|
|
 |
 |
Okunma |
|
44 |
SİVAS
Sivas'in yazili tarihi M.Ö. 2000 yili baslarinda Hititlerle baslamakta olup
merkez Tatlicak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divrigi Maltepe Köyünde
bulunan höyük ve Gürün Sugul vadisindeki Hititçe yazilar baslica Hitit yerlesim
alanlaridir. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig'lerin Hititleri ortadan
kaldirmalari sonucu Sivas'ta Frig egemenligine girmistir. Frig yerlesimi Hitit
yerlesim alanlarinin üst katlarinda görülmektedir. Lidya'lilar zamanindaki
meshur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir. Anadolu'daki Pers egemenliginden
sonra kurulan sehir devletlerinin zamanla Roma Imparatorluguna baglanmasi
sonucu, önemli yol kavsagi üzerinde bulunan simdiki sehir merkezinin iskan
edildigi ve Sebasteia adini aldigi görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan
sibasip adindan geldigi gibi, Roma Imparatoru Aguste tarafindan sehre yunancada
sehir manasina gelen "Sebasteia" adinin verildigi ve yine Selçuklular zamaninda
üç degirmen anlamina gelen "Sebast" kelimesinden geldigi rivayet edilmektedir.
Tarihin kaydedildigi zamandan beri
önemli bir yerlesim merkezi olan Sivas, asirlar boyunca önemini korumus ve
özellikle Milli Mücadele yillarinda milli mücadeleye baslangiç olmasi ona
tarihin en kiymetli degerini vermistir.
SAĞLIK TURİZMİ
Kangal Balıklı Çermik :
Sivas a 96 km. Kangal Ilçesine 13 km. uzaklikta ve Kangal in kuzeydogusunda
Kavak deresi vadisindedir. Suyun sicakligi 36 - 37 derece C, havuzlarin toplam
debisi, 130 lt/sn dir. Kimyasal karakteristigi; PH 7.40, radyoaktivite 6 eman,
toplam mineralizasyon 590.9 mg/lt. Fiziksel karakteristigi; kaplica suyunda en
büyügü 10 cm boyunda olan binlerce küçük balik yasar. Baliklar havuza girenlerin
sivilce ve yara kabuklarini yemekte, deriye kaplica suyunun temasini
artirmaktadir. Kaplica suyu her türlü romatizma hastaliga, sinir hastaliklarina,
kirik, çikik, ezik vb. durumlara, deri ve böbrek hastaliklarina olumlu etki
yapmaktadir. Yapilan arastirmanin sonuçlarina göre Balikli Kaplica sahasi, gerek
jeotermal enerji potansiyeli gerekse bu enerjinin kullanim imkanlari yönünden
önemli bir alan olarak ortaya çikmaktadir. Kangal Balikli Kaplicasi ülkemizin
termal özelligini daha da artirmaktadir. Çünkü modern tipta simdiye kadar fayda
göremeyen cilt hastaligi olan insanlar (sedefli hastalar) için Kangal Balikli
Kaplicasi en son ümit kaynagi olmaktadir.
Tahris olmus durumdaki veya herhangi
bir enfeksiyonla olusmus cilt dokusundaki yaralari, egzama, cerahatli sivilceler
ve sedef hastaligi olusumlari; 2-10 cm. büyüklügündeki Cyprinide (Sazangiller
familyasindan), Cyprinion Macrostamus (Beni baligi) ve Garra rufa (Yagli balik)
türündeki baliklar tarafindan iyilestirilmekte ve ciltteki izleri kaybolmaktadir.
