|
|
|
Atlantis |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
39 |
Zaman: Bilinmiyor (İÖ yaklaşık 9600?/1520? / efsane)
Yer: Akdeniz? / Atlas Okyanusu?
Dün kentinden ve hemşehrilerinden söz ettiğinde aklıma tekrarlamakta
olduğum bir hikâye gelmişti ve senin, nasıl bir esrarengiz rastlantıyla
Solon'un anlattıklarıyla harfiyen uyuştuğunu görmekle şaşırdığımı
söylemiştim. PLATON, KRİTİAS, İÖ 4. YÜZYIL.
İnsanlığın Çok Eski çağlarının derinliklerindeki ve eski dünyanın
tümüne hâkim olan büyük ve güçlü bir milletin akıl almayan bir felaket
sonucunda neredeyse bir gece içinde sona ermiş olması insanları iki bin
yıldır meşgul etmektedir. Burada büyük Atlantis ada milletinden söz
ettiğimiz kuşkusuzdur.
ATLANTİS: EFSANENİN İÇERİĞİ
Atlantis'in doruk noktasına 11 bin yıl önce eriştiği söylenirse de,
literatürde ortaya çıkışı ancak 2350 yıl önce, İÖ 359 ve 347 yılları
arasıdır. Ülkenin adı Yunan filozofu Platon'un Sokrates ile öğrencileri
arasındaki hayali konuşmalarının iki diyalogunda (Timaio ve Kritias)
ortaya çıkar. Timaio diyalogunun başında Sokrates bir gün önceki
"mükemmel" toplum konuşmasına değinir.
Platon burada uzun yıllar önce yazdığı en ünlü diyalogu olan Devlet'e
atıfta bulunmaktadır. Platon, Sokrates'e Devlet'te sunulan mükemmel
hükümetin unsurlarını saydırır: Zanaatkarlar ve çiftçiler askeriyeden
ayrılacaktır, askerler merhametli olacak, atletizm ve müzik eğitimi
alacak, komün halinde yaşayacak ve altına, gümüşe ya da herhangi bir
özel mülke sahip olmayacaklardır.
Sokrates varsayımsal tartışmalardan bıkıp öğrencilerine uygulamalı
felsefe denilebilecek bir ödev verir. Devlet'te vazedilen kavramlara
göre yaşayan bir toplumu haklı bir savaşa sokarak
mükemmelleştirmelerini söyler.
Hocasının önerisini yerine getiren Kritias şöyle der: "O halde,
Sokrates, garip ama gerçekten doğru olan şu hikâyeyi dinle." Kritias bu
hikâyeyi dedesinden (onun da adı Kritias'tır) dinlediğini söyler.
Dedesi de babası Dropides'ten, o da Yunan bilgesi Solon'dan
dinlemiştir. Solon ise İÖ 600 yılından hemen sonra bulunduğu Mısır'da
Mısır rahiplerinden duymuştur. Böylece Platon'un kendi anlatımına göre
Kritias'tâ iki yüz yıl önce ortaya atılmış bir hikâyeyi dolaylı olarak
duymaktayız.
 
