|
|
|
Megalitlerin Anlamı |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
33 |
Zaman: İÖ yaklaşık 5000 yılından sonra
Mekân: Avrupa
Bayım, bu büyük kalıntıların haşmet ve yöntemine mi, yoksa özgün
yapıları ya da kullanımlarına ait bir tek iz ve söylence olmadan burada
olmalarındaki kaderlerinin garipliğine mi hayran kalayım, bilemiyorum.
RAHİP GROVER, 1847
Rahip Grover'in bu düşünceleri megalitlerin yüzyıllardır insanlar için
taşıdığı çekiciliği ifade etmektedir. Geçmişten kalan bu megalitler,
çok etkileyici ve harikulade yerlerdir ama onlar hakkındaki
bilgilerimiz açısından da bir o kadar esrarengiz ve gariptirler.
Yunanca "büyük" ve "taş" kelimelerinden üretilmiş "megalit", yalnızca
"büyük taş" demektir ve megalitik bir yapı da Stonehenge gibi büyük
taşlardan oluşturulan bir yapıdır.
Bu nedenle megalitler herhangi bir bölgede ve herhangi bir dönemde
inşaat için kullanılabilirler. Megalitlerin yakın yüzyıllara kadar
kullanıldığı Hindistan'daki Khasia tepeleri ya da Etiyopya ve
Madagaskar gibi hâlâ bir anlayış sahibi olunabilecek kadar yakın
zamanlarda kullanıldığı yerler özellikle ilgi çekmektedir.
Megalitler konusunda bilgili olan yerli Malagasy halkından bir
Madagaskarlı, yakınlarda Stonehenge'i ziyaret ettiğinde bunların
amaçlarım gayet anlaşılır bir biçimde anlatmıştır: Burada önemli olan
taşların ataların yerine geçtiğidir ki, bu çağdaş anlatım eski
anlamının aslı ya da paraleli olabilir.
Megalitler inşaatlarda taş gibi değil de, büyük kütükler gibi
kullanılır. ("Cyclopean" adı verilen dev bir duvar işçiliği türünde,
büyük taşlar standart duvarcılık teknikleriyle kullanılır.) Bu tür
inşaatlarda taşın yanında kütüklerin de kullanıldığını gösteren ve pek
seyrek olarak günümüze kadar kalmış örneklerin dolaylı kanıtları da
bulunmaktadır.
Bazı İngiliz mekânlarında taş yerine kereste kullanılmıştır. Başka
formlarla olan benzerlikler, kereste ve toprak ve megalitik
düzenlemelerin birbiri yerine geçebildiğini, herbirinin kendi inşaat
malzemesine uygun kullanıldığını göstermektedir.

Güney Brötanya'da Carnac'ta megalitler uzun sıralar halindedir.
ESKİ AVRUPA MEGALİTLERİ
Tarih öncesi çağın en tanınmış megalitleri eski Avrupa'nınkilerdir.
Kimi çok uzun olan tek taşlar vardır: İngiltere'nin en büyüğü olan
Rudston megaliti 8,8 metredir. Fransa'nın en büyüğü Le Grand Menhir
Brise ("Büyük kırık taş anıt") şimdi yerde dört parça halinde
durmaktadır ve 280 ton ağırlığındadır.
Bu taşın, eğer başarıyla dikilmiş olsa boyu 20 metreyi bulacaktı.
Brötanya'nın güney kıyılarındaki Menec megalitleri, 1100 metrelik bir
alan boyunca uzanan 11 sıra 1099 granit megalitten oluşmuştur. Gene
Fransa'da Cornec'teki paralel dizilmiş olanlar ise toplam 1935 adettir.

