|
|
 |
 |
Okunma |
|
353 |
KONYA
Türkiye'nin en eski sürekli yerlesime ugramis yerlerinden biri olan Konya Roma
devrinde Iconium adiyla taninmaktadir. 12. yüzyildan 13. yüzyila kadar Selçuk
Türkleri'ne baskentlik yapan Konya Türkiye'nin önemli kültürel
merkezlerindendir. Bu dönemin sanatsal, politik ve dinsel gelismesi esnasinda
Mevlana Celaledin Rumi batida da çok taninan dinsel ögretisini olusturmustur.
Mevlana'nin çarpici yesil bezemeli türbesi Konya'nin en ünlü binasidir. Türbeye
bitisik olan eski dervis dergahi bugün Mevlana'nin eserlerinin el yazmalarinin
ve tarikatin çesitli devrelerine ait eserlerin sergilendigi bir müzedir. Her yil
aralik ayinin ilk yarisinda bu hala faal olan dini tarikat Mevlana Dervisleri'ni
anmak için törenler düzenlenmektedir. Uzun beyaz giysili erkeklerin kontrollü
ama kendinden geçmeye yakin dönüsleri izleyenlerde mistik bir izlenim uyandirir.
Hz. MEVLANA VE
ŞEBİ ARUZ
Mevlâna 30 Eylül 1207
yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh
şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup
sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu
Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.
Mevlana’nın asıl adı Muhammed
Celaleddin’dir. Mevlana ve Rumi de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir.
Efendimiz manasına gelen Mevlana ismi O’na daha pek genç iken Konya’da ders
okutmaya başladığı tarihlerde verilir. Bu ismi, Şemseddin-i Tebrizi ve Sultan
Veled’den itibaren Mevlana’yı sevenler kullanmış, adeta adı yerine sembol
olmuştur. Rumi, Anadolu demektir. Mevlana’nın, Rumi diye tanınması, geçmiş
yüzyıllarda Diyar-ı Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya’da uzun
müddet oturması, ömrünün büyük bir kısmının orada geçmesi ve nihayet türbesinin
orada olmasındandır.
Hazret-i Mevlana’nın Vasiyeti ;“Ben
size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az
söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam
etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı
avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih
kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı, insanlara faydası
dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a
mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”
Şeb-i Arus ;İrfan ve sevgi
güneşi Mevlana, 5 Cemaziye’l-ahir, 672 (17 Aralık 1273) Pazar günü gurup vakti,
bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle gülerek ebediyet aleminin asumanına
doğdu. Mevleviler, o geceye Şeb-i Arus derler. Şebi Aruz, düğün gecesi manasına
geliyor. Bu gece Mevlana hazretlerinin Allah'a kavuşma gecesidir.
Her yıl 10 -17 aralık tarihleri
arasında düzenlenen Mevlana'yı anma etkinlikleri 17 aralık günü yapılan Şeb-i
aruz töreniyle sona erer.Özellikle son yıllarda oldukça yoğun talep gelen bu
törenlerin biletleri aylar öncesinden tükenmektedir.
NASRETTİN HOCA
Kesin olmamakla beraber
1208-1284 yılları arasında yaşadığı sanılan Nasrettin Hoca’nın Sivrihisar’da
doğduğu ancak ömrünü Akşehir’de geçirdiği söylenir.Akşehir belediyesince 5-10
Temmuz tarihleri arasında düzenlenen ve bugün uluslararası bir nitelik taşıyan
Nasrettin Hoca Şenlikleri her yıl dahada ilgi odağı haline gelmekte.Çünkü bu
şenliğe yalnız Türkiyeden değil hocayı seven yabancı ülkelerden de binlerce
hayranı katılmakta.
Akşehir'e yolunumuz düşüpte
Nasreddin Hoca'nın türbesini ziyaret etmemek olur mu? Nasreddin Hoca'nın Türbesi
bile fıkralara uygun yapılmıştır. Etrafı açık ve direkler üzerinde kurulan
Türbeye bir kapı yapılmış ve kapı yada kocaman bir kilit asılmış.
