|
|
|
Stonehenge Nasıl Yapıldı? |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
20 |
Zaman: İÖ yaklaşık 2950-1600
Mekân: Güney İngiltere
Kayıp bir çağın sessiz görüntülen, Bir tapınağın bu ağırbaşlı taşları
Soru sormayan ovada Her çağdaş bilgenin muamması. EDWARD G. ALDRIDGE,
19. YÜZYIL ORTALARI
Stonehenge'i nasıl yapmışlardı? Buna en kolay verilecek cevap, "çok
güç" olacaksa da, gerçek cevap, "düşündüğümüzden çok daha kolay"dır.
Stonehenge, ünlü olduğu kadar benzersizdir ve bize ipucu veren de işte
bu benzersizliğidir.
İngiltere'deki diğer taş daireler -ki bunlar yüzlercedir ve bazılarının
çapları da daha büyüktür- doğal durumlarında bırakılmıştır. Yalnızca
Stonehenge'dekiler kenarları düzeltilip dört köşe haline
sokulmuşlardır. Dik taşların üzerinde yer alan yatay taşlar ise bir
kapı üzerindeki lento gibi sanki kalaslarmışçasına zıvanalarla
tutturulmuştur.
Birbirine bitişik taşlar da yine bir ağaç ustası tekniğiyle kanallar ve
yuvalarla birleştirilmiştir. Bu gerçekleri ta ilk baştan beri
biliyoruz: 11. yüzyıldan kalma en eski Stonehenge kayıtlarında
burasının "kapılar gibi" yapıldığından söz edilir.
İngiltere'nin Wittshire iline bağlı Salisbury kentinin 13 km kuzeyinde
yer alan Stonehenge hakkındaki bütün yorumlar, özellikle 1950 sonrası
yürütülen yöresel kazılara dayanır.


(Solda) Günümüzde Stonehenge. Yıkılmış, kimi taşlar kayıp ve belki de
asla planladığı gibi tamamlanmamış. (Sağda) Stonehenge'in klasik
görünümü. Kuzeydoğudaki "Heel Taşı"nın üstünden yazgündönümünde güneş
doğar.
WOODHENGE VE SEAHENGE
Sonuçta, taştan yapılmasına rağmen Stonehenge ahşaptan yapılmış
gibidir. 20. yüzyıl başlarında, Stonehenge'in birkaç kilometre
ilerisinde öncü hava fotoğrafçıları otlar arasında Stonehenge'e
benzeyen ve aynı biçimde eşmerkezli bir biçimde düzenlenmiş bazı izler
görmüşlerdi. Burası de herhalde Stonehenge gibi bir yerdi ama
keresteden yapıldığından [stone= taş yerine wood= odun] "Woodhenge"
denilmişti. Burasının da Stonehenge gibi yaz gündönümünde güneşin doğuş
yönüne dönük bir ekseni vardır.
1998-99'da bu ahşap anıtlar, ahşabın çürüdüğü yerlerde kalan izler
olarak değil de, ilk kez sağlam olarak ortaya çıkarıldılar.
İngiltere'nin doğusunda Norfolk kıyısının hemen açığındaki çamur
tabakası içindeki kütükler dendrokronoloji (ağaç halkalarıyla
tarihleme) yöntemiyle incelendiğinde İÖ 2050 yılından kaldıkları
anlaşıldı ve bunlara hemen "Seahenge" adı verildi. Ahşap direklerden
dairenin ortasında yere dikey olarak yerleştirilmiş bir tek büyük meşe
ağacı vardı, îlk başta dal sanılan şeylerin kök oldukları anlaşıldı.
Ağaç yere tersine sokulmuştu.
Bu nedenle Stonehenge yapımcıları yalnızca büyük taşlan nakletmenin ve
dikine oturtmanın geleneksel zanaatının yanı sıra, büyük ağaç
gövdelerini de taşıyabilmeyi ve -başka yerlerde gördüğümüz gibi- dev
meşe gövdelerini kereste gibi kesmeyi de biliyorlardı. Stonehenge'i
mümkün kılanlar işte bu beceriler olmuştur. Bu ahşap yapıların toprak
üzerinde nasıl olduklarım bilmiyoruz.
Çatıları olan binalar da, yalnızca dikilmiş kütükler de ya da Amerikan
Kızılderilileri'nin yontulmuş totemleri gibi de olabilir. Yerin
üzerinde kalan kısmı ilk gördüğümüz Seahenge, Stonehenge'e benzemek
yerine yine farklı olarak bizi şaşırtmıştır. Stonehenge en
benzeteceğimiz şey olduğu için, ahşap yapıların da ona benzediğini
düşünmek mantıklıdır. Stonehenge'deki sayıları sekizi bulan diğer
taşların, daha eskiden kalmış olup ahşap işleme modeline göre
düzeltilmiş olmaması da ilginçtir.