Kaplicada havuza giren kisilerin
etrafinda ince kahverengi, gri ve bej rengindeki sazan ve kayabaligi türü
baliklar dolasmaya ve ciltte hastalik belirtisi olan yerleri temizlemeye
baslarlar. Disleri olmayan bu baliklar, 36 - 37 derece C sicakliktaki suyun
yumusatmis oldugu kabarik yara kabuklarini kopararak cilt pürüzsüz hale
gelinceye kadar temizlerler. Tedaviden olumlu sonuç alinabilmesi için üç hafta
(21 gün) süresince günde üç defa havuza girmek ve iki saat suda kalmak
gerekmektedir. Ayrica, sabahlari aç karnina birkaç bardak sifali sudan içmeyi
ihmal etmemek gerekir. Diger taraftan yerden kaynayan su içindeki kabarcikla ve
baliklarin vücut üzerine yaptigi darbelerle vücutta bir gevseme ve dinlenme
görülmektedir. Tedavi tamamen yan etkisiz olup, kesinlikle herhangi bir ilaç
kullanilmamaktadir.
Su anda kaplica bünyesinde 24 saat
elektrigi, çok hatli telefonu, internet baglantisi olan iki ayri motelde toplam
300 yatak bulunmaktadir. Ayrica kaplicada kamp ve karavan turizmine uygun olan
100 adet çadir yeri, kamp-karavan yeri, lokantasi, gazinosu, çocuk parki, market
ve saglik kabini gibi yan üniteler vardir. Çermik kirsal bir alanda olup, yesil
bir vadi içerisindedir. Bayanlar ve erkekler için ayri ayri girilebilen üstü
açik, bir adet üstü kapali havuz, saglikli insanlarin girebilecegi yari olimpik
ölçülerde yüzme havuzu, 20 adet özel banyo ile soyunma odalari mevcuttur.
Havuzlar günde 1000 kisiye hizmet verebilecek kapasitede olup kaplica 12 ay
açiktir.
Kangal Balikli Kaplica Telefonlari
: (0 346) 469 11 51 - 469 11 52 - 469 11 53 - Fax: (0 346) 469 10 30 - GSM
Santral : +9 0533 490 55 95
Akçağıl çermiği : Susehri
Ilçesinin Akçaagil Köyü yakinlarinda, Erzincan-Tokat yolu üzerinde Kelkit
Çayinin güney yakasinda yer alan bu kaplica suyunun sicak olmasi nedeniyle
birçok hastaliga iyi gelmektedir. Kadin ve erkekler için ayri banyolari vardir.
Alaman Çermiği : Sarkisla
Ilçesine bagli Alaman Köyü sinirlari içindedir. Ilçe merkezine 33 km.
uzakliktadir. Suyu oldukça kükürtlü oldugundan içilmez.
Ortaköy Çermiği : Sarkisla
Ilçesinin Ortabuçak Köyü sinirlari içerisindedir. Büyük bir havuzu vardir. 14
odali bir motel ve gazinosu bulunmaktadir. Ilçeye uzakligi 30 km dir.
Sıcak Çermik : Sivas-Ankara
karayolu üzerinde, il merkezine 31 km uzakliktadir. 50 santigrat derecenin
üzerinde isiya sahip olan kaplica suyunun kimyasal karakteristigi; florür içeren
kalsiyum, magnezyum-sodyum, sülfat, hidrokarbonat ve karbonat klörürlü sudur.
Fiziksel karakteristigi; romatizma, sinir sistemi, solunum yolu, sindirim
sistemi, metabolizma bozukluklari, böbrek ve idrar yollari, kan dolasimi adale
agrilari, kadin hastaliklarina iyi gelmektedir. Sicak Çermikte bes ayri otelde
toplam 161 oda, 249 yatak kapasitesi vardir. Elektrik, telefon, Lokanta, gazino,
bakkal, manav, firin ve çok sayida çadir kurulabilecek alani vardir.
Soğuk Çermik : Il merkezine
20 km. uzaklikta olup, suyun sicakligi 28 derece C civarindadir. Kaplica suyu
içildiginde mide, bagirsak ve safra kesesi hastaliklarina iyi gelmektedir.
Ayrica romatizma ve sinir hastaliklari tedavisinde de yararli olmaktadir.
Kaplica suyu içilmektedir.