CAMİİLER
Alaeddin Camii : Anadolu
Selçuklu Devri Konya'nin en büyük ve en eski camiisidir. Sehrin merkezinde
yüksekçe bir hüyük olan Alaeddin Tepesi üzerine insa edilmistir. Üzeri agaç ve
toprakla örtülmüstür. Içerisi Sütunlar ormanini andirmaktadir. Bizans ve klasik
devirlere ait 41 tas mermer sütundan ibarettir. Camiinin en ilginç taraflarindan
birisi de minberidir. Minber abanoz agacindan birbirine geçmis olup, Anadolu
Selçuklu ahsap islemeciliginin en güzel örnekleridir. 1155 yilinda Ahlat'li
Mengum Berti tarafindan yapilmis bir saheserdir. Çinilerle süslü mihrabin önünde
çini süslü kubbesiyle örtülmüs bir saha mevcuttur. Mihrap ve kubbelerin çinileri
kismen sökülmüstür.
Iplikçi Camii ; Alaeddin
Caddesi üzerindedir. Semseddin Altinoba tarafindan 1201 yilindan sonra
yaptirilmis, 1951-1960 yillari arasinda Klasik Eserler Müzesi olarak kullanilan
camii, 1960 yilinda tekrar ibadete açilmistir
Sahip Ata Camii ve Külliyesi :
Anadolu Selçuklu Devleti Vezirlerinden Sahip Ata tarafindan 1258-1283
yillari arasinda insaa edilmis olan mescid türbe, hanigâh ve hamamdan ibarettir.
Mimari Abdullah Bin Kellük'tür.
Sadrettin Konevi Camii ve Türbesi
: Konya'nin Seyh Sadrettin mahallesindedir. 1274 yilinda yapilmistir. Türbe,
Camiinin dogusundaki avludadir. Açik türbeler tipinin ayakta kalan tek örnegidir
Sems-i Tebrizî Camii ve Türbesi
: Serafettin Camii kuzeyinde eskiden mezarlik olan Sems Parkinin içinde yer
alir. Bugünkü yapi 1510 yilinda Abdürrezzakoglu Emir Ishak Bey tarafindan
mescidle birlikte elden geçirilmis ve genisletilmistir. Ilk yapinin 13. Yüzyilda
yapildigi ileri sürülmektedir. Ancak kim tarafindan yaptirildigi
bilinmemektedir.
Kadi Mürsel (Haci Hasan) Camii :
Hükümet konaginin batisindadir. Güney duvarinda bulunan kitabesine göre 812
H.-1409 M. Yilinda ve Karamanoglu Mehmet Bey zamaninda Haci Mustafa oglu Mürsel
tarafindan yaptirilmistir
Selimiye Camii : Mevlâna
Dergâhinin batisinda insaatina Sultan Selim II'nin sehzadeligi zamaninda
baslanmis (1558-1567) arasinda tamamlanmistir. Camii Osmanli klasik mimarisinin
Konya'daki en güzel eserlerindedir.
Kapu Camii : Konya'da
merkezde sarraflar (çikrikçilar) caddesi üzerindedir. Asil adi Ihyaiyye olup
eski Konya Kalesinin kapilarindan birinin çevresinde yer aldigindan Kapi Camii
adiyla anilir. Cami ilk defa 1658 yilinda Mevlevi Dergahi Postnisinlerinden Pir
Hüseyin Çelebi tarafindan yaptirilmistir. Bir süre sonra yikilan bu camiiyi 1811
yilinda Konya Müftüsü Esenlilerlizade Seyyid Abdurrahman yenilemis, 1867 yilinda
bir yangin, cami ile birlikte bu civarda vakif dükkanlari da yoketmis. Bu
olaydan bir yil sonra camii üçüncü defa yeniden yapilmistir. Bu yeni insaasina
dair 1285 H. (1868 M) tarihli kitabesi taç kapisi üzerinde yeralmaktadir. Kapi
Cami Konya'da yer alan Osmanli Dönemi camilerinin en büyügüdür
Osmanlı Devrine ait diger Camiler :
Tursunoglu (Tahir Pasa Camii) - Aziziye Camii - Serafettin Camii - Nakiboglu
Camii -Piri Mehmet Pasa Camii -Haci Fettah Camii -Ovali oglu (Çelik Pasa) Camii
-Saray (Kisla) Camii -Sep Hevan Camii -Köprübasi Camii -Namik Pasa Camii -Amber
Reis (Feridiye) Camii
TÜRBELER
Yesil Türbe (Kubbe-I Hadra) :
Dört fil ayagi sütun üzerine bir Selçuklu saheseridir. Kubbeyi hadranin ve
kalkmali distan 16 dilimli bir külahi vardir. Külahla silindir gövdenin
birlestigi yerde Ayet-Ül Kürsi yazilidir. Kubbe muhtelif motifler süsü ve kufi
ayetlerle bezenmistir. Kubbenin altinda Mevlâna ve Sultan Veled yatmaktadir.
