|
|
|
Kennewick İnsanı |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
36 |
Zaman: 15.000 ile 9.300 yıl önce
Mekân: Kuzey ve Güney Amerika
Ortaya çıkacak olan tablonun, bize insanın yeryüzündeki serüveninin en
heyecan verici, en esinlendirici ve şaşırtıcı bir olayını göstereceğine
inanıyorum. TOM DILLEHAY 2000.
Okyanus denizi amirali Kristof Kolomb, 1493'te İspanya sarayına bir
grup Amerikan yerlisini getirdiği anda entelektüel tartışma da başlamış
oldu. Bu garip insanlar kimlerdi? Anayurtlarına nasıl gitmişlerdi?
Asya'dan Amerika'ya karadan mı yoksa denizden mi gitmişlerdi? Yoksa
"bilinmeyen bir kaptan" Kolomb'dan çok önce Akdeniz'i ve arkasından
Atlas Okyanusu'nu aşmış mıydı? Kızılderililer, kayıp kıta Atlantis'ten
ya da İsrailoğluları'nın Kayıp On Kabilesi'nden hayatta kalanlar mıydı?
Beş yüzyıldır bilimadamları da, efsane yaratıcıları da insan geçmişi
hakkındaki bütün tartışmaların bu en kalıcısı üzerinde hiç durmaksızın
fikir yürütüyorlar.
1590 yılında Cizvit misyoneri Jose de Acosta, Amerika kıtasına ilk
gelen Amerikalılar'ın Asya'dan "kısa deniz yoluyla" geldiklerini tahmin
etmiştir ki, bu da Bering Boğazı'nın 1743'te Avrupalılar tarafından
keşfinden iki yüzyıl önceydi.
Buzul Çağı'nda Atlas Okyanusu'ndan yapılan seyahatler ya da
Avustralya'dan Güney Amerika'ya uzun kano seferleri gibi çılgınca
iddialar dışında, artık pek az bilimadamı Amerika yerlilerinin Asya'dan
geldikleri iddiasına karşı çıkmaktadır: Bilimsel tartışmalar artık ilk
yerleşimin nasıl ve ne zaman yer aldığı konusunu ele almaktadırlar.
 
(Solda) Pennsylvania'da, Meadowcroft Rockshelter'deki kazılarda belki
15.000 yıl önce iskân edilmiş bir mağara. (Sağda) New Mexico'da
Folsom'da bulunan soyu tükenmiş bir bizon kaburga kemiği ve bir taş
Folsom ucu. 1920'lerde insan yapımı bu aletlerle soyu tükenmiş hayvan
kemiklerinin bir arada bulunması, insanların Kuzey Amerika'ya Buzul
Çağı'nın sonundan birkaç yüz yıl önce yerleştiklerini kanıtlamıştır.
FOLSOM,CLOVİS VE CLOVİS-ÖNCESİ
1920'lere kadar pek çok uzman, ilk Amerikalılar'ın son 4000 yıl içinde
kıtaya geldiklerini tahmin ediyordu. Ancak New Mexico'daki Folsom'da
soyu tükenmiş bir bizonun kemikleriyle ilişkili sivri taş uçların
bulunması, insanların Yeni Dünya'da en az 10.000 yıldır yerleşik olarak
bulunduklarını kesin bir biçimde ortaya koydu.
1949'da Willard Libby tarafından radyonkarbonla tarih belirleme
yönteminin bulunmasıyla, Folsom ile hatta daha eski Clovis
Paleo-Kızılderili kültürlerinin kronolojisini daha sağlam bir zemine
oturtmak mümkün olmuştur.
Günümüzde onlarca radyokarbon tarih testi, Kuzey Amerika'nın Clovis
işgalini 13.500 ile 13.350 yıl öncesine götürmüştür ki, bu da Taş Devri
insanlarının Buzul Çağı'nın sonundan birkaç yüzyıl sonra Yeni Dünya'ya
yerleşmiş oldukları demektir. Hatta bu tarih belki daha eskiye de
götürülebilir. Ama buradaki en büyük soru, bunun daha ne kadar erkene
götürülebileceğidir.
Amerika'ya yalnızca çağdaş insanın, yani Homo sapiens sapiens'in
yerleştiği konusunda herkes fikirbirliği içindedir. Yüz yılı aşan sıkı
bir çalışma Neanderthaller gibi eski insanların izlerinin olmadığını
ortaya koymuştur. Ancak bu gerçeğin dışında pek az konuda anlaşma
vardır. Bilim adamları farklı düşünen iki gruba ayrılmıştır.
Azınlık grup, insanların 40.000 yıl kadar önce Asya'dan Alaska'ya
geçtiğine inanmakta ve bu tür eski yerleşim için Kuzeydoğu Brezilya'da
gayet tartışmalı kazıları göstermektedirler. Bu kuşkulu yer -Boqueirao
da Pedra Furada- dışında 40.000 yıllık yerleşim konusunda herhangi bir
arkeolojik kanıt yoktur.
Araştırmacılardan çoğu, daha sonraki bir tarihi, 13.500 yıl öncesini
kabul ederler. Bunlara göre yerleşim geç Buzul Çağı'nda, deniz
düzeyinin bugünkünden 90 metre aşağıda olduğu ve Sibirya ile
Alaska'nın, şimdi batmış olan Beringia kıtasıyla birbirlerine hâlâ
bağlı olduğu bir zamanda gerçekleşmiştir.
Amerika'da Clovis-öncesi yerleşimi belgeleyen pek az arkeolojik alan
vardır. Bunlardan en iyi bilineni Şili'nin güneyinde Monte Verde'dedir.
Burada bulunan bazı ahşap kulübeler ve basit taş aletler 14.000 ile
13.600 yıl öncesinden kalmadır ki, bu da Clovis'ten biraz daha eskidir.
Aralarında güney Virginia'da Cactus Hill'in de bulunduğu bazı daha az
tanınmış alanlar kronolojiyi biraz daha geriye götürebilirse de, iyi
belgelenmiş geçmiş, burada sona ermektedir. İlk yerleşimin çok daha
önce gerçekleşmiş olmaması için bir neden yoktur, ancak bu
yerleşimcilerin sayısı çok az olduğu için arkalarında bıraktıkları
arkeolojik "imzalar" da artık bulunamayacak kadar belirsiz olacaktır.


