|
|
 |
 |
Okunma |
|
81 |
KARS
Anadolunun en eski yerleşme merkezlerinden biri olan Kars'ta idari yapı tarihin
çeşitli dönemlerinde, çeşitli sebeplerle sık sık değişmiştir. Bu değişimlerde
kimi zaman büyük farklılıklarla da karşılaşmak mümkündür. Örneğin bir eyalet,
beylik, hatta devlet merkezi olan Kars, tarihin bazı dönemlerinde ise sadece bir
sancak olarak görünür.
Kars'ta bugünkü anlamıyla ilk idari
teşkilatlanmayı Urartu hakimiyetinde görüyoruz. Gerek doğrudan merkeze bağlı
olduğu zamanlarda ve gerekse Bagratlılara bağlı olduğu zamanlarda Kars bir
beyliktir. Bir ara Ani'ye bağlı olarak idare edildiği de son araştırmalarla
ortaya çıkmıştır. Bizanslılar Devrinde Bizans hakimiyetinde bulunan birtakım
beyliklerin merkezi, bazen de bağlı sancak olmuştur.
Kars Doğu Anadolu Bölgesinin en
soğuk bölgesinde yer alır. İlde 'Doğu Anadolu yüksek yayla iklimi' görülür.
Kars’ta kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçen bir iklim
vardır. Burası Türkiye’de soğukların en bariz olduğu ve uzun sürdüğü
yerlerdendir.
KARS KALESİ
Kars Kalesi şehrin
kuzeyinde yüksekçe bir kayalık tepenin üzerinde Saltuklu Sultanı Malik İzzeddin
Salduk’un veziri Firuz Akay tarafından 1153 yılında yaptırılmıştır. Kale
doğu-batı istikametinde 250 metre uzunluğunda kuzey-güney yönünde ise 80-100
metre genişliğinde bir alana inşa edilmiştir. Üç ana giriş kapısı bulunan Kars
Kalesi savunmaya elverişli sağlam surlarla çevrilmiştir. Kale 1386 yılında Timur
tarafından tahrip edilmiştir. Osmanlı Padişahı III. Murad döneminde Lala Mustafa
Paşa tarafından 1579 yılında tamiratı yapılmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus
savaşından sonra 40 yıllık Rus işgalinde tahribatlara uğramış, orijinal
özelliğini ve kullanımını yitirmiştir.
ANI ÖREN YERİ
(ANI HARABELERİ)
Kars İline 42 km
uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye –
Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları
içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir. Ören
yeri Anadoluya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı
zamanda bir ticaret merkezidir. Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir
Ören yerinin en eski tarihi M.Ö.
5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarih öncesi dönemde ören yerindeki yerleşim
bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan
oluşmuştur. Bu günkü ören yerini oluşturan iç kale M.S. 4. yy’da Kars Şehrine
ismini veren Karsak’lılar tarafından yaptırılmıştır. Ören yerinin dış cephe
surları Bagratlı Kralı Aşot tarafından M.S. 964 yılında yaptırılmaya başlanmış
daha sonra Kral III. Sembat 978 yılında 2. takviye sur sistemini yaptırmış 1064
yılında Selçuklu Sultanı Alparslanın Ani’yi feth etmesinden sonra anı beyi olan
Ebul Menucehr tarafından 1064 – 1072 arasında 3. sur sistemini yaptırmıştır
Kale surları deve tüyü ve siyah
renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile
yapılmıştır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla ücgenimsi bir
şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en
önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır. Şehrin surları uzun
kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme
kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır. Arazinin
eğimine göre yer yer beş mt. Yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde
Haç Motivleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur.
