|
|
|
1 nci Dünya Savaşı ve Osmanlı |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
70 |
Dünyanın büyük devletlerinin Avrupa’da, Ortadoğu’da, Afrika’da ve
Uzakdoğu’da geniş bir alanda ve açık denizlerde, o zamana kadar
görülmemiş büyüklükte ve uzun süreli savaşına I. Dünya Savaşı
denilmektedir. I. Dünya Savaşına yol açan sebepler şunlardır:1-Ekonomik Rekabet ve Sömürgecilik:Sömürge
edinme ve dış yatırımlarla gelişen ekonomik rekabet, savaşın en önemli
sebeplerinden biridir. Sömürgecilik anlayışı, Rönesans’tan sonra Sanayi
İnkılabı ile önem kazanmış, ham madde ve Pazar arayışı gelişmemiş, ham
madde kaynakları zengin ülkelerin sömürge olarak kullanılması arzusunu
kamçılamıştır. Öncülüğünü İngiltere’nin yaptığı sömürgecilikte
İngiltere’yi Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Rusya gibi ülkeler
izlemiştir. Sömürgecilik kervanına ABD’nin de katılmasıyla sömürgecilik
anlayışı Pasifik Okyanusuna da egemen olmuştur. Bunun yanı sıra büyük
devletlerin çeşitli ülkelerde maden, demiryolu, deniz işletmeleri vb
dış yatırımları da vardır. 2-Avrupa’da Alman-Fransız; Balkanlar’da Rus-Avusturya Rekabeti:Avrupa’daki
Alman-Fransız anlaşmazlığı savaşın diğer bir nedenini oluşturmaktadır.
Alman milli birliğinin kurulması aşamasında Almanlar Fransızları
yenmişler ve yer altı kaynakları açısından zengin Alsace-Lorraine’i
Fransa’dan almışlardır. Bu tarihten itibaren Fransızlar bunu milli bir
mesele haline getirmişlerdir.Diğer yandan Balkanlar’da da Rusya
ile Avusturya arasında çekişme vardır. Akdeniz’e açılmak isteyen Rusya,
Panislavizm politikasıyla Balkanları nüfuzu altına almak istemektedir.
Aynı şekilde Avusturya’da Balkanlar’da hakimiyet kurmak istemektedir.
Çıkar çatışması bu iki devlet arasında şiddetli rekabete yol açmaktadır.3-Milliyetçilik:1789
Fr. İnkılabı ile ortaya çıkan milliyetçilik fikri, milli devletler
kurma düşüncesini geliştirmiş, bu anlayış daha sonra da Avrupa
milletlerinin benimsediği kendi milletini üstün görme politikasının
kaynağı olmuştur. Panislavizm, Pan-Germenizm gibi milliyetçi akımların
ortaya çıkması bu anlayışın ürünüdür. 1-Osmanlı Topraklarının Paylaşılması İsteği:Osmanlı
toprakları üzerindeki nüfuz mücadelesi ve ileride “Hasta Adam” ın
mirasının ne şekilde paylaşılacağı meselesi, I. Dünya Savaşına yol açan
bir diğer önemli nedendir. XIX. Yüzyıl başlarındaki Rus, İngiliz,
Fransız rekabetine, yüzyılın sonlarında Almanya’nın da katılması bu
rekabeti hızlandırmıştır. 2-Hızlı Silahlanma-Militarizm: Milli
birliğini oluşturan Almanya kısa sürede sanayileşmiş ve sanayisinin bir
kısmını savaş sanayiine yöneltmiştir. Alman Krupp fabrikalarında büyük
toplar, diğer ülkelerini yaptıklarından farklı silahlar yapılırken,
tersanelerinde denizaltılar ve savaş gemileri yapılmakta idi.
Almanya’nın bu davranışı, diğer Avrupa devletlerini de silahlanma
yarışına yöneltmiştir. Bu da militarizmin güçlenmesine ve yönetenlerin
yönettikleri halkı savaşa özendirmelerinde etkili olmuştur.3-Bloklaşma: Almanya
milli birliğini kurduktan sonra, dış politikada farklı bir yol
izlemiştir. Alman milli birliğinin kurucusu Bismarc, Almanya’yı
Avrupa’nın karada en güçlü devleti haline getirmek arzusundadır.
Bismarc’in bu arzusunu gerçekleştirmesini engelleyecek tek güç
Fransa’dır. Çünkü Alman milli birliği kurulurken Fransızlar, Almanlara
yenilmişlerdir.Bismarc, Fransa’nın en kısa sürede kendisini
toparlayacağı ve Almanya’dan bu yenilginin intikamını almaya çalışacağı
inancındadır. İşte bu inanç Almanya’yı güçlü devletle Fransa’ya karşı
Almanya’nın yanına çekme arayışına yöneltmiştir. Böylece dünya
devletleri arasında ilk kez gruplaşma hareketi başlatılmıştır.
1860-1890 yılları arasında yapılan antlaşmalarla Almanya, Ç.Rusya’sı,
Avusturya-Macaristan’ı yanına almıştır. Bu birliğe “Üçlü İttifak” adı
verilmiştir. İtalya da daha sonrada Üçlü İttifaka katılmıştır. 1890’a
kadar Üçlü İttifak da her hangi bir çözülme yaşanmamıştır. 1890’da
Almanya’da bir taht değişikliği yaşanmış yeni imparatorla Başbakan
Bismarc arasında dış politikada ciddi görüş ayrılıkları yaşanmaya
başlamış, bu yüzden de Bismarc başbakanlıktan istifa etmiştir. II.
Wilhelm döneminde Almanya, Ç.Rusya’sının kendi yanında yer almasını
gereksiz görmüş ve 1890’da Ç.Rusya’sı ile süresi dolan ve yenilenmesi
gereken antlaşma yapılmayarak, Rusya devletlerarası alanda Almanya’nın
karşısına itilmiştir.Bu durum Rusya’yı 1894’de Fransa ile
anlaşmaya yöneltmiştir. Bu birlikteliğe İngiltere’nin de katılmasıyla
Üçlü İttifaka karşı “Üçlü İtilaf” bloğu oluşturulmuştur. Zamanla
bloklar arasındaki ekonomik rekabet, silahlanma yarışı gerginlik
yaratmış, bu gerginlik de I. Dünya Savaşının çıkışında etkin rol
oynamıştır.I. Dünya Savaşı’nın Başlaması-GelişmesiOsmanlı Devleti’nin Savaşa GirmesiOsmanlı
Devleti birkaç asır süren Gerileme Döneminde, özellikle de son yıllarda
devletler arası alanda yalnızlığa itilmiştir. Büyük devletler açısından
bir güç olarak görülmemektedir. Buda Osmanlı Devleti’ni, dünyada
gruplaşmalar hızla sürerken, ittifak yapabileceği bir ülke bulabilme
sıkıntısına sokmuştur. Üçlü İtilaf grubu, Osmanlı Devleti ile ittifak
yapmaya sıcak bakmamakta, Osmanlı Devleti’nin ittifak yapmak zorunda
bırakıldığı Üçlü İttifak grubuna dahil olmak ise Osmanlı Devletine
sıcak gelmemektedir. Osmanlı Devleti’nin Üçlü İtilaf devletlerine ayrı
ayrı yaptığı ittifak tekliflerini reddedilmesi, Osmanlı Devletini
yalnız kalmamak için Almanya’nın dahil olduğu Üçlü İttifak ile
anlaşmaya mecbur etmiştir. Artık Avrupa’da bu gerginliği
savaşa dönüştürecek bir kıvılcım beklenmektedir. Avusturya-Macaristan
veliahdının Saraybosna’yı ziyareti sırasında bir Sırplı tarafından
öldürülmesi ile beklenen bu kıvılcım çıkmıştır. Bu olayın intikamını
almak için Sırbistan’a savaş açmaya karar veren Avusturya-Macaristan,
müttefiki Almanya tarafından cesaretlendirilmiştir. Böylece I. Dünya
Savaşı Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasında başlamıştır.
Rusya’nın Sırbistan’ı yalnız bırakmamak amacıyla savaşa katılması,
Almanya’nın da Avusturya-Macaristan’ın yanında savaşa girmesini
kaçınılmaz kılmıştır.Almanya savaşa katıldığını dünyaya ilan
etmeden önce, 2 Ağustos 1914 gecesi İstanbul’da üst düzey İttihat ve
Terakki yöneticileriyle gizli bir ittifak görüşmesi yapmış ve bu
görüşme sonunda Osmanlı Devleti ile Almanya arasında gizli bir ittifak
anlaşması yapılmıştır. Bu ittifaka göre; Almanya’nın savaşta
Avusturya-Macaristan’ın yanında yer alması halinde Osmanlı Devleti de
Almanya’nın yanında yer alacaktır. Osmanlı topraklarına yönelik bir
saldırı halinde, Almanya Osmanlı Devleti’ni koruyacaktır. Bu ittifakla
bir anlamda Osmanlı Devleti’nin kendi ihtiyaç duyduğu anda yanında yer
alması imkanını elde eden Almanya’nın; 2/3 Ağustos 1914 gecesi I. Dünya
Savaşına katılmasıyla savaşın alanı genişlemiştir.Almanya
savaşa girmesi ile birlikte Alman Genel Kurmayının 1900’lerde
hazırladığı savaş planını uygulamaya koymuştur. Bu plana göre Almanya
savaşa girdiği andan itibaren bütün gücüyle Fransa üzerine yüklenecek
ve 6 haftalık süre zarfında Avusturya-Macaristan Rus kuvvetlerini
oyalayacaktır. 6 haftalık sürenin tamamlanması ile birlikte
Fransızların işini bitirmiş olan Almanlar, Avrupa topraklarından
geçerek Rusya üzerine yürüyecekler ve Avusturya kuvvetleri ile birlikte
Rusya’ya kesin darbeyi indireceklerdir.Almanya’nın savaşa
katılmasından sonra uygulamaya konan bu plan başarılı olamamış,
Almanlar Fransızları yenemedikleri gibi, Fransız topraklarında ağır
kayba uğramışlardır. Öte yandan Avusturya da, Rus kuvvetlerini
oyalamada yetersiz kalmıştır. Fransızları yenemeyen Almanların, Avrupa
topraklarını çiğnemeleri ve Belçika’ya saldırmaları, Belçika’nın yanı
sıra, İngiltere’nin de Almanya’ya karşı savaşa katılmasına yol
açmıştır. Kafkasya topraklarında Avusturya ile birlikte, Ruslara yok
edici darbeyi indiremeyen Almanların Avrupa’da uyguladıkları savaş
planları tümüyle başarısız olmuştur. Bu başarısızlık Almanları zinde
yeni kuvvetler bulmaya ve yeni cepheler açmaya yöneltmiştir. Almanların
bu amaçlan kullanabilecekleri hazırdaki kuvvet Türk kuvvetleri idi.