TARİHİ ESERLER
Çifte Minareli Medrese
: Ilhanli Veziri Semseddin Mehmet Cüveyni tarafindan 1271 yilinda
yaptirilmistir. Bu günkü anlami ile Hukuk Fakültesi olan medresenin sadece dogu
yönündeki asil cephesi ayakta kalmistir. Ön yüz, ortada iki minareli taç kapi,
iki yanda pencere ve köse kuleleri ile kompoze edilmistir. Böyle bir uygulama
ile daha canli hareketli, isik-gölge oyunlarini kuvvetlice hissettiren bir cephe
elde edilmistir. Kesin olmamakla birlikte eserin mimarinin Kelük Bin Abdullah
oldugu sanilmaktadir.
Gök Medrese : Selçuklu
Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafindan 1271 yilinda yaptirilmistir. Mimari (Kaluyan-i
El Konevi) Konyali Kaluyan''''dir. Taç kapi üzerinde yükselen tugla örgülü iki
minaresindeki mavi çinilerden dolayi Gök Medrese adini almistir. Plastik
sanatlarin saheserlerinden olan taç kapida mermer malzeme kullanilmis olup, Taç
kapisinin üst iki kösesinde iç içe girmis hayvan motifleri vardir. Medreseye
giriste sagda mescit, solda ise Darül Hadis bölümü mevcuttur.Taç kapinin en üst
bölümünde " Kiliçarslan''''in oglu Giyaseddin Keyhüsrev''''in Saltanat
günlerinde imar edildi" yazmaktadir.
Buruciye Medresesi : 1271
yilinda yapilan Buruciye Medresesi Sivasin ileri gelen zenginlerinden olan aslen
Hamedan (Iran) yakinlarindaki Burucird sehrinden olan Muzaffer Burucerdi
tarafindan pozitif bilimlerin okutulmasi amaciyla yaptirilmistir.. Dört eyvanli
ve iki katli olan medresede; yanlardan dörder sütuna dayanan düz tas örgülü
revaklar klasik bir olgunluk gösterir. Sütun basliklari ve sütunlar degisik
dönem (Roma - Bizans) özelliklerini gösteren devsirme malzemelerdir. Giris
eyvaninin güneyinde mescidi (kitap satis yeri olacak) kuzeyinde ise medreseyi
yaptiran Muzaffer Burucerdi ve iki çocugunun türbesi bulunmaktadir. Türbede
Selçuklu sanatinin en güzel örnekleri olan çiniler türbeye ayri bir güzellik
vermektedir. Kare mekandan türbeye geçis Türk üçgenleri ile saglanmistir.
Sifaiye Medresesi : Sivas
Selçuklu Parki içerisinde, Çift Minareli Medresesinin tam karsisindadir. 1217
yilinda Selçuklu Sultani I.Izzeddin Keykavus tarafindan yaptirilmistir. Anadolu
Selçuklu Tip sitelerinin ve hastanelerinin en eskisi ve en büyük boyutlu
olanidir. 1220 yilinda vefat eden I.Izzeddin Keykavus, vasi-yeti üzerine çok
sevdigi bu Medresesinin güney eyvanindaki türbede ailesi ile birlikte
yatmaktadir.
Alacahan : Adini
kervansaraydan alan Alacahan Beldesi sinirlari içerisindedir. Kervansaray cami
ve sur duvarlarindan olusan bir kompleks seklindedir. Siyah ve beyaz kesme
taslardan yapilisi nedeni ile Alacahan ismini almistir.
Subaşı Hanı : 1525 yilinda
vefat eden Sivas Valisi Sinan Pasa Vakfi''na ait olan eser Sivas Merkezinde
Mahkeme adi ile bilinen cadde üzerindedir. 2 Katli olan Han günümüzde siracilar
çarsisi olarak bilinir ve aktarlarin yasatildigi bir Bedesten olarak hizmet
vermektedir.
Taşhan : Sivas''in en önemli
bulvarlarindan biri olan Atatürk Bulvari ile Dörtyol mevkiinin kesistigi noktada
yer alan Han, konaklama yeri olmasa da yasayan bir han görünümündedir.
