|
|
|
Polinezyalıların Anavatanı |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
43 |
Zaman: 30.000 yıl önce- İS, 1200
Mekân: Pasifik
Bilebildiğimiz kadarıyla Proes ya da Pahee's adını verdikleri bu
teknelerle, bu insanlar, bu denizlerde adadan adaya yüzlerce mil
dolaşmaktadırlar, Güneş gündüzün, Ay ve yıldızlar da gecelen pusula
işlevini görmektedir. KAPTAN JAMES COOK, 1769
Kaptan Samuel Wallis, HMS Dolphin gemisiyle 17667da yoğun bir sabah
sisi içinde Tahiti adasına yaklaşmaktaydı. Sis dağılınca gemisinin uzun
boylu, "sağlam yapılı" savaşçılarla dolu düzinelerce kanoyla çevrili
olduğunu gördü. Tahiti çok geçmeden Avrupa'da, uzak bir tropik cennet
olarak tanındı.
Burada kadınlar güzeldi, yoksulluk diye bir şey yoktu, insanlar soylu
vahşi türünün en üstün örnekleriydi. Ancak daha aklı başında bir
gözlemci olan Kaptan James Cook adayı 17697da ziyaret ettiğinde, o
günden beri bilimadamlarım şaşkına çeviren bir soruyu ortaya attı:
Tahitililer bu ıssız yurtlarına nereden gelmişlerdi? Yalnızca basit
kanoları olan ve metali bilmeyen bu insanlar, açık okyanusları nasıl
aşıp da Büyük Okyanus'un en uzak adalarına yerleşmişlerdi?
Cook'un, Polinezyalılar'ın daha batıdan geldiklerinden kuşkusu yoktu.
Âdeta bir kâhin gibi şöyle yazıyordu: "Onları ada ada izleyerek, Doğu
Hint Adaları'ndan geldiklerini saptayabiliriz." Büyük İngiliz denizcisi
Tupaia adında bir yerel kanocu ile konuşarak kendisine kaptanların çok
uzaktaki ıssız adalara nasıl gittiklerini sordu. Tupaia pusula olarak
güneşi ve yıldızları nasıl kullandıklarını anlattı.
Cook, PoImezyalılar'ın yüzlerce mil alize rüzgârları altında
gidebilmelerine şaşınca Tupaia batı rüzgârlarının Kasım'dan Ocak ayına
kadar estiklerini ve kanoların o aylar içinde rüzgâr yönünde gayet
hızlı yol aldıklarını söyledi.
Tupaia, zihninde Polinezya'nın görüntüsünü taşıyordu. Adaları, her
birine kaç günde gidileceğini ve yönlerini sıralayınca Cook bunları
kabataslak bir haritaya yerleştirdi. Çağdaş bilimadamları, Tupaia'nın
kuzeydoğuda Markiz Adaları, doğuda Tuamotus, güneyde Austral (Tubai) ve
güneybatıda Cook Adalarıyla sınırlı bir alanı tanımlayabildiğine
inanmaktadırlar.
Batıdaki Fiji ve Samoa adaları bile adamın aklındaydı ki, bu Avustralya
ya da Birleşik Devletler kadar bir bölgenin akılda tutulan haritası
demekti. Kaptan James Cook, Yeni Zelanda'ya giderken, Polinezya
yöntemlerini izleyebilmek için Tupaia'yı da kendisiyle birlikte gelmeye
ikna etti. Ama ne yazık ki, Endeavour Güneydoğu Asya'dayken Tupaia
hastalanıp öldü.

Uzun mesafeli yolculukların başladığı Polinezya'da, Raiatea Adasında Tuputaputia'da restore edilmiş eski bir marae (tapınak).
VARSAYIMDAN DENEYE
Cook'tan sonraki kâşifler, Tahitili denizcilerle görüşmemişlerdir. Pek
çok masabaşı araştırmacısı, Pasifik Adalarının rüzgârın etkisiyle
kıyıdan çok uzaklara sürüklenmiş kanolar tarafından iskân edildiğini
kabul etmiştir. Ancak 1965'te İngiliz David Lewis, Mikronezya'nın
Caroline Adaları'nda yaşlı kano kaptanlarıyla karşılaşmıştı.
Lewis onlardan, karadan çok uzaklara gitmek için önemli yıldızları
izlemeyi, dalgaların yönünü, uzak kıyılara çarpıp dönen dalgaları
tanımayı, deniz ve kara kuşlarının uçuşlarını izleyerek çıkış
noktalarından çok uzaktaki adalara nasıl gittiklerini öğrendi. Bu
denizciler denizin ve gökyüzünün aynı işaretlerini kullanarak evlerine
sağ salim dönebiliyorlardı.
Lewis hızla kaybolmakta olan bir sanatı korumaya kararlı olarak Avrupa
yapımı okyanus yatını, yalnızca bir yıldız haritası ve yardımcı olarak
Polinezyalı bir denizci ile Cook Adalarından Yeni Zelanda'ya kadar
götürdü. Lewis 1970'lerde de Caroline Adaları kılavuzlarının yanına
çırak olarak girdi.
Böylece varsayım, yerini deneyime bırakmış oldu. Antropolog Ben Finney
1960;lı yılların sonunda eski çağların Polinezya kanolarının
benzerleriyle uzun süreli deneylere başladı. Finney7in ilk teknesi
Naleiha, Hawaii kraliyet kanosunun 12 metrelik bir kopyasıydı.
Hawaii7nin rüzgârlı sularında yapılan deneyler teknenin rüzgârla yol
alabileceğini gösterince Finney, Büyük Okyanus Adalarında kullanılan
kano tasarımlarını birleştirerek yaptırdığı bir kanoyla Hawaii7den
Tahiti'ye gidip gelmeye karar verdi. Hawaii7li Kerb Kawainui Kane
tarafından tasarlanan Hokule'a çifte gövdeli, iki yengeç kıskacı
biçimli yelkenli 19 metrelik bir tekneydi.
Finney, Mikronezyalı denizci olan Mau Piailug ile çoğunluğu
Hawaii'lilerden oluşan bir mürettebatla 1976'da Hawaii'den Tahiti'ye
gidip döndü. Bu yolculuğun ardından yalnızca yerli kılavuzlar
kullanarak adalar çevresinde iki yıllık bir yolculuğa çıktı.
Hokule'a'nın deneyleri sayesinde eski Polinezya seyir becerileri artık
sonsuza kadar korunmaya alınmıştır.