Osmanlı Devletini savaşın içine çekmek için bir mizansen gerekmekte
idi. Akdeniz de İngiliz gemileri ile çarpışan ve Türk Boğazlarına giren
iki Alman savaş gemisi Türkiye’yi savaşa sokacak bahane oldu. Osmanlı
devleti önce bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını duyurdu. Yavuz
ve Midilli adı verilen Alman mürettebatlı, Türk bayraklı bu gemiler,
Enver Paşanın bilgisi dahilinde Karadeniz’e çıkarılmışlardır. Amiral
Şusan komutasındaki bu gemilerden Rus kalelerine ateş açılması,
Rusya’nın bu olayı Osmanlı Devleti’nin kendisine savaş ilanı olarak
değerlendirip karşılık vermesi, Osmanlı Devletinin bir anda kendisini
savaşın içinde yer almaya mecbur etmiştir. Bütün bu gelişmeler
yaşanırken, Almanya’nın Avrupa’da savaşması, Uzakdoğu da yayılmacı bir
politika izleyen Japonya’nın işine yaramıştır. Almanya’ya 23 Ağustos
1914’de savaş ilan eden Japonya, Almanya’nın Uzakdoğu’daki
sömürgelerini ele geçirmiş ve Kasım 1914’de savaşı kendi açısından
sonuçlandırmıştır. I Dünya Savaşında Türk CepheleriOsmanlı
Devletinin savaşa katılmasıyla savaş alanı genişlemiştir. Bir çok
cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti’nin hareket planının
esasını, İttifak Devletleri’nin Avrupa da ki yükünü hafifletmek
oluşturmaktadır. Bu amaçla 3 aşamalı şu plan uygulanacaktır:Ruslara karşı; Orta Asya’daki ve Kafkasya’daki Müslümanların, halifenin ilan edeceği cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi.İngilizlere karşı; Habeşistan, Sudan, Trablusgarp’daki Müslümanların yine halifenin cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi. Boğazların Türk ve Alman kuvvetlerince ortak savunulması.Bu
planla; Kafkasya’da Ruslar, Suveyş’de İngilizler meşgul edilerek,
Almanya ve Avusturya’nın yükü hafifletilecek, İngiltere’nin Hindistan
ile olan deniz yolu bağlantısına engel olunacak ve güneyde ki zengin
petrollerden ittifak devletlerinin yararlanması sağlanacaktır. I. Dünya
Savaşında bu amaçla Türk Ordusu şu cephelerde savaşmıştır. 1-Çanakkale Cephesi: İngiliz
ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede gerçekleşen
muharebeler, Türkler açısından savaşın en önemli olayıdır. Çanakkale’de
bir cephe açılmasının sebebi, İtilaf devletleri açısından şöyledir:
Çanakkale boğazını geçmek, İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı devletini
savaş içinde çökertmek, sonrada müttefikleri Rusya’ya yardımda
bulunmaktır. İtilaf devletleri yetkililerinin düşüncesine göre; Osmanlı
Devletinin savaş dışı bırakılmasıyla Süveyş kanalı ve Hint Yolu
üzerindeki Osmanlı baskısı kalkacak, Balkan Devletleri’nin İttifak
Devletleri saffında yer almaları önlenecektir. Çanakkale
Savaşlarında Tümen Komutanı M. Kemal Düşmana ilerleme imkanı tanımamış,
düşmanın Çanakkale’den geçerek İstanbul’u işgal etmesine izin
vermemiştir. Emsalsiz bir zafer olarak tarihe geçen Çanakkale Savaşının
sonuçları şöyle sıralanabilir: A-) İnsan kaybı açısından dünya
tarihinde en yüksek kaybın savaşlardan biridir. Yaklaşık olarak 254.000
Türk, 250.000 yabancı olmak üzere toplam 504.000 insanın hayatına
malolmuştur. B-) Türk Ordusu’nun hesaba katılmayan savaş gücü, direnme azmi ve başarısı I. Dünya Savaşı’nın uzamasına neden olmuştur. C-) İstanbul ve Boğazlar mutlak bir istiladan kurtulmuşlardır. D-)
İngiltere ve Fransa boğazları geçip, Rusya’ya yardım ulaştıramadıkları
için Rusya’da sıkıntı artmış, bu da Bolşevik İhtilali’nin başarıya
ulaşmasına ve Rusya’nın savaştan çekilmesi Kars, Ardahan, Batum’un geri
alınması imkanını sağlamıştır. E-) Türk Milletine moral kazandırmıştır.F-)
Çanakkale’de yeni Türk Devleti’nin ilk temelleri atılmış, Milli
Mücadele hareketinin lideri M. Kemal’in büyük kabiliyeti ortaya
çıkmıştır. 2-Kafkas Cephesi: Bu cephede Ruslara karşı
savaşılmıştır. Enver Paşa komutasında ki 150.000 kişilik Türk ordusu,
Sarıkamış Taarruzunu başlatmış ancak taarruz ağır kış şartları yüzünden
100.000 kayıp verilerek, başarısızlıkla sonuçlandırılmıştır. Bu
başarısızlıktan yararlanan Rus birlikleri Erzurum, Muş, Bitlis, Trabzon
ve Erzincan’ı ele geçirmişlerdir. 1916 yazında Diyarbakır’da ki 16.
Kolorduya komutan olarak atanan M. Kemal, Rus birliklerinin Diyarbakır
yönündeki ilerleyişlerini durdurmuş, karşı taarruzla Muş ve Bitlis’i
geri almıştır. 1917 Bolşevik İhtilali ile Kafkas Cephesi’nde harekat
durmuştur. 3-Kanal CephesiMısır’da Osmanlı
hakimiyetini yeniden sağlamak ve Süveyş Kanalını ele geçirerek,
İngiltere’nin Hindistan yolunu kesmek amacıyla girişilen Kanal
Harekatı, 1915 yılı başından itibaren iki kol halinde ilerlemişlerdir.
Gerekli ulaşım imkanlarının sağlanamaması yüzünden harekat
başarısızlıkla sonuçlanmış, karşı taarruza geçen İngilizler, Türk
ordusunu geri çekilmeye mecbur etmişlerdir. 4-Filistin Cephesi: Kanal
Harekatının başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden, bu bölgedeki savaşın
ağırlık noktası Filistin ve Suriye’ye kaymıştır. Bu arada Mekke Emiri
Şerif Hüseyin ile anlaşan ve onlara Suriye, Irak ve Hicaz’ı içine alan,
müstakil bir Arap Devleti kurmaları vaadinde bulunan İngilizler, aynı
zamanda Siyonistlere de Filistin ‘de bir devlet kurmaları sözünü
vermiştir. Böylece İsrail Devleti’nin kurulması için gerekli zemin
hazırlanarak, Filistin Meselesi olarak bilinen olayların tohumları
saçılmıştır.1917’de İngilizlerle Kudüs’ü ele geçirmişler,
1918’de M. Kemal ‘ in komuta ettiği 7.Ordu mevzilerini başarıyla
savunmuştur. 8. Orduya bozan İngilizler, M. Kemal Paşa’ nın ordusunu da
yok etmek istediler. Bunu anlayan M. Kemal İngilizlere karşı başarılı
savaşlar vererek, ordusunu imhadan kurtarmıştır.5. Irak Cephesi:1914’te
Basra’ya asker çıkaran İngilizler, Abadan petrollerini korumak ve
kuzeye doğru ilerleyerek, Ruslarla birleşip Anadolu’yu çember içine
almak düşüncesindedirler. Ayrıca; Türk kuvvetlerinin İran’a girmesini
ve Hindistan’ı tehdit etmesini önlemeyi de düşünmüşlerdir.
Kütulamara’ya ve oradan da kuzeye ilerleyen İngilizler, 1915 sonlarında
kuvvetlerin büyük bölümünü kaybederek, geri çekilmişlerdir. İngilizler
karşısında elde edilen bu başarılar uzun sürmemiş,yeniden Basra’ya
kuvvet çıkaran İngilizler, 1917‘de Bağdat’a girmişlerdir. 1918’de
Kerkük’ü ele geçiren İngilizler, Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada
Musul yakınlarına kadar gelmiş bulunmaktadırlar.6.Galiçya ve Makedonya Cephesi:Türk
kuvvetleri ve müttefiklere yardım amacıyla Osmanlı sınırları dışındaki
Galiçya ve Makedonya’da savaşmışlardır. Galiçya cephesinde
Alman-Avusturya kuvvetlerine yardım eden Türk kuvvetleri Romanya
kuvvetlerini yenmişlerdir. Makedonya’da da Türk askerleri Bulgar
kuvvetlerine yardımcı olmuşlardır.I. Dünya Savaşı Yıllarında Yapılan Gizli AntlaşmalarTürklerin
I.Dünya Savaşında İtilaf Devletlerine karşı cephe alması, öteden beri
İtilaf Devletleri tarafından düşünülen, Osmanlı topraklarının
paylaşılması projesini hem kolaylaştırmış, hem de hızlandırmıştır.
1915-1917 yılları arasında yapılan gizli antlaşmalar zinciri ile
Osmanlı toprakları, İtilaf Devletleri arasında şu şekilde
paylaşmışlardır.1.İstanbul Antlaşması:Ruslar, İngiliz
ve Fransız donanmalarının Çanakkale Savaşına giriştikleri sırada bu
devletleri sıkıştırarak, Boğazlar ve İstanbul ile ilgili bazı
isteklerde bulunmuşlardır. 1915 baharında yapılan görüşmeler sonunda
İngiliz ve Fransızlar, İstanbul ve boğazları Ruslara vermeyi kabul
etmişlerdir. Ayrıca Trakya’da Midye’den Enez’e çekilen bir hattın
doğusunda kalan arazi ile Sakarya ağzından başlayarak Gemlik körfezine
inen bir hattın batısında kalan bir toprak parçası da Ruslara
veriliyordu. Rusya’ya verilecek topraklar arasında Gökçeada ve Bozcaada
da vardı. Buna karşılık Ruslarda İngiltere ve Fransa’nın Anadolu ve
orta doğudaki Osmanlı toprakları ile İskenderun körfezi ve Toroslara
kadar Çukurova üzerindeki haklarını tanımayı kabulleniyorlardı.2.Londra Antlaşması:1915
‘de Londra da İngiliz ve Fransız ve İtalyanlarla arasında yapılmıştır.
Bu antlaşma ile zaten İtalya’nın elinde bulunan 12 adada İtalya tam
hakimiyet kazanıyordu. İngiltere,Fransa ve Rusya’nın Osmanlı
Devleti’nin Asya’daki topraklarını paylaşmasına karşılık İtalya’ya da
Antalya bölgesinde buna eşdeğer bir pay verilmesini kabul ediyordu.3.Sykes-Picot Antlaşması:Bu
antlaşma ile ilgili görüşmeler İtalya’nın savaşa katılmasından önce
başlamış, ancak; İtalya savaşa katıldıktan sonra sonuçlanmıştır. Bu
antlaşma ile Aladağ, Kayseri, Akdağ, Yıldızdağ, Zara,Eğin ,Harput ile
sınırlanan arazi ile Kilikya, Suriye, ve Musul Fransa’ya bırakılıyordu.
Hayfa, Akka limanları ile Irak ve Fransızlara verilen arazinin güneyi
de İngiltere’ye kalıyordu.4.St.Jean de Maurienne Antlaşması:Rusya’nın
1917 Bolşevik İhtilali sonucu savaştan çekilmesi üzerine İngiltere ve
Fransa İtalya ya daha fazla önem vermeye başlamışlardır. İtalya ile
yapılan St.Jean de Maurienne Antlaşması ile İtalya ya Sykes-Picot
Antlaşmasını tanıması kaydıyla İzmir ve Konya ya kadar olan bölge
veriliyordu. Ancak uygulama da bu antlaşmaya bağlı kalınmamış, İzmir’e
İtalyanlar yerine Yunanlıların çıkarılması kararı verilmiştir.A.B.D ’nin I. Dünya Savaşına Katılması1917
Nisanından itibaren Rusya’nın savaşı terk etmesi ile İtilaf kanadında
ortaya çıkan boşluğu, savaşa katılan A.B.D doldurmuştur. A.B.D’nin
savaşa katılması, Almanya’nın 1915’den itibaren başlatmış olduğu
denizaltı savaşlarının bir sonucudur. İngiltere savaşın başından
itibaren donanması ile Almanya’yı abluka altına alarak Almanya’nın
ticari gücünü kırmaya çalışmıştır.Almanya da, İngiltere’nin bu
ablukasını kırmak için geniş çaplı bir denizaltı savaşı başlatmıştır.
1915 Mayısında iki İngiliz yolcu gemisi (Lusitania ve Arabic) Alman
denizaltları tarafından batırılmış ve birçok Amerikalı yolcuda bu
olaylarda hayatını kaybetmiştir. Bu olaylar Amerikan-Alman ilişkilerini
gerginleştirmiş ise de, Almanya’nın geri adım atması, bir daha bu tür
olaylar olmayacağına dahi teminat vermesi üzerine ABD daha ileri
gitmemiştir. Buna rağmen 1916’da bu kez de bir Fransız yolcu gemisinin
Alman denizaltlılarınca batırılması ve bu olayda da bazı Amerikan
vatandaşlarının ölmesi üzerine, iki devlet arasındaki ilişkilere
yeniden gerginlik kazandırmıştır.Almanya denizaltı savaşlarını
sürdürürken, diğer taraftan da İtilaf güçlerine yardım eden Amerika’ya
karşı, özellikle Lâtin Amerika ülkelerinde Amerikan aleyhtarı
faaliyetlere girişmişlerdir. 1917 de Almanya, Amerika ile arası bozuk
olan Meksika’dan faydalanma yoluna gitmiştir.Amerika, Almanya
‘ya karşı savaşı başlattığı taktirde Meksika Almanya’nı yanında yer
alacak, Almanya Meksika’ya ekonomik yardım yapacak ve ayrıca Amerikan
topraklarından olan Teksas, Yeni Meksika ve Arizona eyaletlerini
Meksika’ya verecektir. Buna karşılık Meksika, Japonya ile Almanya
arsında aracılık yaparak Amerika ya karşı bir Japon Alman Meksika
ittifakını kurulmasını sağlayacaktır.Bu olayı Amerikanın dış
politikasının esaslarını çizen Monröe Doktrinine aykırı bulan
Amerika’nın artık sessizce kalabilmesi imkansızdır.1917 de iki amerikan
ticaret gemisinin alman denizatlılarınca batırılması bardağı taşıran
son damla olmuş ve 2 nisan 1917 de ABD Almanya ya karşı olarak 1. Dünya
savaşına katılmıştır. A.B.D. ‘nin üstün teknolojisi ile ve zinde
kuvvetleri ile yorgun İtilaf Devletleri’nin yer alması İtilaf
Devletleri’nin savaşı kazanma şansını artırmıştır.Savaşın
taraflara çok ağır gelmeye başladığı sırada, herkesin barışa özlem
duyduğu bir atmosferi oluşturmayı ABD başkanı Wilson düşünmüş ve 14
maddelik Wilson Prensiplerini açıklamıştır.Wilson İlkelerine
göre; Avrupa’da milliyetler arası tutularak, siyasi harita bu esasa
göre düzenlenecektir. İşgal edilen yerler hemen boşlatılacak, küçük
devletlerin bağımsızlıkları büyük devletlerin teminatı ile
sağlanacaktır. Osmanlı Devleti’nin Türklerle mesken kısımlarında Türk
hakimiyeti sağlanacaktır. Ancak; Türk olmayan milletlere muhtar gelişme
imkanı sağlanacaktır. Çanakkale Boğazı devamlı olarak bütün milletlerin
gemilerine açık tutulacak ve bu durum uluslar arası garanti altına
alınacaktır.Dünya Savaşını Sona Erdiren AntlaşmalarRusya’nın
Bolşevik İhtilâli üzerine savaştan çekilmesiyle Rusya, Brest-Litovsk
Antlaşması ile savaşı sona erdirmiştir. Rusya bu antlaşma ile tüm Doğu
Anadolu’dan çekiliyor; Kars, Ardahan ve Batum’u Osmanlı devletine geri
veriyordu.Romanya, Bükreş Antlaşması ile savaşa son vermiştir.