(Solda) Clovis uçları, ilk Amerikalılar'ın taş işçiliğinde
ustalıklarının en güzel örneklerindendir. Clovis insanları, Kuzey
Amerika'ya en az 13.000 yıl önce yerleşmişlerdir. Onların
Paleo-Kızılderili kültürünün ilk örnekleri olduğu tahmin edilmektedir.
(Sağda) Güney Şili'de Monte Verde'de bulunan ahşap yapıların temelleri.
Buradaki birbirine bitişik yapılmış küçük kulübeler ve bulunan taş ve
tahta el aletleri Kuzey ve Güney Amerika'dakilerin en eskilerindendir.
HANGİ YOL?
İnsanların Yeni Dünya'ya hangi yoldan geldikleri de tartışmalıdır.
Yakın zamanlara kadar ilk yerleşimcilerin Alaska'ya Bering Kara
Köprüsü'nün rüzgârlı ve çok soğuk step tundralarından geçerek
girdiklerine inanılmaktaydı. Bunlar Alaska'dan, geç Buzul Çağı'nda ve
hemen sonrasında Kanada ile Birleşik Devletleri örten büyük iki buz
tabakası arasındaki dar ve buzsuz koridordan geçerek Kuzey Amerika'ya
yerleşmişlerdir.
Paleo-Kızılderili yerleşim alanlarının çoğu Kuzey Amerika ovalarında
bulunduğundan ilk yerleşimcilerin büyük hayvan avcıları olduğu ve
bizon, mamut ve mastodon avlamaktan hoşlandıkları tahmin edilmektedir.
Yeni gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, Paleo-Kızılderililer'in
çeşitli yiyeceklerle beslenen çok değişik avcı-toplayıcı olduklarını
gösterdiği için son zamanlarda bu senaryo eleştirilere uğramıştır. Aynı
zamanda yeni jeolojik araştırmalar da Alaska'dan ovalara açılan buzsuz
koridorun bitki örtüsüyle kaplı olmadığını ve bu nedenle insanların ya
da hayvanların yaşamalarının imkânsız olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu
nedenle ilk yerleşimciler eğer kıyı yolunu seçmeselerdi güneye
inemeyeceklerdi.
Bu senaryoya göre ilk yerleşimciler Sibirya'dan Bering kıyılarını
izleyerek gelmişler, oradan Alaska kıta sahanlığı boyunca doğuya ve
güneye ilerlemişlerdir. Ne yazık ki böyle bir yolu belgeleyecek olan
arkeolojik alanlar metrelerce suyun altında kalmıştır. Ama en azından
kuramsal olarak, deri botları olan Buzul Çağı insanlarının, balıkları
ve deniz memelileri avlayarak deniz düzeyi bugünkünden çok daha
alçakken güneye gitmemeleri için hiçbir neden yoktur. Yollar üzerindeki
anlaşmazlık, çözümlenememiş olarak günümüzde devam etmektedir.

