|
|
 |
 |
Okunma |
|
43 |
Altın ve gümüş ilk işlenen madenlerdir ve en eski uygarlıklarda bile
güç, zenginlik simgesi olarak değerli sayılmışlardır. Doğada saf halde
bulunan altın,İ.0. 3000 yıldan önce süs eşyası yapımında
kullanılmıştır; doğada başka maddelerle karışık bulunan gümüşün
işlenmesiyse, ancak Tunç devrinde, gümüşü ayrıştıracak teknikler
geliştirilince gerçekleştirilebilmiştir. Altın ve gümüş
işçiliği, kuyumculuk, heykelcilik, minecilikle birlikte gelişti. Altın
ve gümüş önceleri çekiçle dövülerek işlendiler; sonra kabartma, oyma
gibi süsleme teknikleri geliştirildi (altın işçiliğinin kakma, dövme,
oyma yöntemleri, değişmeden günümüze gelmiştir).
En eski
altın eşyalar İ.Ö. 3000'den kalma Mısır mücevherleridir; ancak kazılar,
özellikle Irak'taki söz konusu tarihten yalnızca 500 yıl sonradan kalma
daha karmaşık işler, Sümerlerin ilk altın işçileri olduğunu
düşündürmektedir. Sümer uygarlığının etkileri Asya'nın batısı boyunca
yayılmış ve Akdeniz'e doğru uzanmıştır. Eskiçağ kenti Truva
dolaylarında arkeolog Heinrich Schlemann (1822-90), İ.Ö. 2500-2300'den
kalma çok sayıda altın mücevher bulunmuştur. Orta Mısır Krallığı
döneminde, metal işçilerinin son derece ustalaştıkları, her türlü
süsleme tekniğini (kakma, ajur, telkari) kullandıkları bilinmektedir.
Tutanka-mon'un mezarında, pek çok altın süs eşyası bulunmuştur.
İ.Ö. 2000'de çok üstün teknikleri, özellikle Asya tarzı işler üreten Girit'teki altın işçilerinin bildikleri anlaşılmıştır.
Oysa
aynı dönemde İngiltere'deki adalarda bakır ve altın, çok ilkel
tekniklerle işleniyordu. Hilal biçiminde "lunulae" denilen kolyeler
İ.Ö. 1800-1500 yıllarında İrlanda'da yapılıyordu. Aynı dönemden
Galler'de bulunan altın takılar, günümüzde Londra'da British
Museum'dadır. İ.Ö. 850-700 arasında Girit uygarlığını izleyen
dönemde Yunanistan, Anadolu ve Fenike'de altın işçiliği gelişmiştir.
Helenistik dönemden altın takılar da oldukça yüksek niteliklidir. Daha
sonra Etrüsk ve Roma'daki altın işleme yöntemleri bunların uzantısı
olmuştur.
|