Stonehenge çağından kalma ahşap anıtların çoğu tümüyle çürümüş ve
yalnızca toprakta kara izler olarak kalmıştır. Resimde gördüğünüz, pek
nadir örneklerden biridir: Norfolk kıyısındaki bu garip anıta
"Seahenge" adı verilmiştir.
TAŞLARI NAKLETMEK
Stonehenge'in yapımının ilk gereği, doğru olan taşları bulmaktı.
Kullanılan pek çok türden en çok sayıda olanı, 240 kilometre ilerideki
Batı Galler'den getirilen "mavitaşlar"dır. Yaklaşık bir tabut
boyutlarında olan taşlar, dört tonu bulmaktadır.
Bu yüzden bunları karadan çekmek ya da şişirilen tulumlar üzerinde
denizden geçirip Stonehenge'e yakın nehirlerden birinden içeri sokmak
pek güç olmayacaktı. Ama bu o kadar da kolay değildi: 2000 yılında tam
boyutlarında bir mavitaşı Stonehenge'e taşımak için bir ekip, gönüllü
bulmakta çok zorlanmıştır. Ve taş bir kere tekneye yüklendikten sonra
da kayıp suya düşmüştür. Denemenin devam edebilmesi için, taşın denizin
dibinden çıkarılması (!) gerekmiştir.
Stonehenge'deki daha büyük "sarsen" taşları daha ağırdır ama bunlar
daha yakından, 30 kilometre ileriden getirilmiştir. İnşaatçıların en
büyük sıkıntısı, yeterli boyda büyük taş bulmak olmuş olmalıdır.
Stonehenge'de bunların 79'una ihtiyaç duyulmuştur. Daha eski megalit
dairelerde ve Avebury'deki caddelerde bunlardan yüzlercesini çok önce
kullanmışlardı. Stonehenge'deki "sarsen"lerin boylarının çok küçük bir
kısmı destek almak için yere gömülüdür ve Stonehenge'in planlandığı
nihai şekli almadığına inanılmaktadır. Acaba, bu taşları oraya
getirenlerin taşları mı tükenmiştir?
Tanesi 40 tondan fazla olan "sarsen"leri nakletmek birinci işti.
1994'te arkeolog Julian Richards ve mühendis Mark Whitby'nin benzer bir
taşla yaptıkları deneyler bunun nasıl yapılmış olacağını göstermiştir.
Taş, kütüklerden bir beşik üzerine yatırılıp iplerle çekilecekti.
Beşiğin kütükler üzerinde yuvarlanmış olacağı düşünülmüştü ama mühendis
1994'te daha iyi bir yöntem buldu: Beşiği iyice yağlanmış kalaslar
üzerinde kaydırmak. 130 gönüllünün çektiği taş bir kere hareket
ettikten sonra gayet iyi ilerlemeye başladı.
Güvenlik için deneyde çağdaş ipler kullanılmışsa da, tarihöncesi
zamanlarda ağaçların iç kabuklarından yeterli derecede sağlam ipler
yapıldığı bilinmekteydi. Taşın hafif bir yokuşta günde bir kilometre ve
düz ya da yokuş aşağı yerlerde günde on kilometre çekilebileceği ortaya
çıktı.
Neolitik insanların kızaklar yapmak için meşe ağaçlarını
yarabildiklerini de biliyoruz. "Sarsen"lerin bulunduğu Marlborough
Downs ile Stonehenge arasında Pewsey Vadisi vardır: Taşlar vadinin
kuzey duvarının dik yamacından indirilecek, ıslak vadiden geçirilecek
ve Stonehenge'in inşa edildiği öteki tepeye çıkarılacaktı.

