|
|
 |
 |
Okunma |
|
419 |
MERSİN
Mersin,
Çukurova'nın batı ucunda verimli topraklar üzerinde kurulmuş, çok sayıda antik
ören yerleri, denizi ve yeşil doğası ile büyük bir turizm potansiyeline
sahiptir. Modern limanı, serbest bölgesi, büyük sanayi ve ticari kuruluşlarıyla
Türkiye'nin hızla gelişmekte olan illerinin başında gelmektedir.
Antik Çağlar'da merkezi Tarsus olan
Ovalık Kilikya, Eski Dünya'nın önemli deniz ve ticaret yollarının ulaştığı bir
coğrafyadaydı.
Mersin ilinin 320 km. uzunluğundaki
kıyı bandından 108 km. si kumlu olan, doğal plajlardan oluşan yöre, tarihi ve
kültürel değerler bakımından da çok zengindir. Neolitik dönemden itibaren bir
yerleşim yeri olan Mersin'de, Kalkolitik, Hitit, Roma, Bizans ve Osmanlı
uygarlıklarından kalma bir çok arkeolojik ve tarihi eser bulunmaktadır.
TARİHİ ESERLER
YUMUK TEPE : Mersinin
kuzeybatısında Yumuk ırmağı kenarında olmasından dolayı, Yumuktepe olarak
bilinen höyüğe eskiden halk arasında buraya Soğuksutepe denilmekteydi. Kent
merkezinin kuzeybatısında üzeri çam ağaçlarıyla örtülü höyük hemen dikkati
çeker.
SOLİ VİRANŞEHİR (Soloi
Pompeipolis) : Mersin'in 14 km batısında deniz kenarında bulunan Soloi antik
kenti, MÖ 7. yüzyılda Rodoslu koloniciler tarafından kurulmuş, kente güneş
anlamına gelen Soloi adı verilmiştir. Darius (MÖ 521 485) zamanında, Kilikya'yı
ele geçiren Persler için, Soloi önemli bir liman kenti olmuş ve adına sikke
darbedilmiştir.
Pompeipolis kentinde liman, sütunlu
cadde, tiyatro, Roma hamamı, kent duvarları, nekropol, su kemeri gibi yapılar
bulunmaktaydı. Günümüzde dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan korint
başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmıştır. Bunlardan 33 adedi
başlıklı olup, insan, kartal ve aslan kabartmaları ile süslenmiştir. Ayrıca
liman, hamam kalıntısı ve bir su kemeri bu güne ulaşabilmiş kalıntılar
arasındadır. Mersin Müzesi'nde kente ait eserler sergilenmektedir. Petersburg
Hermitage Müzesi'nde, Bizans dönemine ait bir kiliseden götürüldüğü anlaşılan
altın ve gümüş objeler bulunmaktadır.
ZEPHYRIUM : Mersin'in antik
yerleşimi olarak kabul edilen Zephyrium kentine ait bilgiler çok azdır. Eski
Halkevi (Günümüzdeki Kültür Merkezi) civarında yapılan temel kazılarında ve
Çavuşlu Mahallesi'nde elde edilen bazı buluntular, eski Vilayet Konağı'nın
(Günümüzde Sağlık Müdürlüğü) yapımı sırasında ortaya çıkan horasan duvarlar,
mermerden yapılmış sütun ve sütun başlıkları. Mersin Müzesi'nde bulunan mermer
Aslan başı ile devşirilmiş bazı mimari yapı elemanları, antik Zephyrium kentine
ait arkeolojik belgeleri oluştururlar.
ANCHIALE (Kar ad u var) :
Kalıntıları, Mersin kentinin doğusunda olan bu antik yerleşim yerinde su
kemerleri, yapı kalıntıları, bir höyük, Romalılar'dan kalma mozaikli bir hamam
kalıntısı bulunmaktadır.
GÖZLÜKULE HÖYÜĞÜ : Tarsus'un
güneydoğusunda bulunan, bugün ağaçlandırılmış ve park olarak kullanılan 300 m
uzunluğunda ve 22 m yüksekliğinde bir höyüktür.Gözlükule'den çıkarılan eserler,
Adana ve Mersin müzelerinde sergilenmektedir.
