|
|
|
Tarım Mumyaları |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
54 |
Zaman: İÖ I800 - İS 400
Mekân: Batı Çin
Kurumuş derisi ve çökük göz boşlukları dışında uyuyan bir adama
benzeyen kişiye bakarken garip bir duyguya kapıldım ve böylece
çağımızın çok eski yüzyıllarında bu kasvetli Lop bölgesine yerleşmiş ve
herhalde buradan hoşlanmış olan yerli halkın bir temsilcisiyle karşı
karşıya olduğumu hissettim. AUREL STEIN, 1928.
Dünyanın en îyi korunmuş mumyaları Mısır'da ya da Peru'da değil, Batı
Çin'de Tarım Havzası'nın büyük bir kısmını oluşturan Taklamakan
Çölü'nde bulunmuştur, insanın biçimini öldükten sonra yapay olarak
korumayı isteyen eski Mısır ve İnka uygarlıkları ile seleflerinin
mumyalarının aksine Tarım mumyaları, Avrasya'nın ikinci büyük çölünün
kuru ve tuzlu kumları arasında son derece doğal olarak korunmuştur.
Tarım mumyaları ilk olarak 20. yüzyılın başında İsveçli Sven Hedin,
Alman Albert Von La Coq ve İngiliz Aurel Stein'in Çin'i batıya bağlayan
İpek Yolu'nun kuzey ve güney omurgalarını oluşturan vaha kentlerini
ortaya çıkarma seferlerinde bulunmuştur. Bu ilk seferlerde mumyalar
çıkarılmış, fotoğrafları çekilmiş ve tarifleri yapılmıştı. Ancak
bunları koruyacak ya da Batı müzelerine nakledecek tesisler yoktu.
Çinli ve Uygur arkeologlar ancak son zamanlarda bölgenin daha bilimsel
araştırmalarım gerçekleştirmişlerdir. Uluslararası ilgiyi uyandıran da,
onların daha sonra buldukları mumyalardır. Şu anda Batı Çin'de İÖ 1800
yıllarından Han Hanedanı'nın gücünü batıya doğru yaydığı İÖ ilk
yüzyıllara kadar uzanan dönemden kalma en az 300 mumya vardır. Bundan
sonraki tarihi döneme ait oldukları bilinenlerin sayısıysa daha
fazladır.

Zaghunluk'ta bulunmuş mumya adam (İÖ 1000-600 yılları). Şakağına aşı
boyasıyla sarmallar çizilmiş, ağzının kapalı durması için boynuna bir
bağ geçirilmiş.
MEZARLAR VE KUMAŞLAR
Tarım mumyaları arasında belirli bir mumya insanı yoktur: Mumyalar
çeşitli yer ve kültürlerden, özellikle de eski İpek Yolu'nun güneybatı
ve kuzeybatı boylarındandır. Arkeologlar mumyaları sığ çukur
mezarlarda, kat kat saz, kütük ve hayvan postu altında derin çukurlarda
ve tuğla odalarda bulmuşlardır.
Kurumuş olan Lobnur tuz gölü yakınlarındaki yerlerde ve Kavrighul
mezarlığında bulunan en eski mumyalar en basit örtülerle, yünlü
battaniyelere sarılıdırlar ama İÖ 1000 yılından sonra kalanlar giyimli
ve tüylü şapkalı (bir adam on şapkayla gömülmüştü), gömlekli,
pelerinli, pantolonlu, renkli çoraplıdırlar ve hatta ekose kumaşlara
sarınmışlar-dır. İpek Yolu'nun kuzeyindeki Subeshi'de başlarında
cadıların sivri başlıklarını andıran çok uzun şapkalı üç kadın mumyası
da bulunmuştur.
Mumyalar dokuma uzmanları için çok büyük bir tarih öncesi kumaş
kaynağıdır ve bu uzmanlar, kalıntıları ancak yeni yeni derinlemesine
analiz etmeye başlamışlardır. Ancak bu mumyaların en büyük esrarı
yüzlerindedir. Bu mumyalanmış insanlar, günümüzde Doğu Asya'ya hâkim
olan Mongoloit tiplerden değillerdir.
Açık renk saç ve sakalları Tarım havzasının bu ilk yerleşimcilerinin
Kafkasya'dan ya da Avrupa'dan gelmiş olacaklarını göstermektedir.
Batının bu yabancılarını teşhis etmek, son zamanların arkeolojik
keşiflerinin en büyük muammalarından biridir.
 