Ören yerinin ana giriş kapısı olan aslanlı kapı iki büyük giriş kapısından
oluşmaktadır. Aslanlı kapının bulunduğu surların Doğu yanındaki burç üzerinde
Selçuklu Sultanı Alparslanın şehri 1064 yılında feth etmesini belgeleyen dört
satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur
Tigran Honents (Resimli) Kilise
: Anı Ören Yerinin kuzey doğusundaki mığmığ deresinin Arpaçay Nehrine
karıştığı yer üzerinde yükselen seki biçimindeki bir arazi üzerine kurulan
kilise 1215 yılında Anılı bir tüccar olan Tigran Honents tarafından inşa
ettirilmiştir. Haç planı ile yapılan kilisenin zemin katının iç mekanı dört
büyük sütunla kubbeye bağlanmıştır. Yarım daire şeklindeki apsis sağ ve soldaki
iki katlı günah çıkarma odaları ile çevrilmiştir. Kilisenin çevresi dikdörtgen
planlı olup cephelerin çatı alınlıklarında rölyef hayvan figürleri ile
süslenmiştir. Bu kilise özellikle iç mekanındaki fresklerle dikkat çekicidir.
Kilisenin iç cephe duvarları ile kubbe kısmında Hz. İsa’nın doğumundan ölümüne
kadar geçen olayları sembolize eden freskler mevcuttur.
Abukhamrents (Polatoğlu) Kilisesi
: Ören yerinin kuzeybatısında Bostanlar deresinin üzerindeki surlara yakın
plato üzerinde kurulan kilise M.S. 980 yılında Prens Pahlavuni tarafından
yaptırılmıştır. Silindirik bir yapıya sahip olan kilise sekizgen kubbeli olup
kubbenin temeli derin yüzeyi ayıran birbirine geçmiş ince sütunların
desteklediği6 kenar sütun üzerinde durmaktadır. Güneydoğuya açılan tek kapısı
bulunan kilisenin sekizgen kubbesinin her köşesinde birer pencere mevcuttur.
Kilisenin apsisinin bulunmayışı bu kilisenin bir aile mezarlığı anısına anıt
mezar binası olarak kullanıldığı sonucu doğurmaktadır. Kilisenin güney cephe
duvarında oyma tekniği ile yapılmış bir güneş saati dikkat çekicidir.
Meryemana Katedrali (Fethiye
Camii) : Yazıtlara ve tarihçilere göre kilisenin temelleri Bagratlı Kralı II.
Sembat tarafından M.S. 990 yılında atılmış ancak Kral Sembat öldükten sonra
kiliseyi eşi kraliçe KATRANİDE tarafından 1001 yılında bitirilmiştir. Kilisenin
mimarı aynı yüzyılda İstanbul Ayasofya Kilisesinin tamiratını yapan TİRİDAT
ustadır. Kilisenin planı haç şeklinde olup ortadaki alan kemerleri taşıyan
dayanıklı sütunlar ile sınırlandırılmıştır. Yarım daire şeklindeki apsis
kilisenin diğer kısımlarından yüksek olup, heykel oyukları ile süslenmiştir.
Apsisteki bu süsleme biçimi 11. yy. kilise mimarisinin tipik bir örneğidir.
Bazilikal haç planlı binanın üç giriş kapısı mevcut olup bu kapılardan batıdaki
halk kapısı, kuzeydeki patrik kapısı, güneydeki de kral kapısıdır. Kilise
kemerli dar ve yüksek pencereler ile aydınlatılmıştır. Kilisenin cephe duvarları
kemerlerle bölünmüş olup bu kemerler sütunlarla birleştirilmiştir. Kilisenin
apsis bölümünde iç mekandaki fresklerin 13. yy.’da yapıldığı tahmin
edilmektedir. Kırmızı renkli tüf taşından inşa edilen katedral basamaklı bir
zemin üzerine kurulmuş olup kubbesi ve çan kulesi kuzey cephesindeki duvarın bir
kısmı ile birlikte yıkılmıştır. Katedral 1064 yılında Sultan Alparslanın Anı’yı
feth etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır. Bu
sebeple büyük katedrale Fetihiye Camii’de denilmektedir.
Ebul Muammeral Cami (Boz Minare):
Ani Kentinin orta kısmında yer alan cami, son Seddatlı Sultanı Şahan Şah
tarafından yaptırılmıştır. Tahrip edilmiş olan caminin minaresi yana devrilmiş
olarak durmaktadır.