(Solda) Atlantis hikâyesinin özgün kaynağı olan Platon'un (İÖ 427-347)
I. yüzyılda yapılmış mermer büstü. Platon, Timaio ve Kritias
diyaloglarında Atlantis'i ortaya atmış ve toplumunu ayrıntılarıyla ele
almıştır. (Sağda) Athanasius Kircher'in Atlantis haritası (1678).
Platon'un da belirttiği gibi ülkeyi Herakles Sütunları'nın ötesine,
Atlas Okyanusu'nun ortalarına yerleştirir. Kuzeyin aşağı tarafta
olduğuna dikkat!
MÜKEMMEL DEVLET, ATİNADIR, ATLANTİS DEĞİL
Mısırlı rahipler Solon'a "bütün kentlerin en iyi yönetileni" olan eski
Atina hakkında bir hikâye anlatmışlardı. Platon'un mükemmel devlet
modeli işte zamanından 9300 yıl öncesinin bu eski Atina'sıdır. Rahipler
Solon'a, eski Atinalılar'ın en büyük kahramanlık eylemini anlatırlar:
Atinalılar "Avrupa'nın ve Asya'nın tümüne bir sefer açan büyük bir
devleti" savaşta yenmişlerdir. Bu yayılmacı millet "Herakles
Sütunları"nın ötesinden, Atlas Okyanusu'ndan gelmiştir. Ve bu büyük
devletin adı Atlantis'ti.
Atlantis, ta Mısır'a kadar kuzey Afrika'nın tümünde egemendi. Ancak
Kritias'ın söylediğine göre o savaşta Atinalılar tarafından yenilen
Atlantis, tanrılar tarafından depremler ve sellerle ortadan
kaldırılmıştı.
Kritias, Atlantis hikâyesini anlattıktan sonra Sokrates'e şöyle der:
"Dün kentinden ve hemşehrilerinden söz ettiğinde aklıma tekrarlamakta
olduğum bir hikâye gelmişti ve senin, nasıl bir esrarengiz rastlantıyla
Solon'un anlattıklarıyla harfiyen uyuştuğunu görmekle şaşırdığımı
söylemiştim."

(Solda) Girit'in doğusunda Zakros'taki Minos sarayından kristal bir
vazo. Minoslular'ın sanat ve mimarideki gayet apaçık teknik
gelişmişlikleri, bu etki uygarlık ile Platon'un diyaloglarında
anlatılan aşırı gelişmiş Atlantis toplumu arasında ortak noktalar
aranılmasına yöneltmiştir. (Sağda) İspanya'da bulunmuş ve İÖ 450
yıllarına ait olan "Elche Leydisi". Bazı aşırı kuramcılar bunun bir
Atlantis rahibesi olduğunu iddia ederler.
ATLANTİS İÇİN TARİHİ BİR KAYNAK MI?
Platon, Atlantis ya da eski Atina tarifini gerçek tarihe mi
dayandırmıştır, yoksa bütün olayı uydurmuş mudur? Platon'un zamanındaki
Yunanlılar'ın perspektifinden bile eski sayılacak önemli bir Akdeniz
uygarlığı vardı ve bu da, en azından kısmen büyük doğal felaketlerle
imha olmuştu: Minoslular'ın Girit'i.
Bazı çağdaş bilimadamları Atlantis'in yeri ve boyutları Kritias'ta
yanlış ifade edilmiş ya da abartılmış olsa da, (belki de yanlış çeviri
nedeniyle) Platon'un hikâyesinin Yunanistan'ın doğusunda ve Ege
Denizi'nde Girit'in kuzeyindeki Thera adasının yanardağ patlamasına
dayandığı fikrindedirler.
İÖ 17. ya da 16. yüzyıldaki Thera patlamasından kalan volkanik
püskürtüler, 1838'de patladığında on binlerce insanın ölümüne neden
olan Krakatoa'nınkinin iki katıdır. Thera'daki daha büyük patlama çok
etkili olmuş olmalıdır ve bu nedenle de tesirin dolaylı olduğu Mısır
gibi ülkelerin tarihi kayıtlarında yer alması mümkündür.
Bazıları için Minoslular'ın Girit'i Atlantis'tir ve Platon, Kritias'ta
ülkenin Thera patlamasıyla yokolmasını çarpıtmıştır. Ancak bu iddiayı
sürdürebilmek için Girit'in yerinin neden yanlış olduğu, boyutlarının
neden farklı olduğu, neden yanlış zamanda gelişmiş olduğu, Atina ile
hiç savaşmadığını ve bir felaketle yok edilmemiş olduğunu açıklamak
gerekecektir.
Arkeoloji, Minos kıyı topluluklarının Thera'daki patlamanın yarattığı
tsunami dalgalarıyla ağır hasara uğradığı halde Minos uygarlığının daha
iki yüzyıl yaşadığını ve hatta geliştiğini kanıtlamıştır.
Başka bilimadamları Thera'daki ünlü Minos kolonisinin Atlantis için
model olduğunu iddia etmişlerdir. Minoslular'ın buradaki yerleşim
merkezi yanardağın patlamasıyla yok olmuştu, ancak Platon'un da eski
bir uygarlığın bir ileri karakolunun yok edilmesinden söz etmediği de
kesindir. Yine de, Thera, Platon'un Atlantis modeli olamayacak kadar
yanlış yerde, yanlış boyutta ve yanlış çağdadır.
 
