|
|
|
Düş-Zamanı Anıları |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
52 |
Zaman: Ebedi
Mekân: Avustralya
Avustralya Aborijin sanatı bütün dünyaya sunulmuş dünyanın son büyük sanat geleneğidir. WALLY CARAUNA, 1993
Avrupalılar 1788'de Brîtanya Birinci Filosu'nun Botany Körfezine
çıkmasıyla Avustralya'yı ele geçirdiklerinde, ülkeyi kendi Avrupalı
değerlerine göre biçimlendirmişlerdir. Avrupalılar kıtanın haritasını
çıkarmışlar, devasa araziyi tarlalara ve çiftliklere bölmüşler, sanki
boş bir toprakmış gibi doğal yerlerine İngilizce adlar vermişlerdir.
Aynı kültürel gelenekten arkeologlar ise, Aborijinler'in Avustralya'ya
yerleşme tarihlerini tespit için ciddi bir kaygı içinde olmuşlardır. En
son tahminleri 60.000 yıl ya da daha öncesidir.
Avustralya Aborijinleri'nin bazı konularda kendi görüşleri vardır.
Yeryüzünün yaratılıp düzenlendiği, dere ve tepelerin yapıldığı,
insanların kendi ülkelerine yerleştirildikleri Düş-Zamanı'ndan bu yana,
burada olduklarını bilip söylemektedirler. Bu Aborijin kavramını ifade
için kullandığımız "Düş-Zamanı", onların orijinal dillerinde
kullandıkları sözcüğe göre, hiç de uygun bir çeviri değildir. "Düş",
farklı ve doğru olan gerçekliğe uyanacağımız maddi olmayan bir dünyayı
ima etmesiyle, elbette yanlış bir sözcüktür. " Zaman" da, geçmişte olan
ve şimdiki zamandan ayrı olan belirli bir dönemi akla getirdiği için,
tamamen yanlış bir sözcüktür.
Düş görmenin ayrılmaz bir parçası, burada olmanın "her zamanlığı",
nesnelerin oldukları ve olmaları gerektiği gibi olmalarıdır. Zaman,
yani ölçülmüş kronolojik zaman, zaman içinde değişiklik -arkeolojinin
ve batı ampirik biliminin bu merkezi dayanakları- Aborijinler'in
kastettiği zaman kavramının içine girmez.
 
(Solda) Düş-Yeri, her zaman değilse de, genellikle resimde görülen bu
doğal kireçtaşı kayası gibi manzaranın belirgin bir noktasıdır. (Sağda)
Ngalyod (Gökkuşağı Yılanı), Bruce Nabegeyo (1995). Gökkuşağı Yılanı,
Düş-Zamanı hikâyelerinin başlıca unsurudur. Bu modern resimde
Gökkuşağı'nın başı, yaratıkların en güçlüsü olan tuzlu su timsahının
başı olarak resmedilmiştir.
DÜŞ-ZAMANI SANATI
Eski Avustralya Aborijinleri, eski kaya resimleri ve kaya oymalarıyla
resimli bir kayıt bırakmışlardır. Resimlerdeki hayvanların ve kuşların
çoğu bugün o topraklarda bulunmaktadır: Brolga ve krokodil, miğferli
kakadu, Düş-Zamanı hikâyelerinde önemli olan yaratıklardır.
Sık rastlanan bir motif, kimi zaman bir çalı hindisi izi kadar küçük,
kimi zaman bir emu ya da daha da büyük olan kuş izleridir. Bu
sonuncular büyütülmüş emu izleri midir? Kimbilir belki de daha büyük
bir kuşun izidir. Aşırı büyük ve insan ayağı biçiminde izleri de vardır.
Kuzey Avustralya'da Kakadu Milli Parkı ile çevresindeki bölgedeki kaya
resimleri, en azından 4 bin yıllık, büyük bir olasılıkla çok daha
eskidir. Daha eski resimlerde, 20. yüzyılda yalnızca Tasmanya'da kalan
keseli, etobur Tasmanya kaplanlarının pek çok resmi vardır.
Avustralya kıtasında bir zamanlar varolan kaplan, insanların Güneydoğu
Asya'dan köpek getirmesinden bu yana kaybolmuştur. Bu köpekler vahşi
dingolar olmuş ve daha orta boylu bir yırtıcı hayvan olarak kaplan
soyunu tüketmiştir. Dingonun Avustralya'ya geldiği dönemde Tasmanya,
Buzul Çağı sonrasında deniz düzeyinin yükselmesiyle anakaradan ayrılmış
olduğundan, hayvan Tasmanya'da yaşamaya devam edebilmiştir.
 
