Ana Sayfa  Define İşaretleri  Anadolu Efsaneleri  Videolar  Harita  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
   İçerik Gönder
 Alfabeler
 Anadolu Efsaneleri
 Anadolumuzun İlleri
 Antik Kentler
 Cinler
 Define İşaretleri
 Definecinin El Kitabı
 Dünyanın 7 Harikası
 Eşkiya Belgeleri
 Heykel
 Mağaralar
 Medeniyet Tarihi
 Mezar Tipleri & Steller
 Osmanlı Patişahları
 Tarih
 Tarihi Gizemler
 Tümülüsler
 Videolar
 Ölü Gömme Gelenekleri
  İletişim

 Şanlıurfa

Okunma

148

PEYGAMBERLER ŞEHRİ ŞANLIURFA

Musevi, Hıristiyan ve İslâm peygamberlerinin atası olan Hz. İbrahim Şanlıurfa'da doğmuş, Nemrud ve halkının taptığı putlarla mücâdele ettiği için Şanlıurfa'da ateşe atılmıştır. Lut Peygamber amcası Hz. İbrahim'in ateşe atılışıını görmüş ve daha sonra Şanlıurfa'dan ayrılmıştır. İbrahim Peygamber'in torunu ve İsrailoğullarının atası Yakub Peygamber Harran'da bulunmuş, Eyyub Peygamber Şanlıurfa'da hastalık çekmiş ve Şanlıurfa'da vefat etmiştir. Hz. Eyyub'u arayan Elyasa' Peygamber O'nun yaşadığı köye kadar gel­miş, ancak göremeden orada vefat etmiştir. Şuayb Peygamber Harran'a 37 km. mesafedeki Şuayb Şehri'nde yaşamış, Musa Peygamber Şuayb Şehri yakınlarındaki Soğmatar'da Şuayb Peygamberle bu­luşmuştur. İsa Peygamber Şanlıurfa'yı kutsadığına dair bir mektubunu ve yüzünü sildiği mendile çı­kan mûcizevi portresini (Hagion Mandilion) Şanlıurfa Kralı Abgar Ukkama'ya göndermiştir. Bütün bunlardan dolayı Şanlıurfa "Peygam-berler Şehri" ve "Kutsanmış Şehir" adla­rıyla tanın-maktadır. Sadece semavi dinler değil, İlkel dinlerin dünyada bilinen eski merkezi Şanlıurfa, çok tanrılı dinlerin de dünyadaki önemli merkezlerinden biridir. Ay, güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya'daki Assur ve Babilliler'in politeist (çoktanrılı) inancına dayanan paganizm'in önemli merkez şehirleri Harran ve Soğmatar Şanlıurfa il sınırları içersindedir.

 

HALİL-ÜL RAHMAN VE AYN-ZELİHA GÖLLERİ (BALIKLIGÖL)

Rüyasında hükümdarlığının elinden gittiğini gören Kral Nemrut’un bu rüyası kahinler tarafından "Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak ve Krallığına son verecek" şeklinde yorumlanır. Bunun üzerine Nemrut o yıl doğan ve doğacak olan bütün çocukları öldürtmeye karar verir. Hamile olan Nuna, o yıl İbrahim’i bir mağarada gizlice doğurur. Hz. İbrahim bu mağarada 7 yaşına kadar herkesten gizlice yaşar. 7 yaşından sonra mağaradan çıkarılıp baba evine getirilen İbrahim büyüyünce Kral Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye başlar. Bunun üzerine Nemrut, Hz. İbrahim’i yakalatarak Urfa Kalesi’nin bulunduğu tepeye kurdurttuğu mancınıkla ateşe attırır. O anda Allah tarafından ateşe "Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Ateş su, odunlar balık olur. Onun düştüğü Halil Ür Rahman ve yakınındaki Aynzeliha Gölleri ile içindeki kutsal balıklar bugün dünyanın her tarafından gelen insanlarca ziyaret edilmektedir

HARRAN

Şanlıurfa'nın 44 km. güney doğusunda bulunan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen tarihi kent Harran, kendi adıyla anı­lan ovanın merkezinde kurulmuştur.