DONUKTAŞ (Dönüktaş) : Tarsus
Tekke Mahallesi'ndedir. Anadolu'da Antik Çağlar'dan günümüze kadar gelebilen ve
ne amaçla yapıldığı uzun yıllar tartışılan bu anıtsal yapı kalıntısının, bir
Roma Tapınağı olduğu anlaşılmıştır. Dış duvarlarının uzunluğu 115 m, genişliği
dıştan dışa 43 m, yüksekliği 7 m, kalınlığı 6.60 m'dir
ANTİK CADDE : 1993 yılında
Tarsus Belediyesi'nin Cumhuriyet alanında başlattığı temel hafriyatı ile ortaya
çıkmıştır. 8000 metrekarelik alanda yapılan arkeolojik kazılar sonucunda,
doğubatı yönünde bir cadde ile çevresinde çeşitli dönemlere ait yapı kalıntıları
ortaya çıkmıştır. 7 m genişliğinde bazalt taşları ile kaplı cadde, balıksırtı
profillidir. Her iki yanında yüzey sularının drenajı için kum taşından yapılmış,
iç bükey şeklindeki yağmur kanalları bulunmaktadır. Caddenin en ilginç özelliği
ise, altında 2.20 m yüksekliğinde, 70 m genişliğindeki bir ana kanalın
varlığıdır. Bu büyük kanal, sel sularını çevreye zarar vermeden Rehgma Lagün
gölü yönünde tahliye etmekteydi.
Bu çalışmalar kapsamında kazı
alanının güneybatısında 2.yüzyılda yapılmış olduğu anlaşılan bir eve ait mozaik
avlu bulunmuştur.
KLEOPATRA (DENİZ) KAPISI :
Tarsuslu yerli halkın "Kancık Kapı" olarak adlandırdığı Kleopatra Kapısı ayakta
kalan tek antik kent kapısıdır.Yapımında kesme taşlar ve horasan harcı
kullanılmış, kemeri at nalı şeklinde ve yerden yüksekliği 6.17 m, derinliği ise
6.18 m'dir.
Deniz kapısı daha sonraki yıllarda
yıkılmış, yerine devşirme taşlardan bugünkü kapı yapılmıştır. Son yıllarda
yapılan restorasyonla kapının orjinal özelliği kalmamıştır
ROMA HAMAMI : Tarsus kentin
merkezinde anıtsal antik bir yapı kalıntısı olarak göze çarpar. Tuğladan örülü,
altından motorlu araçların da geçebileceği büyük kemer ve hamam duvarlarının bir
kısmı, 19.yüzyıla ait konutların içinde kalmıştır. Bu kalıntılar, Roma döneminde
kente teraziler ve kemerlerle su getirilmesinden sonra inşa edilen hamam
kalıntısına aittir.
ROMA YOLU : Roma yolu,
Tarsus'a 15 km uzaklıkta Sağlıklı köyünün yukarı kısmında bulunmaktadır. Roma
yolu yüksek bir yerde olup, buradan Tarsus ve civarı sahile kadar
görülebilmektedir. Yolun genişliği 2.94 ile 3.00 metre arasında değişmektedir.
Sağlam kalan yerlerin uzunluğu 3 km kadardır.
JÜSTİNİANUS (BAÇ) KÖPRÜSÜ :Tarsus
girişinde ve kuzeyinde bulunan bu üç gözlü köprü, Bizans imparatoru Jüstinianus
tarafından Tarsus Çayı üzerinde inşa ettirilmiştir. Eski dönemlerde köprü
geçişinden para alınması nedeniyle, bu köprüye vergi anlamına gelen "Baç" adı
verilmiştir.
KLİKYA APHRODİSİASİ : Antik
Karya bölgesindeki Aphrodisias'dan (KaracasuGeyre) sonra ikinci önemli Aphrodit
kentidir. SilifkeAydıncık karayolu üzerinde 35. krn'den sonra 14 km'lik
stabilize bir yolla ulaşılır. Ovacık yarımadasının berzahının doğu kıyısında yer
alan antik bir yerleşim merkezdir. MÖ 7. yüzyılda bir Doğu Akdeniz kolonisi
olarak kuruldu. Kaynakların azlığı nedeniyle hakkında yeterli bilgi yoktur.
