|
|
|
Eski Mısırlılar Siyah mıydı? |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
30 |
Zaman: İÖ yaklaşık 3100-332
Mekân: Mısır
Çeşitli Mısır efsanelerinden Tanrıça İsis'in de kızıl-siyah bir kadın
olduğu söylendiği için, Nil vadisine yerleşen halkın zenci oldukları
sonucunu çıkardım. EMİLE AMELINEAU, 1899
Mısır Afrika'nın ayrılmaz bir parçası olduğuna göre, Mısır'ın eski ve
yeni sakinleri de coğrafi anlamda "Afrikalı"dırlar. Eski Mısırlılar' in
"siyah" olup olmadıkları İse çok daha karmaşık bir konudur. Pek çok
çağdaş yazar -özellikle Mısır'ı "kara Afrika" uygarlığı olarak
göstermek isteyen "Afromerkezciler"- için Mısır'ın coğrafi konumu,
insanlarının temelde "siyah" oldukları için yeterli bir kanıttır. Ancak
bu soruya doğru bir cevap vermek için yalnızca "siyah" kelimesinin
anlamını değil, bunun eski zamanlarda ne anlama gelebileceğini de
tanımlamak zorundayız.

Gize'deki özel mezarlardan çıkarılan iki 4. Hanedan "yedek" kafası.
Biri daha tipik Mısırlı fiziki yüz hatları gösterirken, kadın olan
diğerinin yüz hatları negroiddir.
"SİYAH"LA KASTETTİĞİMİZ NEDİR?
Ne yazık ki, konu üzerindeki çağdaş yazıları şöyle üstünkörü bir
biçimde gözden geçirdiğimizde bile, bireyleri ya da grupları
sınıflandırmak için "siyah" teriminin kullanımının yazarın kişisel
görüşüne göre değiştiğini görmekteyiz. "Siyah" kelimesi ya da "Siyah"a
atfedilen kavram, kimi zaman klasik Negroid tipi için kullanılırsa da,
"Afrikalı", "Avrupalı olmayan" ve hatta "Ezilen etnik grup"
anlamlarında da sık sık kullanılmaktadır.
una karşılık eski kaynaklarda çok daha açıklık ve fikir birliği olması
şaşırtıcıdır. Eski dünyadan başlıca üç kanıt tipi kullanılmaktadır:
Mısır ve Mısır'a komşu bölgelerden iskelet kalıntıları, eski
Mısırlılar'ın bıraktıkları yazı metinleri ve çizdikleri resimler ile
Klasik Dönem yazarları tarafından yazılmış metinler.
Çeşitli dönemlere ait bulunan Mısır iskeletleri yıllar boyunca
incelenmiş ve çıkarılan sonuçlar, Mısırbilimciler'in Mısır ve Nübye'den
nüfus giriş çıkış hareketleri konusundaki fikirleri üzerinde etkili
olmuştur. Örneğin Mısırbilimci Brian Emery, kafatası ölçümlerine
dayanarak geç Hanedan öncesi Mısırlılar'ın doğudan gelen bir yeni ırk
tarafından fethedildiklerini iddia etmiştir.
Flinders Petrie ise bir ara, aynı nedenlere dayanarak, Eski Krallık'ın
piramit yapımcılarının Asya'dan gelen ve Negroid olmayan istilacılar
olduklarını söylemiştir. Ancak biyoloji antropologlarının yöntemleri
geliştikçe, böyle basitlikçi iddialar azalmıştır. Günümüzde ise ırksal
tiplerin, yalnızca iskelet kalıntılarına dayanarak
değerlendirilemeyeceği genel olarak kabul edilmektedir.
 