Tevrat'ta "Haran" olarak geçen yerin burası ol­duğu söylenir. İslâm tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamber'in torunlarından Kaynan'a veya İbrahim Peygamber' in kardeşi "Aran"a (Haran) bağ­larlar. XIII. yüzyıl tarihçilerinden İbn-i Şeddat, Hz. İbrahim'in Filistine gitmeden önce bu şehirde otur­duğunu, bu nedenle Harran'a Hz. İbrahim'in şehri de denildiğini, Harran'da İbrahim Peygamber'in evinin, adını taşıyan bir mescidin, O'nun otururken yaslandığı bir taşın var olduğunu yazmaktadır. Harran, Kuzey Mezopotamya'dan gelerek batı ve kuzey batıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Assurlu tüccarların önemli uğrak yerlerinden biri idi. Anadolu'dan Mezopotamya'ya, Mezopotamya'dan Anadolu'ya olan ticaret akışının binlerce yıl Harran üzerinden yapılmış olması bu tarihi kentte zengin bir kültür bikiminin oluşmasına neden olmuştur.

 

Harran Höyüğü

Şehrin orasında yer alan 22 m. yüksekliğindeki höyük oldukça geniş bir alana yayılmıştır. M.Ö. III. binden M.S. XIII. yüzyıla kadar kesintisiz olarak is­kan edilen Harran Höyüğü, içersinde çeşitli devir­lere ait mimari kalıntıları ve bölgenin tarihini gün ışığına çıkartacak belgeleri barındırmaktadır Höyükte ilk araştırmalara 1951 yılında D.S. Rice tarafından başlanılmış ve bu araştırmalar aralıklarla 1956 yılına kadar devam etmiştir. Harran höyüğünde 1983 yılında Dr. Nurettin Yardımcı başkanlığında araştırma ve kazılara yeniden başlanılmış ve M.Ö. III.binden XIII. yüzyıla kadar devreleri içersine alan çeşitli buluntulara rastlanılmıştır. Üst tabakada geniş bir alana yayılmış olarak ortaya çıkartılan XIII. yüzyıl İslâmi devir şehir kalıntısı; su kuyularının bulunduğu avluları olan kare ve dikdörtgen planlı bitişik nizamlı evler, bu evlerin oluşturduğu dar sokaklar ve ortasında büyük bir kuyunun yer aldığı meydanlar, o dönemin İslam şehirleri ve konut mimarisi hakkında önemli ip uçları vermektedir.

Sin Mabedi

Babil dönemine ait ünlü Sin Mabedi Harran'da inşa edildiği bilinen en eski anıtsal eserdir. M. Ö. 2000 başlarına ait Kültepe ve Mari tabletlerinde Harran'daki Sin (Ay Tanrısı) Mabedi'nde bir ant­laşma imza edildiğine dair bilgiler bulunmaktadır. Yine M. Ö. II. bininin ortalarına ait Hitit tabletle­rinde, Hititlerle Mitanniler arasında yapılan bir antlaşmaya Harran'daki Ay Tanrısı Sin'in ve Güneş Tanrısı Şamas'ın şahit tutulduğu belirtilmektedir Yeri kesin olarak tespit edilemeyen Sin Mabedi'nin, höyükte, iç kalede ya da Ulu Camii'nin yerinde olduğu konusunda değişik fikirler ileri sü­rülmektedir. Bunlardan İbn-i Şeddad, bu mabedin Ulu Cami'nin yerinde olduğunu, Harran'ın 640 yı­lında İyâd b. Ğanem tarafından fethedilmesiyle bu mabedin camiye dönüştürüldüğünü, Paganistlere kendi mabedlerini yapmaları için başka bir yer ve­rildiğini söylemektedir.

Harran Üniversitesi

Tarihi Harran Üniversitesi'nin kuruluşu hak­kında elimizde yeterli kaynak bulunmamaktadır. Assur ve Babil dönemlerinden (M.Ö. II.bin) İslâmi döneme kadar (M.S.VII. yy) devam eden ve geze­genleri temsil eden gelişmiş bir Tanrılar Kültü'nün Harran'da yaşamış olması, M.Ö. II.binde buradan astronomi biliminin ileri bir düzeyde olduğunu göstermekte ve bu bilimin ancak bir okulda siste­matik bir şekilde öğretilmiş olabileceğini akla ge­tirmektedir. Bu görüşe dayanarak, Harran Oku-lu'nun temellerinin ,Assur ve Babil dönemle­rinde atıldığını söylemek mümkündür.

