|
|
|
İndus Yazısı |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
46 |
Zaman: İÖ 2500-1900
Mekân: Pakistan/Hindistan
İndus vadisi mühürlerini kontrollü realizmin küçük şaheserleri ve
boylarıyla oranlanamayacak devasa güçlü ama bir bakıma da ona tümüyle
bağlı olarak tanımlamak bir abartma olmayacaktır. SIR MORTIMER WHEELER,
1953
İndus Vadisi Uygarlığı, Büyük İskender zamanında bile çoktan
kaybolmuştu. İskender'in elçisi Aristoboulos bölgeyi İÖ 326 yılında
ziyaret ettiğinde "İndus Nehri yatağını değiştirdikten sonra binden
fazla köy ve kasabanın terk edildiği bomboş bir ülke" bulmuştu.
İndus uygarlığı, tarih kayıtlarında bir daha 2000 yıldan fazla bir süre
yer almamıştır. 1920'lerin başında Hintli bir arkeolog, İskender'in
Hindistan'dan çekilirken inşa ettirdiği söylenen zafer sütunlarım
ararken Mohenco-daro'daki (şimdi Pakistan'ın Sind eyaleti) höyük
yıkıntısının asıl önemiyle karşılaştı.
Onun keşfi ve şimdi Pakistan olan 560 kilometre ilerideki Harappa'da
benzer bir keşif, kayıtlı Hint uygarlığını bir darbede iki katı
uzunluğuna çıkaracak, Ashoka'daki ÎÖ 250 yılındaki imparatorluk
kitabelerinden İÖ 2500 yılına götürecekti. Hindistan Arkeolojik
Araştırmaları Genel Müdürü Sir John Marshall başkanlığında bir heyet,
hemen her iki yerde kazılara başladı.
Son seksen yıldır onlar ve onları izleyenler, Pakistan'da ve Kuzeybatı
Hindistan'da Avrupa'nın yaklaşık dörtte biri kadar bir alanda, İÖ 3.
binyılın eski Mısır ve Mezopotamya imparatorluklarından daha büyük bir
alanda İndus Vadisi uygarlığına ait 1500 mekânı ortaya çıkardılar.
Bunlardan çoğu köy ise de, beş tanesi büyük kentlerdi.
Indus uygarlığının doruk noktası olan ÎÖ 2500 ile 1900 yılları arasında
Mohenco-daro ve Harappa, Mısır'da Memphis ve Mezopotamya'da Ur gibi
kentlerle kıyaslanacak kentlerdi. Bunlarda büyük piramitler, saraylar,
heykeller, mezarlar ve altın yığınları yoktu ama gayet iyi planlanmış
sokakları ve çok ileri kanalizasyon sistemi 20. yüzyılın kent
planlamacılığıyla kıyaslanabilirdi.
Süs eşyalarından bazıları ise -ta Ur kral mezarlığı kadar uzaklarda
bile bulunan uzun, delikli akik bocuklar gibi- güzellik ve teknik
gelişmişlikleri bakımından firavunların hazineleriyle rekabet
edebilirdi. İndus Vadisi sakinlerinin yaşantılarını anlayışımızdaki bu
ilerleme onların düşünceleri konusunda ancak tahmin yürütebilmemiz
utandırıcı gerçeğini vurgulamaya yardımcı olmuştur:
Çünkü yazıları henüz çözülememiştir. Mısır hiyerogliflerinin ve
Mezopotamya çivi yazısının aksine İndus yazısı duvarlarda, mezarlarda,
heykellerde, dikilitaşlarda, kil tabletlerde ya da papirüslerde değil,
yalnızca Mohenco-daro, Harappa ve diğer kentlerin bina ve sokaklarında
dağınık halde bulunan mühür taşlarında, çömleklerde, bakır tabletlerde,
bronz aletlerde, fildişi ve kemik çubuklarda görülmektedir.
(Hindistan'da geleneksel olarak kullanılan palmiye yaprakları gibi
kolay bozulabilen malzemeye de yazılmış olabileceği kuşkusuzdur.) Mühür
taşları, yazıların en çok bulunduğu nesnelerdir ve yontuculuk stili ve
zarafetleriyle bir kere görüldü mü asla unutulmayacak parçalardır.