Kaynaklarda yapim tarihinin 19. yy''in ikinci yarisina denk geldigi
belirlenmektedir. Azinlik tüccarlari tarafindan yaptirilmistir. Tas Han''in
içerisinde yer alan Aslanli Çesmeden soguk bir su içebilir yada Han''in üst
katinda Nargile keyfi yaparak kendinize sehri izleyebilme imkani
saglayabilirsiniz.
Egri Köprü : Sivas'in 3 km.
güneydogusundadir. Sivas-Eski Malatya yolu ve Kizilirmak'in üzerinde 18 kemerli
olan bu köprü ile geçilir. Uzunlugu 179.60m. eni 4.55 m'dir. Ayni dogrultuda
olmadigi için Egri Köprü denilmektedir. Kitabesi olmadigi için hangi tarihte ve
kim tarafindan yaptirildigi bilinmemektedir.
Sivas Kalesi : Yapildigi
tarih kesin olarak bilinmemektedir. Roma, Bizans, Danismend, Selçuklu, Kadi
Burhaneddin Devleti ve Osmanli dönemlerinde tamir edildigi kaynaklarda yazilidir.
Asagi ve yukari kale olmak üzere iki kisimdir. Asagi kalenin çevresi 7500 m.
yüksekligi 25 metredir. Kesme tastan insa edilen sur duvarlari, kuleleri ile
Kayserikapi, Palas, Tokmakkapi, Cancun, Salpur gibi sehre giren demir kapilari
mevcuttur. Yukari kale ise; simdiki Kale Park diye tabir edilen yerdir. Çelebi
Sultan Mehmed tarafindan büyük çapta onarilan kalede sur duvarlari, iki kapisi,
üzerinde bir camii, zahire ambarlari, sarniç ve cephaneligi bulunmakta idi. Her
seyi ile mükemmel olan kaleden bugüne hemen hemen hiç iz kalmamistir.
ANTİK KENTLER
Sarissa :
Altinyayla ilçesi Basören Köyünde bulunan ve Kusakli Örenyeri olarak Bilinen "SARISSA"
sehri dünya tarihinde 4 Büyük Imparatorluk kuran Hititlerin önemli sehirlerinden
biridir. Dünyanin devletler arasi ilk antlasmasi olan ve Misirlilarla Hititler
arasinda yapilan Kades Savasi ( M.Ö. 1285 ) sonucu yapilan antlasmada Sarissanin
Firtina Tanrisinin sahitliginden söz edilmektedir. M.Ö. 1500 ve 1400?lü yillarda
önemli bir yerlesim merkezi olan ve Hitit Krallarinin Baskentleri Bogazköyden
gelerek yazlik çalismalarini yürüttükleri Kusakli Yerlesimi, yurdumuzda tablet
buluntusu veren 5. merkezdir
1650 metre yüksekliginde bulunan
Sarissa sehri 1950 adimlik sur kalintilari ile önemli bir yerlesim yeridir.
Sehre giris, sur üzerinde bulunan 4 kapidan saglanmaktadir. 1993 yilinda Sivas
Müze Müdürlügü adina baslatilan arkeolojik kazilar 1994 yilindan itibaren
Almanya Marburg Üniversitesi adina Prof. Dr. Andreas Müller KARPE
Baskanligindaki bir ekip tarafindan yürütülmektedir. 10 yildir yapilan kazilarda
simdiye kadar bilinen en büyük Hitit Tapinaklarindan C binasi ile Kralin Sarayi
ve sehrin güney ve kuzeybati sur kapilari ortaya çikarilmistir.