Harran Şehir Surları

Elips şeklindeki Harran şehri, bazı kaynaklara göre 8, bazı kaynaklara göre 6 adet kapısı, 187 adet burcu olan, kesme taşlardan inşa edilmiş müstah­kem bir sur ile çevrilmiştir. Surların dışında yer alan ve günümüzde toprakla dolmuş olan hendeğin eskiden su ile dolu olduğu bilinmektedir. Şehrin güney-doğu köşesinde kesintiye uğrayan surların yerini İçkale tamamlamaktadır. Harran surları gü­nümüzde yer yer yıkılmış olmasına rağmen çepe­çevre izlenebilmektedir. Kapılardan sadece Halep Kapısı ayaktadır

Harran Kalesi

Şehrin güney doğusunda yer alan İçkale, surla­rın o kesimdeki parçasını oluşturmaktadır. Hemen hemen bütün kaynaklar, kalenin yerinde bir Sabii mabedinin bulunduğundan söz etmekte­dirler. İslâm kaynaklarında kaleden ilk kez bahse­den el Mukaddesi (h. 4.-m. 10. asır) burasının Kudüs kalesi gibi taştan yapıldığını, güzel ve sağ­lam olduğunu söylemektedir. Düzensiz dikdörtgen planındaki Harran Kalesi'nin dört köşesinde onikigen birer kule bu­lunmaktadır. Bunlardan Kuzey batıdaki kule ta­mamen yıkılmıştır. Güney doğudaki kulenin dış kısmı yıkılmış olup iç kısmı ayaktadır. Güney batı­daki ve kuzey doğudaki kuleler ise kısmen ayakta­dır.

Harran Ulu Camii

Harran höyüğünün kuzey doğu eteğinde yer alan Ulu Cami, Anadolu'nun ilk anıtsal camii, ilk revaklı avlulu ve şadırvanlı camii, en zengin taş süslemeli camii olma gibi daha bir çok önemli özel­liklere sahiptir. Çeşitli kaynaklarda "Cami el-Firdevs (Cennet Camii) veya "Cuma Camii" adla­rıyla geçer

HIRİSTİYANLIK DÖNEMİNDE YAPILAN YAPILAR

Deyr Yakub (Yakub Manastırı)

İl merkezindeki Eyyub Peygamber makamının 4 km. batısında bulunan Deyr Yakub, halk arasında "Nemrud'un Tahtı" ya da "Cin Değirmeni" olarak anılmaktadır. Buradaki yüksek bir dağın tepesinde M.Ö. I. yüzyılda (putperest dönem) Edessa Kralı Abgar Manu'nun oğlu Aryu'nun aile fertleri için inşa edilmiş anıt mezar kalıntıları yer almaktadır.

Tella (Viranşehir) Martyrionu

Bizans dönemi Hıristiyanlık yapılarının Şanlıurfa bölgesindeki en büyük örneklerinden olan oktogonal (sekizgen) planlı bu yapının 34.5x32 m. çapındaki kubbesinin bazalt taşından örülmüş sekiz paye üzerine oturduğu mevcut kalıntılardan anla­şılmaktadır. Yüzyılımızın başlarında sekiz payesi­nin tamamı ayakta olan bu yapının günümüze sa­dece bir payesi gelebilmiştir

Aziz Stefanos Kilisesi

Bu kilise, miladi 435 veya 436'da ölen Piskopos Rabbula tarafından eski bir Sinagog'dan dönüştü­rülmüştür. Kırmızı renkteki mermer sütunlarının çokluğu nedeniyle "Kızıl Kilise" olarak adlandırılan bu yapının yerine Zengiler döneminde 1170-1175 tarihlerinde bugünkü Ulu Cami inşa edilmiş, kili­senin çan kulesi minare olarak değerlendirilmiştir. Aziz Stefanos Kilisesi'nin avlu duvarları, Yıldız Meydanı ve Karanlık Kapı Sokağı'na açılan avlu kapıları, cami avlusundaki bazı sütun ve sütun baş­lıkları günümüze kadar ulaşmıştır

Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi

Şehrin Ellisekiz Meydanı yakınındadır. VI. Yüzyıla ait bir kilise kalıntılarının üzerine 1861 yı­lında inşa edilmiştir. Kilise, Hz.İsa'nın iki havarisi­nin anısına inşa edildiğinden onların ismini taşır. Üç nefli bazilikal planlı yapının çapraz tonoz­larla örtülü nefleri, sütun dizileri ile ayrılmıştır. Bu tarihi yapı, Urfalı Süryâniler'in 1924 yılında Halep'e göç edişlerine kadar, kilise ve okul olarak kullanılmıştır.