Bulgaristan ile Neuilly Antlaşması yapılmıştır. Avusturya Saint-German
Antlaşmasını, Macaristan ise Trianon Antlaşmasını imzalayarak, I Dünya
Savaşına son vermiştir.Almanya ile Versailles Antlaşması
yapılmıştır. Osmanlı Devleti ile Mondros Mütarekesi imzalanmıştır.
Mondros Mütarekesinin imzalanmasında Wilson Prensiplerinin Osmanlı
Devletini ilgilendiren 12. Maddesi etkili olmuştur. Antlaşması önemli
bazı maddeleri şunlardır.1) Boğazlar açılacak, bu bölgelerdeki istihkamlar müttefikler tarafından işgal edilecek.2)
Anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum halinde,
herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir. (7.Madde)3)
Ermenilere bırakılması düşünülen Doğu Anadolu’daki altı ilde (Erzurum,
Van, Diyarbakır, Bitlis, Sivas, Harput) karışıklık çıktığı taktirde,
Antlaşma Devletleri bu bölgeleri de işgal edebileceklerdir.4) Tüm haberleşme istasyonları Anlaşma Devletlerince denetim altında tutulacaktır.5)
Sınırların denetlenmesi ve iç düzenin korunması için gerekli olacak
birlikler dışında, Osmanlı ordusu terhis edilecek, bütün savaş gemileri
ordunun araç, gereç ve cephanesine el konacaktır.6) Tüm liman ve tersanelerden Anlaşma Devletleri yararlanabileceklerdir.Bu
maddelerden de anlaşılacağı üzere Mondros Mütarekesi tam bir teslimiyet
belgesidir. Bu müzakere ile İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını
istila etmesi kolaylaşmıştır.1.Dünya Savaşı’nın Sonuçlarıa) Siyasi Sonuçları:Dünya
haritası değişmiştir. Avusturya-Macaristan imparatorluğu parçalanmış,
Çarlık Rusya’sı ve Osmanlı Devleti yıkılmıştır. Osmanlı toprakları
üzerinde yeni devletler ortaya çıkmıştır.Yeni rejimler doğmuştur.
Çarlığın yıkılması üzerine Rusya’da ilk kez sosyalist sistem
uygulanmıştır. Anadolu’da M. Kemal’in önderliğinde Milli Mücadele
hareketi başlatılarak, Yeni Türk Devleti’nin temelleri atılmış ve
Cumhuriyet idaresine geçiş süreci başlatılmıştır.b) Ekonomik Sonuçları:Avrupa,
savaş öncesindeki ekonomik gücünü yitirmiş, bu güç A.B.D. ve Japonya’ya
geçmiştir. Avrupa’da ekonomi de devlet müdahalesi dönemi başlamıştır.
Avrupa Devletleri savaş sonrasında planlı kalkınma dönemi başlamıştır.
Avrupa’da savaş sonrasında yüksek enflasyon yaşanmıştır. Osmanlı
devleti ise savaş sonrasında ekonomik açıdan tam olarak çökmüştür. Bu
da Osmanlı Devleti’nin sonunu getirmiştir.c) Toplumsal Sonuçları10
milyon insanın ölümüne 20 milyon insanın yaralanmasına ve sakat
kalmasına yol açmıştır. Özellikle Avrupa’da üretici genç nüfusun
azalmasına, tüketici nüfusun çoğalmasına, dolayısıyla da ekonominin alt
üst olmasına neden olmuştur. Pek çok Batılı ülke savaş sırasında
cepheye giden askerlerinin üretimde ortaya çıkardığı boşluğu dolduran
ve ekonomik özgürlüklerini kazanan kadınlarına siyasi haklarını tanımak
zorunda kalmıştırOsmanlı Devleti'nin askeri mızıkası. Kısaca mehter denen mehterhane
veya mehter takımı Osmanlı Devleti'nin askerî mızıka kuruluşudur.
Padişaha özgü olanına «Mehterhanei Hümayun» veya «Mehterhanei Hakanî»
denirdi. Ortaçağ'da, Îslâm devletlerinde bağımsızlığın üç maddî
simgesinden biri de askerî mızıka takımı idi. Bunların üçüne birden
«sikke vü tabl-u alem» denirdi. Sikke, madenî para, tabi, davul, alem
de sancak veya bayrak anlamına gelir, Îslâm devletlerinin hepsinde
sultanların, hattâ bir ilde valilik yapan şehzade ve emirlerin mehter
takımları vardı. Kuruluş olarak Mehter Osmanlılara... Devamı »»»Preveze Deniz Savaşı « Osmanlı TarihiTürk
tarihinin en büyük deniz savaşı (1538). Kanunî Sultan Süleyman
zamanında, Mohaç Zaferi'nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz
Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını
kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç'ta bütün birleşik Avrupa
ordularını yendiği gibi, Türk donanması da birleşik Avrupa donanmasını
Preveze'de yenilgiye uğratmıştır. SAVAŞ HAZIRLIĞI Akdeniz'in bir Türk
gölü haline gelmesi Avrupa devletlerini telâşa düşürmüştü. Karl V çok
büyük bir donanma hazırladı. Bütün Avrupa devletleri hazırlanan Haçlı
donanmasına gemi ve askerle katıldı. Donanmanın... Devamı »»»1. Dünya Savaşı ve Osmanlı « Osmanlı TarihiDünyanın
büyük devletlerinin Avrupa’da, Ortadoğu’da, Afrika’da ve Uzakdoğu’da
geniş bir alanda ve açık denizlerde, o zamana kadar görülmemiş
büyüklükte ve uzun süreli savaşına I. Dünya Savaşı denilmektedir. I.
Dünya Savaşına yol açan sebepler şunlardır: 1-Ekonomik Rekabet ve
Sömürgecilik: Sömürge edinme ve dış yatırımlarla gelişen ekonomik
rekabet, savaşın en önemli sebeplerinden biridir. Sömürgecilik
anlayışı, Rönesans’tan sonra Sanayi İnkılabı ile önem kazanmış, ham
madde ve Pazar arayışı gelişmemiş, ham madde kaynakları zengin
ülkelerin sömürge olarak kullanılması arzusunu kamçılamıştır. ...
Devamı »»»Abaza Hasan Paşa « Osmanlı Tarihi(?-1659) Osmanlı
tarihinde Abaza isyanları olarak tanınan ayaklanmalara adı karışmış,
IV. Mehmet zamanında zorbalıklarıyla ün salmış bir vezirdir. Türkmen
aşiretlerinin ağası bulunduğu sırada görevinden atıldığı için,
Kastamonu dolaylarında başkaldırdı; kendisi gibi, padişaha
başkaldırını; olan İpşir Mustafa Paşa ile birleşti. Bir süre sonra,
İpşir Paşa sadrazam olunca, Abaza Hasan Paşa'yı gene eski görevine,
Türkmen Ağalığı'na getirdi. Ancak, İpşir Paşa istanbul'da öldürülünce.
Hasan Paşa gene başkaldırdı. Bu üstüste ayaklanmalar padişahın gözünü
korkutmuştu. Bu yüzden. Hasan Paşa'yı önce Diy... Devamı »»»Abaza Paşa İsyanı « Osmanlı TarihiSultan
Genç Osman'ın öldürülmesini bahane eden sipahiler 22 Mayıs 1622 günü
ayaklandılar. Abaza Paşa'nın ayaklandığı haberinin de İstanbul'a
gelmesi üzerine Genç Osman faciasını bahane eden sipahiler ikinci kez
ayaklandılar. Olayların bu şekilde gelişmesi üzerine, Sultan Genç
Osman'ın katillerinden olan Cebecibaşı ve Genc Osman'ın katledilmesinde
Cebecibaşı'na yardım eden Kara Davut idam edildi.... Devamı »»»1. Abdülaziz « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Abdülaziz 8 Şubat 1830 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası
Sultan İkinci Mahmud, annesi Pertevniyal Valide Sultan'dır. Ela gözlü,
beyaza yakın kumral tenli, sert bakışlı ve top sakallıydı. Ağabeyi
Sultan Birinci Abdülmecid'in vefatı üzerine 25 Haziran 1861 günü tahta
çıktığında 31 yaşındaydı. İsrafçı bir padişah olarak tanınmasına
rağmen, çok sade giyinir, sarayda bir terlik, bir entari ile dolaşırdı.
Babası öldüğü zaman dokuz yaşlarındaydı. Ancak ağabeyi Sultan Birinci
Abdülmecid, onun eğitimine çok önem verdi. Şehzadeliği sırasında rahat
ve korkusuz bir hayat sürdü. Çok iyi ... Devamı »»»1. Abdülhamid « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Abdülhamid, 20 Mart 1725 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası
Üçüncü Ahmed, annesi Rabia Şermi Sultandır. Annesi ona kuvvetli bir
tahsil yaptırdı. Zamanındaki mevcut tarihlerin hepsini gözden geçirdi.
Hat sanatı ile de meşgul oldu. Merhametli, dindar, nazik ve saf bir
insan olarak tanınıyordu. Saltanatı süresince bir çok ıslahat ve imar
hareketlerinde bulundu. Devlet işleriyle daima yakından ilgilendi. Her
sorun hakkında fikir ve görüşlerini vezirlerine bildirirdi. Yetenekli
vezirler atamaya çalıştı. Halka karşı daima şefkatli ve ılımlı
davrandı. Sultan Birinci Abdülhamid henüz... Devamı »»»2. Abdülhamid « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Abdülhamid 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası
Sultan Birinci Abdülmecid, annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi'dir. Annesi
Çerkezdir. Sultan İkinci Abdülhamid çok küçük yaşta iken annesini
kaybettiği için öksüz büyüdü ve onu üvey annesi Piristu Kadın
yetiştirdi. Çocukluğunda çok zayıf bir bünyeye sahip olan Sultan İkinci
Abdülhamid sık sık hasta olurdu. Babasının padişahlığı sırasında bu
durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok hoşgörülü bir ortamda büyüdü.
Kültür derslerinin yanında musiki dersleri aldı ve piyano çalmayı
öğrendi. Bekarlığı sırasında çok serbest bir hayat ... Devamı »»»1. Abdülmecid « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Abdülmecid 25 Nisan 1823 günü doğdu. Babası Sultan İkinci
Mahmud, annesi Gürcü Bezm-i Alem Valide Sultan'dır. Annesi Gürcüdür.
Sultan Birinci Abdülmecid, babasının arzusu yönünde bir eğitim ve
terbiye gördüğü için ıslahatçı fikirlere sahipti. Batı alemine karşı
hayranlık besliyordu. Babasının vefatı üzerine, henüz 17 yaşında iken
Osmanlı tahtına oturdu. Devletin ilerleyişi için Avrupayi hayat
tarzının ülke çapında yaygınlaştırılmasını istedi. Saltanatının henüz
dördüncü ayında ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu sebebiyle Tanzimat
Dönemi padişahı olarak şöhret bulmuştur. Sulta... Devamı »»»1. Ahmed « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Ahmed 18 Nisan 1590 günü Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü
Mehmed, annesi Handan Sultan'dır. Çok mükemmel bir tahsil gördü. Arapça
ve Farsça'yı mükemmel derecede konuşurdu. Ok atmak, kılıç kullanmak,
ata binmek gibi savaş ve askerlik alanlarında çok usta olan Sultan
Birinci Ahmed, ava ve cirit oyununa çok düşkündü. Çok sade giyinirdi.