Mesehti mezarından iki model asker birliği. Biri kızıl kahverengi tenli
Mısır askerlerini, diğeri daha koyu tenli Nübye paralı askerlerini
gösteriyor.
MISIRLILARIN ANTROPOLOJİSİ
Antropolojik etkiler tarihi, Mısırbilimciler'i Negroid ve Kafkas ırkı
aralarında çatışmalar olduğu konusuna zaman zaman götürmüşse de,
Mısırlı insan kalıntıları araştırmasında hayli belirli bir süreklilik
vardır. 18. yüzyıl sonunda öncü antropolog Johann Friedrich Blumenbach,
Mısırlılar arasında üç temel fiziki tip olduğu sonucuna varmıştı: (1)
"Etiyopyalı", (2) ''Hindu'ya yakın" ve (3) "Etiyopyalı" ve "Hindu"
karışımı.
Blumenbach'ın çalışmaları sayesinde pek çok 19. yüzyıl antropologu
Mısır ile Güney Asya arasındaki muhtemel ırksal bağlantıyı
vurgulamışlar ve 20. yüzyılın başında pek çok antropolog da (kafatası
ölçülerine dayanan) bir "ırksal benzerlik katsayısı" kullanarak,
Mısırlı ve Güney Asyalı tipler arasında böyle bir bağ bulunduğu
konusunda bilimsel kanıt sağlama iddiasında bulunmuşlardır.
Bu katsayının istatistiki geçerliği daha sonra gözden düşmüşse de,
1990'larda Mısır iskeletleri üzerinde yapılan analizler, eski Mısır
halkının Sahra-altı Afrikası halklarından çok, Avrupa ve Güney Asya
halklarıyla daha güçlü bağları olduğuna işaret etmektedir.
Buna ek olarak, son antropolojik araştırmalar, Mısır fiziksel tipinde
giderek artan bir kuzey-güney değişiminin, iki ayrı türün (yani Negroid
ve Kafkas ırklarının) karışmasının bir göstergesinden çok, fiziki tipin
enleme ve yerel koşullara uyarak çevresel değişikliklere uyumunu
gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Amerikalı antropolog C, Loring Brace
bu nedenle şöyle demektedir: "Mısırlılar'ı 'siyah' ya da 'beyaz' bir
kategoriye sokmanın biyolojik bir mazereti yoktur... Eski moda 'ırk'
kavramı eski ya da günümüz Mısır'ının insani biyolojik gerçeği ile başa
çıkmakta yetersizdir."

19. Hanedan firavunu I. Seti'nin mezarındaki röliyeflerde, Mısırlılar'ın ve Asyalılar'ın stereotipleri gösterilmiş.
MISIRLILAR'IN DÜNYA GÖRÜŞÜ
Şu halde Mısırlılar kendilerim nasıl görüyorlardı? Bu soruya ilk önce
Mısırlıların resim ve heykellerde kendilerini nasıl gösterdiklerine ve
ikinci olarak da "yabancıları" nasıl resmettiklerine bakarak bir cevap
verebiliriz. Diğer pek çok kültürde olduğu gibi, Mısırlılar da
kendilerine ait kimlik duygusunu, en önce kendilerini Mısır dışındaki
diğer halklarla kıyaslayarak kazanmışlardır.
Mısırlılar'ın kendilerini ve yabancıları resmetmelerine bakacak
olursak, tarihlerinin büyük bir bölümünde kendilerini siyah, yün saçlı
Afrikalılar ile soluk tenli, sakallı Asyalılar arasında bir yerde
gördükleri anlaşılmaktadır.
Yeni Krallık firavunları I. Seti ve III. Ramses'in Krallar Vadisi'ndeki
mezarlarında güneş-tanrı Ra'nın hâkim olduğu evrendeki çeşitli insan
tiplerini temsil eden resimler vardır. Bunların arasında
kızıl-kahverengi tenli Mısırlılar, siyah derili Nübyeliler ve daha açık
tenli Libyalılar ve Asyalılarla kesin bir çelişki oluşturmaktadır. Bu
eski etnik karakterler ten rengi ve diğer fiziki karakteristikler
dışında çeşitli saç ve giyim biçimleriyle de ayrılmaktadır.
Bu resimlerin işlevinin Mısırlılar'ın kendilerini dünyanın geri
kalanına göre milli bir grup olarak tanımlama olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak Mısırlılar'ın kendileri de bu resimleri hiç kuşkusuz
basitleştirilmiş stereotipler olarak görmüş olacaklardır. Mezarların ve
tapınakların duvarlarındaki binlerce resimde halkın açıktan koyu
kahveye kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsadığı görülmektedir.
Şu halde ''Mısırlılardın kendilerini ırkçı olmayan, kültürel açıdan
ayrı bir halk olarak gördükleri anlamı çıkartılabilir. Çünkü, fiziki
görünüşlerine göre "yabancı" olmalarına rağmen sosyal ve politik açıdan
Mısırlı kabul edilen pek çok birey örneği bulunmaktadır.
KLASİK DÜNYADA SİYAH İNSANLAR
Yunan ve Roma yazarları için "siyahi" olmanın en yaygın ölçüsü Etiyopya
idi. Etiyopyalılar ("yanık yüzlü insanlar") Klasik dünyanın bildiği en
kara tenli Afrikalılardır ve onların Aristoteles, Xenophanes ve
Ptolemaios gibi yazarların eserlerinde Mısırlılar ile nadiren
karıştırılmaları önemlidir. Gerçekten de Manilius, Astoronomiea'sında
insanları azalan bir siyahlık derecesine göre şöyle sıralar:
Etiyopyalılar, Hintliler, Mısırlılar ve Mağribiler.
Strabon ise Etiyopyalılar'ın Güney Hintlilerine ve Mısırlıların Kuzey
Hintlilerine benzediklerini belirtir. Yunanlılar'ın ve Romalıların ten
rengini ya da diğer ırksal karakteristiklikleri aşağılamak için
tanımlamadıkları da aşikârdır.
Klasik dünyada insanları sınıflandırmada coğrafya ve etnik köken çok
daha önemli yöntemlerdi. Ancak Klasik yazarlardan çoğu zaman bağlam
dışında yapılan, dikkatle seçilmiş alıntılar, tartışma ortamı yaratmak
isteyen modern yazarlar tarafından konuyu bulandırmak için sık sık
kullanılmıştır.