İNANÇ TURİZMİ
Sivas Ulu Camii : Anadolu''nun
en eski camilerinden olan Sivas Ulu Camii 1196-1197 yillarinda II. Kiliçarslan''in
oglu Kudbettin Melik Sah''in Saltanatlari zamaninda Kul- Ahi tarafindan
yaptirilmistir. Camilerin mekan fikrinin gelismesinde önemli bir basamagi teskil
etmektedir. Avlusuna 3 yönden girisi ve düz damli, dikdörtgen planli, kufe tipli
cami sinifina giren ender örneklerdendir. Kubbe fikrinin henüz gelimedigi döneme
yapilmistir.
Sivas Kale Camii : Sivas''ta
Osmanli dönemi Camilerinin içerisinde en güzel örnek olan Camii 1580 yilinda III.
Murat Han''in Vezirlerinden Mahmud Pasa tarafindan yapilmistir.
Caminin her iki yaninda bulunan ve
örneginin çok az görüldügü iki tas dikkat çekmektedir. Taslardan birinin içerisi
oyuk seklindedir. Yapildigi dönemlerde yardimlasmanin önemini gösteren bu
taslara sadaka ve yitik tasi adi verilir. Sadaka tasi Cami minaresinin altinda
oyuk seklindedir. O dönemde sadaka vermek isteyenler, sadakalarini bu tasin
içerisine yerlestirirdi. Sadakalarin yerlestirilmesinde özellikle gece yarisi
vakitleri seçilirdi. Ihtiyaç sahipleri ise bu tasin içerisinden sadece ihtiyaci
oldugu kadarini alirdi. Yitik tasi, Cami avlusunun dogusunda bulunur. Kaybolan
esyalar, bu tasin üzerinde teshir edilir ve kaybedenlerin kayip esyasini bulmasi
saglanirdi.
Divrigi Kale Camii :
Mengücekliler tarafindan 1180-1881 yillarinda yapilan ilk camii olup, Türk
yapilasma sürecinde günümüze erisen en eski yapilardandir. Divrigi Kalesi
üzerinde Çalti Vadisinin korkunç uçurumun kenarinda yer alan yapinin Sahin Sah
Bin Süleyman Bin Emir Ishak tarafindan yaptirilmistir. Kapisi büyük süslemeye
sahip, ilk Anadolu taç kapisi sayilmaktadir. Mimberi abanoz agacindan ve künde
kari (çivi kullanilmadan) seklinde yapilmistir.
Divrigi Ulu Camii ve Darüssifasi
: Mengücekogullarindan Ahmet Sah ile Melike Turan tarafindan M. 1228
tarihinde yaptirilmistir. Yapilara ait H. 641 M. 1243 tarihli vakfiye
bulunmaktadir. Camiye bitisik olarak insa edilen darüssifanin meydana getirdigi
dikdörtgen planli yapi blogu, Divrigi Kalesi?nin bulundugu kayalik tepenini
güney bati yamacinda doldurularak tesviye edilmis egimli bir arazide
bulunmaktadir.
Divrigi Ulu Camii ile Darüssifasi
birbirine bitisik iki ayri islevli yapidan meydana gelmistir. Bu essiz anit
Anadolu Türk tarihinin en önemli yapisidir. Görkemli anitin yeri siluet olarak
çevresine uyumu da düsünülerek seçilmistir. Mimari etkileri ousturan komposizyon,
cephe güzelligi, malzeme seçimi, plastik anitsal etki, isik ve gölge yönünden de
üstünlük tasir.
Albert Gabriel " Anadolu Türk
Anitlarinin en dikkate deger olani Divrigi Ulu Camidir" demektedir. Voin Berchem
" Islam sanatinin en hayret ve hayranlik uyandirici eserlerinden biri Divrigi
Ulu Camii''''dir " demektedir.. UNESCO tarafindan 1985 yilinda Dünya Kültür
Mirasi olarak kabul edilen ve Avrupali Bilim Adamlarinca Anadolu?nun El Hamra
si. olarak kabul edilen Divrigi Ulu Camii ve Darüssifasi?nin onarimina yönelik
çalismalar Vakiflar Genel Müdürlügü, Kültür Varliklari ve Müzeler Genel
Müdürlügü Ile Sivas Valiligi tarafindan yapilan protokol geregi yürütülmektedir
Abdulvahab Gazi Türbesi :
Abdülvehhap Gazi Sivasta türbesi bulunan ve ve Anadolunun en büyük
velilerindendir. Evliya çelebiye göre Abdülvehhap Gazi Sivaslidir. Hz.