Babası Sultan Üçüncü Mehmed'in vefatı üzerine 21 Aralık 1603'te Eyüb
Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan Birinci Ahmed, Kanuni
Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun
şekilde uğraşan ilk padişahtı. Çocuk ... Devamı »»»2. Ahmed « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Ahmed 25 Şubat 1643 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Birinci İbrahim, annesi Hatice Muazzez Sultan'dır. Terbiyesi ve tahsili
ile annesi meşgul oldu. Arapça ve Farsça biliyordu. Orta derecede bir
tahsil gördü. Devlet işlerini çok yakından takip eder, hasta bile olsa
divan toplantılarına katılırdı. Sultan İkinci Ahmed, Hat sanatında çok
ustaydı. Yazı yazma kabiliyeti çok üstün olan Sultan İkinci Ahmed,
birçok Kuran-ı Kerim yazdı. Şairlere ve şiire çok düşkündü. 3 yıl 7 ay
14 gün saltanat sürdükten sonra, yakalandığı Siroz hastalığından
kurtulamayarak 6 Şubat 1695 günü Edirne'... Devamı »»»3. Ahmed « Osmanlı TarihiSultan
Üçüncü Ahmed 30 Aralık 1673 günü doğdu. Babası Sultan Dördüncü Mehmed,
annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Sultan
İkinci Mustafa'nın öz kardeşi olan Sultan Üçüncü Ahmed, uzun boylu,
kara gözlü, doğan burunlu ve buğday tenli idi. Son derece zeki, hassas
ve zarif bir insandı. İyi bir tahsil ve terbiye görmüş olan Sultan
Üçüncü Ahmed ünlü hocalardan dersler almıştı. Sultan Üçüncü Ahmed,
ağabeyi Sultan İkinci Mustafa'nın vefatı üzerine 22 Ağustos 1703
tarihinde 30 yaşında iken Edirne'de tahta geçti. Osmanlı Devleti
açısından önemli bir yere sahip olan Lale Devri bo... Devamı »»»Ali Şükrü Bey « Osmanlı Tarihi1884-1923
yılları arası yaşamış siyaset adamı. 1904'te Heybeliada'daki Bahriye
Mektebi'ni bitirerek bahriye erkanıharp subayı olarak göreve başladı.
1909'da kurulan Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyeti'nin ikinci başkanı
oldu ve Donanma dergisini çıkardı. İttihat ve Terakki'ye karşıydı.
1920'de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Trabzon mebusu olarak siyasal
yaşama atıldı, Meclis'in geçici olarak da olsa kapatılmasına karşı
çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün, meclise Trabzon
milletvekili olarak katıldı. Bazı kanunların, bu arada da Men-i
Müskirat Kanunu'nun çıkması için çaba gö... Devamı »»»Asakir-i Mansure-i Muhammediye « Osmanlı TarihiYeniçeri
Ocağı'nın kaldırılması üzerine, Sultan II. Mahmut'un emriyle kuruldu.
Yeni eğitim kurallarıyla yetiştirilen, askerlik kurumuna verilen addır.
Bu yapının başına ilk olarak "Serasker" unvanıyla eski Yeniçeri
ağalarından Ağa Hüseyin Paşa getirildi. Asakir-i Mansure-i Muhammediye
Tertip adı verilen sekizer birlikten meydana gelir. Her tertibin
başında "binbaşı" adında bir komutan bulunurdu. Bu binbaşılar "baş
binbaşı" ya bağlıydı. Her tertip on altı "saf" tı. Her saf bir
yüzbaşının komutasındaydı. Her yüzbaşının ikişer "mülazim" yardımcısı
vardı. Her tertipte bir top bulunurdu. Toplara ... Devamı »»»Bahriye Nezareti « Osmanlı TarihiOsmanlı
İmparatorluğu'nda, deniz kuvvetlerinin hazırlığından ve yönetilmesinden
sorumlu bir makamdı. Önceleri donanma komutanlığıyla bahriyeye ait
bütün idari ve mali işler kaptan-ı deryanın sorumluluğu altındaydı.
Sonradan deniz kuvvetleriyle ilgili işler, yeni kurulan Bahriye
Nezareti'ne devredildi. Bu nezaretin başına getirilen kimseye de
"bahriye nazırı" denildi. Daha sonra, 1876'da kaptan-ı deryalık yeniden
kurulduysa da bu makam, aynı yıl içerisinde yine Bahriye Nezareti adını
aldı.... Devamı »»»Barbaros Hayreddin Paşa « Osmanlı Tarihi1478
yılı civarlarında Midilli'de doğdu. Babası Yakup Ağa, bir Osmanlı
sipahisiydi ve 1461 yılında Midilli'nin fethi sırasında Fatih Sultan
Mehmet ile birlikteydi. Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve
Hayreddin lakaplarıyla tanınır. Batılılar, havuç rengine çalan kırmızı
sakalından dolayı, ağabeyi Oruç'a verdikleri "Barbarossa" adını daha
sonra Hızır için de kullandıklarından Barbaros diye tanınmış, Hayreddin
lakabını ise kendisine Yavuz Sultan Selim takmıştır. Barbaros Hayreddin
Paşa, kardeşleri İlyas ve Oruç ile beraber birçok deniz savaşında
bulundu. Diğer kardeşi İshak ise Midilli'de ... Devamı »»»2. Bayezid « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Bayezid 3 Aralık 1448'de Dimetoka'da doğdu. Babası cihan
padişahı Fatih Sultan Mehmed Han, annesi Mükrime Hatun adında bir Türk
kızıdır. Uzun boylu, geniş göğüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü
yuvarlak ve gözleri elaydı. Cesur ve atılgandı. Aynı zamanda çok halim
selim ve dinine bağlı bir padişahtı. Babası Fatih Sultan Mehmed ilme
ilgi duyduğu için, oğlu Şehzade Bayezid'e iyi bir eğitim verdi. O
devrin en meşhur alimlerinden ders okutturdu ve bütün İslam ilimlerini
en iyi şekilde öğrenmesini sağladı. Sultan İkinci Bayezid yedi yaşında
iken, Hadım Ali Paşa nezaretinde Amas... Devamı »»»Şeyh Bedrettin İsyanı « Osmanlı TarihiMehmed
Çelebi Anadolu ve Rumeli'de ki birliği sağladıktan sonra iki önemli
isyanla uğraşmak zorunda kaldı. Bunlardan birisi Şeyh Bedrettin
isyanıdır. Edirne civarındaki Simavna'da doğan Şeyh Bedrettin Bursa,
Konya, Kahire gibi devrin en büyük ilim ve kültür merkezlerinde eğitim
gördü. Şeyh Bedrettin; Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa gibi yakın
arkadaşlarıyla birlikte İznik'te kurdukları, İslam dinine aykırı
fikirlere sahip bir tarikatla, Anadolu ve Rumeli'de fikirlerini yaymaya
başladılar. Bir süre sonra Eflak üzerinden Deliosman'a gelen Şeyh
Bedrettin ve yandaşları ayaklandılar. Börklüce Mu... Devamı »»»Berlin Antlaşması « Osmanlı Tarihi1877-1878
Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Ayestefanos Antlaşması'nın
yerine, İngiltere, Avusturya-Macaristan, Fransa, Almanya, Rusya ve
Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmadır. Avusturya dışişleri
bakanının yapmış olduğu resmi açıklama ile 13 Haziran'da Berlin'de bir
kongre toplandı. Kongrede alınan kararlar, İngiltere ve
Avusturya-Macaristan'ın çıkarları dikkate alınarak imzalanmıştır. Bu
antlaşmaya göre: Sırbistan, Karabağ ve Romanya'nın bağımsızlıkları
koşullu olarak kabul edildi. Girit, Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.
Rusya, Doğubeyazıt ve Eleşkirt'i Osmanlılara bıraktı. ... Devamı »»»Buçaş Antlaşması « Osmanlı TarihiHotin
antlaşmasından sonra, Lehistan ve Osmanlı Devleti arasında elli yıl
süren bir barış süreci yaşanmıştı. Osmanlı himayesindeki Ukrayna
Kazaklarına saldıran Lehliler, barışı bozdular. Sultan Dördüncü Mehmed
ve Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, Ukrayna kazaklarının yardım istemesi
üzerine, Lehistan seferine çıktılar. Osmanlı ordusunun ard arda
kazandığı başarılardan sonra, Lehistan barış istedi. İmzalanan Bucaş
antlaşmasıyla (18 Ekim 1672), Podolya Osmanlılara geçti. Lehistan Kırım
Hanına vergi ödemeye devam edecekti. Ayrıca Lehistan her yıl Osmanlı
Devleti'ne 22.000 altın ödemeyi kabul ediyordu.Le... Devamı »»»Celali İsyanları « Osmanlı TarihiYavuz
Sultan Selim döneminde binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal,
Osmanlı Devleti için büyük problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise
de Anadolu'da meydana gelen iç isyanlar ve karışıklıklara yine Celali
İsyanları denildi. Sultan Birinci Ahmed döneminde Celali İsyanları
tekrar patlak verdi.Bunların en önemlileri; Tavil Ahmed Canbolatoğlu
Kalenderoğlu Deli Hasan ayaklanmalarıdır. Bu sırada Sadrazam olan
Kuyucu Murad Paşa son derece sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi.
Bunları bastırmak için çok şiddet gösteriyor, hatta şuçlu ile suçsuz
ayırımı yapmadan "ibret osun" diye m... Devamı »»»Cem Sultan « Osmanlı Tarihi3
Mayıs 1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan
Şehzade Bayezid ve Konya'da bulunan Cem Sultan'a sadrazam Karamani
Mehmed Paşa tarafından ulaklar gönderildi. Ancak Cem Sultan'a
gönderilen haberci, yolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından
yakalandı. Cem Sultan, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi.
Bu olayların yaşanması üzerine yeniçeriler ayaklanıp Karamani Mehmed
Paşa'yı öldürdüler (4 Mayıs 1481). Şehzade Bayezid'in, İstanbul'da
bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar.
Şehzade Bayezid, 21 Mayıs 1481 günü İstanbul'a varır v... Devamı »»»Cerbe Savaşı « Osmanlı TarihiTurgut
Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine,
Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma
geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe
Osmanlılara geçti (1559).... Devamı »»»Darphane « Osmanlı TarihiOrtadoğu
ve Anadolu'ya yerleşen Türklerin 9. yüzyıldan itibaren kurdukları
irili, ufaklı devlet ve beyliklerin çeşitli kasabalarında, madeni para
basılmış ve para basılan mahallelere "Darphane" denilmişti. Ancak,
Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşuna kadar belirli ve devamlı bir
darphane yeri mevcut olmamıştır. Bu nedenle, İstanbul'un fethinden
sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından Beyazıt Camii civarında kuruşan
Darphane, Türk Darphanesi'nin kuruluşuna başlangıç sayılmıştır. İlk
kuruluşun kesin tarihini veren bir belge mevcut olmadığından, Fatih'in
burada kendi adına bastırdığı ilk Türk Altı... Devamı »»»Düyun-u Umumiye « Osmanlı TarihiOsmanlı
devletinin 1854 yılından itibaren almaya başladığı dış borçların
ödenmeyen anapara ve faizlerinin tasfiyesi için kurulan örgütün adıdır.
17. yy'dan itibaren ekonomik ve mali dengesi gittikçe bozulan Osmanlı
Devleti, bütçe açıklarının önemli ölçüde artması sonucu, 1854 yılında
ilk kez dışarıya borçlandı. Bu tarihten sonra daha da artan mali
sıkıntı bu borçların faizlerinin ödenmesini bile güçleştirdi. Avrupa
devletlerinin artan baskısı sonucu, 1881 yılında "Muharrem Kararnamesi"
kabul edildi. Bu kararname ile kurulan "Düyun-u Umumiye-i Osmaniye
Varidat-ı Muhassasa İdaresiç", Osmanlı bo... Devamı »»»Düzmece Mustafa İsyanı « Osmanlı TarihiAnkara
Savaşı'ndan sonra Timur'la birlikte Semerkant'a götürülen Mustafa
Çelebi (Düzmece Mustafa), Timur'un ölümünden sonra Anadolu'ya döndü.
Osmanlı tahtında hak iddia eden Mustafa Çelebi, Bizans'ın ve Eflak
Beyliği'nin yardımı ile Selanik'te ayaklandı. Mehmed Çelebi, Bizans'a
sığınan Mustafa Çelebi'yi para karşılığında hapsettirdi.... Devamı »»»Edirne Antlaşması « Osmanlı TarihiRusya,
Sultan İkinci Mahmud'un Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması ile
sonuçlanan olaylardan dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine, Osmanlı
Devleti'ne karşı savaş açtı. Sultan İkinci Mahmud bu arada Yeniçeri
Ocağı'nı kaldırmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni
bir askeri teşkilat kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış
olan bu ordu Rus kuvvetleri karşısında önemli bir varlık gösteremedi.
Eflak ve Boğdan'ı işgal eden Ruslar, Tuna'ya kadar indiler. Balkanları
aşan Rusya, batıda Edirne, doğuda ise Erzurum'a kadar ilerledi. Bu
gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti b... Devamı »»»Eğriboz Zaferi « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Süleyman kendi iç meseleleriyle uğraşırken, Venedik ve
Lehistan'da da karışıklık yaşanıyordu. Ancak o an için asayişi sağlamış
olan Avusturya, Osmanlı'nın içinde bulunduğu kaos ortamından
yararlanmasını bildi. Tuna'yı geçen Avusturya kuvvetleri Eğri (14 Kasım
1687), İstoni ve Belgrad kalelerini (6 Eylül 1688) ele geçirdiler.