Tutankamon'un tören bastonunun sapı bir Afrikalı ve bir Asyalı figürlerinden oluşuyor.
SONUÇ
Öyleyse şu soruyu bir kez daha sormamız gerekir: Eski Mısırlılar
kimlerdi? Günümüzde elde olan kanıtlara dayanarak bazı gerçekler
kesinlikle söylenebilir. Bir kere, başta da belirtildiği gibi, Mısır,
Ortadoğu ve Akdeniz'le yakın ilişki kurabilecek bir Afrika ülkesidir
ama Afrika kıtasının da coğrafi ve ırksal köken olarak ayrılmaz bir
parçasıdır.
İkincisi, Mısırlıların dilinin başlangıçta Afrika kökenli olduğu ama
sonra giderek Sami dillerinden (özellikle Yeni Krallık Dönemi ve
sonrasında) etkilendiği anlaşılmaktadır.
Üçüncüsü, fiziki görünüşleri bakımından eski Mısır'dan ve Klasik sanat
ve edebiyatından kalma pek çok kanıta bakarak, aşağı Nil Vadisi
halkının ırksal ve etnik bakımdan karışık olduğu ve güneyde tam Negroid
bireylerden kuzeyde daha soluk tenli ve düz saçlı Kafkas tiplerine
kadar bir çeşitlilik gösterdiği söylenebilir.
Dördüncüsü, Firavunlar Dönemi geleneksel Mısır resimlerinde Mısırlılar
kendilerini Afrika, Asya ve Kuzey Akdeniz insanlarından ayırmak için,
öncelikle ten rengi ve saç tiplerine dayanan bir ırksal stereotipleme
kullanmışlardır.
Sonuncusu ve belki de en önemlisi "siyahi" insan kavramı bizim
yaptığımız çağdaş bir sınıflandırmadır ve bunu eski çağın bağlamında
kullanmaya kalkışmak yalnızca kavram karışıklığına yol açar. Mısır'ı
"beyaz" bir uygarlık olarak tanımlamak için "beyaz Anglosakson
Protestan" bir komplo olmadığı gibi, "siyahi" bir uygarlık olarak
tanımlamak için de herhangi bir bilimsel neden yoktur.
Eski Mısırlılar çağdaş "siyahi" kavramını anlamayacaklardı ve kendileri
"Mısırlılık"larını asla yalnızca ırksal terimlerle tanımlamayacaklardı.
Eski Mısır'ın kültürü ve arkeolojik geçmişi pek çok ırksal grubun
etkileşiminin ürünüydü. Diğer bir deyişle, Mısırlılar siyah, kahverengi
ya da beyaz değil, yalnızca Mısırlı'ydılar.
GÜNÜMÜZ MISIR'ININ ETNİK YAPISI
Çağdaş Mısır halkının büyük çoğunluğu Hami ve Sami halkların karışımına
dayanan çok homojen bir etnik grup oluşturur. Tarih boyunca çeşitli
istilalara uğrayan Nil Deltası'nda bir bileşim, belirli yabancı öğeler
de taşır. Nil Vadisi'nde oturan Saidiler, eski göçebe topluluklarla
karışmanın ürünü olan farklı bazı fiziksel özellikler gösterirler.
Daha güneydeki Nübyeliler, bir ölçüde Arap kökeni taşımakla birlikte,
belirgin özelliklerle ayırt edilen yerli kimliklerini korumuşlardır.
Sina'da ve Doğu Çölü'nün kuzeyinde oturanlar, genellikle yakın dönemde
göç etmiş Araplar'dan oluşur.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Cennet

Cinlerin Ömrü

Mağaraların Antropolojik Açıdan Önemi

Anavarza

Bizans Heykel Sanatı

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|