Mezar üzerinde en son Abdülhamit II.'nin hediye ettigi altin sim isli bir puside
örtülüdür. Kubbenin dogusunda Sultan-Ül - Ülema'nin kabri bulunmaktadir.
Selçuklu agaç islemeciliginin bir saheseri olan sandukasi yüksekçedir
Sultanlar Türbesi : Alaeddin
Camii içinde kuzeyde, klasik Selçuklu türbeleri tipindedir. Gövdesi kesme
taslardan on yüzlü prizma seklinde yükselmis, üzeri tugladan on köseli bir
pramitle örtülmüstür. Türbe, Sultan Kilinçaslan tarafindan yaptirilmistir.
Türbede sekiz çinili sanduka vardir. Türbede Selçuklu Sultanlari; Sultan Mesud
I, Kilinçaslan II, Rükneddin Süleymen II, Giyaseddin Keyhüsrev I, Alaeddin
Keykubat I, Giyaseddin Keyhüsrev II, Kilinçaslan IV, Giyaseddin Keyhüsrev III
medfun yatmaktadır.
Ates-Baz Veli Türbesi : Eski
Meram yolu üzerindedir. Klasik Selçuklu Kümbetleri tipindedir. Türbe 1285
yilinda ölen Mevlevi Ates-Baz Yusuf'a aittir
Diger Türbelerden bazilari ;
Tavusbaba Türbesi , Gömeç Hatun Türbesi , Kesikbas Türbesi , Tahir Ile Zühre
Türbe Ve Mescidi , Emir Nurettin Türbesi , Taç-Ül Vezir Türbesi , Ali Gav
Zaviyesi Ve Türbesi , Burhaneddin Fakih Türbesi , Gühertas Türbesi, Karasungur
Türbesi, Pir Esat Türbesi, Ulas Baba Türbesi, Seyh Osman Rümi Türbesi, Fakih
Dede Türbesi, Kalender Baba Türbesi, Siyavus Veli Türbesi, Turgutogullari
Türbesi
TARİHİ ESERLER
SELÇUKLU KÖSKÜ :
Alaaddin Tepesini çeviren iç kalenin kuzey etegindedir. Sarayin II.
Kilinçaslan'a ait oldugu kuvvetle muhtemeldir. Kösk, Alaadin Keykubat I
zamaninda genisletilerek tamir edilmis, kare bir plan üzerine harç ve tuglalarla
iki kat olarak yapilmis, alti kat kerpiç ve molozlarla takviye edilmistir. Kösk
bugün harap olmus bir duvar parçasindan ibarettir.
KUBADABAD SARAYI : Beysehir
Gölü'nün güneybati kiyisinda, Heyran Köyü yakinindaki alanlardan biri
üzerindeiri.1236 Selçuklu Sultani I. Alaadin Keykubat tarafindan yaptirilmis
35x50m. boyutunda yazlik bir saraydir.. Saray, Kiz Kalesi, tersane, hamam
vs.'nin kalintilari bulunmaktadir. 35x50 m. boyutundaki saraya ait kalintilar
arasinda göl kiyisi tarafindan ancak sarayin terasi yer almistir.
