|
|
|
Troya Savaşı Efsanesi |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
20 |
Zaman: İÖ 13. yüzyıl?
Mekân: Çanakkale'nin güneyi
Zeus bize ünü sonsuza kadar sürecekse de gelmesi çok uzun süren ve
yerine getirilmesi çok uzun sürecek olan bu alameti gönderdi. Yılan
sekiz yavruyu ve onları yumurtlayan serçeyi yedi ki bu dokuz eder ve
biz de Troya'da dokuz yıl savaşacağız ama onuncu yılda kenti alacağız.
HOMEROS, İÖ YAKLAŞIK 750.
Troya Savaşı Efsanesi üç güzel kadın arasındaki rekabet hikayesiyle
başlar: Zeus'un karısı Hera ve kızları Aphrodite ve Athena.
Aralarındaki kıskançlık ölümlü Kral Peleus ile yeni karısı deniz perisi
Thetis'in düğünlerinde başlamıştı. Uyumsuzluk tanrıçası Eris kutlamaya
altın bir elma getirmiş ve bunun oradaki "en güzel kadına" bir armağan
olduğunu söylemişti.
Hera, Aphrodite ve Athena elmanın ve unvanın kendilerine ait olduğunu
iddia ettiler. Eris hiç de masumane olmayan bir öneride bulundu:
Ailesindeki kadınlardan hangisinin elmayı hak ettiğine Zeus karar
verecekti. Zeus akıllılık edip bu görevi Troya kralı Priamos'un oğlu
Paris'e aktardı.
Hera kendisini seçtiği takdirde Paris'e akıllara hayallere sığmayacak
derecede büyük bir güç vermeyi vaat etti. Athena savaş alanında
inanılmaz başarılı olacak tarihi bir zafer vereceğini söyledi.
Aphrodite ise, yeryüzünün en güzel kadınının aşkını vaat etti. Paris,
siyasal gücü ve askeri zaferi bir yana itip altın elmayı, kendisine o
en güzel kadını vaat eden Aphrodite'e verdi.
Bu karar yüzyıllar ötesine, "Paris'in Kararı" olarak ölümsüzleşerek gelmiştir.

Flâman ressam Peter Paul Rubens'in bu 17. yüzyıl tablosunda Priamos'un
oğlu Paris, altın elmayı Peleus'un düğünündeki güzellik yarışmasında
Aphrodite'ye veriyor.
DENİZE BİN GEMİ İNDİREN YÜZ
O dönemde dünyanın en güzel kadını, Zeus ile Leda'nın kızları
Helena'ydı. Ancak ne yazık ki, Helena, Sparta kralı Menelaos ile
evliydi. Daha da kötüsü, bu evliliğin Helena'nın diğer talipleri
arasında büyük kavgalara neden olacağından korkan ölümlü üvey babası
Tyndareos, bütün öteki Yunanlı hükümdar ve savaşçılardan Helena'nın
Menelaos ile evliliğini koruyacakları sözünü almıştı.
Troya'ya dönen Paris, kendisinin Sparta'ya, Troya elçisi olarak
atanmasını sağladı. Sparta'ya vardığında Aphrodite gücünü kullanarak
Helena'yı Paris'e âşık etti. İki sevgili Menelaos'un servetinin büyük
bir kısmıyla Troya'ya kaçtılar. Böylece Sparta kralının karısını ve
servetini geri almak üzere Troya'ya karşı "bin gemi" gönderen
Yunanlılar'ın açtığı on yıl sürecek olan savaş başlamış oldu.
TROYA SAVAŞI: EFSANE Mİ, TARİH Mİ, HER İKİSİ Mİ?
Homeros'un İlyada'sında yer alan Troya Savaşı hikâyesi İÖ 750 yılından
kalmıştır. Ardından gelen Yunan tarihçileri, özellikle Herodotos ve
Thucydides, Homeros'un hikâyesini kabul etmişler ve Troya'nın İlyada'dâ
anlatıldığı gibi Hellespont (şimdi Çanakkale Boğazı) yakınlarında bir
kent olduğuna ve Mykenaİ (Argos) kralı Agamemnon liderliğinde birleşen
Yunanlılar'la yapılan Troya Savaşı'nın gerçek olduğuna inanmışlardır.
Çağdaş yazarlar ve bilginler daha kuşkulu davranmaktadırlar. Ne de
olsa, Homeros'un hikâyesini ya da Troya'nın varlığını doğrulayacak
tarihi kayıtlar yoktur. Ancak İlyada'daki birleşik bir Yunan gücünün
-belki de köle ve doğal kaynak elde etmek üzere-Batı Asya'ya uzun bir
sefer düzenlemiş olması (Herodotos'a göre İÖ 1250 sularında) mümkündür.

