|
|
|
Kayıp Sodom ve Gomorra |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
68 |
Zaman: İÖ 3150-1550
Mekân: Ürdün
Ve Rab Sodom üzerine ve Gomorra üzerine göklerden kükürt ve ateş
yağdırdı; ve o şehirleri ve bütün havzayı ve şehirlerde oturanların
hepsini ve toprağın nebatını altüst etti. TEKVİN 19:24-25
Sodom ve Gomorra kentlerinin yıkılması Kitabı Mukaddes'in Eski Ahit
kitabında anlatılan en ilginç hikâyelerden biridir ve aynı hikâye
Kur'an'da da yinelenmiştir. Başlıca karakterler en büyük patriyark olan
İbrahim ile yeğeni Lût'tur.
Kentler bugün de hâlâ geçerli olan toprak hakları, eşcinsellik,
ardıllık ve aile içi zina gibi ciddi ahlaki ikilemlerin yükü
altındaydılar. Olay Kitabı Mukaddes ahlak kuralları için bir benzetme
olarak görülmüşse de, bu kentlerin ve hikâyede anlatılan olayların
varlıkları konusunda herhangi bir kanıt var mıdır?
KİTABI MUKADDES'İN HİKÂYESİ
Hikâyede İbrahim ile Lût, Kenan topraklarında çobanlar olarak
sürülerini otlatırlar. Hayvanlar çoğalınca ülke ikisine de yetmez.
Bunun üzerine İbrahim ayrılmalarına karar verir ve gideceği yeri ilk
seçme hakkını Lût'a verir. Lût, Şeria Vadisinin bol sulu ovasını seçer
ve "havzanın beş zengin kentinden" biri olan Sodom yakınlarına
yerleşir. Diğer kentler Adma, Tseboim ve Tsoar'dır.
Ancak Sodom erkekleri günahkâr eşcinsellerdir ve Tanrı eğer pişmanlık
getirmedikleri takdirde hepsini yok edeceği uyarısında bulunmuştur.
İbrahim, Tanrı ile suçluların yanı sıra dürüst insanları da yok etmenin
ahlaklılığını tartışır; sonunda Sodom'daki tek dürüst insanın Lût
olduğu anlaşılır.
Lût'u Sodom'u bekleyen felaket konusunda uyarmak üzere iki melek
gönderilir. Sodomlular Lût'un tanrısal ziyaretçilerini duyunca evine
gidip görmek isterler. Kötü Sodomlular'ın melekleri taciz
edeceklerinden korkan Lût, kalabalığa onlar yerine iki bakire kızını
sunar. Melekler kapı önündeki Sodomlular'ı kör edip Lût'a ailesini alıp
kaçmasını söylerler.
Tanrı Sodom ve Gomorra kentlerine kükürt ve ateş yağdırırken Lût karısı
ve iki kızıyla Tsoar kentine kaçmaya başlar. Ancak yolda Lût'un karısı
Tanrı'nın arkasına bakmama emrine uymayınca bir tuz "direğine" dönüşür.
Lût, Tsoar'da kalmaya korkarak kızlarıyla bir mağaraya sığınır. Kızlar
uzun bir tecrit döneminden sonra kendilerine bir çocuk verip soylarının
devamını sağlayacak bir erkek bulamayacaklarından korkarlar. Bu nedenle
babalarını sarhoş edip ne yaptığını fark edemeyeceği bir sırada iğfal
etmeye karar verirler. Bu zina birleşmesinden iki erkek evlat doğar:
Moablılar ve Ammonoğulları kabilelerinin ataları olan Moab ve Ben-ammi.
Bu hikâyenin herhangi bir noktasının doğruluğu hakkında elimizde hangi
kanıtlar vardır? Lût Gölü bölgesinde Sodom ve Gomorra hikâyesini
doğrulayacak bazı doğal ve jeolojik olgulara rastlanılmıştır. Ayrıca,
son zamanlardaki arkeolojik keşifler de kutsal kitabın hikâyelerine
belirli bir inanılırlık kazandırmaktadır.

