|
|
|
Aztlân ve Aztek Göçü Efsanesi |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
25 |
Zaman: İÖ 13-15. yüzyıllar
Mekân: Meksika Vadisi
Ülkenin sakinleri olan diğerleri gibi bu insanlar da, Aztlân adlı ve
yaşadıkları yerdeki Yedi Mağaralar'dan ayrıldılar. Aztlân, "Beyazlık"
ya da "Balıkçılların Ülkesi" demektir. FRAY DIEGO DURAN, 16. YÜZYIL.
Aztekler ve müttefikleri 15. yüzyılda ve 16. yüzyıl başlarında orta ve
güney Meksika'da bir imparatorluk kurdular, imparatorluk, Hernân
Cortes'in İspanyol Seferi sonunda, ancak yüz yıl yaşadıktan sonra
yıkıldı. Günümüz Meksika ulusal efsanelerinde, Aztekler, kahraman yerli
geçmişi ve yabancı istilasının trajedisini temsil edecek biçimde
popüler hayal gücünde idealleştirilmiştir.
Aztek başkenti Tenochtitlan'ın İspanyol sömürgesi Mexico City'ye
dönüştürülmesi ve çağdaş milletin başkenti olmaya devam etmesi
Aztekler'i İspanyol öncesi kolektif 3000 yıllık kültürel mirasın en
önemli temsilcileri olarak diğer kızılderililerin üzerine çıkarmaktadır.

Codex Boturini'den bu sayfalarda, Aztekler'in bir gölün ortasında bir ada olan Aztlân'dan göçmeleri resmedilmiştir.
EFSANENİN KÖKENİ
Aztekler nereden gelmişlerdir? Aztek kaynaklarına dayanılarak
hazırlanan ilk sömürge tarihçeleri, resimli belgeler ve arkeolojik
kazılar Aztekler'i tarihsel bir kesinlikle ancak 13. yüzyılda Meksika
Vadisi'ne kadar izleyebilmiştir. Kökenlerinin coğrafi bölgesi hâlâ
çözümlenmemiş bir muammadır.
Aztekler'in, 13. yüzyılda kuzey çöllerinden Meksika Merkez Yaylaları'na
göçen göçebe avcı ve kısmen çiftçi kabilelerden biri oldukları
anlaşılmaktadır. Efsanelerde çıkış yerleri olarak kuzeyde Aztlân'dan,
"Balıkçıl kuşlarının yeri"nden söz edilmektedir. Aztlân bir göldeki bir
ada tepe olarak tanımlanmaktadır.
Aztekler yaratılış zamanında orada topraktan ve mağaralardan
çıkmışlardır. Bir gün gelmiş oradan ayrılmaya karar vermişler,
kanolarına binip karaya çıkmışlar ve uzun göçlerine başlamışlardır. Çok
geçmeden Meksika "ay insanları" diye bir grup kendilerine katılmıştı
(ondan sonra Meksika-Aztekleri adını almışlardır). Başlarında reisleri
Huitzilopochtli ("Soldaki Sinekkuşu") vardı. Bu daha sonra, rahipler
tarafından taşınan kutsal bir simge olarak görülmektedir. Göç devam
ederken rahipler Huitzilopochtli'nin kabilenin ne yöne gideceği
hakkındaki kehanetlerini sözlü olarak ifade etmekteydiler.
Huitzilopochtli'nin mucizevi doğumu, göçten önce gerçekleşmişti.
Efsaneye göre yaşlı rahibe Coatlicue, Coatepetl ("Yılan Dağ") tepesinde
bir tapınağı süpürürken gökten bir tüy topu düşmüş ve kendisini
Huitzilopochtli'ye hamile bırakmıştı.
Coatlicue'nin oğulları Centzonhuitznaua ("dört yüz" yani çok) ve büyük
kızı Coyolxauhqui annelerinin hamileliğini öğrenince kızmışlar ve onu
öldürmeye karar vermişlerdi.
Silahlı düşman dağa tırmanmaya başlamıştı. Huitzilopochtli birden
yüreklere korku salan, doğaüstü güçlü bir savaşçı olarak doğmuştu. Bir
"Ateş yılanı" atarak Coyolxauhqui'yi delmiş ve başını kesmiş, gövdesini
dağdan aşağı atıp parçalamıştı. Sonra Centzonhuitznaua'yı kovalamış,
hiç acımadan hepsini öldürmüştü.
Kabile göçe devam ederken bazı yerlerde yıllarca kaldığı oluyordu. Yine
konakladıkları bir yerde muhalif bir grup kabileden koptu. Kabile, 10.
yüzyıl Tolteca-Chichimecaları'nm daha önceki göç hikâyesinde de yer
alan Culhuacan-Chicomoztoc Dağı'nda da durakladı. Aztekler Meksika
Vadisi'ne gelince, Chapultepec pınarları yakınlarına yerleşmek
istediler.
Burada bir savaş daha yapıldı ve Huitzilopochtli düşman reisini öldürüp
kalbini göl kıyısındaki bataklığa attırdı. Ama bataklığa atılan kalp,
göçebe kabilenin daha sonra büyük piramitlerini yapıp başkentleri
Tenochtitlan'ı kuracakları yere düştü. Burası efsanelerde, beyaz
ardıçlarla ve söğütlerle kaplı bir alan olarak tarif edilir.
Anlatılanlara göre, bir derede beyaz yılanlar, kurbağalar ve balıklar
yüzüyordu. Bir başka hikâyede suları kara ve sarı renklerde olan iki
dereden söz edilir. Aslında bu görüntüler Historia
Tolteca-Chichimeca'da yer aldığından, daha eski kaynaklardan alınmadır.
Aztekler sonunda bir kaya üzerindeki kaktüsün üstüne konmuş bir kartal
gördüler. Bu, Huitzilopochtli'nin, kabilenin yerleşeceği kehanetinde
bulunduğu ve uzun zamandır aradıkları noktaydı. Bu olay, Aztek
takvimine göre "2 ev" yılında gerçekleşmişti ki, bu da Hıristiyan
takviminde 1325'e tekabül ediyordu.
GERÇEĞİ GERÇEK OLMAYANDAN AYIRMAK
Bu efsanevi olaylardan ne anlam çıkarabiliriz? Aslında Aztekler'in
Meksika Vadisindeki ilk yılları çok farklı bir tablo çizmektedir.
Aristokrat bir hükümdar ailesi olmayan barbarlar olarak aşağılanan ve
diğer eski kentli topluluklar tarafından yenilgiye uğratılan kabile,
sazlıklar arasına kaçmak zorunda kalmıştı. Ancak dirençli ve girişimci
insanlardı.
1428 yılı geldiğinde kentli hayat biçimini benimsemişler ve Tetzcoco
ile Tlacopanlar'la ittifak kurmuşlardı. Güçler dengesini ustaca
dengeleyerek yaptıkları fetihlerle Tenochtitlan'ı Meksika'nın en
korkulan ve en zengin kentine dönüştürmeyi başardılar. Hükümdar
Itzcoatl çok geçmeden yeni bir tarihi kimlik belirleme ihtiyacını
gördü. Toplanan meclis karanlıkta kalmış geçmişlerini, varolan kabile
göç hikâyelerini, katlanılan aşağılanmaları ve saygın ataların
eksikliğini gözden geçirdi: Bütün bunlar yeni imparatorluk statüsü için
kabul edilemez şeylerdi. Eski belgeler yakıldı. Çok tanınmış efsanevi
olayları içeren yeni ve "resmi" bir tarih hazırlandı, Huitzilopochtli
tanrılaştırılmış Aztek koruyuculuğuna yükseltildi.
 