Belgrad'ın düşmesi Avrupalılara Balkanların yolunu açtı. Bosna, Erdel
ve Eflak Avusturyalılar tarafından işgal edildi. Bu ilerleyiş
karşısında toparlanan Osmanlı kuvvetleri karşı saldırıyı başlattılar.
30 Ekim 1688'de Çelebi İbrahim Paşa komutasındaki Osmanl... Devamı »»»Fetret Devri « Osmanlı TarihiFasıla-i
Saltanat olarak da bilinir. Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda (28
Temmuz 1402) yenilmesiyle başlayan bu döneme, kardeşleriyle girdiği
mücadelede başarılı olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi
son vermiştir. Ankara Ovası'nda yapılan savaşın kötüye gittiğini gören
Yıldırım bayezid'in oğullarından Süleyman Çelebi, yanına Sadrazam
Çandarlı Ali Paşa, Murad Paşa ve yeniçeri ağası Hasan Ağa ile birlikte
kendine bağlı olan birlikleri de yanına alarak Edirne'de saltanatını
ilan etti. Savaşa katılan diğer şehzadelerden İsa Çelebi Balıkesir'de,
Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi ... Devamı »»»Haçova Zaferi « Osmanlı TarihiEğri
Kalesi'nin fethinden sonra, Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596
günü Haçova'da Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya,
Alman, Erdel, İspanyol, Fransız, Çek ve Leh kuvvetleri vardı. Avusturya
Arşidükü Maxmilien komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan savaşta
Osmanlı birlikleri, düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı.
Pek çok askerimiz şehit oldu. Ordu merkezinin ele geçirilip padişahın
ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak bu gelişmelerden haberi olmayan
akıncılar canla başla savaşa devam ediyordu. Yalnızca bu akıncı
birliklerinin mücadelesi bile düşman ordusun... Devamı »»»Hünkar İskelesi Antlaşması « Osmanlı TarihiOsmanlılarla
Ruslar arasında yapılmıştır. Mehmed Ali Paşa'nın Mısır'da ayaklanması
üzerine, devletin güvenliğini sağlamak amacıyla Rusya'dan yardım
isteyen II. Mahmud, Fransa'nın Mehmed Ali Paşa'ya destek çıkması
üzerine Mehmed Ali Paşa ile anlaşmanın yolunu bulmaya çalıştı. Rus
birliklerinin Karadeniz boğazını geçerek Büyükdere önlerinde
demirlemesi Fransa ve İngiltere'nin işine gelmedi. Bunun üzerine Fransa
ve İngiltere Padişah ile Mehmed Ali Paşa'nın arasını bulmaya
çalıştılar. Böylece Padişah ile Mehmed Ali Paşa arasında 14 Mayıs
1833'de Kütahya antlaşması imzalandı. Geleceğini güvence al... Devamı
»»»1. İbrahim « Osmanlı TarihiSultan Birinci İbrahim 5
Kasım 1615 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed,
annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Mahpeyker Kösem Sultan Rum'dur.
Sultan Birinci İbrahim uzun boylu, kuvvetli vücutlu ve kumral
sakallıydı. Annesi onun yetiştirilmesi için çok gayret göstermişti.
Ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın ani vefatı, zaten ölüm düşünceleriyle
harap olmuş Şehzade İbrahim'i çok sarstı ve padişah olduğuna inanmak
bile istemedi. Annesinin ve devlet erkanın ısrarlarından ve ağabeyi
Sultan Dördüncü Murad'ın cenazesini gördükten sonra abisinin vefatına
kesin olarak inandı. Sadrazam... Devamı »»»İnebahtı Savaşı « Osmanlı TarihiKıbrıs'ın
alınması Avrupa'da bir Haçlı donanmasının hazırlanmasına neden oldu.
Don Juan komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik, İspanya, Malta,
Papalık ve diğer İtalya hükümetlerine ait gemiler bulunuyordu. Osmanlı
Donanmasının değerli komutanları Pertev Paşa ve Uluç Ali Paşa bu
karşılaşma sırasında savunma yapılmasını istedilerse de Kaptan-ı Derya
Ali Paşa saldırıda bulunulmasını istedi. İki donanma Mora'nın kuzey,
Orta-Yunanistan ile Karlıeli'nin güney kapılarında bulunan İnebahtı
körfezinde karşılaştı (7 Ekim 1571). Şiddetli çarpışmalardan sonra
Kaptan-ı Derya Ali Paşa ve beraberindekile... Devamı »»»Islahat Fermanı « Osmanlı TarihiOsmanlı
İmparatorluğu'nun çökme döneminde, devletin yıkılmaktan kurtarılması
için, siyasi kuruluşlar, kişi hakları, yeni kurumların kurulması
konularında yapılması düşünülen köklü değişiklikler için Abdülmecid ve
Abdülaziz zamanlarında çıkartılan fermanlardır. 1839'da Gülhane Hatt-ı
Hümayunu, 1856 Islahat Fermanı ve 1860 Abdülaziz Fermanı'dır. Bu
fermanlarla, devletin çöküşünün toplumsal ve ekonomik nedenleri
araştırılmadan, bazı batı kuruluşlarını ve anlayışını devlete
getirmekle devletin kurtarılabileceği sanılmış fakat bu fermanlarla
toplumdaki kuruluş ve anlayış ikileme düşmüş, İslam düny... Devamı »»»İstanbul Antlaşması « Osmanlı TarihiI.
Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında
imzalanan antlaşmadır. Bu antlaşma ile bugünkü
Türkiye-Yunanistan-Bulgaristan sınırı çizilmiştir. Osmanlı Devleti'nin
I. Balkan Savaşı'ndan yenilgiyle çıkması sonucunda Osmanlı Devleti
Trakya'yı ve Edirne'nin büyük bir bölümünü Bulgaristan'a bırakmak
zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı'nda (30 Haziran
1913) büyük kayıplar veren Bulgaristan'ın bu durumundan yararlanarak
Edirne'yi geri aldı. İki cephede birden savaşan Bulgaristan bu durum
karşısında ateşkes istedi ve iki devlet arasında İstanbul'da bir
antlaş... Devamı »»»Kabakçı Mustafa İsyanı « Osmanlı TarihiOsmanlı
Devleti'nin en ıslahatçı padişahlarından biri olan Sultan Üçüncü Selim,
Osmanlı Devleti'nde bugüne kadar gerçekleştirilememiş bir düzenleme
yaparak Nizam-ı Cedid ordusunu kurmuştu. Bu köklü yeniliklerden memnun
olmayan ve önemli görevlerde bulunan bazı devlet adamları Osmanlı-Rus
Savaşı'nın devam ettiği yıllarda, İstanbul'da bulunan Yeniçeri Ağaları
ile Nizam-ı Cedid'i ortadan kaldırma planları yapıyorlardı. Kendilerine
Nizam-ı Cedid kıyafeti giydirmekle görevlendirilmiş olan Raif Mahmud
Efendi'yi öldüren yeniçeriler, Kabakçı Mustafa'nın liderliğinde
ayaklandılar. Osmanlı hükümeti bu ... Devamı »»»Kapıkulu Ocakları « Osmanlı TarihiOsmanlı
Devleti'nin sürekli ordusunu oluşturan ve doğrudan padişaha bağlı olan
yaya, atlı ve teknik sınıftan asker ocaklarına verilen addır. Kapıkulu
ocaklarının kurulmasından önceki dönemde Osmanlı Devleti'nin askeri
gücünü yayalar ve müsellemler oluşturuyordu. Bu birlikler tımarlı
sipahiler, akıncılar, azaplar, voynuklar, martoloslar ve cerahorlarla
destekleniyordu. I. Murad döneminde (1360-89) örgütsel kuruluşu
tamamlanan kapıkulu ocakları, 16. yüzyılda yeniden düzenlendi. Bu
yapıda, yaya ve atlı olarak iki ana sınıf vardı. Acemi oğlanları,
yeniçeriler, cebeciler, topçular, top arabacıları... Devamı »»»Kapitülasyonlar « Osmanlı TarihiSözlük
anlamıyla; bir ülkenin, vatandaşlarının zararına olacak şekilde
yabancılara verilen ayrıcalıklardır. Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan
Süleyman döneminde 1535'de ilk kez padişah fermanıyla Fransızlara
tanınan hakların tümüdür. Fransa Kralı I. François 1525'de Cermen
İmpapartoru V. Carlos tarafından esir alınmış bunun üzerine Kralın
annesi Kanuni'ye bir mektup yazarak yardım istemiştir. Bu sırada Mohaç
Seferi'ne çıkacak olan Kanuni, bu yardımla Habsburglarla yakınlaşma
sağlanabilir düşüncesiyle, yardım etmeyi kabul etmiştir. Fakat herşey
Sultan Süleyman'ın planladığı gibi olmamış, Frans... Devamı »»»Karlofça Antlaşması « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Mustafa döneminde Avusturya üzerine üç büyük sefer düzenlendi.
Ancak 11 Eylül 1697'de uğranılan Sente mağlubiyeti ile Osmanlı Devleti
bir anda savunmasız kaldı. Bu arada Venedikliler Mora ve Dalmaçya'ya,
Lehistan ise Boğdan'a saldırdı. Aynı dönemde Rusya'nın başına Deli
Petro geçmişti. Deli Petro ordusunu modernize etmiş, boğazlardan
Akdeniz'e inme ve Karadeniz'e egemen olma çabalarına girişmişti.
1695'deki saldırıda başarısız olmuş, fakat bir yıl sonra Azak Kalesini
ele geçirmişti (6 Ağustos 1696). Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı
Devleti yorgun düşmüştü. Özellikle İngiliz h... Devamı »»»Kasr-ı Şirin Antlaşması « Osmanlı TarihiBugünkü
İran sınırımızın çizildiği, Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan
antlaşmadır. Osmanlı-İran Savaşları, İran Şahı I. Abbas'ın ölmesi ve
IV. Murad'ın tahta çıkarak yönetimi ele almasıyla Osmanlı Devleti'nin
lehine gelişmiştir. Sultan IV. Murad 1635'de Revan (Erivan) ve Bağdat'ı
geri aldı. İran'ın barış istemesi üzerine Hulvanrud Irmağı'nın
kıyısında bulunan Kasr-ı Şirin'de bir antlaşma imzalandı. Antlaşma
gereğince: Bağdat, Bedre, Hassan, Hanıkin, Mendeli, Derne, Dertenk ile
Sermenel'e kadar olan alanlar Osmanlılara bırakılacaktı. Derbe,
Azerbaycan ve Revan İran sınırları içinde... Devamı »»»Küçük Kaynarca Antlaşması « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Abdülhamid, Osmanlı-Rus savaşının kötü şekilde devam ettiği bir
dönemde tahta geçti. Ruslara karşı konulamayacağını anlayan Osmanlı
Devleti, 21 Temmuz 1774 tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması'na imza
attı. Bu antlaşmaya göre Kırım'a bağımsızlık verildi. Ruslar;
Karadeniz'de ticaret yapıp, donanma bulundurabilecekler, Balkanlarda
Ortodoks toplulukların haklarını koruyacaklardı. Osmanlı Devleti
Rusya'ya savaş tazminatı verecek, ancak Rusya Eflak, Boğdan, Beserabya
ve Akdeniz'de işgal ettiği adaları Osmanlı Devleti'ne geri verecekti.
Fakat bu bölgelerde Osmanlı Devleti genel af il... Devamı »»»Kırım Savaşı « Osmanlı TarihiTanzimat
Fermanı, Osmanlı Devleti içinde gerektiği ilgiyi görmese de, Avrupa'da
ses getirdi. Bu sıralarda, Tuna boylarında ilerlemeye başlayan Rusya,
Osmanlı topraklarına son vermek ve bu toprakları Avrupalı devletler
arasında pay etmek istiyordu. Ayrıca Rusya, Osmanlı Ortodokslarının
haklarının kendisine bırakılmasını da istiyordu. Ancak Rusya'nın hesabı
tutmadı. İngiltere ve Fransa bu planı kabul etmeyerek, Rus saldırısı
karşısında Osmanlı Devleti'nden taraf oldular. Ruslar, İngiliz ve
Fransız kuvvetlerinden destek alan Osmanlı kuvvetleri karşısında
yenilgiye uğradılar ve Sivastopol ele geç... Devamı »»»Kırkpınar Güreşleri « Osmanlı TarihiTarihi
Kırkpınar Güreşleri’nin doğuşuna ilişkin çeşitli rivayetler vardır.
Bunlardan en yaygın olanı kısaca şöyledir: 1346 yılında Orhan Gazi’nin
Rumeli’yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi
Süleyman Paşa, 40 askerle Bizanslılara ait Domuzhisar’ın üzerine yürür.
Baskınla burasını ele geçirirler. Diğer hisarların da ele
geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi
Yunanistan’ın topraklarında kalan Samona’da mola verirler. 40 cengaver,
burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile
Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin b... Devamı »»»Kösem Sultan « Osmanlı TarihiMahpeyker
Kösem Sultan olarak da bilinen valide sultan. Rum ya da Boşnak
asıllıdır. Osmanlı sarayına cariye olarak girdi. I. Ahmet'in dikkatini
çekerek onunla evlendi. Kısa sürede sarayın en güçlü kadını oldu.