Sodom ve Gomorra'nın yıkılması: 16. yüzyıl başlarında bir Alman Kitabı Mukaddes gobleninden ayrıntı.
OLGULARIN DOĞAL OLARAK MEYDANA GELMESİ
İki büyük kara kütlesinin birbirlerinden ayrılması sonucunda Lût
Gölü'nde sık sık depremler olur. Tarihi kayıtlardan başka yerlerde
kentlerin geçmişte depremlerle yok olduklarını biliriz ve eğer bunlar
fay hattı üzerindeyseler depremler de daha şiddetli olur. Aynı jeolojik
süreç yeryüzünün en alçak su kütlesini de yaratmıştır.
Deniz yüzeyinin yaklaşık 400 metre altında derin bir vadide yer alan
Lût Gölü tuz oranı çok yüksek bir sudur, tuz yoğunluğu dibe doğru
giderek artar ve kıyılarında sık sık tuz oluşumlarına rastlanır. Bu tuz
sütunları kimi zaman bir tesadüf sonucu insan biçiminde olabilir ve Lût
Gölü'ne düşen her şey kısa zamanda tuzla kaplanır ve gölde bakteriler
dışında bitki ve hayvan varlığının yaşamasına engel olur. Bu nedenle
Lût'un karısının tuz sütununa dönüşmesi hikâyesinin böyle bir
olağandışı ama doğal süreçten kaynaklandığını düşünmek güç değildir.
Lût Gölü'nün diğer bir garip özelliği de zift bakımından zengin
olmasıdır ve bu da zaman zaman iri topaklar ya da petrol birikintileri
olarak yüzeye çıkar. Sodom ve Gomorra krallarının Suriye krallarıyla
bir savaş sırasında kaçarlarken "zift kuyularına" düşmeleri olayı da
akla bu durumu getirir (Ve Siddim Vadisi zift kuyuları ile dolu idi ve
Sodom ve Gomorra kralları kaçtılar ve orada düştüler ve geri kalanlar
dağa kaçtılar; Tekvin 14:10).
Dahası, Lût Gölü kıyılarının yumuşak kireçli topraklarında yumruk
büyüklüğünde kükürt toplarına rastlanır. Eski Ahit'in Sodom ve Gomorra
hikâyesini yazanlar, "kükürt taşı" adını verdikleri bu alev alan
topları mutlaka biliyor olmalıydılar. O nedenle göklerden yağan ateş
yağmurunun kentleri yakıp yıktığı hikâyesi bu garip nesnelerden
kaynaklanmış olabilir.
 
(Solda) Lût Gölü çevresindeki yumuşak kireç tabakasının doğal erozyonu
Lût'un karısının sonunu hatırlatan sütunla oluşturur. (Sağda) Lût
Gölü'nün Erken Tunç Çağı yerleşimlerini (bir olasılıkla "ova
şehirleri"ni) gösteren harita.
SODOM VE GOMORRA'YI ARARKEN
Kitabı Mukaddes bilginleri ve arkeologlar yüz yıldan uzun bir süredir
Sodom ve Gomorra kentlerinin bulunduğu yerleri saptamaya
çalışmaktadırlar. İlk önceleri bunların Lût Gölü'nün kuzeyinde mi yoksa
güneyinde mı olduğu tartışılmıştı.
De Saulcy, 1851'de Lût Gölü'nün kuzeybatısında yaptığı bir araştırmada
Eriha ve Kumran'ın kayıp kentler olduğunu ileri sürdü. 1920'lerde Peder
Alexis Mallon'un kuzeydoğu kıyısındaki Teleylat Ghassul'da yaptığı
kazılar büyük bir Kalkolitik Dönem (İÖ yaklaşık 3600) yerleşim birimini
ortaya çıkardı ki, bu daha inanılır bir alternatif olarak görüldü. Bu
önerinin aksayan yanı, çoğu bilimadamlarının Sodom ve Gomorra
hikâyesinin yeraldığına inandıkları Tunç Çağı'nda (İÖ 3150-1550) bu
alanda bir yerleşim izine rastlanılmamış olmasıydı.
1896'da bugünkü Şeria'da Medeba'da 6 ile 7. yüzyıldan kalma bir mozaik
harita bulundu. Bu haritada Lût'un kaçtığı ilk kent olan Tsoar, Lût
Gölü'nün güneydoğu uçundaydı. Klasik tarihçiler Diodorus, Strabon,
Joscphus ve Tacitus ve daha sonra ortaçağ Arap coğrafyacıları Yakut,
Mesudi, Mukaddesi ve İbn Abbas bu bölgeyi tarif etmişlerdi.
William F. Albright, Rahip Melvin G. Kyle, Peder Alexis Mallon ve
diğerleri 1924'te bölgeyi araştırarak Tsoar'ın yerini doğrulamaya
çalıştılar. Tsoar'ın Moab ülkesi olarak saptanması kendilerini, Kitabı
Mukaddes'te Arnon olarak belirlenen Mucip Nehri'nin güneyini
araştırmaya yöneltti. Lisan yarımadasını ve yakınlardaki vadileri
araştırdıktan sonra çağdaş Safi kasabasının eski Tsoar olduğunda karar
kıldılar. Sir John Maundevil de 1322 ile 1356 arasında Safi'yi ziyaret
ettiğinde bu kuramı çok daha önce ileri sürmüştü.
Sodom ve Gomorra'nın araştırılmasına 1930'larda Lût Gölü'nün
güneyindeki sığ havzayı araştıran Le P.F.M. Abel, F. Frank ve Nelson
Glueck katıldılar. Bu tuz kaplı alan Eski Ahit'in "tuz denizinin
yanındaki Siddim vadisi" tanımına uymaktadır (Bunların hepsi Siddim
vadisinde [bir tuz denizidir] birleştiler,-Tekvin 14:3).
Konstantinos Politis tarafından yapılan son araştırmada Safi'nin
gerçekten Tsoar olduğu anlaşıldı ve tam da Medeba haritasının
gösterdiği yerde çıkmıştı.
"Havza şehirleri"nin (Ve Lût, Havza şehirlerinde oturdu ve Sodom'a
doğru çadır kurardı; Tekvin 13: 12} Lût Gölü'nün suları altında
kaybolmuş olduğu önerisi ilk kez 4. yüzyıl hacılarından Egeria
tarafından ileri sürülmüştür.
Çok daha sonra 19. yüzyıl sonlarında William Lynch'in, Albright'ın ve
Kyle'ın denizin kuzey ucunda olduğunu bildirdikleri birkaç küçük ada,
günümüzde su altında kalmıştır. Lût Gölü günümüzde, ABD'nin uzay
kuruluşu olan NASA tarafından, uydu fotoğrafları ve suyun altında da
deniz tabanı incelemeleriyle araştırılmaktadır. Araştırmalar sonucunda
ulaşılan genel yargıya göre, Sodom ve Gomorra'nın, kıyıdan çok, Lût
Gölü'nün altında bulunabileceği kuramı kesinlikle inanılır gibi
görünmektedir.
 