(Solda) Yenilgiye uğramış Coyolxauhqui: Büyük Tenochtitlan Tapınağı'nda
bulunan bir heykel. (Sağda) Aztekler'i Tenochtitlan başkentlerini
kurmaya götüren alamet: Bir kaya üzerindeki kaktüse tünemiş bir kartal
(Codex Mendoza'dan).
Bu "resmi" metinleri inceleyen araştırmacılar Aztlân'daki başlangıcın
Guatemala, Meksika'nın içleri kuzeybatıdaki Michoacan ve kuzeyde New
Mexico'ya yayılmış göç hikayeleriyle uyumlu olduğuna dikkat
etmişlerdir. Olay uzak bir ülkede ya da kuzeyde bir gölde yeni bir çağ
ile başlar. İnsanlar genellikle toprağın altından ya da sudan çıkarlar.
Bir anlaşmazlık ya da savaş sonunda bir Tanrı ya da Tanrıça'nın
önderliğinde göçe çıkılır. Göçen gruba başkaları katılır ve doğaüstü
bir lider ya da ulak göç yolunu gösterir.
Böylece resmi Aztek göç hikâyesi de varolan örnekleri yansıtmaktaydı ve
Aztlân da belirli bir coğrafi mekândan çok Aztekler'in yarattığı bir
efsane mekânıydı. Bu neden Aztlân'ı bulma çağdaş çabalan hep
başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Huitzilopochtli'nin "babasız" doğumu ve düşmanlarını öldürmesi,
Aztekler'in "yasal" bir aristokrat soyun eksikliğini kapamak için
konulan bir efsane olarak görülmektedir. Huitzilopochtli'nin zaferini
kutlamak için Büyük Tenochtitlan Piramiti, efsanevi Coatepetl Dağı'nın
simgesi olarak inşa edilmiştir. En tepede Mezoamerikan tarımsal Yağmur
Tanrısı Tlaloc'un tapınağının yanında Huitzilopochtli'nin tapınağı
vardı, aşağıda da Coyolxauhqui'nin parçalanmış cesedinin heykeli
duruyordu. Aztekler böylece cesaret, gurur ve yıkıma odaklanan savaşçı
kültürleri için bir esin kaynağı yaratmışlardı.
 
(Solda) Aztekler'in Tenochtitlan başkentlerini kurmak için çıktıkları
efsanevi göç yolu. (Sağda) Çifte tapınaklarıyla Büyük Tenochtitlan
Piramiti.
Ancak eski Meksika'da en azından İÖ l. binyılda orta yayla havzalarının
kentli insanlarıyla kuzeyin kurak bölgelerinin kavimleri arasında
ilişkiler olduğu gerçeği vardır. Aztekler'in bu geniş bölgeden
oldukları düşünülebilir ve Aztekler kent hayat biçimine ne kadar
alışmış olsalar da, geçmişlerini tümüyle unutacak insanlar değillerdi.
Bu nedenle Aztlân'ın araştırılması, bir zamanlar Birleşik Devletler'in
güneybatı çölleri ile Meksika yaylaları arasında yaşayan pek çok toplum
arasındaki kültür tipinin araştırması ve bu insanların eski ve çağdaş
Meksika tarihine nasıl biçim verdikleri sorununun araştırılması olarak
görülebilir.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Roma İmparatorluğu

Ballı Kayanın Özellikleri

Heykellerin Tarihçesi

Ege ve Yunan Medeniyetleri

Dil Nasıl Gelişti?

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|