ATAKENT (Susanoğlu Corasium)SilifkeMersin
karayolunun 15 km'sindeki bugün bir tatil beldesi olan Atakent'in antik ismi
Corasium'dur. Geç Roma dönemine ait kent, Isauria Valisi Flavius Uranius
tarafından kurulmuştur. Kentte iki ayrı nekropol, kilise, hamam, sarnıç ve ambar
kalıntılarını görmek mümkündür. Bugün denizi, kumsalı ve güneşiyle önemli bir
turizm beldesidir.
NESULİON(Boğsak Adası) :
Boğsak koyundaki Boğsak Adası'nda Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait evler,
mezarlar, lahitler, sarnıçlar ve kilise kalıntıları bulunmaktadır.
KIZ KALESİ : Korykos kıyı
kalesinin 200 m açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye Kızkalesi
denilmektedir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi'nin kuzey ve güney uçları
sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m dir. Kızkalesi ile
kıyıdaki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı
önlem alınmıştır. Karamanoğlu ibrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan
Kızkalesi bugün içel turizminin sembolü haline gelmiştir. Turistlerin yoğun
ilgisini çeken kaleye, kıyıdan balıkçı motorları ile geçilmektedir.
MAMURE (ANAMUR) KALESİ :
Silifke Anamur karayolu üzerinde, Anamur'un 6 km güneydoğusunda deniz kenarında
yer alan Mamure Kalesi'nin oturumu 23.500 metrekaredir. 3. yüzyıl veya 4.
yüzyılda Romalılar tarafından yaptırılmış olan kale, sonraları Bizanslılar ve
Haçlılar zamanında genişletilmiştir.
MUT KALESİ : ilçe merkezinin
kuzeyindeki bir tepe üzerinde bulunan kalenin yapılış tarihi kesin olarak
bilinmemektedir. Ancak ilk temelinin Hititler zamanında atıldığı sanılmaktadır.
Bugünkü hali Karamanoğulları dönemi karakterini gösterir.
İNANÇ TURİZİMİ
ULU CAMİİ : 1898
yılında Sultan II.Abdülhamit zamanında, Saydalı Abdülkadir Seydavi öncülüğünde
halk tarafından yaptırılan eski Gümrük Meydanı'ndaki (Günümüzde Ulu Çarşı) Yeni
Cami yıktırılmış, yerine büyük ve modern Ulu Cami inşa edilmiştir.Caminin, iç
yüzeyinde ilk defa bu camide uygulanan rumi ve hatai desenli Kütahya çinisi ile
profilli ve oymalı ahşap malzeme kullanılmıştır, ibadet mekanına giriş tavanında
rumi desenli renkli malakari rölyef uygulanmıştır. Mihrabı çini ve ahşap
karışımıdır. Mukarnaslı alçıdan yapılmış olup, üst kavsarasının yüzeyi altın
varak kaplanmıştır. 2 şerefeli iki minaresi vardır.
MÜFTÜ CAMİİ : Müftü
deresinde Müftü köprüsünün yanındadır. Mersin'in eski camilerindendir. Müftü
Emin Efendi tarafından 1884 yılında cami ve medrese olarak inşa edilmiştir. 19.
yüzyıl geç dönem barok tarzında süslemeli, tuğralı mihrabı vardır.
AVNİYE CAMİİ : Minaresinin
önceleri ahşap olması nedeniyle, Tahtalı Camii adıyla da bilinen yapı, Mahmut
ŞamiSümen tarafından bağışlanan arsa üzerinde 1898 yılında inşa edilmiştir.
ESKİ CAMİİ : Sultan
Abdülmecit'in annesi Bezmi Alem Valide Sultan adına 1870 yılında yaptırılmıştır.
Dikdörtgen planlı, ahşap beşik çatılı, tek minareli cami 1901 yılında onarım
görmüştür.
ST.PAULUS KUYUSU : St.Paulus
MS 3 yılında Tarsus'da doğmuş ve babasının mesleği olan çadır bezi dokumacılığı
yapmıştır. Musevi Roma vatandaşı olan Aziz, ilk öğrenimini Tarsus'da, yüksek
öğrenimini Kudüs'de tamamlamış, daha sonra isa'nın Havarisi olmuştur. Tarsus'da
S.Paulus'un doğduğu ve yaşadığı ev olarak bilinen yapı kalıntısının ortasında
bulunan kuyunun suyu, halk arasında şifalı olarak bilinir. Bazı Hristiyanlar,
Hacı olmak için Kudüs'e gitmeden önce Tarsus'a uğrayarak StPaulus'un kuyusundan
şifalı ve kutsal suyu içerler. Bu nedenle StPaulus kuyusu, Hristiyanlarca önemli
bir ziyaret merkezidir.