1623'te henüz küçük yaşta olan oğlu IV. Murat tahta çıkınca valide
sultan olarak devleti oğlu adına yönetti. 1640'ta tahta çıkan küçük
oğlu I. İbrahim döneminde ise devlet yönetimine tümüyle egemen oldu.
1648'de I. İbrahim tahttan indirilip yerine yedi yaşındaki oğlu IV.
Mehmet geçirildi. Bu dönemde de büyük valide sanıyla devleti yönetti.
Yirmi yılı aşkın bir süre Osmanlı Devleti'nin y... Devamı »»»Lale Devri « Osmanlı Tarihi1718
yılında imzalanan Pasarofça Antlaşmasından sonra Osmanlı Devleti'nde
yeni bir dönem başlamıştı. 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanına kadar,
12 yıl süren bu döneme Lale Devri denir. Sultan Üçüncü Ahmed ve Damat
İbrahim Paşa barışçı bir siyasetten yanaydılar. Lale Devri de bu
barışçı politikaların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Lale Devri'nde
edebiyat, kültür ve sanat alanında gelişmeler olduğu gibi, teknik
konularda da Avrupalı devletlerden etkilenilerek bazı yenilikler
gerçekleştirildi. Bu dönem de Avrupa'ya ilk kez geçici elçiler
gönderildi. 1727 yılı ortalarında Osmanlı Devleti'nde... Devamı »»»1. Mahmud « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Mahmud, 2 Ağustos 1696 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
İkinci Mustafa, annesi Saliha Valide Sultan'dır. Büyük annesi Gülnuş
Sultan'ın sevgi ve ilgisiyle büyüdü. Sekiz yaşından beri kafes hayatı
yaşadığı halde zekası, iyi niyeti ve kuvvetli karakteri sayesinde
kendini harap etmekten kurtardı. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli
hocalardan dersler aldı. Tarih, edebiyat, ve şiirle meşgul oldu.
Özellikle musiki ile uğraştı. Sultan Birinci Mahmud, 1 Ekim 1730
tarihinde, 35 yaşında iken padişah oldu. Devrindeki en değerli
kimseleri seçip iş başına getirdi. Karakter sahibi, azimli,... Devamı
»»»3. Mehmed « Osmanlı TarihiSultan Üçüncü Mehmed 26 Mayıs
1566'da Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Murad, annesi Safiye
Sultan'dır. İsmini, Fatih Sultan Mehmed'e benzemesi için, büyük dedesi
Kanuni Sultan Süleyman koydu. Orta boylu, kumral saçlı ve güzel
yüzlüydü. Çok kuvvetli bir ilim tahsili yaptı ve Tacüt-Tevarih yazarı
Hoca Sadeddin Efendi'den dersler aldı. Sultan Üçüncü Mehmed, 1583'te
Manisa sancakbeyliğine tayin edildi. 1595 yılının Ocak ayına kadar
görev yaptığı Manisa'dan, babasının ölüm haberi üzerine hareket ederek,
27 Ocak 1595 tarihinde geldiği İstanbul'da Osmanlı tahtına oturdu.
Sultan Üçüncü Mehmed ... Devamı »»»4. Mehmed « Osmanlı TarihiSultan
Dördüncü Mehmed 2 Ocak 1642'de İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci
İbrahim, annesi Turhan Hatice Sultan'dır. Annesi Rus'tur. Sultan
Dördüncü Mehmed orta boylu, beyaz tenli ve yanık çehreliydi. Ata çok
bindiği için vücudu öne eğikti. Annesi onu çok iyi yetiştirdi. İyi bir
ilim tahsili gördü. Babası Sultan İbrahim'in öldürülmesi üzerine 8
Ağustos 1648 günü, henüz yedi yaşında iken padişah oldu. Ava ve
edebiyata çok meraklıydı. Ava olan merakı yüzünden tarihte Avcı Mehmed
olarak anılır. Beş vakit namazı cemaatle kılardı. İçkiyi şiddetle
yasaklayıp, içki imalathanelerini kapattırdı. S... Devamı »»»Mehmed Çelebi « Osmanlı TarihiSultan
Mehmed Çelebi, 1389 yılında Edirne'de doğdu. Babası Yıldırım Bayezid,
annesi de Germiyanoğullarından Devlet Hatun'dur. Orta boylu, yuvarlak
yüzlü, beyaz tenli, kırmızı yanaklı ve geniş göğüslüydü. Kuvvetli bir
vücuda sahipti. Gayet hareketli ve cesurdu. Güreş yapar ve çok kuvvetli
yay kirişlerini bile çekebilirdi. Padişahlığı süresince bizzat 24
savaşa katılan Mehmed Çelebi, bu savaşlarda kırka yakın yara aldı.
Başında kullanmış olduğu sarık, altın işlemeli kavuğu ile gayet güzel
görünürdü. İçi kürklü ve yakası dik olan bir kaftan giyinirdi. Sultan
Mehmed Çelebi Müslümanlara karşı göst... Devamı »»»Mehmed Reşad « Osmanlı TarihiSultan
Mehmed Reşad 2 Kasım 1844 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Birinci Abdülmecid, annesi Gülcemal Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir.
Çocukluğu, padişah olan babasının yanında geçti. Eğitim ve öğrenimine
gereken önem gösterildi. Sultan Mehmed Reşad, amcası Sultan Abdülaziz
zamanında rahat bir şehzadelik yapmasına rağmen ağabeyi Sultan İkinci
Abdülhamid zamanında sarayda hapis hayatı yaşadı. Veliaht olduğu için
devamlı kontrol altında tutuluyordu. Sultan Mehmed Reşad günlerini
haremde geçirir, şiir ve kitap okurdu. Sultan Beşinci Mehmed Reşad,
İttihat ve Terakki partisinin deste... Devamı »»»Mercidabık Zaferi « Osmanlı TarihiFatih
Sultan Mehmed devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi, Mısırlıların
ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Yavuz Sultan Selim, bu
ittifakın yapılacağını öğrenince Mısır seferine karar verdi. Yavuz
Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü
Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığı'na bağlı
Antep (18 Ağustos 1516) ve Besni (19 Ağustos 1516) kaleleri birer gün
arayla teslim oldular. Ancak asıl savaş 24 Ağustos 1516'da
Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi
karşısında fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ... Devamı »»»1. Meşrutiyet « Osmanlı TarihiBütün
eleştirilere rağmen Tanzimat döneminin, İmparatorluğun kurtarılması
için yeni esaslar benimseyen, İslamî devlet esasları yerine, batıda
demokratik mücadelelerden geçerek kurulmuş olan meşruti sistemi
amaçlayan bir neslin yetişmesini hazırlaması da yadsınamaz. Osmanlı
İmparatorluğu'nun kurtuluşunu meşrutî sistemde gören "Genç Osmanlılar"
cemiyeti 1865'de kuruldu. Amaçlan Abdülaziz'e meşrutî sistemi kabul
ettirmekti. Bu tarihe kadar Padişahlardan gelen, İmparatorluğu kurtarma
çabaları olan ıslâhat hareketlerinin yerine şimdi halkın içinden ve
batı düşünceleriyle yetişen aydınların imparat... Devamı »»»2. Meşrutiyet « Osmanlı TarihiDönemin
en güçlü devleti İngiltere, Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını
onaylıyordu. Alman gizli servisleri bu haberi genç subaylara
ulaştırdılar. II. Abdulhamid'in siyasetini yersiz bulan ve ancak
yeniden anayasalı bir monarşiye dönülmekle yurdun kurtarılacağına
inanan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin asker üyeleri, 1908 yılının
Temmuz ayı içinde saraya başkaldırdılar. Padişahın bu hareketi bastırma
girişimleri işe yaramadı. Sonunda, II. Abdülhamid kapalı bulunan
parlamentoyu yeniden toplama kararı aldı. Mebus seçimlerinin yeniden
yapılması kararlaştırıldı. Seçimler yapıldı ve Parlamento 17 Ar...
Devamı »»»Mondros Ateşkes Antlaşması « Osmanlı TarihiOsmanlı
Devleti'nin içinde bulunduğu devletler topluluğu, Birinci Dünya
Savaşı'nda yenilince, Osmanlı Devleti de savaştan çekildi. İttihat ve
Terakki Partisi Üyeleri, gizlice yurdu terkettiler. Talat Paşa'nın
istifası üzerine iktidara geçen Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, İngilizler
aracılığıyla Anlaşma (İtilaf) Devletleri'nden barış istedi. Bahriye
Nazırı Rauf Bey'in başkanlığındaki Osmanlı Kurulu ile Anlaşma
Devletleri adına İngiliz Amirali Caltrop, Limni Adası'nın Mondros
Limanı'nda yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması, Mebusan Meclisi
tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir. İmzalanma Nedenle... Devamı
»»»1. Murad « Osmanlı TarihiSultan Birinci Murad 1326'da
Bursa'da doğdu. Babası Orhan Gazi, annesi Bizans tekfurlarından birinin
kızı olan Nilüfer Hatun'dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun
boylu, değirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda
sahipti. Başına mevlevi sikkesi üzerine testar sarılı bir başlık
giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden
hoşlanırdı. İlk eğitimini annesi Nilüfer Hatun'dan aldı. Daha sonra
tahsilini tamamlamak için gittiği Bursa Medreselerinde ilim ve sanat
adamları ile beraber yaşadı. Sultan Birinci Murad, gayet nazik, sevimli
ve çok halim selimdi. Alim ve... Devamı »»»3. Murad « Osmanlı TarihiSultan
Üçüncü Murad 4 Temmuz 1546 günü Manisa'nın Bozdağ yaylasında dünyaya
geldi. Babası, Sultan İkinci Selim, annesi Afife Nur Banu Sultan'dur.
Annesi Venediklidir. Sultan Üçüncü Murad orta boylu, değirmi yüzlü,
kumral sakallı, ela gözlü ve beyaz tenli bir padişahtı. Çok cömertti ve
insanlara yardım etmeyi çok severdi. Merhametli bir kişiliğe sahip olan
Sultan Üçüncü Murad, Arapça ve Farsça'yı çok iyi konuşurdu. Babasının
1558 yılında, Manisa sancak beyliğinden Karaman valiliğine tayin
edilmesi üzerine, dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Alaşehir
sancakbeyliğine tayin edildi. Babası S... Devamı »»»4. Murad « Osmanlı TarihiSultan
Dördüncü Murad 26 Temmuz 1612 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Birinci Ahmed, annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Annesi Rum'dur.
Sultan Dördüncü Murad, uzun boylu, iri cüsseli, yuvarlak yüzlü ve
heybetli bir padişahtı. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri
olarak tarihe geçti. Son derece zeki, gözü pek, cesur, kuvvetli ve
enerjik bir insandı.Sultan Dördüncü Murad çok iyi cirit ve ok atardı.
Bu gücünü katıldığı savaşlarda da gösterdi. Dinin hükümlerini çok iyi
bilir Şeyhülislam Yahya Efendi'ye "Baba" diye hitap ederdi. İçki ve
tütünü yasakladı. Gece sokağa çıkma yasağı ... Devamı »»»5. Murad « Osmanlı TarihiSultan
Beşinci Murad 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Abdülmecid, annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkez asıllıdır.
Sultan Beşinci Murad, çocukluğunda ve gençliğinde iyi bir eğitim gördü
ve Fransızca öğrendi. Okumaya çok meraklı olduğundan dolayı, Fransa'dan
kitaplar getirtir ve sürekli olarak okurdu. Edebiyata karşı çok
ilgiliydi. Aralarında Ziya Paşa ve Namık Kemal'in de olduğu devrin bir
çok şairi ile yakın dostluk kurmuştu. Yabancı kültürlerin etkisi
altında kalan Sultan Beşinci Murad, piyano çalardı. Batı müziği
stilinde besteler bile yapmıştır. Avrupalı... Devamı »»»1. Mustafa « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Mustafa 1592 yılında Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü
Mehmed, annesi Handan Sultan'dır. Sultan Birinci Mustafa güzel yüzlü,
seyrek sakallı, sarı benizli ve iri gözlü bir padişahtı. İki defa
padişahlık yaptı. Sinirli bir yapıya sahipti. Sultan Birinci Mustafa,
ağabeyi Sultan Birinci Ahmed'in padişahlığı süresince, 14 yıl sarayın
bir odasında hapis hayatı yaşadı. O devirde bu gerekli görülüyordu.
Aksi halde şehzadeler devlet yönetimine karışıyor, hatta padişahı
devirmek için harekete bile geçebiliyor ve devlet birliği tehlikeye
düşüyordu. Buna meydan vermemek için şehzadeler... Devamı »»»2. Mustafa « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Mustafa, 6 Şubat 1664 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası
Sultan Dördüncü Mehmed, annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır.
Annesi Giritlidir. Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin
üçüncü günü yapacağı işleri anlatan bir hatt-ı hümayun yayınladı.
