki sanıklar gece
karanlıkta gelip ışık yakarak bu yerde arama yapmışlar, tanık olan
köylüler de onların bu davranışından kuşkulanarak durumu muhtara haber
vermişlerdir, ayrıca ek-58'deki belge bu yerin sit alanı içinde
olduğunu ve korumaya alındığını açıkça belirtmiştir.
b - Maddi
olay yukarıda yeniden vurgulandığı gibi ortaya konulduktan sonra
mahkememizle yüksek Dokuzuncu Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın
tartışmasına gelelim. Yüksek mahkeme define arama: "definenin içine
gömüldüğü veya saklanıldığı yerden çıkarılması için elverişli
vasıtalarla bir takım icrai hareketlerde bulunmayı icap ettirmesine..."
diyerek icrai hareketleri böylece sınırlamıştır.
Ek - 52 ve
53'deki emanet eşyası göstermektedir ki sanıklar eski paraları da bu
kazı esnasında bulmuşlardır. Yani Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi'nin
belirlediği eylem bile burada gerçekleşmiş, sanıklar kazıyı yaparak
eski paraları ortaya çıkarmışlardır. Kaldı ki kurulumuz define arama
suçunda icrai hareketlerinin yüksek direnin belirlediği şekilde olduğu
görüşünde de değildir.1710 sayılı Yasanın 52. maddesi okunduğunda
izinsiz define araştıranlar demiş 51. madde de bunu tamamlayan ve
açıklık getiren "ruhsatsız sondaj ve kazı yapanları, eski eser
kaçakçılığı yapan..." diyerek ayrıca bir kural getirmiş ve kazı
yapanlar için (izinsiz) daha ağır ve ayrıca ceza getirmiş ve eski eser
kaçakçılığı yapanlara da aynı ağır cezayı uygulamıştır. Mahkememiz
burada sanıklar için daha ağır ceza belirlemesi gerekirken bir kez
yanılgıya düşmüş ve 52. maddeyi uygulamıştır, Temyiz edenlerin sıfatı
ve önceki kazanılmış hakları göz önüne alınarak bu konuda her hangi bir
değişiklik yapılmamıştır.
Kanunun 52. maddeden kanımızca
anlaşılan şudur : İzin almadan define aramak cezalandırılmıştır. Bunun
maddi eylemi dedektörle aramayla başlayıp bulup çıkarmaya kadar sürer
ve suça kalkışmada kanımızca mümkün görülmemektedir. İşte bütün bu
nedenlerle mahkememizin önceki kararı yasaya uygun görülmüştür)
biçimindeki gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
TMK. nun
696. maddesine göre "keşiflerinden çok zaman evvel gömülmüş veya
saklanmış olduğu ve artık maliki bulunmadığı muhakkak görülen kıymetli
şeyler define addolunur. Bu itibarla define arama; definenin içine
gömüldüğü veya saklandığı yerden çıkarılması için elverişli vasıtalarla
bir takım icrai hareketlerde bulunmayı gerektirmektedir.
Olayda, sanıkların suç konusu yeri gizli bir maddenin izlerini tespite
yarayan dedektör ile kontrol ettikleri ancak herhangi bir ize
rastlamadıkları saptanmıştır. Dedektör ile yapılan kontrolün icrai
hareket olarak kabulüne imkân görülmemiştir. Şöyle ki; olay tarihinde
yürürlükteki 1710 sayılı Kanun hükümleri gereğince hazırlanan ve
14.9.1973 gün ve 14655 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin
3, 4 ve 5. maddeleri define aramak isteyenlerin bu yoldaki başvurma
usullerini belirtmiş ve define aranacak yerin bulunduğu mevkiin
bildirilmesi, 1/500 ölçeğinde kroki ve fotoğraflarının eklenmesi ve
bunlar üzerinde define aranacak ve kazılacak sahanın 100 m2'yi geçmemek
üzere işaretlenmesi zorunluluğunu da getirmiştir. O halde define aramak
isteyenler için ilk koşul define bulunduğu sanılan yerin sağlıklı,
kesin yerini tespit etmektir. Arama işlemi bu tespitten sonra
başlayacak, gömülen veya saklanan kıymetli şeylerin bu yerlerden
çıkarılması için elverişli vasıtalarla icrai hareketlere
girişilecektir. Belirtilen nedenlerle sanıkların sabit olan eylemleri,
var olduğu zan ve tahmin edilen definenin kesin yerini tespit etmeğe
çalışmaktan ibaret, icrai hareket aşamasına varmayan hazırlık hareketi
derecesinde kaldığından ve bu suretle bir definenin yeri tespit edilse
dahi ileride neye tevessül edileceği de belli olmadığından olayda
define arama suçunun unsurları oluşmamıştır.
Bu itibarla sanıklar vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç
: Açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki istem gibi direnme hükmünün
(BOZULMASINA), depo paralarının geri verilmesine, 18.4.1985 gününde
2/3'ü geçen çoğunlukla karar verildi
|