İTALYAN KATOLİK KATEDRAL
KİLİSESİ : Sultan Abdülmecid tarafından 1853 yılında verilen bir fermana
dayanılarak kilise mekanının inşaatına başlanmış ve yönetimi Capucins
Rahiplerine verilmiştir. Günümüzde Uray Caddesi üzerinde bulunan saat kuleli
kilise kompleksi, diğer birimleri ile 1898 yılında bitirilmiştir. Kesme kireç
taşından avlulu anıtsal bir yapı olan italyan Katolik Kilisesi, Vatikan
tarfından 1991 yılında italyan Katolik Katedral Kilisesi olarak değiştirilmiş ve
güney, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz bölgesi, Suriye, Irak, Iran ve Rusya'daki
Katolik kiliselere bağlanmıştır. Mersin ve yöresindeki Katolik cemaat için
ibadete açıktır.
ARAP ORTADOKS KİLİSESİ :
Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Arap Ortodoks Kilisesi, Mersin'in ilk
sakinlerinden, Dimitri ve Taunus Nadir tarafından bağışlanan arsa üzerine 1878
yılında inşa edilmiştir, ibadete açıktır.
REFAH ŞEHİTLERİ ANITI : II.Dünya
Savaşı yıllarında 23 Haziran 1941 tarihinde, Mısır'a eğitim amacıyla gönderilen
Türk ordusu mensuplarını taşıyan Refah gemisi, Mersin açıklarında bandırası
bilinmeyen bir gemi tarafından torpillenerek batırıldı. Anıt, "Refah faciası"
olarak bilinen bu olayda şehit olan 167 subay, astsubay ve erin anısına
yaptırılmıştır.
ESKİ CAMİİ (ST.PAULUS KİLİSESİ) :
Tarsus Çarşıbaşındaki kilisenin 1102 yılında St.Paulus Katedrali olarak
yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı
geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat
çekicidir. 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye
çevrilmiştir.
BİLALİ HABEŞİ MESCİDİ : Arap
ordularının Tarsus'u fethi sırasında Hazreti Peygamberin müezzini olan Bilali
Habeşi, şimdiki mescidin bulunduğu yerde ezan okuyup namaz kıldırmıştır. Kutsal
sayılan bu yerde mescit ve kuyu yaptırılmıştır.
MAKAMI ŞERİF CAMİİ VE DANİEL
PEYGAMBER KABRİ : Tarsus Makamı Şerif Camii, kentin merkezinde 1857 yılında
yapılmıştır.Caminin mihrabı düz ve sadedir. Doğusunda Daniyal Peygamber'in kabri
yer almaktadır. Bu nedenle camiye "Makam Camii" adı verilmiştir.
ORTADOKS RUM KİLİSESİ :
Tarsus Cumhuriyet Mahallesi'ndedir. 1850 yılında Rum cemaati tarafından
yaptırılan kilise, duvarları kesme taşla kaplı kagir bir yapıdır.
ESHABI KEYF (YEDİ UYURLAR)
MAĞARASI : Tarsus'un 12 km kuzeyinde bulunan Eshabı Kehf mağarası, Hristiyan
ve Müslümanlarca kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul edilir. Mağara dört köşe
olarak kayadan oyulmuştur ve 1520 basamakla girilir. Mağaranın üstünde 1873
yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan camiye sonradan üç şerefeli bir
de minare eklenmiştir.
SİLİFKE KALESİ : Kentin
batısındaki tepenin üzerinde, oval planlı olarak kurulmuştur. Klasik çağlarda
Kokysionoros bilinen yerleşimin ortasında Tanrıça Athena Kanetis adına yapılmış
kutsal bir tapınak bulunmaktaydı.Kale içinde görülebilen başlıca yapılar,
kemerli galeriler, su sarnıçları ve depolardır. Günümüzde sitadel konumundaki
kale ve kenti çevreleyen duvarlara ait herhangi bir iz kalmamıştır.