Homeros'un Troya'sı (Troya VI örneğine göre), aşılmaz surlarla sarılmış ve kulelerle korunuyor.
İLYADA'NIN TUNÇ ÇAĞI BAĞLAMI
İÖ 13. yüzyıl Akdeniz'i Homeros'un zamanından çok uzaksa da, İlyada'dâ
artık doğru olduğunu bildiğimiz belirli pek çok tanım vardır. Örneğin
İlyada'nın ikinci kitabında Troya'ya karşı silahlı birlik gönderen 164
şehrin listesi ve kısmen de tanımları yer almaktadır. Homeros'un
saydığı yerlerin çoğu kendi zamanında biliniyordu.
Ancak Michael Wood'un in Search of Trojan War adlı eserinde belirttiği
gibi listede Homeros zamanında çoktan terk edilmiş ve Yunan
coğrafyacılarının bilmedikleri pek çok yer de vardı. Çağdaş arkeolojik
ve tarihi araştırmalar artık bunların gerçek mekânlar olduklarını ve
Homeros'un onların konumlarını doğru olarak bildirdiğini göstermiştir.
 
(Solda) Troya'da ana giriş kapısı ve kule. Homeros, Troya'yı "zarif
kuleleri" olan bir şehir olarak anlatmıştı. Bu tanım Hisarlık'taki
surlara uymaktadır. (Sağda) Homeros'un Troya'sının Türkiye'de
Hisarlık'taki höyükte olduğu fikrinin savunucusu Heinrich Schliemann.

Hisarlık höyüğü kesitinde birbiri üstüne binmiş katmanlar görülüyor.
TROYA GERÇEK BİR YER MİYDİ? ARKEOLOJİK KANITLAR
Ya Troya? Arkeologlar ve tarihçiler çok uzun zaman boyunca
Çanakkale'nin güneyinde tarihte Troad diye anılan bölgede bu kentin
kalıntılarını aramışlardır. En çok ilgi çeken bölge Homeros'un
tanımladığı Troya coğrafyasına uygun olan Hisarlık höyüğüdür.
Homeros'un Troya için verdiği ayrıntılardan pek çoğu -tam ve kusursuz
olmamakla birlikte- arkeolojik araştırmaların bölgede ortaya çıkardığı
buluntulara uygundur.
Troya'nın araştırılmasında başta gelen kişi Heinrich Schliemann'dır.
Schliemann, 1870 ile 1890 arasında Hisarlık'ta kazılar yapmış, höyükte
birbiri üstünde dokuz kent tespit etmiştir. (Bunlar I-IX olarak
numaralanmıştır). Daha sonraki yıllarda Cari Blegen ve daha yakın
zamanlarda Manfred Korfmann gibi arkeologlar tarafından Hisarlık'ta
yapılan kazılar pek çok ara dönemi ortaya çıkarmıştır.
Schliemann ya da diğerleri burasının Homeros'un Troya'sı olduğunu
kanıtlayan herhangi bir şey bulmamışlarsa da, Hisarlık'taki arkeolojik
kanıtlar, özellikle de Troya VI ve VII(a) katmanları Homeros'un zaman
ve mekân tanımlarının ayrıntılarından bazılarına uyum göstermektedir.
Homeros'un İlyada'da. Troya'yı "zarif kuleleri" ve "büyük kapıları"
olan bir şehir olarak tanımlaması epey büyük ve etkileyici olan Troya
VI'ya uymaktadır. Homeros, Troya'nın surlarının görkemli bir savunma
yapısı olduğunu ama batı kanadının o kadar güçlü olmadığını
söylemektedir.
Troya Vl'nın çevresindeki surlar dört metre eninde ve kimi yerlerde
dokuz metre yüksekliğindedir ama batı yanındaki inşaat çok daha
zayıftır. Homeros şehrin ana girişinde büyük bir kuleden söz etmiştir.
Arkeologlar Troya VI'nın ana girişinde gösterişli bir kapı bulunduğunu
saptamışlardır.
Hisarlık/Troya sakinlerinin Miken dünyasıyla ilişkide olduğu
anlaşılmıştır: Kazıda Yunanistan'dan Tunç Çağı eserleri, özellikle
Miken çömlekleri bulunmuştur. Schliemann'ın çıkardığı gösterişli
nesneler güçlü bir kraliyet ailesinin bulunduğunu göstermiştir.
"Priamos'ın Hazinesi" içinde, altın yüzükler, bilezikler ve biri
"Helena'nın Mücevherleri" olarak anılan iki soluk kesici altın taç
vardır.
Schliemann'ın karısı Sophie'nin mücevherleri takınmış olarak çekilmiş
fotoğrafı Schliemann'ın büyük egosunun ve ün düşkünlüğünün simgesi
olmuştur. Daha sonraları bu hazinenin aslında Troya II'den (Dokuz
kentlik dizinin ikincisi) kaldığı anlaşılmıştır. Sonuçta, bu eserler
Troya Savaşı'ndan bin yıl öncesine aittir. Hazine, İkinci Dünya
Savaşı'nın sonunda esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolmuş ama sonra
1990'larda Moskova'da ortaya çıkmıştır.
Son olarak, Troya VI ve Troya VII dönemlerinin sonunda yangın ve
yıkılmış taş izleriyle büyük bir olayın izleri vardır. Ancak Troya VI
askeri bir güç tarafından değil de, deprem sonucu yıkılmış
görünmektedir. Truva VII'nin bir savaşta yıkılmış olması olasılığı daha
güçlü olduğundan Homeros'un Troya'sına en yakın olan da budur.
 