Kennewick İnsanı'nın kafatası ve yüz hatlarının kafatası üzerine monte
edilmişi. 9300 yıl öncesine ait ve yerli Amerikalılar'ın ilklerinden
biri olan bu kafatası üzerinde büyük tartışmalar yapılmaktadır.
KENNEWİCK İNSANI
İlk Amerikalılar, bilimadamları arasında çok heyecan uyandıran
muammalardan biridir. Washington'daki Benton County'de 1996'da
Kennewick İnsanı'nın bulunmasıyla bu heyecan daha da artmıştır. Bir
ırmak kıyısından bir insan kafatası ile bazı kol ve bacak kemikleri
çıkarılmıştır.
Bu kemiklerin, ölüm zamanında 40-45 yaşında, yaklaşık 1,73 boyunda,
aşınmış dişli, beyaz ırktan bir erkeğe ait olduğu tespit edilmiştir.
Arkeolog James Chatters ilk başta çağdaş bir Avrupalı'yla karşı karşıya
olduğunu sanmış, ancak yakın inceleme sonunda sağ kalçada iyileşmiş bir
yara içinde bir tür ok başı bulmuştur.
Bunun üzerine yapılan radyokarbon testlerinde iskeletin 9330 ile 9380
yıl öncesinden kaldığı anlaşılmıştır. Bu kemikler, böylece Kuzey ve
Güney Amerika'da bulunan en eski insan kalıntısını göstermektedir.
Yapılan bilgisayarlı tomografi sonunda esrarengiz nesnenin yaprak
biçimli bir taş ucu olduğu anlaşılmıştır.

ABD'nin Toprak İşleri Yönetimi, hemen bütün araştırmaları durdurmuş ve
kemikleri federal yasalar uyarınca beş kabileye vereceğini ilan
etmiştir. Bunun üzerine bir grup arkeolog Toprak işleri Yönetimi'ni
mahkemeye vermiş ve bu da bilimadamlarını devletle ve Amerikan
yerlileriyle karşı karşıya getirmiştir. Dava bu kitabın yazılması
sırasında henüz bir çözüme kavuşmuş değildi.
Kennewick İnsanının iskeleti, bilimsel bakış açısından erken tarihi ve
olağanüstü anatomik çizgileriyle büyük ilgi çekmektedir. İlk
incelemeden çıkan sonuca göre, kafatası, yakın zamanların Amerika
yerlilerinden çok, çağdaş Batı Avrupalıların kafatası yapısına
benzemektedir.
Yakınlarda yayınlanan bilimsel bir raporda James Chatters, Kennewick
İnsanının kemiklerinin, çağdaş Amerikan yerlilerinkinden, özellikle de
Kuzey Amerika'nın kuzeybatısında yaşayan yerlilerinkinden önemli
farklılıklar gösterdiğini belirtmektedir. Ancak Kennewick İnsanı,
bilinen aynı yaşlardaki altı diğer Paleo-Kızılderili erkekle aynı ortak
hatları taşımaktadır.
Bunların hepsinin kafatasları uzun, yüzleri geniş, burunları dar ile
orta arasıdır. Uzak kuzey insanlarının karakteristiği olan daha uzun
düz yüzler ve daha kısa kol ve bacakları değil de, tropik kökenin
izlerini gösterirler.
Kennewick İnsanı daha uzundur, yüzü daha çıkıktır ama genel olarak yüz
hatları sıradışı değildir. Ölüm yaşı bile 32 ile 45 yaşlarında ölen
Paleo-Kızılderili erkekler için gayet normaldir. Kennewick İnsanı'nın
iskeleti, Kuzey Amerika'nın ilk insan yerleşmesinin sandığımızdan daha
karmaşık olduğunu, küçük Taş Devri gruplarının Kuzey ve Güney
Amerika'ya Buzul Çağı sonlarında ya da hemen sonra uzun bir zaman
dilimi içinde küçük gruplar halinde girdiklerini göstermektedir.
İlk Amerikalılar'ın kim oldukları ve nereden geldikleri muamması,
nüfusun çok az ve kamp yerlerinin geçici olması nedeniyle, geçmişin en
büyük bilmecelerinden biridir. Burada asıl heyecan veren, erken
Avrupalı iskânı ya da Kuzey Atlas Okyanusu üzerinden Buzul Çağı
sırasında yapılan göçler değil, arkeolojik, biyolojik ve dil
ipuçlarının oluşturduğu bu en dağınık problemi çözebilmenin meydan
okuyuşudur.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Neanderthaller'e Ne Oldu?

Roma'nın Çöküşü

Volcan Eskiyasi ve Tanri Dagi Efsanesi

Truva Efsanesi

Anadolu Kranolojisi

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|