SİLİFKE TAŞ KÖPRÜ : MS 7778
yıllarında Kilikya Valisi LOctavius Memor tarafından. Roma imparatoru
Vespasianus ve iki oğlu adına yaptırılmış olan ve günümüzde yedi gözü bulunan
köprü, 19. yüzyıla kadar ilk şeklini korumuştu. Köprünün kuzey girişinde bulunan
mermer sütun üzerindeki kitabeye göre, Vali Mehmet Ali Paşa tarafından 1875
yılında restore ettirilmiştir.
ROMA TAPINAĞI : Silifke
merkezde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanları orjinal şekilde
korunmuş olan tapınak, MS 2. yüzyılda Pseudodipteros planlı yapılmıştır.
Tapınağın uzun kenarında 14'er; kısa kenarında 8'er sütun(40 mx21 m
boyutlu)bulunmaktaydı. Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta
kalabilmiştir.
MOZAİK ALAN : Silifke , 1980
yılında Kültür Bakanlığfnca kent merkezinde yapılan bir kazıda, gymnasium veya
hamam olabileceği tahmin edilen "opussectila" tekniğinde yapılmış renkli mozaik
tabanlı yeni bir mekan bulunmuştur. MS 2. yüzyıl Roma dönemine ait olduğu
belirlenen bu kalıntıda ayrıca üzeri yazıtlı iki heykel altlığı ile 2 m boyunda
başı kopmuş mermer bir imparator heykeli de bulunmuştur.
MEZGİT KALE (Korkusuz Kral
Anıtmezarı) : Silifke ,Susanoğlu'nun içinden kuzeye doğru giden stabilize
yol 5. km'de Türkmenuşağı köyüne ve 11. km'de bu köyün mahallesi olan Pasif da
Roma dönemine ait ev, sarnıç ve mezar kalıntıları vardır. Pasif nın 2 km
doğusunda bir tepe üzerinde Korkusuz Kral Anıt mezarı bulunmakta ve yöre halkı
tarafından Mezgit Kale olarak bilinmektedir. MS 2. veya 3. yüzyıla ait anıt
mezar 7.80 m ebadında olup, ön kısmındaki korint başlıklı sütunların ortasında
konsollar bulunmaktadır
ZEUS TAPINAĞI VE KİLİSE :
Silifke ,Üç ayrı dönemde hizmet vermiş olan bu tapınak, Tanrıların babası
Zeus'un dev ejderha Typon'a karşı kazandığı zaferin bir simgesi olarak
yapılmıştır. Hristiyanlık döneminde tümüyle yıkılarak kiliseye dönüştürülmüştür.
Kimin adına ve ne zaman yapıldığı bilinmeyen kilise, 45. yüzyıl arasına
tarihlenmektedir.
AYATEKLA (MERYEMLİK) :
Silifke ,Kentin yaklaşık l .5 km güneyinde bulunan Ayatekla, Hristiyanlık
dönemine ait dini bir merkezdir. Ayatekla veya Meryemlik olarak bilinen kutsal
alanın kuruluşu MS 50 yılarında başlamıştır.
Ayatekla, Hristiyan ve en önemli
kutsal alanlarından biridir. Burası daha sonraki Bizans dönemlerinde dini bir
yerleşim olmuş ve Ayatekla olarak anılmıştır. Günümüzde Meryemlik olarak bilinen
ören yerinde yeraltı ibadet mağarası,daha sonra üzerine inşa edilen anıtsal
Zenon Bazilikası'nın apsis kalıntısı. Büyük Sarnıç, Hamamı, Kuzey Kilise, irili
ufaklı sarnıçlar ve Nekropol alanını görmek mümkündür.
ALAHAN (Apadnos) KÜLLİYESİ :
Mut ,1000 - 1200 m yükseklikte, üzerinden Göksu vadisinin görülebildiği yalçın
bir tepenin yamacında kurulmuştur. Etkileyici manzarası ile gelenlerin ayrılmak
istemeyecekleri, doğa ile bütünleşmiş güzelliklere sahip önemli bir dini
merkezdir. Mut'dan 20 km uzaklıkta MutKaraman yolundan, 3 km'lik bir yolla
ulaşılır.