(Solda) Uzun "cadı" şapkalı Subeshi'li üç kadından biri (İÖ 500-400).
Üzerinde yünlü etek ve bluz, koyun postu bir pelerin ve deri
ayakkabılar var. Sol eli deri bir eldiven içinde, sağ eli çıplak.
(Sağda) Alnı ve gözkapakları dövmeli, kaşları siyaha boyalı, saçları
örgülü Zaghunluk kadını (İÖ 1000-600).
BU İNSANLAR KİMDİ?
Sincan'ın Tunç Çağı, yani İÖ 1800'den öncesi arkeolojisi hakkında çok
az bilgi vardır ve bölgeye ilk kez ne zaman yerleşildiği bilinmediği
için Tarım Havzası'nın bu hiç de çekici olmayan dünyasına ilk
yerleşenler hakkında ancak bir tahmin yürütebiliriz. Ancak Tunç ve
Demir çağları için varolan aşırı miktardaki kanıtlar, bunların ya batı
sıradağlarından ya da kuzey steplerinden gelen Kafkas ırkından insanlar
olduğunu göstermiştir.
Mumyaların yanı sıra mezarlarda iskeletler de vardır ve incelenen tarih
öncesi 300 kaf atasından yalnızca yüzde 11'i Mongoloit fizik tipine
uygundur ve bunlar da Sincan'ın doğusunda bulunmuşlardır. Sincan'ın
hemen batısında olan Gansu bölgesinin ilk Çinli çiftçilerinin
kendilerini çöl vahalarına çekecek bir şey bulamadıkları
anlaşılmaktadır.
Kaderin bu kadar iyi koruduğu bu insanlar kimlerdi? Eğer yazılı tarihe
geçecek kadar yaşamayan meçhul bir grup iseler o zaman bu konuda hiçbir
şey öğrenemeyeceğiz demektir ve yapabileceğimiz ancak bunlara Sincan'ın
Tunç ve Demir çağlarının bilinen çeşitli arkeolojik kültürlerinin
adlarını vermektir. Ancak bu insanların haleflerinin yazılı belge
dönemine erişebildiklerini inanmak için bazı nedenler vardır. Hatta pek
çok kimse, bunların soyundan gelenlerin kendi varlıklarının hikâyesini
bıraktıklarına inanmaktadır.
Tarım Havzası yalnızca çok sayıda insanı ve diğer organik kalıntıları
korumakla kalmamış, çok geniş bir ilk elyazmaları koleksiyonu da
korumuştur: Burası Çin'in Budizmi benimseyen ilk bölgelerinden biriydi
ve Budizm de yazılı söze büyük değer veren bir dindi. Elyazmalarının
çoğu Sanskrit gibi Hindistan'ın daha yakın zamanlarda ithal ettiği
dillerde yazılmış olup Budist manastırlarında bulunmaktadır. Yerli
halkın dillerinde yazılmış olanlar ise iki gruba ayrılabilir.
Birincisi Hotanca ya da Hotan-Sakaca olup Güney Tarım'ın eski Hotan
kentinde ve çevresinde ve Tarım Havzası'nın kuzeybatısındaki bazı
vahalarda konuşulan dildir. Dil, Farsça ve Orta Asya'nın batısının pek
çok dilini içeren İran grubuna dahildir. Saka Dili'ne en yakın dil,
Avrupa'da İskitler olarak tanınan bozkır göçebelerinin dilidir.
Bu dil, Tarım Havzası'nın güneyinde ve batısında temsil edilmekteyse
de, mumyalar genelde Hotanca'nın izine rastlanılmadığı güneydoğu ve
kuzeydoğuda toplanmışlardır. Bu bölgelerde İran dilleri izleri varsa
da, bunlar genelde ticaret dili olup halkın kullandığı dil değildi.