Yazısında: "Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir."
diyordu. Yine vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı şöyledir: "Bana
ağırlık ve hazine lazım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu
din uğruna harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime
hizmet tamam olmadıkça, seferden dönmem. Elbette sef... Devamı »»»3. Mustafa « Osmanlı TarihiSultan
Üçüncü Mustafa 28 Ocak 1717 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası
Sultan Üçüncü Ahmed, annesi Mihrişah Sultan'dır. Sultan Üçüncü Mustafa
orta boylu, iri gözlü, yassı burunlu ve siyah sakallı idi. Heybetli ve
kuvvetli bir vücuda sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Astroloji ile
meşgul oldu. İslam ve Osmanlı tarihlerini inceledi. Sultan Üçüncü
Mustafa son derece dindar, tutumlu, müşfik, çalışkan ve cömert bir
insandı. İki dakika süren ve İstanbul'un hemen hemen yarıdan fazlasını
yıkan büyük depremde evlerini, yakınlarını kaybeden halka kendi
kesesinden yardım etti. Adaletle hükmeder haks... Devamı »»»4. Mustafa « Osmanlı TarihiSultan
Dördüncü Mustafa 8 Eylül 1779 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Birinci Abdülhamid, annesi Nüketseza Kadın Sultan'dır. Annesi Nüketseza
Kadın Sultan, Sultan Dördüncü Mustafa'nın iyi bir tahsil yapması için
çok çaba harcadı. Ancak hırslı, kurnaz ve asabi bir insan olan Sultan
Dördüncü Mustafa, eğitim ve öğrenimden çok zevk ve sefa içinde yaşamaya
önem verdi. Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirilen amcazadesi
Sultan Üçüncü Selim'in yerine, 29 Mayıs 1807 günü tahta çıktığında 28
yaşındaydı. Sultan Dördüncü Mustafa'nın şehzadeliği boyunca kendisine
bir evlat gibi davranan Sult... Devamı »»»Navarin Olayı « Osmanlı TarihiÇok
uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'nda, Yunanlılar da Fransız
İhtilali'nin etkisi altında kalmışlardı. Rusya ve Avrupa devletlerinin
kışkırtmaları ile birlikte, Etnik-i Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları
sonucu Yunanlılar Osmanlı Devleti'ne karşı harekete geçtiler. Etniki
Eterya cemiyetinin amacı Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmaktı. Rus
Çarının yaveri Alexander İpsilanti'nin kurduğu bu cemiyet Yanya Valisi
Tepedelenli Ali Paşa'nın varlığından dolayı rahat hareket
edemiyorlardı. Tepedelenli Ali Paşa'nın Osmanlı yönetimine karşı isyan
etmesini fırsat bilen Yunanlılar ayaklandıla... Devamı »»»Niğbolu Zaferi « Osmanlı TarihiOsmanlıların
Rumeli'deki faaliyetlerinin devam etmesi, akıncıların Bosna'ya ve
Arnavutluk'a kadar ilerlemeleri Haçlıları telaşa düşürdü. Macar Kralı
Sigismund, Papa'nın da desteğiyle başta Fransız, İngiliz ve Alman
kuvvetleri olmak üzere bütün Avrupa ülkelerinin katılımıyla oluşan
Haçlı Ordusu'nun başına geçti. Bu ordu 1396 yılının Mayıs ayında
harekete geçti. Bu ittifakın amacı beş yıldır kuşatma altında bulunan
İstanbul'u kurtarmaktı. Haçlılar Tuna kıyısındaki Niğbolu kalesini
kuşattılar. Kale kumandanı Doğan Bey, Yıldırım Bayezid komutasındaki
Osmanlı Ordusu yetişinceye kadar kaleyi başarı... Devamı »»»Nizam-ı Cedid « Osmanlı TarihiGeniş
anlamda, Sultan III. Selim'in Osmanlı İmparatorluğu'nu Batılı usüllerle
yeniden düzenlemek amacıyla giriştiği reform (ıslahat) hareketlerine
verilen (yeni düzen) addır. Dar anlamda ise, bu hareketin bir bölümü
olarak yeniçeri ocağının yanı sıra ve ileride onun yerine geçmek üzere
Avrupa usulüne göre kurulan yeni ordu anlamındadır.... Devamı »»»Orhan Bey « Osmanlı Tarihi2.
Osmanlı Padişahı olan Orhan Bey, Osman Bey ile Mal Hatun'un
oğullarıdır. 1326 ile 1360 yılları arasında hüküm sürmüş, 1360'da vefat
etmiştir. Sultan Osman Gazi'nin oğlu olup, dedesi Ertuğrul Gazi'nin
vefat ettiği 1281 senesinde Söğüt'te doğdu. Küçük yaştan itibaren tam
bir disiplin ile geleceğin beyi olacak şekilde yetiştirildi. Şeyh
Edebali ve Dursun Fakih gibi alimlerden ilim öğrendi. Kumandanlık ve
devlet idaresi konularında bilgi ve tecrübe kazandı. Babasının
yaşlılığı dolayısıyla 1324'ten itibaren devlet idaresinin başına geçti.
Osman Gazi, onu Bursa'nın fethiyle görevlendirdi. Orhan... Devamı »»»3. Osman « Osmanlı TarihiSultan
Üçüncü Osman 2 Ocak 1699 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci
Mustafa, annesi Şehsuvar Valide Sultan'dır. Şehsuvar Valide Sultan
Rusdur. Tahta çıktığı 56 yaşına kadar sarayda hapis hayatı yaşadığı
için sinirli bir yapıya sahip oldu. Ancak yine de şefkat ve merhamet
sahibi, özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı. Sultan Üçüncü
Osman'ın musikiden nefret ettiği için bütün müzisyenleri saraydan
uzaklaştırdı. Sarayda dolaşırken cariyelerle karşılaşmak istemediği
için ayakkabılarına demir ökçeler taktırmıştı. Ökçelerden çıkan sesi
duyan cariyeler padişahın geldiğini öğrenip... Devamı »»»Osman Bey « Osmanlı TarihiOsmanlı
Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey, Ertuğrul Gazi ile Hayme Hatun'un
oğullarıdır. 1299 ile 1326 yılları arasında hüküm sürmüştür. 1258'de
doğmuş, 1326'da vefat etmiştir. Oğuzların Kayı Boyu'ndan, Türkiye
Selçukluları'nın Uç Beyi Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Bey, Söğüt'te
doğdu. Küçük yaştan itibaren İslam ilimlerini öğrenen Osman Gazi,
ayrıca mükemmel bir askeri talim ve terbiye gördü. 1277'de Anadolu'nun
İslamlaştırılıp, Türkleşmesi faaliyetlerine katılan gönül
sultanlarından ve ahilerden biri olan Şeyh Edebali'nin kızı ile
evlendi. Babası Ertuğrul Gazi'nin 1281'de vefatı üzerine be... Devamı
»»»Osmanlı'da Siyasi Rejim « Osmanlı TarihiOsmanlı
İmparatorluğu'nun siyasi ve hukuki rejimi, daha çok bir sentez niteliği
taşır. Osmanlı Devleti, her şeyden önce bir Türk ve İslam Devleti'dir.
Bir yönüyle de İslamiyet öncesi Türk Devletleri yapısının izlerini
taşır. Eski Türk Devletlerinde, siyasi yapılanmanın en önemli
unsurlarından biri kenttir. Bu bağımsız bir şekilde aşiretler halinde
yaşayan halkın, barış içinde kalmasını sağlar. Osmanlı'da federatif bir
yapı görülmekle birlikte kimi yerlerde de bu kent yapısına
rastlanmaktadır. Zamanla, idare merkezileşti ve hükümdarlar, doğaüstü
bir kaynaktan gelme vasıflarını aldılar. Hükümd... Devamı »»»Pasarofça Antlaşması « Osmanlı TarihiAvusturya'nın,
Karlofça Antlaşması gereğince Mora'nın Venediklilere geri verilmesini
istemesi üzerine, Avusturya'ya da savaş açıldı. Sadrazam Silahtar Ali
Paşa, Osmanlı ordusu ile birlikte Macaristan'a girdi. Peter Varadin'de
Prens Ojen komutasındaki Avusturya ordusu Osmanlı kuvvetlerini bozguna
uğrattı (5 Ağustos 1716) ve Sadrazam Silahtar Ali Paşa şehit düştü. Bu
bozgundan sonra 18 Ağustos 1717 tarihinde Belgrad düşman eline geçti.
Silahtar Ali Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirilen Damat İbrahim Paşa
barış teklif etti. Yapılan Pasarofça Antlaşmasına göre; yukarı
Sırbistan, Belgrad ve Banat... Devamı »»»Patrona Halil İsyanı « Osmanlı TarihiDamat
İbrahim Paşa'nın açtığı zevk ve sefahat devrinden memnun olmayan bu
yapılanları israf olarak gören bir kitle oluşmuştu. Bu topluluk İran
seferinden olumsuz haberler gelmesi üzerine, harekete geçmiş camilerde
ve diğer yerlerde propaganda yaparak ayaklanmanın zeminini oluşturmaya
başlamıştı. Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti. On
yedinci Ağa Bölüğü Yeniçerisi Patrona Halil ve yandaşları 25 Eylül
1730'da ayaklanmayı başlatmışlar, ancak halkın onlara katılmaması
endişesiyle bu girişimlerinden vazgeçmişlerdi. İsyancılar üç gün sonra
Bayezit caminin Kaşıkçılar kapısı tarafında... Devamı »»»Piri Reis « Osmanlı TarihiDoğum
tarihi kesin olarak bilinmiyor. 1465-1470 arasında Gelibolu'da doğdu.
Asıl adı Muhiddin Pirî'dir. Karamanlı Hacı Ali Mehmed'in oğlu ve ünlü
Osmanlı denizcisi Kemal Reis'in yeğenidir. Akdeniz'de korsanlık
yapmakta olan amcasının yanında yaklaşık 1481'den sonra denize açıldı.
1487'de onunla birlikte İspanya'daki Müslümanlar'ın yardımına gitti.
1491-1493 arasında Sicilya, Sardunya, Korsika Adalarına ve Güney Fransa
Kıyılarına yapılan akınlara katıldı. Amcasıyla birlikte Osmanlı
Devleti'nin hizmetine girerek 1499-1502 Osmanlı-Venedik Savaşı'nda bir
savaş gemisinde kaptanlık yaptı. 1511'de ... Devamı »»»Preveze Deniz Savaşı « Osmanlı TarihiOsmanlıların
Akdeniz'de kuvvetlenmeleri ve tüm Ege denizine hakim olmaları Avrupa'yı
telaşlandırmıştı. Ayrıca devam eden Avusturya ve Macaristan seferleri
büyük bir Haçlı donanması hazırlanmasına neden oldu. Andrea Doria
komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik ve Cenevizlilerden başka
Malta, Portekiz ve İspanya'ya ait gemiler de bulunuyordu. Haçlı
donanması 602, Osmanlı donanması ise sadece 122 parçaydı. Preveze
körfezinde 27 Eylül 1538'de yapılan savaşta, Barbaros Hayreddin
komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde etti. Tarihe
Preveze Deniz Zaferi olarak geçen bu savaş sonunda A... Devamı »»»Prut Savaşı « Osmanlı TarihiRusya,
Osmanlı Devleti ile mücadelesinde kendi lehine bir zemin yaratmak
istiyordu. Osmanlı Devleti içinde yaşayan Ortodoks toplumları
kışkırtarak Osmanlı Devleti'ni zayıflatacak ve yapacağı savaşlarda daha
önce kaybettiği toprakları geri alacaktı. Eflak ve Boğdan Beylerini
Osmanlılara karşı kışkırtan Rus Çarı Deli Petro, Poltova Savaşı'nda
İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ı yenince, Demirbaş Şarl Osmanlılara sığındı.
İsveç Kralını kovalayan Rus birliklerinin Osmanlı topraklarına akınlar
düzenlemesi üzerine, Osmanlı Devleti Rusya'ya karşı savaş ilan etti
(1711). Sadrazamlığa getirilen Baltacı Mehmed... Devamı »»»Ridaniye Savaşı « Osmanlı Tarihi28
Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle
karşılaşmadan şehri teslim aldı.Hama (19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül
1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan
emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna devam eden Yavuz
30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi. Mercidabık
Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı
hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı
elçisini öldürmüş ve Venediklilerden top ve silah alarak Ridaniye'de
kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu. Yavuz Sultan... Devamı »»»Salakamen Savaşı « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Ahmed padişah olduğunda Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazamdı.