(Solda) İndus Vadisi uygarlığının buluntu yerleri Avrupa'nın dörtte
biri kadar bir alanı kaplamaktadır. (Sağda) "Proto-Şiva": Bu İndus
mührü baskısı çok sonraların Hindu tanrısı Shiva'nın habercisi olabilir.
Bilinen 3700 yazılı nesnenin yüzde 60'ı mühürlerdir, ancak bunların da
yüzde 40'ı benzer oldukları için dili çözecek kimsenin elinde sanıldığı
kadar fazla bir malzeme yoktur. Kenar uzunluğu 19-32 mm arasında
değişen kare biçimli mühürlerin arkasında taşımaya ve asmaya yarayan
delikli birer çıkıntı vardır. Mühürlerin ön yüzlerinde ise ince çelik
kalem ve delgiyle eşsiz güzellikte oyma resimler yapıldığı da
görülmüştür.
1990'larda bir miktar daha mühür bulunmuşsa da bu fazla bir şey
sayılmaz. Yazılı mühürlerdeki yazılar özellikle çok kısadır: Ortalama
bir mühürde, bir satırda dört karakter vardır, en uzun metin 26
karakterden oluşur ve toprak üçgen prizmanın üç yanına dağılmıştır.
Mühür taşlarının çoğuna karakterlerin yanı sıra hayvan resimleri de
kazınmıştır.
Bunlar genelde bildik hayvanların resimleridir: Suaygırı, fil, kaplan,
bufalo gibi (ama ilginç olan maymun, tavuskuşu ya da kobra
olmamasıdır). Ama tek boynuzlu at gibi fantastik olanlar da vardır.
Kimi yoga pozisyonunda oturan insan biçimli yaratıklar tanrı ya da
tanrıçalar olabilirler.
Başta Marshall olmak üzere çeşitli araştırmacılar bu figürlerin iki bin
yıl sonra Sanskrit metinlerinde ilk kez sözü edilen Hindu tanrılarının
öncüleri olduğunu iddia etmişler, hatta Marshall bunlardan birine
"Proto-Şiva" adını vermiştir.

İndus yazısının yönü konusundaki kanıt. Bu iki mühür baskısı sağdan sola okunmaktadır.
SİMGE KANITI
İndus yazısını çözmek için yüzden fazla ciddi ve bilimsel temelli
girişim olmuş ve özellikle önde gelen İndus yazısı bilgini Asko Parpola
başta olmak üzere, bütün metinleri toplama, kataloglama ve yayımlama
alanında çok önemli çalışmalar yapılmışsa da, ortak bir çözüm konusunda
fazla bir fikir birliği yoktur. Girişimlerde o kadar radikal
farklılıklar vardır ki -biri îndus simgelerini Mısır hiyeroglifleriyle,
bir diğeri Paskalya Adası rongorongo yazısıyla kıyaslamaktadır-
bunların ortak noktaları hemen hemen yok gibidir.
Kesin ya da yüksek derecede olası olan şey yazma ve okumanın yönü, yazı
sistemindeki simgelerin yaklaşık sayısı, bazı rakamların tanımı ve bazı
metinlerin kelimelere ayrılabildiğidir.
Önemli bir ilk nokta, mühür baskısının okunmak için olduğudur
(karakterler doğal olarak terstir). Ancak eldeki mühürler, mühür
baskılarından çok olduğundan burada kuşkulu bir nokta vardır.
Mühürlerin çoğunun aşınmış olmaması bunların belki de kullanılmayıp
kimlik "kartları" ya da hatta muska gibi taşındıklarını da akla
getirmektedir.
Ancak metal aletlerde ve çömlekler üzerinde doğrudan okunmak için
yazılmış yazılarla, mühürlerdeki yazıların aynı sırayı ve yönü takip
etmelerinden mühür baskısının okunduğunu anlıyoruz. Burada gösterilen
resimlerin hepsi mühür baskılarıdır.
Yazının yönüne gelince, burada en güvenilir kanıt yazılardaki
boşluklardır. Kısa bir satır sağ kenardan başlayıp sol kenarda bir
boşluk bırakmışsa bunun sağdan sola yazıldığı varsayılabilir. Eğer sol
kenarda bir sıkışıklık oluyorsa yine aynı sonuç çıkarılabilir. Bir
mühürde okuyan üst sağ köşede başlamış, mührü saat yönünde iki kere
90'ar derece çevirmişti ve üçüncü kenar ile dördüncü kenarın tümü
boştu, îndus yazısının yönü normal olarak mühür baskılarına göre sağdan
solaydı.
Simgelerin sayısı olarak kabul edilen rakam 425 (artı-eksi 25)'tir. Bu
anlamlı bir rakamdır. Temel simgelerin fonetik olup, Lineer B'de olduğu
gibi heceleri temsil ettiği hecesel bir yazı sistemi için çok fazla,
binlerce simgenin her birinin Çin dilinde bir kavramı ya da kelimeyi
temsil ettiği Çince gibi yüksek düzeyde logografik bir yazı için çok
azdır.
Buna en yakın kıyaslama herhalde 500 simgeli Hitit hiyeroglifleri ve
600 küsur simgeli Sümer çivi yazısıdır. Bu nedenle pek çok bilimadamı,
fonetik hecelerin simgelerini teşhis etmekte fazla bir ilerleme
kaydedilmemişse de, İndus yazısının Batı Asya'daki çağdaşları gibi
simge-heceli yazı olduğunda hemfikirdirler.