Aziz Prkich Kilisesi: Anı
ören yerinin güney doğusunda büyük katedrale yakın bir noktada inşa edilmiş olan
kilisenin yarısı sonradan yıkılmıştır. Kilise M.S. 1036 yılında yapılmış olup
zemini daire planlıdır. Kilise mimarisi kubbeli ve iki kısımdan oluşmuştur. İç
mekanda sekiz köşegen mevcut olup doğu istikametindeki yarım kubbe diğer
kubbeden daha geniştir. İki düzlemden meydana gelen sütunlar bu bölümü de ayırır
1036 yılında kral III. Sembat tarafından yaptırılan kilise 1291 ve 1342
yıllarında Atabekler tarafından restore ettirilmiştir. 1930’lu yıllarda ise bir
yıldırım düşmesi sonucu kilisenin yarısı yıkılmıştır.
Selçuklu Sarayı : Ören
yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerine kurulan saray yapım
tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anı’yı
fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları
sırasında yapılmış olmalıdır. Orjinali iki katlı olan binanın birinci katı ahşap
olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır. Özellikle
sarayın girişini oluşturan portal kapı Selçuklu Mimarisinin en güzel taş
işçiliğini sergileyen yıldız motiflerden oluşmuştur. Sarayın bodrum katını
oluşturan tonoz kemerli bölümleri kışları ambar olarak kullanılmış L şeklindeki
zemin kat ise asıl saray olarak kullanılmıştır. 12. yy.’ın karakteristik
Selçuklu süsleme tarzı ile yapılan dikdörtgen planlı saray büyük bir salon ve bu
salonun etrafına dağılmış odalardan oluşmuştur. Selçuklu Sarayı içeris inde
bulunan şadırvan bu muhteşem yapının diğer bir dikkat çekici mimari özelliğini
sergiler.
Selçuklu Kervan Sarayı : Anı
Ören Yerinin merkezinde yer alan kervan saray 12. yy. başlarında yapılmış olup
ören yeri içerisinde bulunan antik ana cadde üzerinde inşa edilmiştir. Kervan
sarayın taç kapısı süslemeleri orijinal Selçuklu mimarini yansıtmaktadır.
Kervansaray 10. yy.da inşa edilen Arekletos Kilisesi ile daha sonra
birleştirilerek yapılmıştır.
Menucehr Camii : Ören yerinde
iç kaleye çıkan yolun güneyinde bulunan pilato üzerine inşa edilen Ebul Menucehr
Camii planı bilinen ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski Selçuklu
eseridir. Ani şehrinin Selçuklular tarafından fetih edilmesinden sonra 1072
yılında Ebul Menucehr Bey tarafından yaptırılan camii Sivas Divriği Ulucamiinden
daha önce yapıldığı için Anadoludaki ilk Türk camisi olma özelliğini de
taşımaktadır. Camii iki katlı ve dikdörtgen planlı olup zemin kat Arpaçay
vadisine bakan kısımda toprağa gömülü olarak yapılmış olup dört odadan
oluşmaktadır. Camiinin bu kısmı medrese olarak kullanılmış medrese üzerindeki
birinci kat ise fil ayağı sütun kemerler ile birbirine bağlanarak iç mekanda
geniş kubbeyi taşımaktadır. Kemerler arasında kalan yıldız motifli süslemeler
özellikle dikkat çekicidir. Camiye bitişik olarak yapılan 99 basamaklı taş
minarede günümüze kadar ayakta kalmıştır. Caminin tamamı düzgün kesme tüf
taşından yapılmıştır
Genç Kızlar Kilisesi (Güvercinli
Kilise): Türkiye Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehri Vadisinin batı
yanında bulunan kilise ören yerine ulaşan kervan yolunun başlangıç noktasında
inşa edilmiştir. Mimari yapısı ve süslemeleri dikkate alındığında 13. yy.’ın
karakteristik özelliğini taşıyan kilise silindirik bir plana sahip olup
üzerindeki kubbe çadır görünümündedir. Giriş kapısı kervan yoluna bakan
kuzeybatı istikametinde bulunan kilisenin dış cephe duvarları üzerinden kabartma
geometrik süslemeler mevcuttur. Altı bölmeli dış cephe duvarının kemerleri
arasında bulunan pencereler içeriyi aydınlatmaktadır. Kilisenin etrafı sur
duvarları ile çevrili olup kuzey istikametteki sarp kayalıklara doğru uzayan
kervan yoluna kilise bir galeri ile bağlanmıştır. Üzeri kemer tonozlu olan
galerinin önemli bir kısmı yıkılmıştır.