Rahibeler Kilisesi (Rahibeler Evi)

Ellisekiz Meydanı, Şeyh Safvet Tekkesi'nin do­ğusundaki çıkmaz sokak içersinde yer alan bu ki­lise, plan itibariyle avlulu bir Urfa evini andırır. 1883 yılında Urfa'ya gelen Fransisken rahibeleri (gezici misyoner rahibeler) için hem ev, hem de ki­lise olarak inşa edilmiştir

Çardak Manastırı

Deyr Yakub'un kuş uçuşu 1 km. kuzeybatısın­daki dağlar üzerinde kalıntıları bulunan bu manas­tırın, V. yüzyılda inzivaya çekilen keşişler için yap­tırıldığı tahmin edilmektedir. Manastırın çevresinde çok sayıda sarnıçlar bulunmakta, ayrıca çok sayıda kaya mezarı yer almaktadır.

Norhut Kilisesi

Halfeti ilçesi Norhut Köyü'ndeki bu kilise V. yüzyıl Bizans eseri olup, üç nefli bazilikal planlıdır. Çatısı yıkılmış olup harap bir durumdadır

Şanlıurfa il merkezinde Aziz Petrus-Aziz Paulus Kilisesi ve Rahibeler Kilisesi'nden başka; Aziz Havariler Kilisesi (Fırfırlı Kilise), Aziz George Kilisesi ve Büyük Kilise olmak üzere Osmanlı dö­neminden kalma 3 kilise daha günümüze ulaşmış­tır. Bunlardan Aziz Havariler Kilisesi Fırfırlı Camii'ne, Aziz George Kilisesi Circis Peygamber Camii'ne ve Büyük Kilise Selahaddin Eyyûbi Camii'ni dönüştürülmüştür.

SOGMATAR:

Şanlıurfa'ya 73 km. uzaklıktaki kent bugün Yağmurlu köyü adıyla anılmaktadır. M.S. 1. ve 2. yüzyılda Süryaniler tarafından iskan edilmiştir. Kökü Harran Sin kültürüne dayanan Sabiizim ve Baştanrı Marilaha'nın kültür merkezi olduğu bilinen Soğmatar ören yerinin, baş tanrıya ve gezegenlere ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi en önemli kalıntılarından biridir. Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir. Ayrıca kalenin batısında bulunan tepedeki kayalara da tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar işlenmiştir.

 

ŞUAYB ŞEHRİ:


Şanlıurfa'dan 88 km. uzaklıktaki Özkent Köyü adıyla anılan tarihi harabelerdir. Geniş bir alana yayılan ören yerinin sularla çevrili olduğu ve Roma devrinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır. Şuayb şehrinde Peygamber makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır.

 

NEVALİ ÇORİ:


Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeri, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesine bağlı Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir yan kolu olan Kantara deresinin yanında yer almaktadır.
Nevali Çori antik yerleşmesi insanların yerleşik hayata geçmeye başladığı, yoğun avcılığın yanı sıra bitki ve hayvanların evcilleştirilmeye çalıştığı bir dönemi yansıtmaktadır. Depo olarak kullanılabilecek çok sayıda taş yapının, kült yapısının ve bir çok sanat eserinin burada bulunmuş olması, Nevali Çori yerleşmesinin bu döneme ait merkezi bir yer olduğunu göstermektedir.

 

KAZANE:


Şanlıurfa merkeze bağlı Kazane (Uğurcuk) yerleşim alanının tarihi M.Ö. 5000-3000'e dayanmaktadır. Daha doğrusu bulgular Kalkalotik çağa ait olup, bu çağ da 5000-3000 arasındadır. Höyüğün kazısı 1992 yılında başlatılmıştır.
Çalışmalar sırasında mimari buluntular, evler, sokaklar ve bu döneme ait eserler bulunmuş olup, müzede muhafaza edilmektedir. Bu yerleşim alanında höyüğün tepesinde su deposu inşa edilmiş vaziyettedir. Bunun dışında çiftçilerden birinden satın alınan ve şu anda temizlenmek üzere Ankara'da bulunan Sümerce'yi Akatça'ya çevrilen bir alfabe mevcuttur




Rastgele                                                                                              Son Eklenenler
Mengüç Oğulları


Bilge Kağan


Tarihi Eseri Getir Parasını Al


Frigler,İyonlular,Lidyalılar


Kastamonu Mağaraları


Tümülüs Mezarları


Maya Uygarlığı'nın Çöküşü


Uzaydan Gelen Felaketler


Anasazilere Ne Oldu?


Moche Uygarlığı'nın Çöküşü


                                  Powered by Tutkum.Net | Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır
define define Medikal definecilik define Forum imsakiye sağlık bilgileri

define define işaretleri definecilik