ZAZADIN HANI : Sultan
Alaeddin Keykubat devrinde (633-Hicri 1236 Miladi yilinda) Selçuklu Emirlerinden
Vezir Sadettin Köpek tarafindan yaptirildi. Yazlik ve kislik tiplerin
birlesmesinden meydana gelmis avlu tipte yapilmistir. Hanin boyu 104 m., eni 62
metredir.Tas yapinin dis duvarlarindan gayri Islami devirlere ait eserlerden
bazi parçalarda kullanilmistir. Konya-Aksaray yolunun 25. Km'sinde Tömek
bucagindadir
HOROZLU HAN : 1248 yilinda
bugünkü Konya-Aksaray asfaltinin 8.'sinde kislik olarak yapilmistir.
KIZILVIRAN HANI : Konya-Beysehir
yolu üzerinde olup, Konya'ya 44 km. uzakliktadir. Kislik ve yazlik olmak üzere
iki tipte yaptirilmistir.
OBRUK HAN : Anadolu Selçuklu
döneminde ticaret yollari üzerinde kurulan hanlardan bir örnegi de Obruk
Hanidir. Oburk Hani, Konya'yi Aksaray'a baglayan yol üzerindedir.
ÖREN YERLERİ
Sille (Siyata) : Sille Konya
il merkezinin 8 km. kuzeybatisindadir. Bugün merkez belediye hudutlari içinde
olup, sehir otobüsü çalismaktadir. Erken Hiristiyanlik döneminin de önemli bir
merkezidir. Bu dönemden baska Ak Manastir diger adi ile HAGIOS Khariton (St.
Chariton) olmak üzere bir çok manastir kesisler tarafindan kayadan oyularak
yapilmistir. Bu manastirlar dünyada kurulan ilk manastirlar arasindadir.
Ak Manastir : Genis ve magara
gibi kayadan olusmus olup, magaraya itaf edilmis bir kilisesi, 6-7 sapeli ve bir
çok hücreleri vardir. Bu manastirda bulunan Mikael Hommenos ve Mikaeles oglu
Abraham'a ait mezar taslari Konya Arkeoloji Müzesinde teshir edilmektedir.
Sille Aya-Elena Kilisesi :
Sille, Konya Ili, Selçuklu Ilçesine bagli kent merkezine 7 km. uzaklikta bir
yerlesim yeridir. Isa'nin dogumundan 327 sene sonra Bizans Imparatoru
Constantin'in annesi Helena, Hac için Kudüs'e giderken Konya'ya ugramis,
buradaki ilk hiristiyanlik çaglarina ait oyma mabetleri görmüs, hiristiyanlara
Sille'de bir mabed yaptirmaya karar vermistir. Mihail Arhankolos adina bu
kilisenin temel atma töreninde bulunmustur. Kilise asirlar boyu onarimlar
görerek günümüze kadar gelmistir. Kilisenin iç kapisinin üstünde Yunan
harfleriyle yazilmis Türkçe bir tamir kitabesi kilisenin tarihi hakkinda bilgi
vermektedir. Bu kitabe 1833 tarihlidir. Ayni kitabenin üzerinde ise kilisenin
dördüncü tamiratinin Sultan Mecit döneminde gördügünü belirten üç satirlik bir
kitabe daha bulunmaktadir.
Kilise düzgün kesme Sille Tasi ile
yapilmistir. Avlusunda kayalara oyulmus odalar bulunmaktadir. Kilisenin kuzeye
açilan kapisindan dis nartexe girilir. Burada kadinlar mahfeline çikan iki yönlü
tas merdivenler yer almaktadir. Kilisenin ana kubbesi dört fil ayagi üzerinde
olup, kilise üç sahinlidir. Kilisenin içerisinde ahsaptan içerileri alçi süslü
bir vaaz kürsüsü ile apsidle ana mekani ayiran ahsap alçili kafes bir sanat
saheseridir. Kubbe geçislerinde ve tasiyici ayaklarda Hz.Isa, Hz. Meryem ile
havarilere ait resimler bulunmaktadir.