Bakireler Manastırı : Türkiye
Ermenistan sınırının en uç noktasında Arpaçay Nehrinin aktığı derin vadi
üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu kilisenin yapım tarihi belli
olmamakla birlikte M.Ö. 10. yy sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazilikal
planlı manastır özel bir ibadet yeri olup manastırın kuzey ve güney cephe
duvarları yarım daire şeklindeki kemerlerle batı yönündeki galeriye
ulaşmaktadır. Manastırın diğer bir kapısı olan batı kapısı ise diğer kapıya göre
daha küçük olup sarp kayalıklara doğru açılmaktadır. Manastır ören yerindeki
ulaşılması en zor olan sarp kayalıklar üzerine kurulduğundan günümüze sağlam bir
şeklide ulaşmıştır.
Küçük Hamam : Ani Ören
Yerinde Arpaçay’ın kuzeybatısında Arpaçayla Tatarcık deresinin birleştiği alanda
bulunan Bey sekizi kapısının 100 mt güneyinde bulunmaktadır. Selçuklu mimari
tarzında yapılan hamam dört eyvan ve dört halvet odasından oluşmuş odaların kapı
girişleri sivri kemerli olarak yapılmıştır. Ayrıca eyvanlar beşik tonoz
kemerlerle örtülmüştür. Hamamın girişi batı istikametinde olup buradan bir
koridorla soyunma odalarına ulaşılır. Ayrıca bu koridorun kuzeyinde bir ılıklık
ve ılıklığın yapının da külhan kısmı bulunmaktadır
Kemserakanlı Kilise : Ani
Harabelerinde, 922 yılında inşa edilen bu kilisenin halen üzerinde ilkel insan
motifleri bulunan tek duvarı kalmıştır.
Şirli Kilise (Aziz Gregor
Kilisesi): Ani Harabelerinde, 1215 yılında Şeddatlı Sultanlığı himayesindeki
azınlıkların isteği üzerine Tigran tarafından yaptırılmıştır. Kubbesinin iç
kısmındaki süslemelerle dikkat çeken ana yapının büyük kısmı tahrip olmuştur.
Havariler Kilisesi (Kümbet
Cami-Merkez): Kars Kalesinin güney eteğinde Kaleiçi Mahallesinde yer alan
kilise, günümüze kadar iyi korunmuştur. M.S. 932-937 yılları arasında Kars'ı
başkent yapan Bağratlı Kralı Abbas tarafından yaptırılmıştır. Uzun süre kilise
olarak kullanıldıktan sonra, yapı 1064 yılında Selçuklular tarafından camiye
çevrilmiş, sonraki dönemlerde yine kilise olarak kullanılmıştır. 1878 yılında,
Ruslar tarafından onarılmıştır. 1890 yılında kilisenin yanına inşa edilen çan
kulesi 1918 yılında yıkılmıştır.
Av Köşkü :Sarıkamış İlçesi
İnönü mahallesinde bulunan Av Köşkü 19.yy sonunda Kars'ın kırk yıllık Rus
işgalinde kaldığı dönemde Baltık Mimari tarzında tamamı ahşap hatıllarla
yapılmıştır. Köşk tek katlı olup kuzey yönündeki kapısına iki sütunla girilmekte
olup bu cephede bulunan pencerelerin üzeri sivri kemerli yapılmştır. Köşkün
zemini düzgün kesme bazalt taşından yer yer bir metre yüksekliğinde yapılmıştır
Yanık Kilise :Sarıkamış ilçe
merkezinde İnönü mahallesinde bulunan kilise 19 yy. sonunda Ruslar tarafından
Baltık Mimari tarzında yapılmış olup kilisenin tamamı düzgün kesme bazalt
taşından yapılmıştır. Kilisenin duvar cephelerinde yalancı sütunlar ve çatı
alınlıklarında yalancı tonoz kemer süslemeleri mevcuttur. Dikdörtgen şeklindeki
bazikal planlı kilise binası günümüzde camiye çevrilmiş olup, ibadete açık
tutulmaktadır.