(Solda) Atina ile Isparta arasındaki Peloponnesos Savaşı'nda (İÖ
431-404) öldürülen iki savaşçı: Khairedemos ve Lykeas. Platon zamanında
yapılan bu savaşta her iki kentin çeşitli cepheleri -örneğin
Isparta'nın politik yapısı- Platon tarafından Atlantis ile Atina
arasındaki çatışmayı formüle etmek için kullanılmış olabilir. (Sağda)
Ignatius Donnelly'nin "Dolphin Boğazı"nı gösteren Atlas Okyanusu
haritası, Donnelly burasının kayıp kıta Atlantis'in denize batmış
kalıntısı olduğuna inanıyordu.
ATLANTİS: ÇAĞDAŞ FANTEZİ
Atlantis konusunda herhangi bir tartışma bu kayıp kıta hakkında 19. ve
20. yüzyıllarda ileri sürülen gerçekten garip iddialardan söz edilmeden
tamamlanmış olamaz. Minnesota Eyaleti kongre üyesi, iki kere başkanlık
adayı ve amatör bir tarihçi olan Ignatius Donnelly 1881'de, "Atlantis:
The Antediluvian World" adlı kitabını yayımlayarak efsaneyi herkesten
çok canlandıran kişidir.
Donnelly'ye göre Platon'un Atlantis'i Mısır, Mezopotamya, İndus Vadisi
ve Avrupa'nın olduğu kadar Güney ve Kuzey Amerika uygarlıklarının
kaynağı ve büyük kültürel başarıların kökenidir. Donnelly'nin tezi
çağdaş arkeoloji ya da jeoloji araştırmaları altındaki dayanak
noktalarından yoksundur. Bu kültürlerin evrimlerini, değil Atlantis'e,
başka herhangi bir tek ana kaynağa borçlu olduklarını gösteren herhangi
bir kanıt yoktur.
Ancak, diğer 19. ve 20. yüzyıl düşünürleriyle karşılaştırıldığında
Donnelly, bir entelektüel itidal örneğidir. Helena Blavatsky'nin
liderliğini yaptığı Teosofistler, Atlantisliler'in uçakla uçtuklarını
ve uzaydan gelen yabancılardan aldıkları ekinleri biçtiklerini iddia
ediyorlardı.
Daha yakın zamanlarda, geç 20. yüzyılda yaşayan psişikler, kayıp
kıtadan ruhlarla bağlantı kurduklarını iddia etmişler ve modern dünya
insanlarına Atlantisliler'den çeşitli öğütler aktırmışlardı. Kuşkusuz
bu iddiaları destekleyen hiçbir kanıt yoktur.
 