Hawaii çifte gövdeli kanosunun modern kopyası olan Hokule'a. Geleneksel
seyire duyulan ilgi Hokule'a'yı ve diğer tekneleri eski kano
rotalarında yolculuklara sürüklemiştir.
ESKİ GÖÇLER
Arkeologlar ve dilciler de buralardaki eski göçlerin izlerini
araştırmışlardır. 77 Austronezya dilinin yakınlarda yapılan bir
İncelemesinde, buralardaki adaların sakinlerinin kökenlerinin Taiwan
olduğu anlaşılmıştır. Bunlar adadan adaya atlayarak Filipinlerde ve
Yeni Gine'ye, oradan Tahiti, Hawaii, Yeni Zelanda'ya ve Paskalya
Adası'na geçmişlerdir.
Bu karmaşık yolculuğun 2000 yılı aşkın bir süre sürdüğü tahmin
edilmektedir ki, tarih öncesi terimlerle bu yalnızca bir göz kırpma
zamanı demektir, insanlar Solomon Adaları'na en az 28.000 yıl önce
yerleşmişlerdir.
5000 yıl öncesinde çok geniş bir değiş tokuş ağı deniz kabuklarını,
obsidyeni (volkanik cam) ve diğer maddeleri Asya kıtasının içinden
ortadaki adalara kadar getirmiştir. Bu insanları kendilerine özgü
"Lapita" çömleklerinden izleyebiliriz ki, bu da Yeni Gine açıklarındaki
Bismarck Takımadalarında gelişmiş olabilir. Ama 10 birinci binyılda
Fiji kadar doğuda bulunduğu tespit edilmiştir.
Okyanusa dayanıklı çifte gövdeli kanolar ve taro gibi kolay depolanan
bitki kökleri ufkun ötesindeki birbirlerinden yüzlerce mil uzaklıktaki
adalara ziyareti mümkün kılmıştır. Kendisi de denizci olan Yeni
Zelandalı arkeolog Geoffrey Irwin, bilgisayar modellerini ve kendi
yolculuklarını kullanarak denizaşırı yolculukların sistematik olduğunu,
bilerek gerçekleştirildiğini ve okyanus ve gökyüzü bilgisine
dayandığını göstermiştir.
Kılavuzluk sisteminin kuşaktan kuşağa geçmesi nedeniyle denizcilerin
başarıları şaşırtıcı olabilir ama hiç de esrarengiz değildir.
Mikronezya ve Doğu Polinezya IS l. yılda Fiji'den başlayarak son 2000
yıl içinde iskân edilmiştir. Tahiti'ye 800, Hawaii'ye 600, Paskalya
Adası'na 300 ile 400 ve Yeni Zelanda'ya 1000 yılında yerleşilmiştir. Bu
yolculuklar!;) çağdaş insanın dünyaya 150.000 yıl süren yayılmasının
son bölümü de tamamlanmış oluyordu.

Büyük Okyanus'ta ilk insan yerleşimi açık deniz kanolarının
sağlamlığına ve kolay depolanabilir yiyeceğin bulunmasına bağlıydı.
Denizciler, Melanezya adalarına 30.000 yıl önce erişmişlerse de, uzak
adalar ancak son 3000 yılda iskân edilmiştir.

Büyük Okyanus denizcileri sanatlarını büyüklerinden denizlerde
öğrenmişler, yıldızların hareketini ezberlemişler ve adalarla
takımyıldızları gösteren basit çıta haritalar kullanmışlardır.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Etrüsk Alfabesi

Bilim Tarihinde İlkler

Tümülüs Mezarları

Artvin

Pirin Mağarası

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|