SARIKAMIŞ
ŞEHİTLER ANITI
1. Dünya Savaşında, Enver
Paşa komutasındaki Türk Ordusunun 1915 kışında aşmak istediği Sarıkamış
Allahuekber Dağlarında bazı kaynaklara göre 60 bin, bazı kaynaklara göre de 90
bin Mehmetçik soğuktan donarak şehit olmuştur. Bu talihsiz olayda şehit
olanların anısına Kars-Sarıkamış karayolu üzerinde yaptırılan “Şehitler Anıtı”
Sarıkamış’ın yakın tarihimizdeki acı ve unutulmaz izlerini yansıtmaktadır.
KIŞ SPORLARI
Kış sporları ve kış
turizmi bakımından Türkiye’nin birinci derecede öncelikli beş merkezinden biri
olan Kars-Sarıkamış Kayak Merkezi çevresi ünlü sarıçam ormanları ile kaplı,
2200-2900 metre yükseklik gösteren bir plato üzerinde yer almaktadır. Sarıkamış
Kayak Merkezi, Kars’a 54 km, Erzurum’a 153 km uzaklıkta olup, Kars havaalanına
40 dakikalık mesafededir.
Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan
Sarıkamış Kayak Merkezi toplam olarak "15.000/kayakçı /gün" potansiyel kullanım
kapasitesi sunmaktadır. İlçe merkezinin güneydoğusunda Cıbıltepe (2200-2634 m),
batısında Süphan Dağı (2200-2900 m), doğusunda ise Ağbaba (2200-2810 m) kayak
alanları yer almaktadır.
Bu üç yer arasında "birinci gelişme
bölgesi" olarak saptanan, öncü ve örnek yatırımlara açılmış olan Cıbıltepe Kayak
Merkezi, yaklaşık "5.000/kayakcı/gün" büyüklüğünde bir kapasite sunmaktadır.Cıbıltepe
kayak alanında 2 adet telesiyej tesisi (birincisi 1437 m, ikincisi 1807 m
uzunlukta ) hizmete açılmıştır.
Normal kış koşullarında yılda
ortalama olarak 4 ay, 8 ile 100 cm kalınlığında karla kaplı olan Sarıkamış’ta,
en uygun kayak mevsimi 10 Aralık-10 Nisan tarihleridir. Sarıkamış çevresi
özellikle 'Alp ve Kuzey Disiplini' kayak uygulamaları ile 'kayak safari' ve
'kızaklı geziler' için çok uygun ortam sunmakta, snowboard sporu ise kısmen
yapılabilmektedir. Sarıkamış Kayak Merkezi Slalom, Büyük Slalom ve Süper-C kayak
türlerini yapmaya elverişlidir
SAĞLIK TURİZMİ
Kars ili şifalı sular bakımından
zengindir. Ancak ildeki bu değerlerden yeteri kadar yararlanılmamaktadır.
Kars’taki şifalı suların çoğunda tesis bulunmamaktadır. Bu kaynaklar arasında
Kağızman'daki Kötek kaplıcaları, Aktaş ve Kızıltaş kaplıcaları ve Akyaka
kaplıcaları önde gelmektedir
Sarıkamış'taki Karaurganlı İçmesi,
konaklama yerleri ve içmeleri bulunan şifalı bir kaynaktır. Made suyu özellikle
mide rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Susuz’daki çermik ise romaztizmal
hastalıklara iyi gelmektedir. Akyaka kaplıcaları ise bakımsızlıktan dolayı
kullanılamamaktadır
|