Kayanın uzun ve dar parçalar halinde bölünebildiği durumlarda ayakta
duran megalitler, İskoçya'da Lewis adasındaki Callanish'teki gibi uzun
ve incedirler.
TAŞ DAİRELER
Dikine yerleştirilmiş taşların, oval ya da yumurta biçimli halkalar
oluşturdukları taş dairelerin Britanya adalarında özel bir yeri vardır.
Bunların en ünlü örneği Stonehenge'dir. İngiliz taş dairelerinin en
büyüğü olan Avebury, 400 metre çapında bir daire oluşturan 100'den
fazla taştan yapılmıştır ve bir yanından çifte taşlardan oluşan uzun
bir cadde uzanır. Bunlardan ayrı iki taşın 1999'da başka bir uzun
caddenin kalıntıları olduğu kanıtlanmıştır.
Bu daireler dikkatle incelenince planlarında gayet hassas geometrik
ölçülerin kullanıldığı görülür ve boyutları da çoğunlukla bir uzunluk
biriminin katlardır: Bir "megalitik kulaç" ya da bir "megalitik yarda".
Ancak geometrinin ya da birimin yapımcıların tarafından bilinçli
yapılmış olup olmadığı hakkında bir bilgimiz yoktur. Bunu, eski
çağlarda kesin ölçümler araştırmamızda biz de uydurmuş olabiliriz.
Uzun ve kısa taş karışımlarıyla bazı İskoç daireleri ayın ufukta en
alçak noktada olduğu dönemlerle ilişkili gibi görünmektedir. Çeşitli
yerlerde yapılan ölçümlerde megalitlerin güneşin ya da göksel başka bir
büyük cismin hareketleriyle ilişkili olabileceğini göstermiştir.

Modern çağda megalitlerin devler tarafından yapıldığı düşünülmüştü. 17.
yüzyıldan kalma bir Hollanda resminde hunebedden'in yapılışı
gösteriliyor.
MEGALİTİK ODALAR
Avrupa megalitlerinin diğer bir sık rastlanan türü de daha çok bir
binaya benzemektedir. Burada megalitik dikitler, çatıyı oluşturan dev
taşlan taşımaktadır. Bunlar hep birlikte uzun dikdörtgen bir oda ya da
dar koridorlu bir oda oluşturmaktadırlar. Bu yapı genellikle bir taş ya
da toprak höyüğün altındadır ve şimdi açıkta duranlarının çoğunun da
zamanında böyle bir höyüğün altında olduğunu tahmin etmekteyiz.
En ünlüleri İrlanda'nın doğusunda Newgrange ve Knowth olan bazılarının
taşlarında "megalitik sanat"m gayet süslü geometrik desenleri vardır.
Newgrange öyle düzenlenmiştir ki, odası kış gündönümünde doğan güneş
tarafından aydınlanmaktadır.
Stonehenge ise yaz gündönümünde güneşin doğuşu ile aydınlanmak üzere
düzenlenmiştir, İrlanda megalit alanlarının en büyüğü olan Knowth'da,
geçitleriyle iki ayrı oda, büyük bir yuvarlak höyüğün altındadır, her
geçitte ve höyüğün çevresini belirleyen taşların üzerinde süsler
vardır. Bu dev yapının çevresinde daha normal boyutlarda megalitik
odalardan oluşan daha küçük uydu höyükler vardır.
Halkbilimine göre bu megalitik odalar, çoğunlukla devlerle
ilişkilendirilmişti: İrlanda'da bir "Dev Mezarı" ve "Dev Yükü" vardır.
Sardunya'dakiler "tomba di giganti"dit (dev mezarı). Hollanda'dakiler
için eski Hollanda sözcüğü "hunebed"dir ("Hun yatağı").
Bunlar genellikle mezar oldukları için "o-dalı mezarlar" olarak
anılırlar. Ancak kimi zaman içlerinde kemik bulunmaz ya da höyük ile
megalitik yapı, içindeki insan kalıntılarının miktarına kıyasla çok
büyüktür. Ve kemiklerin de garip bir durumu vardır, iskeletler
kafatasları bir yana, uzun kemikler bir yana olmak üzere kemiklere göre
ayrılmış olabilirler.
Bunların yanında hayvan kemikleri de olabilir. Bu odalardan en büyüğü,
Kuzeybatı Fransa'daki Bagneux'de şimdi yerel bir kahvenin
bahçesin-dedir. 20 metre uzunluğu 7 metre eni ve 3 metre yüksekliğiyle
büyük bir salon olabilecek bu yapı, benzerlerinin çoğu gibi çok uzun
zaman önce keşfedildiğinden, içinde neler bulunduğunu bilemiyoruz.
Hıristiyan geleneğine göre de ölüler, genellikle bir kiliseye gömülür
ama kilisenin asıl amacı mezarlık olmak değildir. Kilise bir cemaatin
toplanma yeridir. Megalitik "mezarlar"ın günümüze kaldığı yerlerde
bunların bir köy ya da çiftlik toplumunun kendi toprağının sınırlarını
işaretlemesi gibi aralıklı dikildiklerini görmekteyiz.