(Solda) Girit'te Knossos'ta Taht Odası. Tahtın iki yanında bitkiler ve
yarı aslan yarı kartal yaratıklar resmedilmiş. Minos Girit'i önemli bir
erken dönem Akdeniz uygarlığıdır ve Platon'un zamanında artık çok
eskilerde kalmıştı. Platon, Atlantis tanımını bu topluma mı
dayandırmıştır? Ne yazık ki, bütün gerçekler bu kurama uyum
göstermiyor. (Sağda) Minoslular'ın Knossos Sarayı ya da Tapınağı, İÖ 2.
binyıl ortalarından kalmıştır. Burası çok odalı ve gayet zarif duvar
resimleriyle büyük bir yapıdır.
Platon'un Görüşü
Platon'un, diyaloglarını kurmak için iyi bildiği tarihi kayıtları
kullandığı kuşkusuzdur. Belki de onun zamanından bin yıl önce güçlü bir
devleti yok eden doğal bir afetin gelenekleri vardı ve Platon mesajını
iletmek İçin bu hikâyeleri kullanmıştı.
Ancak, Kritias'ın kısmi bir mecazi yorumunu destekleyenler bile
Platon'un tarih yazma niyetinde olmadığını, hikâyenin bazı unsurlarını
vermeye çalıştığı derste mecaz olarak kullanmak istediğini kabul
ederler. Örneğin, Atlantis Destroyed adlı kitabında Rodney Castleden,
Platon'un Atlantis'inin Minos Girit'i ile Thera'nın iyi bir
eşleştirilmesi olduğunu ve hikâyenin o bölümünün Atina'yı Isparta ile
karşı karşıya getiren daha yakın tarihteki Peloponnesos Savaşı'nın
anlatımı olduğunu iddia eder. Bu savaşta Isparta muzaffer çıkmıştı ve
Isparta'nın politik yapısı Platon'un eski Atina tanımına girmiş
görünmektedir.
Son olarak, Kritias'ta Atlantis'te belirli eski toplumların
ayrıntılarının paralellerini aramak Platon'un vurgulamak istediği bir
şey değildir. Onun Kritias'ın ağzından söylettiği şeyler tarihi
anlatmak amacını değil, ne de olsa tarihçi olmayıp bir filozof olan
yazar için daha önemli bir işlev yüklenir.
Platon, görüşünü belirtmek için Atlantis'i neredeyse yenilmesi imkânsız
bir düşman olarak göstermektedir. Platon'un Atlantis'i ayrıntılı olarak
tanımlaması okura onun maddi zenginliğini, teknolojik gelişmişliğini ve
askeri gücünü anlatmaktır.
Kritias daha küçük, maddi açıdan yoksul, teknolojik olarak o kadar
gelişmemiş ve askeri açıdan zayıf Atinalılar'ın Atlantisliler'i
yenebileceği ana mesajını iletir: Tarihte önemli olan yalnızca servet
ya da güç değildir. Daha da önemli olan insanların kendi kendilerini
yönetme biçimleridir.
Platon için mükemmel bir devletin ve toplumun entelektüel başarısı,
maddi refah ya da güçten önemlidir. Bu noktayı vurgulamak için esaslı
bir hikâye anlatması da Platon'un bir öğretmen olarak üstünlüğünü
gösterir.
EDEBİYAT VE ATLANTİS
Atlantis efsanesi, Ortaçağ'da Yunanlılar'dan Arap coğrafyacılara,
onlardan da Avrupalı yazarlara geçmiştir. Montaigne, Buffon ve Voltaire
gibi yazarlar bile bu efsaneye inanmışlardır.
Atlantis efsanesinin etkisiyle çok sayıda edebi yapıtlar da
yazılmıştır. Francis Bacon'un fizik bilimlerinin ideal devletini
betimleyen "Nova Atlantis (Yeni Atlantis)", İsveçli Rudbeck'in "Atland
eller Mahneim (Atlantis ya da Mahneim)", Kristof Kolomb'u, yitik eski
kıtaları aramaya çıkan biri olarak tasarlayan Katalan yazar Jacinto
Verdaguer'in "L'Atlantida" adlı şiiri, Gerhardt Hauptmann'ın aynı
efsaneyi simgeleştirerek, bir kadın oyuncuya âşık olan bir bilim
adamının psikolojisine uyguladığı romanı Atlantis ve P. Benoit'in
"Atlantide" adlı kitapları bunlardan bazılarıdır.
Ayrıca jeoloji biliminde Atlantis adı resmi olarak, Atlas Okyanusu'nun yerinde bulunduğu varsayılan karalara verilen bir addır.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Türkiyedeki Rumların Tarihine Bakış

Göktürkler

Labranda (Labraunda)

Hititler

Artuklular

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|