|
|
|
Musa ve Çıkış |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
63 |
Zaman: İÖ 13. yüzyıl?
Mekân: Mısır/Sina Yarımadası
İsrail'in Allahı Rab şöyle diyor: Kavmimi salıver ki, çölde bana bayram etsinler. ÇIKIŞ 5: l
Tevrat'ın Çıkış Kitabı İsrailliler'in Mısır'da baskı altında
bulunmalarının ve Musa tarafından kölelikten kurtarılmalarının
hikayesiyle başlar. Musa İsrailli bir çiftin oğlu olmasına rağmen
Mısırlı bir prenses tarafından yetiştirilmişti.
Yetişkinliğinde bîr İsrailli köleyi döverken yakaladığı Mısırlı bir
kâhyayı öldürmüştür. Yaptığı iş açığa çıkınca Musa çöle kaçmak zorunda
kaldı. Burada Yanan Çalı önünde Tanrı'dan bir vahiy aldı. Bunun
sonucunda Mısır'a döndü ve kardeşi Harun ile İsrailliler'in
salıverilmelerini talep etti. Firavun bu isteği reddederek ülkesinin
başına on felaket getirdi.
Ailenin ilk doğan çocuğunun ölmesi olan onuncu felaket bütün Mısırlı
aileleri de etkilediği için Firavun İsraillilerden Mısır'ı terk
etmelerini istedi. Tanrı Mısır'ın doğusundaki çölde İsrailliler'in
geçebilmeleri için Kızıldeniz'in açılmasını sağladı ama sonra sular
yine kapandı ve Firavun fikir değiştirdiği için onları kovalayan
Mısırlılar boğuldular.
Bilim adamlarının hepsi Musa'nın varolduğuna ya da Mısır'dan çıkışın
yazıldığı gibi olduğuna inanmaz. Çoğu, on felaketin ve Kızıldeniz'i
geçme mucizelerinin sunulduğu biçimiyle efsanevi olduğuna inanırlarsa
da, özellikle Çıkış, Sayılar ve Tesniye kitaplarında yeralan metinlerde
tarihi bilgiler vardır.
İki düşünce akımına genelde "minimalist" ve "maksimalist" adları
verilir ve Çıkış hikâyesi üzerindeki tartışma İsrail tarihi için
Tevrat'ın bir kaynak olarak kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin daha
büyük tartışmanın bir parçasıdır.

Sina Dağı ve çevresindeki dorukların havadan görünüşü.
Minimalistler, on felaket ve Kızıldeniz'in yarılması mucizeleri
konusunda Mısır'da, Sina'da ya da başka bir yerde kesin kanıtlar
olmaması üzerinde dururlar. Onlar Tevrat'taki hikâyelerin sözde
anlattıkları olaydan çok sonra, İÖ 6. ve 2. yüzyıllar arasında ortaya
çıktığına inanırlar. Ayrıca o zaman tarih yazmak diye bir şey
olmadığından Tevrat'taki hikâyeler yalnızca efsane ve folklor olarak
güvenilmez ve yanlıştır. Arkeolojik ve tarihi araştırmalar bu nedenle
Tevrat'a ışık tutamaz.
Diğer yandan çoğunluk görüşünü oluşturan "maksimalistler", Tevrat'ın,
anlattığı olaylardan çok sonra yazılmış olduğunu kabul etmelerine
rağmen, metinler konusunda farklı görüşe sahiptirler. Nabukadnezzar ve
Babilliler İÖ 587/6'da Birinci Tapınak'ı yıkıp halk liderlerini Kudüs
ve Yehuda'dan Babil'e sürgüne götürmüşlerdi. İşte Tevrat'ın
kitaplarından çoğu sürgünlerin çeşitli yazılı ve sözlü kaynaklarından
toplanarak orada son şeklini almıştır. Bu nedenle Tevrat hikâyelerinde
önemli miktarda tarihi bilgi vardır.
Bu bilimadamları Sina Dağı'nda Yasa'yı (Torah) alan Musa'nın başında
bulunduğu gruba ilişkin bir metin oluşuna işaret ederler. Musa
önderliğinde Çıkış'a ek olarak Tevrat metinlerinde Sina'da pek çok
yolculuk hakkında izler bulunduğundan eski İsrailliler'in uzun bir
dönem içinde gidip gelmiş oldukları en azından mümkündür. Çıkış yolu ve
bugün Sina'da adları bilinmeyen mekânların yerleri konusunda emin olmak
imkansızsa da bu bilimadamları arkeolojik ve tarihi araştırmaların
kutsal kitap hikâyeleri üzerine ışık tutabileceğine inanırlar.