Çatalhöyük : Çatalhöyük,
Konya'nin Çumra Ilçesi sinirlarinda olup, Ilçenin 10 km. dogusunda yer
almaktadir. Höyük, farkli yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe seklindedir.
Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sifatini almistir. Çatalhöyük 1958 yilinda J.Mellaart
tarafindan kesfedilmistir, 1961-1963 ve 1965 yillarinda kazisi yapilmistir.
Yüksek tepenin bati yamacinda yapilan çalismalar neticesinde 13 yapi kati açiga
çikartilmistir. En erken yerlesim kati (1) ise M.Ö. 5500 yillarinda
tarihlenmektedir. Stil Kritik yolu ile yapilan bu tarihleme, C14 metodu ile de
dogrulanmistir. Ilk Yerlesme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapilara ait özgün
buluntulari ile insanlik tarihine isik tutan bir merkezdir. Yapilarda kullanilan
malzeme kerpiç agaç ve kamistir.
Eflatunpinar Hitit Aniti :
Konya Ili, Beysehir Ilçesi, içinde bulunmaktadirAnit bir su kaynaginin kenarinda
dikdörtgen taslar üzerinde kabartmalardan olusmaktadir. Niteligini kaybetmeyen
kabartmalar ön kismindaki 14 adet tas bloklar üzerine oyulmustur. Anitin ilk
plani bilinmemektedir. Bu anit açik hava anitlarindan daha küçüktür. Dogal bir
kayaya oyulmamis, her parçanin üzerinde figür bulunan blok taslarin örülmesiyle
olusmustur. Aniti'nin blok taslari üzerendeki figürler; üstte günes kursu,
ortada tanriça ve tanri diye kabul edilen figürlerin arasinda, yanlarinda ve en
alttaki figürler ellerini yukariya dogru kaldirip tanri ve tanriçayi
selamlamaktadir. Bu anit Hitit Krallik dönemine tarihlenmektedir.
Kilistra Antik Kenti :
Kilistra Antik Kenti Konya'nin 34 km. güney batisindaki Hatunsaray Bucaginin 16
km. kuzey batisindaki Gökyurt Köyü sinirlari içerisinde yer almaktadir. Yapilan
çalismalarda M.Ö. III. y.y. kadar yerlesim oldugu anlasilmistir. Listradan (Hatunsaray)
gelip Mistiya'ya Beysehir'e dogru devam eden tarihi kral yolu (Vig Seboste)
üzerinde yer almaktadir. Kilistra Antik kentinin M.S. 7. y.y. da Kapodokya
benzeri yumusak kayalarin oyulmasi ile bir çok kaya yerlesmesi oulsturulmustur.
Haç Planli Sapel iç ve disi yekpare
kaya oyugu olmasi nedeniyle esine az rastlanan nitelikte olup M.S. 8. y.y.'a
aittir. Sümbül Kilisede M.S. 8. y.y'a ait olup devrini yansitan süslemelerle
Bizans Devrine ait Büyük Su Sarnici ise karsilikli yekpare kayaya oyulmus dörder
payeye oturan 3 nefli plan gösterir. Çiftli Sirahane ise karsilikli yekpare iki
kay içine oyulmus çevresi ise bir kompleks halindedir. Dogu Sirahane'nin giris
kapisi esiginde M.Ö. I. yy'la ait kentin adini veren bir yazit bulunmustur.
Bizans devrine ait kaya oyugu iki ev ortaya çikartilmistir.