Roma döneminde Hristiyanlığın
Kapadokya ve Ikonia'da(Konya) yayılması sırasında, bu yeni dini kabul edenlerin
takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu; Isa Peygamber'e
inananları, dağlık bölgelerdeki mağara ve kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır,
isa'nın havarilerinden St. Paulus ve yine Tarsus'da yaşamış Hristiyan
öncülerinden Barnabas 441 yılında Hristiyanlığı yaymak için KonyaKapadokya ve
AntalyaAntakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmışlardı. Bu iki Hristiyan
azizin gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına kiliseler
yapılmıştır. Alahan Külliyesi de bunlardan biridir. 440442 yıllarında yapılmış
olduğu tahmin edilen Alahan Külliyesi'ne ait ören yerinde, Batı Kilisesi (Evangelist
Bazilika), Manastır ve Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ile
kuzey yönünde içlerinde kiliseyi yaptıran Tarasis'in lahdi bulunan mezarlardan
oluşmaktadır.
Kilise binaları, Istanul'daki
Ayasofya Bazilikası ile ortak mimari özellikler taşımaktadır. Doğu Kilisesi
ayakta olmasına rağmen, Batı Kilisesi çok harap durumdadır. Her iki kilise de
korint başlıklı iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kesme taştan inşa edilen
beden duvarları, sütunlar, sütun başlıkları ve portallerdeki insan ve hayvan
figürleri ile bitkisel süslemeler büyük bir ustalıkla yontulmuştur.
DOĞAL GÜZELLİKLER
TARSUS ŞELALESİ : Kentin 3
km kuzeyinde bulunan Tarsus Çayı üzerindedir. Çay buradan 3 ila 5 m'lik
yüksekliklerden dökülerek şelaleyi oluşturur. Romalılar döneminde çay kentin
ortasından geçmekte, şelalenin bulunduğu alan ise nekropol (mezarlık) olarak
kullanılmaktaydı. Buradaki doğal konglomera yapısı, birçok yerde oyularak kaya
mezarları haline getirilmişti. Ancak 6. yüzyılda Bizans imparatoru Justinianus
zamanında akarsu yatağının değiştirilmesi ile mezarların bulunduğu alan su
altında kalmıştır. Suların yaz aylarında azaldığı dönemlerde şelalenin altındaki
mezarlar görülebilmektedir.
GÖKSU DELTASI : Göksu
deltası, nadir ve nesli tehlikeye düşmüş kuş türleri ile bitkilerin yaşama,
üreme, beslenme ve konaklamalarına imkan sağlayan uluslararası önemde olan bir
sulak alandır ve dünyanın sayılı kuş göçü yollarından birisidir.
Göksu deltasında, 450 türden oluşan
Türkiye kuşlarının 332 türü barınmaktadır. Su kuşu türlerinin çeşitliliği ve
sayılarının fazla oluşu nedeniyle, özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak
Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkındaki Sözleşme (RAMSAR) kriterlerine
göre de uluslararası öneme sahip alanlardan birisidir.
Göksu deltası ve onu çevreleyen
tepeler, yüksek çeşitlilik ve yoğunlukta sürüngen toplulukları barındırır.
1991'de 4 tür kara ve su kurbağası, 6 tür kara ve su kaplumbağası, 14 tür
kertenkele ve 10 yılan türü belirlenmiştir. Delta, deniz kaplumbağalarının (Careta
caretta, Chelonia mydas) Doğu Akdeniz'de yeralan l. derece yumurtlama alanıdır.
Nesli tükenmekte olan mavi yengecin (Callinectes sapidus) üreme alanı da Göksu
deltasıdır. Kıyılarında fok balığı da yaşamaktadır
ÇAMLI YAYLA : 2000 m'den
sonra ormanların bittiği yerlerde görülmeye değer irili ufaklı l O krater gölden
özellikle Çini Göl kenarında dağcılar için kamp yapmaya uygun alanlar
bulunmaktadır. Çamlıyayla ilçesi ile Toros dağları arasında yer alan l O km
uzaklıkta Masat, 20 km uzaklıkta Çatak, 30 km uzaklıkta Saydiya ve Saybaşı
mevkileri AralıkHaziran ayları arasında karlı olup, buralarda kayak yapılabilir.
Yörükler, yaz mevsiminde burayı yayla olarak kullanmaktadırlar, ilçeye 15 km
uzaklıkta Papazın bahçesi olarak bilinen bahçe mesiresi; asırlık çam ağaçları
altında, alabalık ve piliç yenilen güzel doğal bir ortamdır.