Sultan İkinci Süleyman'ın son yıllarında Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
önemli askeri başarılar elde etmişti. Belgrad'dan çıkıp Tuna'yı aşarak,
Avusturya üzerine yürüyen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, Kırım
kuvvetlerini beklemeden Petervaradin'de düşmana ani bir darbe vurmak
istedi. Ancak pusuya düşürülen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa Salakamen'de
bozguna uğradı ve kendisi de alnından vurularak şehit oldu. Avusturya
cephesindeki ilerleyiş ve mücadele böylece sona erdi. Avusturya ile
yapılmakta olan savaş neticelenemedi ve Osma... Devamı »»»Segedin Antlaşması « Osmanlı TarihiHaçlı
kuvvetleri kazanılan her başarı sonrası daha da güçlü ve kuvvetli
ittifaklar yaparak, Osmanlı Devleti'ne saldırmaya devam etti. Sırp,
Eflak, Erdel, Macar kuvvetleri ilerlemeye devam ediyordu. Niş
yakınlarında yeniden büyük bir kayıp verildi. Haçlı birlikleri
Filibe'ye kadar geldiler. Ancak soğukların şiddetlenmesi ilerlemelerine
engel oldu.Balkanlarda ardı ardına uğranılan yenilgiler, Osmanlı
Devleti'ni zor duruma soktu. Bizans'ın Avrupa'da tahrikleri devam
ediyordu. Bu şartlarda her ne pahasına olursa olsun anlaşmaktan başka
çıkar yol yoktu. Sultan İkinci Murad, barış için girişimlerde... Devamı
»»»2. Selim « Osmanlı TarihiSultan İkinci Selim 28 Mayıs
1524'de İstanbul'da doğdu. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi Hürrem
Sultan'dır. Hürrem Sultan Slav kökenlidir. Orta boylu, açık alınlı,
mavi, gözlü, ince kaşlı ve sarışın bir padişahtı. Şehzadeliğinde
mükemmel bir tahsil ve terbiye ile yetiştirildi. Devlet idaresini iyice
öğrenmek için de Anadolu'nun çeşitli yerlerinde sancakbeyliği yaptı. Bu
sırada tahsiline devam ederek, ilim ve tecrübesini arttırdı. Sarı Selim
olarak da anılan II. Selim, Kütahya sancakbeyi iken aldığı, babası
Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi üzerine İstanbul'a
gelerek, 3... Devamı »»»3. Selim « Osmanlı TarihiSultan
Üçüncü Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Üçüncü Mustafa, annesi Mihrişah Sultan'dır. Annesi Gürcüdür. Kahinlere
inanan babası Sultan Üçüncü Mustafa, onların yeni doğan oğlu Selim'in
eşsiz bir cihangir olacağını söylemeleri üzerine, büyük bir sevince
kapılmış, yedi gün yedi gece bayram yapılmasını emretmiştir. Sultan
Üçüncü Selim, doğum günündeki bu hava içinde büyüdü. Sarayda çok güzel
bir şekilde yetiştirildi. Sultan Üçüncü Mustafa, kendisinden sonra oğlu
Sultan Üçüncü Selim'in padişah olmasını istemişti. Ancak, babasından
sonra padişahlığa amcası Sultan... Devamı »»»Sened-i İttifak « Osmanlı TarihiAyan
Meclisi'nin hükümet içinde kendisini resmen kabul ettirdiği, 29 Eylül
1808 yılında imzalanan sözleşmedir. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa
devletin durumunu görüşmek üzere devlet ileri gelenlerini toplantıya
çağırdı. Anadolu ve Rumeli ayanları Padişah tarafından Çağlayan
köşkünde kabul edildiler. Senedi İttifak adıyla tarihe geçen bu
sözleşmede alınan kararlar: *Padişahın emirleri her yerde ve her
durumda geçerli olacak *Devlet vergileri düzenli olarak toplanacak,
ayan bu konuda verdiği sözü noksansız yerine getirecek *Devlet adına
asker alınacak, buna karşı çıkanları ayan cezalandıracak... Devamı »»»Sırpsındığı Savaşı « Osmanlı TarihiEdirne'nin
fethi Türklere Balkan fetihlerinin yolunu açtı. Lala Şahin Paşa,
Bulgaristan'a girerek Filibe'yi, komutanlarından Evrenos Bey ise
Serez'i aldılar (1363). Yeni fethedilen yerlere Türkler yerleştirildi.
Edirne ve Filibe'nin fethi bir haçlı seferinin düzenlenmesine neden
oldu. Papa V. Urban'ın teşvikiyle Sırplar ve Bulgarlar başta olmak
üzere Macar, Bosna ve Eflaklılar, büyük bir haçlı ordusu hazırlayarak
Edirne üzerine harekete geçtiler. Osmanlı komutanlarından Hacı İlbey,
ordusu ile beraber Meriç vadisi boyunca düzensiz bir şekilde ilerleyen
düşmanların bu durumundan yararlandı. Kuv... Devamı »»»Sudan « Osmanlı TarihiÖnceleri
Nubia diye bilinen Kuzey Sudan bölgesinde, ilk yaşayanlar zenci
kabilelerdir. Bundan sonra 18. yüzyıla kadar (Kush, Makurra, Alva ve
Funj gibi çeşitli) Mısırlı kabileler idaresinde kaldı. 1825-1843
yılları arasında, Osmanlı valileri tarafından yönetildi. 1863 yılında,
Mısır Hidivi İsmail Paşa, Sudan topraklarını kontrolü altında tuttu.
1882-1898 yılları arasında kendini Mehdi ilan eden bir sapığın
arkasından giren bir kısım insanların elinde kaldı. Bu tarihte
Anglo-Mısırlıların (Mısırlı İngilizlerin) işgaliyle yönetimi general
Horatio Herbert aldı. 1956 yılında ise, bağımsız bir devl... Devamı »»»2. Süleyman « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Süleyman 15 Nisan 1642'de İstanbul'da doğdu. Babası Sultan
Birinci İbrahim, annesi Saliha Dilaşub Sultan'dır. Orta boylu, kır
sakallı, şişman ve halim selim bir padişahtı. Dindar, dürüst ve akıllı
bir insan olan annesi Saliha Dilaşub Sultan tarafından titizlikle
yetiştirildi. Oğluna, gerekli bilgileri bir yandan kendi veriyor, bir
yandan da hocalar tutuyordu. Hayatının kırk yılını bir dairede hapis
geçiren Sultan İkinci Süleyman cesur, dindar, vatansever, merhametli ve
nazik bir insandı. Rüşvet ve sefahate son derece düşmandı. Padişah
olduğu sırada askeri zorbaların ortalığı kar... Devamı »»»Talat Paşa « Osmanlı TarihiTalat
Paşa, 1874 yılında Edirne'de doğdu. İlk öğrenimini Vize İlçesi'nde
yaptı. Edirne Askeri Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra, Edirne Posta ve
Telgraf İdaresi'nde kâtiplik, Alyans İsrail Mektebi'nde Türkçe
öğretmenliği görevlerinde bulundu. Çok genç yaşlarda siyasetle
ilgilenmeye başladı. Sultan 2. Abdülhamid Han’a karşı mücadele eden
jöntürklerin çalışmalarına katıldı. Bir süre sonra tutuklandı.
Selanik'te Posta ve Telgraf Müdürlüğü'nde memurluk ve başkâtiplik
yaptı. İttihat ve Terakki Fırkası adını alan Osmanlı Hürriyet
Cemiyeti'ni kurdu. Selanik’te mason locasına girdi. Masonların ve
onlar... Devamı »»»Trablusgarp Savaşı « Osmanlı Tarihi2.
Meşrutiyet'in ilanından sonra, Osmanlı Devleti ile yabancı devletler
arasındaki ilişkilerde meydana gelen gelişmeler içerisinde savaşla
sonuçlanan ilk büyük olay, Osmanlı-İtalya Savaşı oldu. Bu savaş, her
şeyden önce İtalya'nın sömürgecilik politikasının ve Osmanlı
Devleti'nin içinde bulunduğu bunalımların bir sonucuydu. İtalya, 19.
yüzyılın ikinci yarısında, Almanya gibi siyasal birliğini kurarak güçlü
bir devlet durumuna gelmişti. Dünya üzerindeki zengin sömürgeler, güçlü
emperyalist devletlerce paylaşıldığından, İtalya ancak zayıf
devletlerin elindeki toprak parçalarını alarak hedefine ... Devamı »»»Mehmed Vahdeddin « Osmanlı TarihiSultan
Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan
Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde
İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin
doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat
etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan
Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste
Kadın tarafından büyütüldü. Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında
henüz bir çocuk olduğu için serbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile
ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz... Devamı »»»Vaka-i Hayriye « Osmanlı Tarihi1825
yılında Yeniçeri ocağının Sultan II. Mahmut tarafından ortadan
kaldırılması olayıdır (Hayırlı Olay). 1324 yılında kurulan Yeniçeri
ocağı, 1658 yılından itibaren tüm önemini kaybetmiş ve ayaklanmaların
olduğu bir yuva haline gelmişti. Yeniçeriler istemedikleri padişahı,
veziri indiriyor, istediğinde öldürüyordu. Yeniçerilerin başına buyruk
hareketleri halkı rahatsız ediyordu. Ydniçerilerin ilmiye sınıfına
hakaret etmesi bardağı taşıran son damla olmuş, bunun üzerine ilmiye
sınıfı ile halk yeniçerilere karşı birleşmişti. Sultan II. Mahmut,
Avrupa ordularının aldığı eğitimle yetiştirilmek ... Devamı »»»Varna Savaşı « Osmanlı TarihiSultan
İkinci Murad büyük bir hızla Edirne'ye geldi. Osmanlı Ordusunun başına
geçti. Varna önlerine gelen Osmanlı Ordusu, Haçlılara karşı saldırıya
geçti. Haçlı Ordusunun Varna önlerinde bozguna uğratılmasıyla büyük bir
zafer kazanıldı (10 Kasım 1444). Varna Savaşı, Haçlıların İstanbul'un
Türkler tarafından fethedilmesini engellemek için yaptıkları son
girişim oldu. Bu savaş, Osmanlıları Segedin Antlaşmasına zorlayan
şartları tamamen değiştirdi. Sultan İkinci Murad, bir müddet sonra
tahtı, yine oğluna bırakarak çekildiyse de devlet adamlarının ısrarları
sonucu tekrar tahtına döndü.... Devamı »»»Vasvar Antlaşması « Osmanlı TarihiOsmanlı
Devleti'nin gerileme dönemine girmeden önce Avusturyalılarla iyi
koşullarda yapmış olduğu barış antlaşmasıdır. Avusturya'nın Erdel
üzerindeki baskılarının artması üzerine Osmanlı Devleti ile Avusturya
arasında görüşmeler yapılmış fakat bu görüşmelerden bir sonuç
alınamamıştır. Bunun üzerine Osmanlı ordusu Avusturya'nın doğusunda
bulunan kale ve kasabaları ele geçirmesi üzerine Avusturya barış
istemek zorunda kalmıştır.DefineGörüşmelerden sonra bir protokol hazırlandı
ve padişahın ve Avusturya İmparatoru'nun karşılıklı imzalaması
koşuluyla 10 Ağustos 1664 'de iki devlet arasında Vasvar Ant... Devamı
»»»Ziştovi Barışı « Osmanlı Tarihi11 Temmuz 1789 tarihinde
Osmanlı Devleti ile İsveç arasında bir dostluk antlaşması imzalanmıştı.
Sultan Üçüncü Selim, Rusya ve Avusturya'nın kendileri için de bir
tehlike olacağını düşünen Prusya Kralı ile bir ittifak antlaşması yaptı
(31 Ocak 1790). Ancak bu antlaşmalar yürürlüğe girmedi. İç işlerinde
meydana gelen karışıklıklar, Avusturya'yı Osmanlılarla Ziştovi Barış
Antlaşması imzalamaya mecbur bıraktı (4 Ağustos 1791). Ziştovi Barış
Antlaşmasıyla Avusturya, savaş sırasında aldığı toprakları Osmanlı
Devleti'ne geri verdi. Orsova ile Unna suyu taraflarındaki küçük bir
arazi ise Avusturya'y... Devamı »»»Zıtvatorok Antlaşması « Osmanlı TarihiSultan
Birinci Ahmed tahta geçtiği sırada Avusturya Savaşı devam ediyordu.
Osmanlı kuvvetleri Belgrad'dan Budin'e doğru ilerlemekteydi. Peşte (25
Eylül 1604) ve Hatvan Kaleleri savaş yapılmadan kolaylıkla ele
geçirilmişti. Osmanlı Ordusu ilerleyerek Budin'in kuzeyinde bulunan Vaç
Kalesi'ni ele geçirdi (16 Ekim 1604). Osmanlı Ordusu, Sultan Birinci
Ahmed'in emri üzerine Belgrad üzerinden Budin'e geçti. 29 Ağustos
1605'de Estergon Kalesi kuşatıldı ve Ciğerdelen Kalesi fethedildi. 8
Eylül'de Visigrad, 19 Eylül'de Saint Thomas (Tepedelen) Kaleleri
fethedildi. 3 Ekim 1605'de ise Estergon Kalesi te... Devamı »»»Aşar Vergisi (Öşür) « Osmanlı TarihiOsmanlı'da
tarım ürünleri üzerinden alınan onda bir oranındaki vergi. Aşar,
Arapça'da onda bir anlamına gelmektedir. Tanzimat'tan önce tımar ve
zeamet sahipleri için sahipleri tarafından tahsil edilen aşar, yerel
gereksinimlerin karşılanması ve asker besleme | | |