Çağdaş bir denemede bir Galler mavitaşı, kızak üstünde Stonehenge'e sürükleniyor.
TAŞLARIN YONTULMASI VE KALDIRILMASI
"Sarsen"ler aynı taşı çekiç gibi kullanarak biçimlen-dirilebilirler.
"Sarsen" çok sert olduğu ve kolaylıkla iri parçalar halinde kopmadığı
için bu, güç bir iştir. Stonehenge'de pek çok taş, çekiçler ve keskiler
bulunmuş, bunların daha sonra taşları yerlerinde sabitleştirmek için
kullanıldıkları anlaşılmıştır.
Taşlan dik bir duruma getirme de 1994'te bir deneyle sınanmıştır. Taşın
ucu, hazırlanmış bir çukura yerleştirilmiş, sonra üzerinde daha küçük
bir taş kaydırarak dengesini bozup çukura girmesi sağlanmıştır.
Neolitik teknoloji bunu yapabilirdi ama Neolitik zihinler ve zekâlar
acaba bunu düşünebilirler miydi?
Sonra taş 130 kişilik bir ekip tarafından kütüklerden yapılma bir
"A-çerçevesi" üzerinden iplerle çekilebilirdi. Taşlar çukurlara
yerleştirildikten sonra kenarları küçük "sarsen" parçalarıyla beslenir
ve lento taşları tepeye çekilirdi. Bu ya taşı bir rampadan yukarı
çekerek ya da üstüste yığılı kütüklerin üstünde yükselterek
yapılabilirdi. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, lentolar
istenilen yüksekliğe çıkarılınca biçimlendirilir ve son yerine
yerleştirilirdi. Rampa izi bulunmadığına göre üstüste konulmuş kütük
yönteminin kullanılmış olması mümkündür.

Bir Stonehenge lentosunun kaldırılmasında çağdaş mühendisler insangücü
yanında bir iskele ve güvenlik miğferleri de kullanmışlardır.
Böylece, 130 ya da daha fazla insan gücüyle Stonehenge'in yapılması
belki de bugün göründüğü kadar güç olmamış olabilir. En azından biz
Batılılar makinelere o kadar çok alışmışız ki, yalnızca insan gücü ve
becerisiyle neler yapılabildiğini unutabiliyoruz. Bu nedenle bu
muammanın bir kısmı da "Stonehenge'i nasıl yaptılar?" değil, bizleriz.
Deneyde yapılan Stonehenge parçasının ilginç bir sonucu da vardır.
Taşların dikildiği kuzey Wiltshire'daki alanda, bunun çağdaş bir
tuhaflık olarak kalması fikri benimsenmişti. Ama sonra orada gayriresmi
bir festival yapılacağı söylentileri üzerine sökülmüştür. Günümüzdeki
söylentilere göre de, kullanılan taşlar depolanmıştır ve kendi
Stonehenge'lerini çağdaş ya da eski yöntemlerle dikmek isteyenlerin
emrine hazır tutulmaktadır.
Stonehenge deyince aklımıza gelen aslında Stonehenge III'tür. İÖ
3100'lere tarihlenen Stonehenge I, yöre insanlarının geyik
boynuzlarıyla yarı çapı 98 m olan bir çember kazmalarıyla başlar. Setin
iç tarafına daha sonra (keşfeden antikacının adıyla anılan} 56 Aubrey
çukuru kazıldı. 500 yıl sonra terk edilen Stonehenge I'den sonra ÎÖ
2100'lerde Stonehenge II düzenlendi.
Alanın ortasına 4 tonluk 80 sütun bu dönemde dikilmiştir. İÖ 2000'lerde
birinci devresi başlayan Stonehenge lir de ise, kalıntıları görülebilen
halka ve at nalı biçimli iki taş sırası inşa edilmişti. Amacı tam
olarak bilinemeyen ama bir tapınma yeri olduğu kuşku götürmeyen
Stonehenge'lerin inşası İÖ 1100'lere kadar sürmüştür.

Bu sistemde büyük bir Stonehenge'i ayağa dikerken kaldıraç gücünden
yararlanmak için bir A-çerçevesi kullanılıyor. Neolitik ustalar bu
kadar becerikli miydiler?
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Paskalya Adası'ndaki Heykeller

Gerga

Kutsal Ahit Sandığı

Konya Mağaraları

Kanlı Mağara Efsanesi

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|