Karahöyük : Konya Il
Merkezine 15 km. güney dogusunda Harmancik mahallesindedir. Ulasim belediye
otobüsleri ile saglanir. Karahöyük'te yapilan arastirmalarda höyügün M.Ö. 3000
(Eski Tunç Devri-M.Ö. 2000 Asur ticaret kolonileri devri) de iskan edildigi
anlasilmis olup, 27 yerlesik kati tespit edilmistir. Konya bölgesinin M.Ö. 3000
ve 2000 yillarinin tarihe isik tuttugu bilinmektedir. Eski Anadolu'nun en önemli
sehir harabeleri arasindadir. Karahöyük kazilarinda çikan buluntular Konya
Arkeoloji Müzesi'nde teshir ve muhafaza edilmektedir
Bolat Örenyeri : Bolat
yaylasi ören yeri, Hadim ilçesi Bolat köyü sinirlari içinde kalan Temasalik
mevkiindedir. Literatüre adi Astra olarak geçmis olan antik kent, Hadim
ilçesinin kuzey batisinda ve Hadim'e 17 km. uzakliktadir. Hellenistik, Roma ve
Bizans devirlerinde iskan gördügü yüzey buluntularindan anlasilmaktadir.
Nekropol Alani ,Kentin güneyindedir. M.S. 3.yy'a ait bol miktarda mezar steli ve
lahit parçalari bulunmaktadir. Stellerde ; boga baslari, asma dali, üzüm
salkimlari ve mezuda baslari islenmistir. Stellerdeki insan figürleri
stilizedir. Lahit ve kapaklari blok kayalarin islenmesi ile yapilmis olup,
lahitlerde mezuda baslari ve üzüm salkimlari, kapaklarinda ise aslan baslari
islenmistir. Bouleterion ,Kentin batisindadir. Yüksek bir noktada kurulmustur.
Cave alaninin bir bölümü ayakta kalabilmistir.
Fasillar Aniti : Dünyanin en
büyük kaya anitlarindan biridir. Fasillar Aniti Büyük Tanri'yi bir dag
tapinaginda iki arslan arasinda gösterir.
İvriz Kaya Aniti : Tuvana
Kralligindan günümüze kalan en önemli kültür varligimiz ivriz Kaya
Kabartmasi'dir Eregli ilçesinin 17 km. güneyinde bu gün Hakapinar ilçesine bagli
Aydinkent Köyü içinde, Torolarin kuzey eteklerindeki vadilerin birisinde kaya
üzerine yapilmis olan bu anit 4.20 m x 2.40 m. ölçülerindedir
DOĞAL GÜZELLİKLER
Meke Gölü : Aci
Gölün güney batisinda, Karapinar'in güney dogusunda ve Karapinar'a 8 Km.
uzaklikta ve Karapinar-Eregli asfaltinin 2 Km. uzagindadir. Göl dairevi sekilde
ve gölün ortasinda MEKE denilen yüksek bir tepesi volkan küllerinin sönmesinden
meydana gelmistir. Bu tepe siyah ve mor rengi ile güneyinde; küçük ve büyük üç
tane daha tepecik meydana getirmistir. Gölün içindeki tepenin yanik toprak
yapisi ile, gölün dis çemberini meydana getiren arazide yanik volkan küllerinin
renkleri ve yapilari da degisiktir. Gölün bütün çevresi siyah küllerle kaplidir.
Göl yaklasik olarak yer seviyesinden, su seviyisine kadar 70 metredir. Gölün
derinligide 12 metreyi geçmez. Gölün; Magnezyum ve Sodyum Sülfattan tesekkül
eden tuzlu suyu yerin altindan kaynamaktadir.Gölün güneyinde ve sulara kadar
sokulmus durumda eski harabe kalintilari vardir. Doguda, suya 10 ile 15 m. Kadar
uzakta tatli su kuyusu vardir. Meke tuzlasi Osmanli Devletinin,
Karamanogullarinin ve Türkiye Cumhuriyetinin uzun yillar tuz ihtiyaci
karsilanmistir. Gölün olusumu bakimindan dünyada ender rastlanan göllerden
birisidir. Çünkü göl çift zamanli krater gölüdür.
Meram : Il merkezine 8 km.
uzaklikta bir mesire yeridir. Meram'da Selçuklular Devrinden kalan bir köprü
Karamanogullari devrinden Hasbeyoglu Mescidi, Hamami, Darülhuffazi, Tavus Baba
Türbesi ziyaret edilebilecek yerlerdendir.