İsrailliler Kızıldeniz'i geçerlerken kendilerini kovalayan Mısırlılar
sularda boğuluyor. Suriye'de Dura-Europos'taki sinagogdan bir fresk, 3.
yüzyıl ortaları.
MISIR'DAKİLER İSRAİLLİLER MİYDİ?
Minimalistler ne Musa ya da Çıkış için ne de Kenan'da İsrailli varlığı
için somut bir kanıt olmadığını ve Tevrat'ın bu bölümünün daha sonraki
bir dönemde uydurulduğunu savunurlar. Ancak maksimalistler Mısır,
Sina'da ya da başka bir yerde Musa ve Çıkış'la ilişkili belirli bir şey
olmamasına rağmen, Mısır'da Sami ırkından insanların bulunduğuna ve ÎÖ
13-12 yüzyıllarda Yehuda'nın merkezi yaylalarına yeni bir halkın
geldiğini gösteren ikinci derecede kanıtlar bulunmasına işaret ederler.
Bunlar Mısır tarihinin bilinen gerçeklerini kullanarak İÖ 19. yüzyıldan
ve belki de daha öncesinden Sami göçebe gruplarının Mısır'a ticaret
yapmaya, gıda maddesi almaya ve bazıları da mümkün olursa özellikle Nil
deltasının doğu kısmına yerleşmeye geldiklerini gösterirler.
Bu göçebeler arasında İsrailliler'in ataları, Yakub'un liderliğindeki
patriyarkal klanlar da vardı. Bunlar Mısır'a Yusuf'a katılmaya
gelmişler ve kendilerine şimdi Doğu Delta Bölgesi'yle ilişkilendirilen
Goshen ülkesine firavun emriyle yerleşip firavunun hayvanlarını gütme
görevi verilmişti.
Mısırlılar'ın bir zayıflık döneminde özgün yerleşimcilerin soyundan
gelenler Delta Bölgesi'nde kendi hâkimiyetlerini elde edip
başkentlerini Avaris'te kurdular. Bunlar tarihte Hiksoslar adıyla
anılırlar ki, bu kelimenin anlamı "yabancı dağlık ülkenin reisleri"
demektir ve bu da güney Kenan'ın iyi bir tanımıdır.
İÖ 16. yüzyıl ortalarında yeniden başa gelen yerli bir hanedan bunların
liderlerini Mısır'dan kovmuştur. Sami köylülerin çoğu ülkede kalmışlar
ve deltanın tarımcı nüfusunun bir parçası olmuşlardır. Tevrat'ta
"Yusuf'u bilmeyen yeni bir kral" (Çıkış 1:8) tarafından "esir
edilen"ler bu insanlardır.
Burada herhalde İÖ 1307'de iktidara gelen ve üsleri yaptıklarına
bakılırsa Doğu Delta Bölgesi'yle ailevi bağları olan 19. hanedan
firavunlarına yapılan bir atıftır. Bunların başkenti Avaris'ten pek
uzak olmayan Pi-Ramessu idi (Tevrat'ta Raamses, günümüzde Qantir).
Bu firavunlar aralarında Pi-Atum (Tevrat'ta Pithom, günümüzde Teli
el-Rataba) da olan başka kentler de kurdular ve Sina ile diğer
yerlerden bedevilerin girişini önlemek için bir sınır kaleleri zinciri
ve ikmal depoları inşa ettiler.
Firavunlar bu işlerde bölge halkını Ortaçağ Avrupası'ndakine benzeyen
bir angarya çalışma sisteminde kullandılar. Mısır köylüleri arasında
diğer göçmenlerin yanısıra Hiksoslar'ın soyundan gelenler de vardı ve
hiç kuşkusuz bu insanların hepsi bu zorunlu çalışmadan kaçmak
istiyorlardı. Böylece İsrailliler'in karışık bir halk grubuyla birlikte
Mısır'ı terk ettikleri söylenir (Ve İsrailoğulları, çocuklardan başka
altı yüz bin kadar yaya erkekler olarak Ramses'ten Sukkot'a göç
ettiler. Ve koyunlar, sığırlar, pek çok hayvanlarla karışık çok halk da
onlarla beraber çıktı. (...) Ve İsrailoğullarının Mısır'da oturdukları
müddet dört yüz otuz yıl idi. Ve vaki oldu ki, dört yüz otuz yılın
sonunda Rabbin bütün orduları Mısır diyarından aynı günde çıktılar.
Onları Mısır diyarından çıkardığı için Rabbe çok ehemmiyetle tutulacak
bir gecedir. Çıkış 12:38-41).
Bu nedenle pek çok uzman Çıkış'ın en iyi İÖ 13. yüzyılda II. Ramses'in
uzun hükümdarlığı dönemine (İÖ yaklaşık 1290-1224) uyduğuna inanırlar.
 