TABİAT ANITLARI : Mersin-Koca
Katran - 6-20 yaşında, 40 m. boyunda, 2.34 m. çap ve 7.40 m. çevre genişliğinde
sedir ağacı , Tarsus-Ana Ardıç -840 yaşında, 21 m. boyunda, 2.75 m. çap ve 7.20
m. çevre genişliğinde Ardıç ağacı
TARSUS EVLERİ
Eski Tarsus evlerinin
olduğu sokaklara girdiğinizde; beton yığınlarından kurtularak, kendinizi birden
tarihi yapıların içinde bulursunuz. Sokaklarında yürürken iki yanda yükselen
evlerin zamana direnen soylu mimarileri sizi etkileyecek ve onları
yaptıranların, yapan ustaların ve mimarların estetik kaygılarını görerek saygı
duyacaksınız.
MAĞARALAR
CENNET VE CEHANNEM
OBRUKLARI : SilifkeMersin karayolunun 20. km'sinden 2 km kuzeyde yer alan
Cennet Cehennem obrukları ve mağaraları 3. jeolojik dönemlerde oluşmuştur.
Cennet obruğunun elips şeklindeki
ağız kısmının çapları 250 m ve 110 m olup derinliği 70 m'dir. Çökük tabanın
güney ucunda 200 m uzunluğunda ve en derin noktası 135 m olan büyük bir mağara
girişi ve bu mağaranın ağzında 5. yüzyılda Paulus adında dindar bir kişi
tarafından Meryemana'ya ithafen yaptırılan küçük bir kilise vardır. Cennet
çöküğüne her biri oldukça geniş 452 basamakla inilir. Kiliseden sonra devam eden
mağaranın bitim noktasında, Antik Çağlarda suyunun kutsal olduğunu inanılan
yeraltı deresine ulaşılır. Cennet obruğunun yaklaşık 75 m kuzeyinde, ağzı kare
şeklinde en derin yeri 120 m olan, seyredildiğinde ürperti yaratan Cehennem
obruğu bulunmaktadır. Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha
Typhon'u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağfnın altına
sonsuza değin kapatmadan önce bir süre Cehennem Çukuru'nda hapsetmiştir.
DİLEK ( ASTIM ) MAĞARASI :
Cennet obruğunun yaklaşık 300 m batısındadır. içine helezonik demir bir
merdivenle inilir. Toplam uzunluğu 200 m yi bulan galerileri ilginç görünümlü
dikit ve sarkıtları olan mağara, astımlı hastalara iyi gelmektedir.
ÇALTI MAĞARASI : Bozyazı'ya
45 km uzaklıkta Lenger köyünün 5 km kuzeydoğusunda Çelti yaylasındadır.
Derinliği 40m, merdiven inişli, iki katlı 2000 metrekare alana yayılmıştır.
Mağaradaki dikit ve sarkıtlar, tahminen 70.000 yıllık büyük sütunlar halinde
oluşmuştur. Sarkıt ve dikitlerin çoğunluğu beyaz ve kırmızı renktedir.
KÖŞEBÜKLÜ MAĞARASI :
Anamur'un 9 km kuzeybatısında, Ovabaşı köyünde bulunan bu mağara 500
metrekarelik alana oturmuştur, içinde dikit ve sarkıtların yer aldığı bu
mağaradaki tedavinin, astımlılara ve kısır kadınlara iyi geldiği yöre halkınca
söylenmektedir
ÇUKURPINAR MAĞARASI (DÜDENİ) :
Amamur'un kuzeyinde 46 km uzaklıkta 1880 m yüksekliktedir. Taşeli
platosundaki Sugözü yakınında Çukurpınar yaylasındadır. 1990 yılında bulunan ve
Türkiye'nin en büyük mağarası olduğu söylenen bu mağaranın tahmin edilenden de
büyük olabileceği düşünülmektedir. Son araştırmalara göre 924 metreye kadar
inilmiştir. Mağaracılar tarafından yapılan araştırmalar halen sürdürülmekte
olup, şimdiki araştırmalara göre dünyanın ikinci büyük mağarası durumundadır.
SAĞLIK TURİZMİ
Mersin ilinde Şifalı su kaynakları
oldukça boldur. Bunlardan bazıları Mersin- Güneysu , Güneyyolu , Tarsus
Akçakoca, Tarsus Keşbükü İçmeleri, Silifke Saparca Ilıcası Mut - Hocantı
Kaplıcası'dır
YAT LİMANI
|