İndus Vadisi uygarlığının iki önemli kentinden biri olan Mahenco-daro'da Büyük Hamam.
HANGİ DİL?
Bunlara karar verebilmek için İndus Vadisi uygarlığında hangi dilin
konuşulduğunu ve kitabelerde yazıldığını bilmek gerekir. Eğer bu dilin
başka bir dille akrabalığı olmadığı olasılığını bir yana bırakırsak
(kültürel sürekliliğin özellikle güçlü olduğu Hint yarıkıtası için bu
mantıklı bir varsayımdır), akraba diller için iki güçlü aday vardır:
Proto-Hint-Âri (Sanskrit) ve Proto-Dravid, yani Kuzey ve Güney
Hindistan'ın iki büyük dil ailesinin atası. (Başlıca Hint-Âri dili olan
Sanskrit Kuzey Hindistan'daki modern dillerin çoğunun kök dilidir.)
Günümüzdeki Dravid Dili'ni konuşanlar, îndus Vadisi'nden uzakta, hemen
hemen yalnızca Güney Hindistan'da yaşadıklarından, coğrafi açıdan
proto-Hint-Âri dilinin Dravid Dili üzerinde bir üstünlüğü vardır. Ancak
Kuzey Hindistan'a Hint-Âri "istilası"nın îndus Vadisi uygarlığının
ortadan kaybolmasından sonra, ÎÖ 2. binyılda gerçekleştiği düşünüldüğü
için Proto-Dravid Dili, tarihi nedenlerle daha gözdedir.
Bu iddiayı destekleyen bir şey de Kuzey Hindistan'da Dravid dilleri
cepleri olmasıdır. Bu dillerden biri olan Brahui Dili'ni konuşan
300.000 göçebe Belucistan'da (Batı Pakistan) îndus Vadisi'nin çok
yakınında yaşamaktadırlar. Bu Dravid Dili konuşanlar herhalde bir
zamanlar Kuzey Hindistan'da çok yaygın olan ve sonra Hint-Arileri'nin
gelmesiyle kaybolan bir Dravid kültürünün kalıntılarıdır.
Bu nedenle bilimadamlarının çoğu proto-Dravid varsayımını kabul
ederler. Bunlar Eski Tamilce, Telugu, Malayalam ve Kannada gibi eski
Dravid dillerin kelimeleri ile îndus mühürlerinin ikonografik simge ve
resimleri arasında mantıklı bağlar aramaktadırlar ve bunda da İndus
Vadisi uygarlığına ait arkeolojik kanıtlardan, Dravid uygarlığı ve dini
inançlarına ilişkin kültürel kanıtlardan yararlanmaktadırlar. Bu yöntem
aslında varsayıma dayanmaktaysa da, simgelerden bazıları için ilginç
"çözüm"ler ortaya atılmıştır ki, bu da eğer yeni yazıtlar günışığma
çıktığı takdirde denebilecektir.

Hint yarıkıtasının başlıca iki dil ailesi: Hint-Arice (beyaz alanlar) ve Dravid Dilleri (Brahui dili dahil).
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Kommagene Krallığı

Colossae

Konya Mağaraları

Aydın Afrodisyas Antik Kenti

Gerga

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|