İngiliz taş dairelerinin en büyüğü olan Avebury'nin Ortaçağda pek
değiştirilmiş karmaşık bir yapısı vardı. Şimdi çevrede büyük daire
halinde duran taşlarla iç tarafta gruplar oluşturanlar, 20. yüzyıl
arkeologları tarafından mezar çukurlarından çıkarılmıştır.
GİZLİ ANLAMLAR
Avrupa megalitleri çoğunlukla ilk çiftçiler çağı olan Neolitik
dönemden, İÖ 5000 yıl ya da daha öncesinden kalmadır. Odaların uzun
biçimleri Orta Avrupa'nın ilk kuşak çiftçilerinin kütüklerden
yaptıkları uzun evleri hatırlatmaktadır.
Megalitler gibi "ritüel anıtlar", biçim olarak benzersiz ve amaç
bakımından muammadır: Çevresinde hendek olmayan daire biçimindeki
kapalı alanların askeri ya da savunma açısından bir anlamı yoktur.
Bunlara modern Batılı görüşüyle bakarsak, çiftçilerin ormanlık araziyi
tarla açmak için temizlediklerini, avcı-toplayıcıların aksine bir yere
yerleştiklerini düşünebiliriz.
Bu insanlar Neolitik dönem kazançlarından oluşan boş zamanlarında bir
megalit yapmak için enerji ve çaba harcamış olabilirler. Ancak bazı
megalitler, Neolitik çağın çok erken dönemine rastlamaktadır. Bunlar
ilk güç yıllardan sonra eklenen seçimlik lüksler olamaz. Yine bunlar,
gömme gibi işlevsel bir amaçla da tam olarak açıklanamazlar.
Megalitik "mezarlar", cesetlerin kaldırıldıktan sonra unutulmadığına
dair işaretler vermektedir. Burada iki aşamalı bir ritüel olduğu
anlaşılmaktadır: Ceset önce, belki de Avustralya'da yakın zamanlarda
olduğu gibi ahşap bir platformda açıkta bırakılır, sonra da kalan büyük
kemikleri -el ve ayak parmaklarının küçük kemikleri, etlerle birlikte
kaybolacaktır- megalitik odanın içine yerleştirilirdi.
Kalıntıların da kullanıldığı anlaşılmaktadır. En azından eski
"gömme"lerden kalan kemikler bir yana itilmiş, yerlerine yemleri
konulmuştur. Artık Neolitik toplumların kendi geçmişleriyle
ilgilendiklerini anlayabiliyoruz. Bu topluluklar, ölülerin aktif bir
hayatları olduğu, ataların toplumsal kimlik için önemli olduğu
toplumlardır. Megalitik odalar eğer mezarsa, bunlar bir anlamda
"canlılar" İçin mezarlardır.
Eski mekânların en belirgin ve ilginç yerleri olan megalitlere,
günümüzde büyük bir İlgi gösterilmektedir. West Kennet gibi yerlerde
Avebury'nin büyük çevre yolları ve caddeleri yakınındaki bir "odalı
mezarda" günümüzde tütsü çubukları yakılmakta, odaya çağdaş insanlar
tarafından ekmek ve çiçek konulmaktadır.
Bunların çağdaş anlamı şudur: Bu yerler yeryüzünün doğal güçlerinin ve
insan saygısının doğru olarak ifade edildiği kutsal mekânlar olarak
görülmektedir. Bu yeni fikirler, arkeologlar için eski anlamlan ifade
etmekten uzaksa da, bu eski mekânların bir kere daha toplumsal ifade
bulan aktif yerler olması çok doğru ve uygundur.
 
(Solda) İngiltere'de Yorkshire, Rudston'daki bir köy mezarlığındaki
monolit. Bugün Hıristiyanlık bağlamında kutsal bir yer olan bu mekânın,
tarih öncesinde de kutsal ya da özel bir yer olduğunu düşünebiliriz.
(Sağda) Doğu İrlanda'da Boyne Vadisi'ndeki büyük megalitik yapıların
önemli bir yönü de sanattı. Knowth'daki bu taşın üzerine ince desenler
kazınmış.

Avrupa megalit odalarının bir tipi uzun dik dörtgen biçimini alır:
"Galeri mezar". Özgün haliyle bir höyük altında olması gereken bu
örnek, Fransa'da Finistere'de Mougou Vihan'dadır.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Karaman Oğulları

Cinlerin Ömrü

Sivas

Bilim Tarihinde İlkler

Karatepe

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|