Hadim Yerköprü Selalesi :
Orta Toroslarin yaylalarindan dogan kaynaklarla beslenen Göksu akarsuyu,
görenlerin hayranlikla izledigi tatli gökmavi sulariyla zaman zaman yüzeyde,
zaman zaman yeraltindaki yolunda güneye dogru akarak Akdeniz'le kucaklasir.
Doğal güzellikleriyle yurdumuzun cennet köselerinden biri olan Göksu nehri Hadim
ilçesi Yerköprü mevkiinde olusan selalesiyle doyumsuz güzellikler
aksettirmektedir.
Çayirbagi : Sehir merkezine
20 km. uzaklikta dır.Yerli ve yabanci turistlerin dolup tasdigi Çayirbagi
suyunun civari güzel bir mesire yeri olmasinin yanisira şehrin su ihtiyacınıda
karşılamaktadır.
Hatip Suyu : Sehir merkezine
17 km. mesafede bulunup, güzel manzarasi, bag ve bahçe, billur gibi suyu ile
özellikle üzümleri ile meshurdur.
Dutlu Kırı : Manzarasi ve
yesilligiyle ünlüdür. Güzel yaz aylarinda her agaç altinda bir aile ve grup
görmek mümkündür.
Hidirlik : Aksehir ilçesi
sinirlarina dahil olup, sehre uzakligi 135 km., su, piknik sahasi, el degmemis
tabiat güzelligi, çamlik ve piknik yerleri ve Belediye Dag Oteli mevcut olup
güzel bir dinlenme yeridir
Üzümlü : Beysehir ilçesi
sinirlarina dahil olup, sehre uzakligi 115 km.'dir. Çam ormanlari ile ünlüdür.
Beysehir Gölü : Beysehir'in
önemli tarihi ve turistik yerleri, Esrefoglu Cami ve Türbesi, Tas Medrese, Çifte
Hamam, Bedesten, Kubad-abad Sarayi ve köskü, göl içindeki tarihi ve turistik
degerleri olan adalar.
Ivriz : Eregli ilçesi
sinirlarina dahil olup, sehre uzakligi 180 km.'dir. Tabii güzellikleriyle insani
büyüleyen ve su kaynaklari ile piknik sahalari iyi bir dinlenmeye cevap verecek
niteliktedir
MÜZELER
MEVLANA MÜZESI : Bu gün müze
olarak kullanilmakta olan Mevlana Dergahinin yeri, Selçuklu Sarayinin gül
bahçesi iken bahçe, Sultan Alaadin Keykubat tarafindan Mevlana'nin babasi
Sultanü'l Ulema Bahaeddin Veled'e hediye edilmistir. Sultanü'l Ulema 12 ocak
1231 yilinda vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmistir. Bu defin gül
bahçesinde yapilan ilk defindir. Sultan'ül Ulema'nin ölümünden sonra kendisini
sevenler Mevlana'ya müracaat ederek babasinin mezarinin üzerine bir türbe
yaptirmak istediklerini söylemislerse de Mevlana "Gök Kubbe'den daha iyi türbe
mi olur? Diyerek bu istegi reddetmistir. Ancak kendisi 17 Aralik 1273 yilinda
vefat edince Mevlânâ'nin oglu Sultan Veled mevlana'nin mezarinin üstünde türbe
yaptirmak isteyenlerin isteklerini kabul etmistir. Mevlevi Dergahi ve türbe 1926
yilinda "Konya Asar-i Atika Müzesi" adi altinda müze olarak hizme baslamistir
1954 yilinda ise müzenin teshir tanzimi yeniden elden geçilmis ve müzeni adi
"Mevlana Müzesi olarak degistirilmistir. Müze alani bahçesi ile birlikte 65000
m2. Iken, yeni istimlak edilerek Gül bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle
birlikte 18.000 m2. ye ulasmistir. Müzenin avlusuna "Dervisan Kapisi" ndan
girilir. Avlunun Kuzey ve Bati yönü boyunca Dervis hücreleri yer almaktadir.