Peygamberimizin huzurunda müslüman olmus; Hz.Ali de kemerini baglayarak
kendisini pir yapmistir. Yüzon sene yasayan Abdülvehhap Gazi Sivas ta vefat
etmis, bugünkü türbesine defnedilmistir.
Türbe ve tekkeler içerisinde özel
bir yeri ve önemi bulunan Abdülvehhap Gazi Türbesi, Sivas ta halkin en çok
ziyaret ettigi, kötü aliskanliklarini terketmek, bela ve ugursuzluktan kurtulmak
isteyenlerin dua ettikleri bir ziyaret yeridir. Gerek Il Merkezinde ve Yurdun
çesitli yerlerinden gelenlerinde ziyaret ettikleri bir türbedir.
Pir Sultan Abdal : 16’ncı
yüzyılda yaşadı. Asıl adı Haydar. Yaşamının büyük bölümü Sivas’ın Yıldızeli
ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde geçti. 16’ncı yüzyılın ikinci
yarısında Sivas çevresinde boy gösteren [[Alevi-Bektaşi] Safevi-Türkmen kökenli
yani Sah Ismail yanlısı Caferi mesebinden (Ehli-beyt yolu) olaylara karıştı.
Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa, Pir Sultan’ı astırdı. Ölümünün, 1547-1551 ya
da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor.
Pir Sultan Abdal, Alevi gelenekleri
ve tarikat ortamında yetişti ve Sah Ismailin soyundandir. Hatai (Şah İsmail,
Safevi Hükümdarı), Kul Hüseyin ve Kul Himmet’ten etkilendi. Şiirlerinde duru ve
yalın bir Türkçe kullandı. Ana konuları, Degisler, Allaha olan sevgisi, aşk,
tasavvuf ve kavgadır. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk
kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimi görmediği için, diğer bazı halk
şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı’ndan hiç etkilenmedi.
Her yıl temmuz ayının ilk haftasında
Pir Sultan Abdal doğduğu yer olan Banaz Köyü'nde törenlerle
anılmaktadır.Şenlikler kapsamında; açılış ve konuşmalar, şiir dinletisi , semah
gösterileri, imza töreni, söyleşi, panel ve konser gibi etkinlikler yapılmıştır
Aziz Vlas : 280-316
yıllarında Sivas'ta yaşamış olan Aziz Vlas, Anadolu'da Hıristiyanlığın ilk
piskopos ve şehitlerindendir. Sağlığında bir hekim olarak halka yakınlığı ve
öldürülmesi sırasında gerçekleştirdiğine inanılan mucizeler, onu her zaman
halkın yanı başında bulunan, birçok konuda yardıma çağrılan bir aziz haline
getirdi.
Kültü Rusya'dan Amerika'ya,
İskandinavya'dan Güney Afrika'ya kadar yayılmış olan ve ona adanmış ya da adını
taşıyan binlerce kilise, manastır, adak yeri, şehir, kasaba, köy bulunan Aziz
Vlas, doğduğu ülkede artık pek bilinmemektedir. Halbuki o, 20. yüzyılın
başlarında bile Sivas'ta sadece Ermenilerin "Surp Vlas"ı değil, Müslümanların da
"Boğaz Evliyası"ydı. Mezarının bakımını bir Türk kadın yapar, hem Hıristiyan hem
de Müslüman Sivaslılar onu ziyaret ederdi.
