|
|
|
Piramitler Nasıl Yapıldı? |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
29 |
Zaman: İÖ 2551-100
Mekân: Mısır
Piramit merdiven basamağı gibi sıra sıra inşa edilmişti. Bu şekilde
tamamlanınca kalan taşları yerlerine kısa tahta kütüklerden yapılma
makinelerle kaldırdılar. HERODOTOS, İÖ YAKLAŞIK 430.
Herodotos'un yaşadığı zamanlardan bu yana Mısırlılar'ın piramitleri
nasıl inşa edip dikili taşları nasıl kaldırdıkları hakkında pek çok
tartışma yapılmıştır. Ne yazık ki, Mısırlılar'dan günümüze bu konuları
anlatan fazla bir belge kalmadığından, ortaya atılan bütün kuramlar,
ancak deneysel arkeolojiyle sınanarak inanırlık kazanabilmektedir.
Taşların ham olarak taşocaklarından çıkarılması, yontulması ve
yontulmuş bu taş blokların ve dikilitaşların nakliyesi konularında pek
çok yanıtlanmamış soru varsa da, belki de en büyük esrar, piramitlerin
ve dikilitaşların gerçekten hangi teknikle yapıldığıdır.
 
(Solda) Piramit yapımının erken bir aşamasını gösteren kroki. Piramitin
kenarlarının tabanına birbirine paralel çakılmış kazıklar ayar ve
düzleme için kullanılmış olabilir. (Sağda) Ahşap bir beşik modeli.
Günümüze kadar tam boyutlu örnekler kalmamışsa da, piramit bloklarının
nakli için bunların kullanılmış olması mümkündür.
PİRAMİTLERİ NASIL O KADAR DÜZGÜN OLARAK İNŞA EDEBİLDİLER?
Mısır'da modern arkeolojinin tartışmasız babası olan Flinders Petrie,
1880-2'de hepsi de 10 üçüncü binyılın ortalarında yaşamış 4. Hanedan
hükümdarlarından Keops, Kefren ve Mikerinos'un (büyük ölçüde angarya
yöntemiyle inşa edilen) piramitlerinin bulunduğu el-Gize platosunda çok
titiz bir araştırma başlatmıştır. Bulguları arazinin belki de bir
ızgara gibi hendekler kazıp bunları suyla doldurarak ve sonra da
çevredeki "taş adalar"ı istenilen düzeye indirerek düzeltildiğini akla
getiriyordu.
Yüz yıl sonra Amerikalı Mısırbilimci Mark Lehner, el-Gize
piramitlerinin çevresindeki kaya tabakasına açılmış çeşitli delik ve
hendeklerin krokisini çıkarttı ve bu hassas düzleştirme işinin arazinin
tümünde değil, piramitin en alt taşlarının yerleştirileceği yerin
kenarında dar şeritlerde yapıldığı kanısına vardı.
Gize piramitlerinin her birinin ortasında masif bir kaya kütlesi
bulunmaktadır (bunlar piramitlerin içinde birkaç yerde görülebilir). Bu
doğal kaya göbekleri, inşaatçıların tam bir dörtgen elde etmek için
köşegenleri ölçmelerini de engellemiş olabilir.
Günümüze kalan aletlerden anladığımıza göre Mısırlı mimarlar,
kadastrocular ve inşaatçılar özellikle iki alet kullanmaktaydılar: Düz
çizgileri ve dik açıları yapmak ve yapıların köşe ve kenarlarını
astronomik düzenlemelere göre yerleştirmek için merkhet ve bay.
İngiliz Mısırbilimci I. E. S. Edwards, gerçek kuzeyin, herhalde batıda
ve doğuda belirli bir yıldızın doğuş ve batış noktasını ölçüp sonra bu
iki nokta arasındaki açıyı iki eşit parçaya bölerek bulunduğunu iddia
etmiştir.
Daha yakın zamanlarda Kate Spencer, Büyük Piramit'in mimarlarının,
kuzey kutbu çevresinde dönen iki yıldızın (Büyük Ayı ile Küçük Ayı'nın)
Keops piramitinin inşa edildiği sanılan İÖ 2467 yılında bir hizada
olduğunu görmüş olabileceklerini ileri süren ikna edici bir kuram
geliştirmiştir. Daha önceki ve sonraki piramitlerin yönlerindeki
hataların, bu hizanın gerçek kuzeyden sapma derecesiyle bağlantılı
olması da bu varsayımı desteklemektedir.
 