(Solda) Şeria'da Medeba'da bulunan 6-7. yüzyıl mozaik haritasında
Lût'un Tsoar kenti dışında sığındığı yer gösteriliyor. (Ortada) Bab
ed-Drah kazısında Erken Tunç Çağı'na (İÖ yaklaşık 3000) ait yanmış bir
yerleşim alanı. (Sağda) Tuzdan oluşmuş Sodom Dağı'nın (Cebel Usdam)
içi. Su, tuzu eriterek bu yüksek mağaraları oluşturuyor.
SON ARKEOLOJİK KANITLAR
Paul Lapp, Walter Rast, Thomas Shaub ve Burton MacDonald tarafından
yakın zamanlarda eski kıyı boylarında ve Lût Gölü'nün güney havzasının
jeolojik fay hatlarında araştırmalar ve kazılar yapılmıştır.
Araştırmacılar 1970'li ve 80'li yıllarda oralarda bir zamanlar büyük
yerleşim alanları olduğunu keşfetmişlerdir. Bab ed-Drah gibi bazıları
Erken Tunç Çağı'nda (İÖ yaklaşık 3000 yılları} yanarak yok olmuşlardır.
Bunlar efsanevi "havza şehirleri" olabilirler mi? 1976'da bu kentlerin
Suriye'deki Ebla'da bulunan Erken Tunç Çağı tabletlerinde yer aldıkları
saptanmıştır. Bu keşif, kentlerin tarihi varlıklarını doğrulamakta
mıdır?
Konstantinos Politis 1990'larda Safi yakınlarında Deyr'Ayn'Abata'yı
kazmış ve ilk Bizans Hıristiyanları'nın Lût'un, Sodom ve Gomorra'nın
yıkılmasından sonra Kitabı Mukaddes'te anlatılanlara göre, sığındığı
mağara olduğuna inanılan mağaranın üzerinde inşa edilmiş bir kilise
kalıntısı bulmuştur.
Erken ve Orta Tunç çağlan kalıntılarının bulunması da mağaranın Tekvin
hikâyesinin geçtiği söylenen dönemde iskân edildiğini göstermektedir.
Bu arada yakın çevrelerdeki kazılarda da benzer Orta Tunç Çağı
eserlerine rastlanılmıştır.
Eski Ahit aslında bir ahlaki rehberlik kitabı olarak görülüyorsa da,
çağdaş arkeolojik ve jeolojik keşiflerin Sodom ve Gomorra hikâyesinin
yer almış olabileceği fiziki ve tarihi mekânları doğruluyor olması
gayet ilginçtir.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Mersin

Arama İçin Müracaat

Ballı Kayanın Özellikleri

Abbasiler

Yazının Doğuşu

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|