(Solda) Avustralya'da kaya resmi, yaşayan bir gelenektir. Kakadu Milli
Parkı'ndaki bu büyük fresk l960'larda eski resimlerin üstüne
yapılmıştır. (Sağda) Avustralya kayalarındaki insan ayak izleri,
zamanın eskiliğini taşımaktadır. Bazılarının üzerinden daha sonra beyaz
boyayla geçilmiştir. Orta Avustralya'da yakın zamanların "nokta
resimleri"nin temeli, eski kaya resimleridir.
ESKİ GEÇMİŞİN KAYITLARI
Dingoların Kuzey Avustralya'ya 4 bin yıl önce geldiklerini tahmin
ediyoruz, bu yüzden Tasmanya kaplanlarının resimleri, soyu tükenmiş bir
türün resimleridir ama yalnızca o süre içinde tükenmiş olan bir soyun.
Ancak Kakadu Milli Parkı'nın bile dışındaki ıssız "taş ülkesi"nin
tepelerindeki bir resim, çok daha eski bir şeye işaret etmektedir. İyi
tasvir edilmiş ve iyi korunmuş olan bu resimde, Tasmanya kaplanı ya da
bir kanguru ya da çağdaş bir keseli türü olmadığı kesin bir yetişkin ve
bir yavru yaratık vardır. Bunun küçük ön ayakları (ve keseliler gibi)
eli andıran atileri vardır. Ortasında sanki gövdesinin altından sarkan
iri ve sivri memeleri vardır. (Oysa keselilerin memeleri, yavrularının
büyüdüğü kesenin içindedir.)
Küçük ya da yavru olanda da buna benzer bir şey görünmektedir. Yoksa bu
yaratık bir megafauna mıdır? Kimileri bunun yalnızca Palorchestes adı
verilen ve yalnızca bulunabilmiş fosil kemiklerinden tanınan bir
yaratık olduğu görüşündedirler.
Ne yazık ki, bugüne kadar bu resimlerden yalnızca bir tanesini
biliyoruz. Ancak yüksek kayalık bölgede daha başkaları bulunabilir.
Buralarda resimlerle dolu sayısız kaya mağarası bulunmaktadır ancak
bunlar fazla ziyaret edilmemiş ve kaya sanatı bakımından tam olarak
araştırılmamıştır.
Düş-Zamanı hikâyelerinin başlıca figürlerinden biri, ülke içinde
dolaşırken yeryüzüne biçim veren ve dramatik izini kayalar ve dereler
ve göller oluşturarak bırakan Gökkuşağı Yılanı'dır. Gökkuşağı Yılanı,
çağdaş Avustralya pitonlarından bile daha büyük yılanların anısını mı
taşımaktadır? Aborijinler'in sel ve kabaran sular hikâyeleri, Buzul
Çağı'nın sonunda yükselen deniz düzeyinin insanları daha eski bir kıyı
şeridinden içerilere ittiği zamanların anılarını mı korumaktadır?
Bu konuda, denizin yükselişinin zamanının tespit edildiği Kakadu Milli
Parkı'nda, yükselmenin son aşamalarından kalma bir kaya resminde,
ilginç bir ipucu verilmektedir: Denizin o yükselmesi anında, "kıyı
insanları"nın daha önce içerilere yerleşmiş olan "taş insanları" ile
yeni ilişkilere girdiklerini ve savaştıklarını gösteren resimlerin
sayısında da kesinlikle bir artış vardır. Eh, işte bu da yorumlanması
gereken bir başka ipucudur.
 
(Solda) Orta Avustralya'dan bir churinga. Düş-Zamanı'nın atalarının bu
kutsal nesnelere dönüştükleri düşünülmektedir. (Sağda) Başını yukarı ve
sağa çevirmiş, yavrusu sağında duran bu garip yaratık soyu çoktan
tükenmiş megafauna olabilir.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Anadolu Selçuklu

İstavroz

Uzaydan Gelen Felaketler

Çivi Yazısı

Gümüşhane Mağaraları

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|