Güdük Minare : Eratna
Devletinin kurucusu Alaaddin Ertana tarafindan oglu Seyh Hasan Bey için
yaptirilmistir. Türbenin içerisinde siyah mermerden bir sanduka vardir. Anadolu
Selçuklu dönemi kümbetlerinin dis yüzünde yer alan motiflerin disinda farkli
olarak rozetlerede rastlanmaktadir. Diger kümbetlerde gözükmeyen en önemli
özeliligi ise Güdük Minarede cenazelik bölümünün de yer almasidir.
Şehir merkezinde ve ilçelerde
bulunan türbeler özellikle yaz mevsiminde yoğun ziyaretçi akimina ugramaktadir.
Il merkezinde Abdulvahab-i Gazi, Seyh Emir Ahmed(Güdük Minare), Semsettin
Sivas-i, Zara ilçesinde Seyh Merzuban, Imranli ilçesinin Avsar köyünde Cogibaba,
Yildizeli ilçesinin Banaz köyünde Pir Sultan Abdal ve Divrigi ve Sarkisla
ilçelerinde bulunan çok sayida türbeyi(kümbet) bu kapsamda sayabiliriz.
DOĞAL GÜZELLİKLER
Egriçimen Yaylasi :
Koyulhisar'a 20 km. uzaklikta ve 1700 metre yükseklikte bir yayladir. Egriçimen,
çam ormanlariyla kapli nefis manzaralariyla tabiatin bütün güzelliklerini
cömertçe gözler önüne seren gerçek güzellikler beldesidir. Yöre yapisi
itibariyle dag turizmi için her türlü doga imkanlarina sahiptir. Yörede olan
derelerde alabalik tutma imkani oldugu gibi avciliga merakli iseniz av yapma
imkaninizda vardir
Sizir Çaglayani : Gemerek'in
Sizir bucagina 1 km. mesafede ve Göksu Çayi üzerindedir. Zengin görsel imkanlar
sunan dinlenme yerinde, gazino ve çay bahçesi vardir. Yörenin sikça gelinen
dinlenme yerlerindendir
Koyunkaya Mesiresi :
Imranli'ya 12 km. uzakliktadir. Çam ormanlariyla, temiz havzasiyla, su
kaynaklariyla güzel bir dinlenme yeridir. Ancak gelenlerin ihtiyaçlarini
karsilayacak tesislerden yoksundur.
Hafik Gölü : Hafik ilçesine
2 Km. Sivas'a 39 Km uzakliktadir. çevresi piknik için uygundur. Yeme-içme
imkanina sahiptir. Gölde kayikla gezilebilir. Bol miktarda balik tutulabilir
Zara Tödürge Gölü :
Sivas-Erzurum karayolu üzerinde Sivas'a 50 Km uzakliktadir. Mesire yeri olarak
müsait olup, gölde kayikla gezinti yapilabilir. Balik avlanabilir. Göl kenarinda
bir gazino vardir.
Gürün Gökpinar Gölü :
Sivas'a 147 Km Gürün ilçesine 10 Km mesafededir. Suyun berrakligi, temizligi ve
rengiyle dogal çekicilige sahiptir. Gölde bol miktarda alabalik üretilmektedir.çogunlukla
günübirlik ziyaretçilerin geldigi harika bir mesire yeridir.
SPOR TURİZMİ
Kayak : Il merkezine çok
yakin bir noktada bulunan Yogun yokus tesislerinde ve üniversitenin dogusunda
bulunan Gardaşlar Tepesinde kayak yapılabilmektedir.
Dagcilik ve Doga Yürüyüsü :
Yildiz Dagi tirmanisi, 1 kez Agri Dagi tirmanış, Gürün Sugul Kanyonu ve Gökpinar
gölü yürüyüs gezileri için uygundur.
Rafting : Kizilirmak
nehrinde ve Susehri Çamligöze Barajinin altinda bulunan Susehri Belediyesi Kum
Ocagi mevkiinden baslamak üzere Niksar tarafina dogru rafting için uygundur.