Mumyaların yerleri (üçgenler) İran Sakalarından çok Toharlar'la uyuşmakta.
TOHARLAR
Mumyaların en çoğunun bulunduğu Tarım ve Turpan havzalarıyla Lobnur
çevresindeki bölge, Tohar dillerinin daha sonraki dağılımıyla daha
uyumludur. Toharca, Hint-Avrupa dilleri grubundandır, yani Avrupa'nın
pek çok diliyle Asya'nın Iran ve Hint dilleriyle aynı tarih öncesi
dilden kaynaklanmaktadır.
Toharcada pacer, mâcer, procer, ser, keu, okso, âu, twere, nuwe
sözcükleri İngilizce'de sırasıyla father, mother, brother, sister, cow,
ox, ewe, door ve new sözcükleriyle aynı Hint-Avrupa atasını paylaşır.
İpek Yolu'nun güney bölgesinden saf Toharca metin kalmamasına rağmen
Hint belgelerinde o dilden alınmış kelimeler ve kişi adları
bulunmaktadır. Toharlar erken Orta Çağ'dan kalma Budist mağaralarındaki
resimlerde Kafkas ırkı yüz hatları ve gözlerle, açık renkli saç ve
sakallarla çizilmişlerdir. Tarih öncesi mumyalardan birinin DNA
analizinde mumyanın çağdaş Avrupalılar'ın yüzde 40'ında tipik olan aynı
genetik mirası paylaşmakta olduğu görülmüştür.
İÖ 1000 yılından sonra kalma mumyalarda bulunan ekose kumaşlar da,
Avrupa'nın Avusturya Alpleri'nde Hallstatt'ta bulunan en eski
ekoselerine şaşırtıcı bir benzerlik göstermektedir. Elizabeth Barber,
Avrupa ve Tarım ekoselerinin bu tür kumaşların en eski örneklerinin
bulunduğu Kafkaslar'ın kuzeyinde ortak bir uzak kökeni paylaştıklarını
ileri sürmüştür.
Toharlar, Hindikuş Dağları ile Ceyhun Irmağı arasında eski bir ülke
olan Toharistan'a (Baktriane: Bugün Afganistan'ın ve Özbekistan ile
Tacikistan topraklarının bir bölümü) adını veren eski bir halk olarak
bilinir. Toharlar, Hunlar tarafından İÖ 3. yüzyılda batıya sürülen ve
Çinlilerdin Yüeçi dediği halkla birlikte, kendi adlarını verdikleri
bölgeye yerleştiler, buralara egemen oldular ve egemenliklerini
Kushanlar olarak bilinen toplulukla birlikte Kuzeybatı Hindistan'a
doğru genişlettiler.
Kushanlar'ın etkisiyle Budacılığı benimseyen Toharlar'ın egemenliği, 5.
yüzyılda bölgeye Akhunlar'ın gelmesiyle son buldu. Tarım vahalarının en
eski topluluklarından olan Toharlar, gelenekleriyle kendilerinden sonra
Toharistan'da kurulan Kushan ve Akhun devletleri ile Türk hanlıklarını
da etkilemişlerdir.
Tohar dillerinin diğer Hint-Avrupa dillerinden çok erken bir tarihte
ayrıldığı, Hint ve İran dilleri konuşan komşularından ayrı olarak
geliştikleri anlaşılmaktadır. Bu Toharların atalarının ÎÖ 4. binyılın
ortalarında Kafkas ırkından bir grubun Volga-Ural bölgesinden doğuya
doğru yapılan büyük göçün bir parçası olduğu iddia edilmiştir.
Afanasevanlar olarak bilinen bu insanlar, Sincan'ın kuzeyindeki Altay
Dağları ile Minusinsk Havzası'na yerleşmişlerdir. Afanasevanlar'ın
Tarım Havzası'na yerleşmek üzere İÖ 2000 yıllarında güneye göç etmiş
olduklarını gösteren bazı kanıtlar da vardır.
Bu model her ne kadar kanıtlanmamışsa da, aslında Avrupa'dan gelen bir
halk tarafından konuşulan bir Hint-Avrupa dilinin, Tarım Havzası'nın
batısına kadar nasıl gittiğini gösteren ilginç bir açıklamadır. Böyle
bir hareket en eski mumyalar için de bir dil kimliği sağlayacaktır.
 
(Solda) Tarım Havzası'nın en eski Tunç Çağı yerleşimcileri olan
Kavrighul kültürü, Sibirya'nın Afanasevo kültüründen gelmiş olabilir.
(Sağda) Bezeklik'ten bir Tohar keşişi (solda) resmi (İS 9-10.
yüzyıllar).
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Malatya

Eskişehir

Myra (Demre, Kale)

Tavuk

Kavimler Göçü

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|