(Solda) Schliemann'ın arkeolojik çalışması sona erdikten yüz yıl sonra
Hisarlık höyüğünde kazılar devam etmektedir. 1997'de kuzeybatıya dönük
Tapınak'tan bir görüntü. Schliemann dokuz ayrı yerleşim katmanı
bulmuşsa da daha sonraki çalışmalar ara katmanlar da olduğunu ortaya
çıkarmıştır. (Sağda) Priamos'un hazinesinden altın salçalık. Hazine,
İkinci Dünya Savaşı sonunda Berlin'den kaybolmuş ve sonra Moskova'da
bulunmuştur.
TROYA ATI
Homeros, Troya at terbiyeciliğinden sık sık söz eder. At kemikleri ve
atlara ilişkin malzeme buluntuları kesin olmamakla birlikte yine
Homeros'un Troya'sına uymaktadır. Troya Atı'nı çok kimse bilir.
Yunanlılar tahtadan dev bir at yapmışlar ve bunu Athena'ya bir armağan
olarak Troya kapılarında bırakmışlardır. Yunan ordusu daha sonra
Helena'nın kaybını kabul etmiş olarak geri çekilmiştir. Troyalılar
zaferi kazandıklarına inanarak dev atı kentlerinin içine almışlardı.
Gece karanlığında atın içinde gizlenmiş olan bir Yunan askeri birliği
çıkıp şehrin kapılarını dışarıda gizlenmiş olan askerlere açmışlardı.
Böyle bir saldırıya hazırlıklı olmayan Troya erkekleri öldürülmüş,
kadınlar yakalanıp köle ve odalık olarak satılmak üzere Yunanistan'a
götürülmüştü. Helena da Yunanlılar tarafından yakalanıp kocasına iade
edilmişti.
Homeros'un anlattığı bu Troya Atı'nın tarihi bir geçerliliği olabilir.
Yakındoğu'da İÖ 13. yüzyıldan kalma yazılı metinlerde ve resimlerde bir
kentin savunmasını yıkmak için at biçimli koçbaşları kullanıldığı
belirtilmiştir. Tarihçi Michael Wood, İlyada'daki Troya Atı'nın da
böyle bir "kuşatma makinesinin biçim değiştirmiş bir hatırlanması
olabileceğini ileri sürmüştür.
 
(Solda) İÖ 7. yüzyıl sonlarından kalma Mikonos'ta Troya Atı kabartmalı
bir amfora. (Sağda) Schliemann'ın karısı Sophie, "Priamos'un
Hazinesi"nden takıları takınmış. Buna benzer fotoğraflar Schliemann'ın
keşiflerine karşı büyük ilgi uyandırmış ama onun aşırılıklarını ve
egosunu da gözler önüne sermişti.
TROYA GERÇEK Mİ, EFSANE Mİ?
Troya Savaşı'nın efsane mi, tarih mi, yoksa her ikisi de mi olduğu
kesin olarak saptanamaz. İlyada'da Tunç Çağı coğrafyasının,
politikasının ve maddi kültürünün bazı doğru tanımları bulunmaktadır ve
hikâyenin tümünde bir gerçeklik de bulunmaktadır. Ancak Troya Savaşı
efsanesinin ayrıntılarının doğrulanıp doğrulanamayacağı konusunda
Amerikan klasikçisi Jeremy B. Rutter'in sözleri akıldan
çıkarılmamalıdır: "Troya Savaşı'nın tarihselliğine inanmak ya da
inanmamak, sonunda insanın benimsediği görüşe göre bir inanç eylemidir."
Troya Savaşı'nın sanata yansımasına bakacak olursak iki önemli yapıt
öne çıkar. Biri, Hector Berlioz'un, librettosunu Vergilius'un
Aeneis'inden esinlenerek kendisinin yazdığı ve 1855-58 yılları arasında
bestelediği (ilk bölümü olan Troyalılar Kartaca'da, ilk kez 1863'te
Paris'te sahnelenmişti) lirik tragedya Troyalılar, öbürü ise ünlü antik
çağ oyun yazarı Euripides'in alevler içindeki Troya'dan bir dizi acıklı
tablo sergileyen Troyalılar'ıdır.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Pondus Tarihi

Mısır Medeniyeti

İsa'nın Kabri

Myra (Demre, Kale)

Define Arama Yönetmeliği

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|