Avcılık : Sivas ili yabani
hayvan bakimindan çok zengindir. Ilin Iç Anadolu, Dogu Anadolu ve Karadeniz
iklimleri arasinda bir geçit yeri olusu, il topraklarinin engebeli ve sarp
olmasi yabani yasami çesitlendirir.Divrigi ilçesi ile bu ilçeye bagli Danisment
ve Sincan bucaklarinda; Zara ilçesi ile bu ilçeye bagli Beypinar ve Bolucan
bucaklarinda; Yildizeli ilçesinde, Susehri ilçesi ile bu ilçeye bagli, Gökçekent
bucaginda bol miktarda keklik ve tavsan bulunmaktadir.
Merkez ilçe, Ulas, Kangal, Hafik
ilçeleri ile çukurbelen Köyü çevresinde kanatli av hayvanlarindan; Sahin,
Bildircin bol miktarda bulunmaktadir.Merkez ilçe, Seyfebeli, Hafik, çukurbelen
yörelerindeki sazlik ve batakliklarda yaban ördegi; ildeki tüm göllerin
çevresinde yaban kazlari yasamaktadir.
Sivas'taki bütün akarsular ile
Tödürge, Hafik Lota ve Gürün Gökpinar gölleri de bolca Balik avlanan tatli
sulardir.Ilin igne yaprakli ormanlarinin yayildigi Koyulhisar, Yildizeli,
Akdaglar, Zara ve Serefiye yörelerinde az sayida yaban domuzu, tilki ve ayiya
rastlanir. Ilde av mevsimi her yil yeniden belirlenmektedir.
MÜZELER
İnönü Konağı :
Sehir merkezinde Inönü Mahallesindedir. Türkiye nin 2.Cumhurbaskani Ismet INÖNÜ
NÜN 1891-1897 yillari arasinda orta ögrenimini Sivas ta yaptigi siralarda
oturmus oldugu tipik bir Sivas evidir.1945 yilinda Sivas Belediyesince satin
alinarak Inönü Müzesi adi altinda ziyarete açilmıştır.. Müzede; bölgenin tarihi
deger tasiyan silah, bakir, küçük el sanatlari, sikkeler ve Inönünün
fotograflari ile evde kaldigi zaman kullandigi esyalar, ayrica Gürün sallari, üç
etek elbiseler ve el islemeli etnografik eserler sergilenmektedir
Aşık Veysel Müzesi : Büyük
ozan Asik Veyse SATIROGLU nun yasadigi köy olan Sarkisla Ilçesi Sivrialan
Köyündeki evi 1982 yilinda müze haine dönüstürülmüstür. Müzede Asik Veysel in
kisisel esyalari, fotograflari, siirleri ve hakkinda yayinlanan kitaplar
sergilenmektedir. Modern bir görünüme dönüstürülen müzede ziyaretçilerin
hizmetine sunulan, kütüphane, çalisma odasi, anfi tiyatro bulunmaktadir. Ulasim
sorunu yoktur. Usta ozanin ölüm yildönümü olan 9 - 11 Temmuz tarihlerinde Sivas
ta ve Sarkisla Ilçesi Sivri alan köyünde anma törenlerinin yani sira, Asik
Veysel Asiklar Bayrami adi altinda festivaller düzenlenmektedir.
Atatürk Kongre ve Etnografya
Müzesi : Kongre Müzesi 4 Ekim 1892 yilinda Sivas Valisi Mazlum Pasa-Zade
Mehmet Memduh Bey tarafindan Mülki Idadi binasi olarak 8140 Osmanli altinina
yaptirilmistir. Dört satirlik yapim kitabesi Kongre binasinda sergilenmektedir.
1981 yilina kadar lise olarak kullanilan eser 4 Eylül 1981 yilinda "Sivas
Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi" haline dönüstürülmüstür.
Mustafa Kemal Pasa ve Arkadaslari
ile Heyet-i Temsiliye tarafindan 2 Eylül-18 Aralik 1919 tarihleri arasinda
"Milli Mücadele Karargahi " olarak kullanilan bu bina Cumhuriyet Tarihimizde çok
önemli ve özel bir yer tutmaktadir.
|