Güney yönü, Matbah ve Hürrem Pasa Türbesinden sonra, Üçler Mezarligina açilan
Hamusun (Susmuslar) kapisi ile son bulur. Avlunun dogusunda ise Sinan Pasa,
Fatma Hatun ve Hasan Pasa Türbeleri yaninda Semâhâne ve Mescit bölümleri ile
Mevlana ve aile fertlerinin mezarlarinin da içerisinde bulundugu ana bina yer
alir. Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yilinda yaptirdigi üzeri kapali Sadirvan
ile Seb-i Aruz (Dügün Gecesi) havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil
adi verilen çesme, ayri bir renk katmaktadir.
KARATAY MÜZESI : Karatay
Medresesi, Sultan Izzeddin Keykavus II. Devrinde Emir Celaleddin Karatay
tarafindan, 649 Hicri (1251 Miladi) yilinda yaptirilmistir. Mimari
bilinmemektedir. Osmanlilar Devrinde de kullanilan Medrese XIX. Yüzyilin
sonlarinda terk edilmistir. Anadolu Selçuklu devri çini isçiliginde önemli yer
bulunan Karatay Medresesi 1955 yilinda "Çini Eserler Müzesi" olarak ziyarete
açilmistir. Karatay Müzesinde, Beysehir Gölü kenarindaki Kubat-Âbad Sarayi kazi
buluntulari arasinda olan duvar çinileri, çini ve cam tabaklar ile Konya ve
yöresinde bulunan Selçuklu ve Osmanli Dönemlerine ait çini ve seramik tabaklar,
kandiller ve alçi buluntulari sergilenmektedir.
SIRÇALI MEDRESE : Mezar
Anitlari Müzesi, Konya'daki Selçuklu Dvri eski eserlerinden Sirçali Medrese'de
1960 yilinda açilmistir. Sirçali Medrese, 1242 yilinda Bedreddin Muslih
tarafindan yaptirilmis, çinilerle süslü açi (avlulu) medreselerden birisidir
Konya sehrinde kamulastirilan mezarliklardan toplanan tarih ve sanat tarihi
yönünden degerle mezar taslari selçukluluar Devri, Beylikler ve Osmanlilar
Devri'ne göre tasnif edilerek teshir edilmislerdir. Ayrica Mezar taslari, sekil,
motif ve yazi karakterleri de gözönüne alinarak degerlendirilmis ve kronolojik
bir siraya konulmustur.
AKSEHIR MÜZESI : Aksehir
Arkeolog Müzesi: Hitit, Frigg Lidya, Roma ve Bizans dönemi eserleri teshir
edilmektedir. Atatürk Müzesi: Istiklal Savasi sirasinda Garp Cephesi
Komutanliginin karargahi olarak kullanilan tarihi bina, Atatürk Müzesi olarak o
günkü özellikleri koruyarak bugünde hizmet vermektedir.
ARKEOLOJI MÜZESI : Müzede,
Neolitik, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu,),
Klasik, Helenistlik, Roma ve Bizans çaglarina ait eserler sergilenmektedir.
Neolitik eserler Çumra, Çatalhüyük, Erbaba ve Süberde kazilarinda, Eski Tunç
Eserler; Sizma ve Karahöyük kazilarinda, Asur ticaret kolonileri çagi Karahöyük
kazilarinda ele geçen eserlerdir. Konya Alaaddin tepesi kazilarinda bulunan Frig
çai kap parçalari ile Konya Karapinar Kickisla höyükte bulunan çesitli formlarda
Frig çagi kaplari ve Lidya kapilari da sergilenmektedir. Yine Kicikisla höyükten
Klasik Çag Alabastron, Aryballos, Lekythos ve Kylixler bulunmaktadir. Arkeoloji
Müzesinin görülmeye deger eserleri Roma lahitleridir. Roma ve Bizans çagindan
sunak mezar stel ve Ostotekler müze iç teshirinde ve bahçede sergilenmektedir.
Sille Tatköy ve Çumra Alibeyhöyük'de müzemizce yapilan kabartma kazilarinda M.S
6.y.y, ait kilise taban mozaikleri yerinden kaldirilarak müzemizde teshir
edilmektedir.
|