(Solda) Çizimde, İngiliz arkeologu Reginald Engelbach'ın tasarladığı
kum çukuru yöntemi görülüyor. Dikilitaş kızak üstünde çukura çekilir.
Kum boşaltılarak dikilitaş kaidesine oturtulur. Son dengeleme ve
yerleştirme taşın tepesindeki iki yöne çekilen halatlarla yapılır.
(Sağda) 18. Hanedan'ın üç dikilitaşından ikisi hâlâ Karnak'ta Amon
Tapınağı'ndaki orijinal mekânlarındadır.
PİRAMİTLER NASIL İNŞA EDİLDİ?
Sakkara'daki ve Gize'deki günümüze kalan kanıtlar (özellikle de
tamamlanmamış piramitlerden) taş blokları piramitler üzerindeki nihai
yerlerine kaldırmak için en az beş farklı rampa sisteminin
kullanıldığını göstermektedir. En kolay ve en aşikâr yöntem doğrusal
rampadır (Sakkara'da 3. Hanedan'ın Sekhemkhet piramitinde kullanılmış
olabilir). Ancak genelde bu rampalar için gereken genişlik, bunların
seyrek olarak kullanılmış olduğu anlamına gelir.
Piramitin bir yüzünde dar basamaklardan oluşan merdiven rampası ise
diğerlerinden daha dik bir açı gerektirecektir. Bu tipin izleri Sinki,
Meidum, Gize, Ebu Ghurob ve Lisht'te bulunmuştur. Belki de I.
Anasatasi'nin 19. Hanedan papirüsünde anlatılan sarmal rampaya başlıca
itiraz bunun neyin üzerine dayanacağı ve piramitin büyük bir kısmı
sarıldığı takdirde düzeltme hesaplarının ve kontrollerin nasıl
yapılacağı sorusudur. Piramitin bir yüzünde zigzaglı bir yol basamak
piramitlerinin yapımında en etkili yol olacaksa da, Sakkara, Sinki ve
Meidum basamaklı piramitlerinde bunun kullanıldığını gösteren bir ize
rastlanılmamıştır.
İç rampa izleri Ebusir'de Sahure, Niuserre ve Neferirkare'de ve
Sakkara'daki Pepi H'de görülmektedir ama iç doldurulduktan sonra yine
de bir tür dış rampa gerekecekti. Piramitin içinin teraslı olmasının
piramitin kenarında basamak basamak daha küçük rampalar dizisinin
kullanılmasını daha uygun yapacağı iddia edilmiştir.
Dış kaplama yapıldığında bunların kalıntıları hiç kuşkusuz
kaybolacaktı. Piramitten vadideki tapınağa uzanan geçitlerin de
rıhtımdan inşaat yerine inşaatçı rampası olarak kullanılmış olması da
mümkündür (rıhtım, Nil'e bir kanalla birleştirilmişti).
Kullanılan rampa tiplerinin sorunu dışında tartışmalar, taş blokların
yerlerine kaldırılma yöntemleri Üzerinde de yoğunlaşmıştır. Mısırlılar
vinç ya da palanga yöntemleri kullanmadıkları için, blokları yerlerine
yerleştirmede ahşap ve bakır kaldıraçlar kullanıldığı kabul
edilmektedir.