(Solda) Musa, On Emir'in yazılı olduğu tabletleri taşıyor, İsrailliler
aşağıda; Alba Kitabı Mukaddes'i, 1422. (Sağda) İsrail Merneptah
Dikilitaşı'nda, firavunun Kenan'daki zaferleri ve İsrail halkının yok
edilişi anlatılıyor.
HİCRET YOLU
Musa'nın İsrailliler'i Mısır'dan hangi yoldan çıkardığı gerçekten tam
bir muammadır. İbrânice "Yam Suf'un İngilizce'ye neden "Saz" (Reed)
Denizi yerine Kızıl (Red) Deniz olarak çevrildiği bile bilinmemektedir.
Ve bu denizin nerede olduğu da bilinmemektedir. İsrail yerleşim
alanlarının yerleri konusunda bir fikirbirliği de yoktur, ancak bu
şaşırtıcı değildir: Sina'nın bedevi kabileleri İbrani yer adlarını
devam ettirmeyeceklerdi.
Hicret'in ve çöllerde dolaşılan yolların ve Sina Dağı'nın yerinin de
izini sürmek mümkün değildir. İsrailliler'in Kenan'a doğru yollarına
devam etmeden yaklaşık kırk yıl konakladıkları Kadeş-Barnea, Kuzeydoğu
Sina'daki Ayn Kudeyrat vahası olabilir ama bölgede o dönemden kalan
herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır.
VAAT EDİLEN ÜLKE
Musa ölüp de Moab'da Nebo Dağı'na gömülünce (Tesniye 34:1,5) halkını
Şeria'dan geçirip Kenan dağlık ülkesine götüren Yeşu oldu. Yeşu ve
Hâkimler kitaplarında anlatılan fetihlerin pek bir kanıtı yoksa da bu
tepelerde ilk kez küçük çiftçi köyleri kurulduğunun delilleri vardır.
Bunlar İÖ 13 ile 11. yüzyıllar arasından kalmadır. Aynı dönemde Doğu
Akdeniz kıyılarından topraklar Ege dünyasından gelen göçmenlerin
saldırısına uğramaktaydı. Mısır metinlerinde bu gruplardan "Deniz
İnsanları" olarak söz edilir. Bunların arasında şimdi Gazze Şeridi
olarak bilinen.yere yerleşen Filistinliler vardı. Kıyı ovalarındaki
karışıklıktan kaçanlar dağlık iç bölgede kendilerine yeni köyler
kurdular ve burada doğudan gelen İsrailliler ile karşılaştılar.
Bu iki grubun birlikle kurdukları tarım köylerinde pek çok teknolojik
yeniliğe rastlanılmıştır. O çağın kıyı yerleşim birimlerinin aksine bu
köylerin çoğundaki hayvan kalıntıları arasında domuz kemiklerine
rastlanılmamış olması ilginç bir gerçektir. (Daha sonraki Yahudilik'te
domuz eti, dini yasalarla yasaklanmıştı.) Bu olgu dağlık köylerde
yalnızca İsrailliler'in varlıklarını işaret etmekle kalmayıp, bu
toplulukları onların inançlarının yönettiğini de gösteriyor olabilir.
İsrailliler'in İÖ 12. yüzyıl sonları ve 11. yüzyılda Kenan ülkesinde
bulunduklarının kesin bir kanıtı daha vardır. Mısır firavunu Merneptah,
hükümdarlığının beşinci yılında (İÖ yaklaşık 1219) Mısır hâkimiyetini
tekrar kurmak umuduyla bölgede bir sefere çıkmıştır.
Firavun Merneptah, daha sonra Karnak'ta fetihlerini anlatmak için
diktiği bir anıtta Kenan ülkesinde diğerlerinin yanı sıra İsrail
halkını da tümüyle ortadan kaldırdığını belirtmiştir. İsrailliler'in
varlığının Tevrat dışında yer aldığı ilk belgenin, onun tümden imha
edildiğini iddia etmesi çok ilginçtir.
Böylece, Musa ve Çıkış konusunda doğrudan doğruya bir kanıt yoksa da,
fazlasıyla var olan çevresel kanıtlar gözardı edilemez. Bu sonuçta
kişisel bir inanç ya da iman konusu olarak kalacaksa da, Tevrat'ta
nakledilen olayların temelde gerçek olduğuna inananlar için, bu
metinler hep bir esrar gölgesi altında olacaktır.

İsrailliler'in Sina yarımadasından Kenan'a muhtemel göç yollarını gösteren harita.

Mısır'da Luksor'da Medinet Habu duvarlarında resmedilmiş Deniz İnsanları. Başlıklar, Filistinliler olduğunu gösteriyor.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Define Aramak İçin Başvurmanız Gerek Merciiler

Zapotek ve Kıstak Yazıları

Mayaların Kayıp Kenti

Manisa

Bolu

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|