Ebusir'de 5. Hanedan piramitleri. Arkada Gize'deki 4. Hanedan
öncelleri. Eski çağlarda piramitlerin dışlarını örten ince kireçtaşı
tabaka alınmışsa da, bunların ana blokları günümüze kadar kalmıştır.
DİKİLİTAŞLARIN SIRLARI NEYDİ?
Eski Mısır uygarlığının en belirgin ikonlarından biri, İğneyi andıran
ve incelerek yükselen, tepesinde küçük bir piramit örneği bulunan (buna
pyramidion ya da benben-taşı âdı verilir) dikilitaştır, ilk
dikilitaşların Eski Krallık zamanında (10 2575-2134) Heliopolis'de
güneş tanrısı tapınağına yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Yeni Krallık
döneminde (10 yaklaşık 1550-1070) büyük monolitik örnekler, genelde
Karnak ve Luksor'da olduğu gibi tapınakların önüne çifter çifter
dikilirdi.
Yeni Krallık döneminden kaldığı sanılan tamamlanmamış bir granit
dikilitaş, Assuan'ın kuzey taşocaklarında hâlâ yatmaktadır. 41,75 metre
boyu ve tahmin edilen 1150 ton ağırlığıyla bu dikilitaş, çıkarılmasının
geç aşamasında tehlikeli bir jeolojik kusuru ortaya çıkarılarak
bırakılmasaydı, dünyanın bir taşocağından çıkarılan en büyük taşı
olacaktı.
Assuan dikilitaşını ilk inceleyen İngiliz Mısırbilimci Reginald
Engelbach'ın yaptığı deneyler, bir insanın bazalt bir keski kullanarak
ham dikilitaşın üzerinden, yarım metre eninde ve beş milimetre
kalınlığında bir parça yontmak için bir saat çalışması gerektiğini
ortaya koymuştur.
Dikilitaşlar'ın çoğunun boyutları ve ağırlığı, son aşamanın -taşı
dengeli, dikey duruma yerleştirmenin- en tehlikeli riskini oluşturan
sorunuydu. Ama dikilen taşlar gösteriyordu ki, bütün risklere rağmen,
ortaya konan da, Mısırlıların azimli ve tehlikeli teknolojik
ustalıklarının başarısıydı. Mısırbilimciler'in ve mühendislerin, bunun
nasıl başarıldığı hakkındaki görüşleri farklıdır.
Mısır'dan kalma kesin bir bilgi yokluğunda ileri sürülen yöntemlerden
birine göre, kaldıraçlarla birlikte temele doldurulan taşların
çıkarılmasıyla ve son birkaç derecede iplerle çekerek dikilitaş yerine
oturtulur. Ancak bu teknik, yalnızca küçük örnekler için uygulanabilir
bir yöntemdir. Daha büyük dikilitaşlar için ileri sürülen bir görüş ise
dikilitaşın çok dik yapay bir rampadan yukarı çekilmesiyse de, bu
yöntem taşın kaidesine kayışını kontrol için, neredeyse imkânsız bir
güç kullanımını gerektirir.
Her kaidenin üzerinde dikilitaşın yerine yerleştirilmeden tam olarak
ayar edilebilmesi için bir döndürme oyuğu yontulmuştur. Dikilen
dikilitaşların tepeleri, eklenen elektrum denen altın-gümüş karışımıyla
pırıl pırıl parlardı.
Engelbach, dikilitaşın huni biçimli ve kum dolu bir çukura kaydırıldığı
fikrini ileri sürmüştür. Kum çukurdan kontrollü bir biçimde
boşaltılınca, dikilitaş dikey durumuna getirilecekti. Bu kuram yukarıda
sözü edilen 19. Hanedan'dan kalma I. Anastasi Papirüsü'nden
esinlenmiştir. Papirüste bu durum, bir öğrenci kâtibin çözümleyeceği
bir problem olarak sorulmuştur. Bu belgede şu emir de vardır: "Kızıl
Dağ'dan getirilen efendinin anıtının altındaki nehir kumuyla
doldurulmuş 100 bölmeyi boşalt..."

Assuan'daki tamamlanmamış dikilitaş 18. Hanedan'dan kalmış olmalıdır.
Ciddi bir doğal kusur bulunmamış olsaydı, bu taş, dikilebilmiş en büyük
dikilitaş olacaktı.
DİKİLİTAŞLARLA DENEYLER
1999'da arkeologlar ve mühendislerden oluşan bir ekip, 25 tonluk yeni
yontulmuş bir dikilitaşla iki farklı yöntem kullanarak deneyler
yapmışlardır. Assuan'da yapılan birinci deneyde dikilitaşı bir rampanın
ucundan aşağı sarkıtmak için karmaşık bir halat ve kereste sistemi
kullanılmıştır. Eksen olarak bir kütüğün ve karşı ağırlık olarak bir
granit blokunun kullanıldığı deneyde, dikilitaşın sallanımı ekseni
rampanın ucuna tehlikeli bir biçimde yaklaştırdığı için deneme sonunda
başarısız olmuştur.
Engelbach'ın kum çukuru deneyimi Massachusets'de Boston yakınlarında
yapılmış ve başarılı olmuştur. Bu yöntemde bir rampa önüne kumla
doldurulan bir bölme yapılmıştı. Dikilitaş rampanın kenarından
kaydırılmış, kum yavaş bir biçimde boşaltılarak dikilitaş dikey duruma
getirilmiştir.
Dikilitaşların nakliyesi ve dikilmesi, bunların Londra, Paris ve New
York'ta başarıyla dikildikleri ve teknolojinin Mısır'dakilerin
dönemleriyle karşılaştırılmayacak kadar ileri olduğu 19. ve 20.
yüzyılda bile güçlükler çıkarmıştır.
Günümüz dikilitaşlarının en tanınmışı, 1884 yılında Washington D. C.'de
inşa edilen George Washington anıtıdır. 169 metre yüksekliğindeki bu
dikilitaşın tepesine asansörle çıkılmakta ve oradaki seyir yerinden
çevreye bakılabilmektedir.

Assuan'da granit taşocaklarının yakınında çokuluslu bir arkeolog ve
mühendis ekibinin yaptığı denemede dikilitaşı yerleştirmek için sallama
yönteminin kullanılması.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Mezopotamya

Orthosia

Ardahan

Merkez Kara Dağ, Madra Dağı, Dumanlı Dağı

Ermeni Alfabesi

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|