|
|
|
Alfabenin Doğuşu |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
22 |
Zaman: İÖ 2. binyıl başları
Mekân: Mısır ya da Filistin
insan alfabetik yazının nasıl başladığı konusunda hep meraklı olmuştur.
"Tarihin babası" Herodotos, Fenikelilerin Yunanistan'a Kadmos adında
bir adamla geldiklerini, yazıyı ve diğer sanatları onların getirdiğini
yazar. JOSEPH NAVEH, 1975
Yazının kökeni muammalarla doluysa da, ilk alfabe bilmecesi hepsinden
şaşırtıcıdır. Bunun eski Yunanlılar yoluyla modern dünyaya eriştiği iyi
bilinmektedir -alfabe kelimesi Yunan dilinin ilk iki harfi olan alfa ve
beta'dan türemiştir- ama alfabenin Yunanistan'da ilk kez nasıl ortaya
çıktığı, Yunanlılar'ın sesli ve sessiz harflere harf eklemeyi nasıl
akıl ettikleri ve daha da temelde, ilk alfabe fikrinin İÖ 2. binyılda
Akdeniz'in doğu ucundaki Yunan-öncesi topluluklarının akıllarına nasıl
geldiği konusunda hiçbir bilgimiz yoktur.
Bilimadamları bu sorulara yaşamlarını adamışlarsa da, elde edilen
kanıtlar kesin sonuca varmayacak kadar azdır. Alfabe Mezopotamya (çivi
yazısı), Mısır (hiyeroglif) ve Girit yazılarından mı (Lineer A ve B)
çıkmıştır? Yoksa bilinmeyen bir tek kişinin aklına "öylece" mi
gelmiştir? Ve alfabe neden gerekli görülmüştür?
Bu, en yakın olasılık gibi gözüken, ticari bir zorunluluk muydu? Diğer
bir deyişle, ticaret, Babil çivi yazıları ve Mısır hiyerogliflerinde
daha kolay bir alışveriş kayıt yolu mu gerektirmişti? Ya da Akdeniz
çevresinde birbirleriyle ticaret yapan çeşitli imparatorlukların ve
grupların dillerini yazmanın kolay bir yolu olduğu için mi?
Eğer öyle ise, Yunanistan'ın ilk alfabetik kitabelerinde ticaret ve
alışveriş konusunda hiç iz olmaması şaşırtıcıdır. Gerek bu gerek diğer
fikirler bazı araştırmacıları Yunan alfabesinin İÖ 8. yüzyılda
Homeros'un sözlü destanlarını kaydetmek için icat edildiğini söylemeye
götürmüştür.
 
(Solda) Suriye'de Halep'te çağdaş bir çarşı. Alfabe eski Filistin,
Lübnan ve Suriye'nin pazarlarında ülkelerarası ticareti, çok dilli
pazarlığı ve kayıt tutmayı kolaylaştırmak ihtiyacından mı doğmuştur?
(Sağda) Dünyanın ilk alfabetik yazısı bu mu? Mısır'da Vadi el-Hol'dan
İÖ 1900-1800 yıllarına ait bir kitabe.
EFSANEDEN VARSAYIMA
Kanıt yokluğunda boşluğu anekdotlar ve efsaneler doldurmuştur.
Yetişkinlerin varolan yazılarındaki önyargılara ve çıkarlara sahip
olamayacakları için sık sık çocukların alfabenin mucitleri olduğu da
söylenmiştir.
Bir olasılık da, Kuzey Suriye'de çivi yazısı öğrenmekten bıkan parlak
zekâlı bir Kenanlı çocuğun Mısır hiyerogliflerinde tek sessiz harfleri
temsil eden az sayıda sembol fikrini alıp kendi Sami dilinin temel
sessiz harfleri için yeni simgeler icat etmiş olmasıdır.
Belki de bunları ilk kez eski bir sokağın tozları arasına çizmiştir:
Basit bir ev resmi, Sami "beth"i (alfabenin "be"si) "b" simgesi
olmuştur. How The Alphabet Was Made'de [Alfabe Nasıl Yapıldı!} Rudyard
Kipling'in çocuk kahramanı Taffimai "ses-resimleri" adım verdiği şeyler
çizer. A harfi ağzı açık bir sazanbalığıdır.
Taffimai babasına bunun "ah" sesi çıkardığında açık ağzına benzediğini
söyler. O harfi yumurta ya da taş biçimlidir ve babasının "oh" dediği
zaman ağzının aldığı biçimdir. S harfi yılana benzer ve yılanın
çıkardığı tıslama sesinin karşılığıdır: Taffimai işte böyle olmayacak
bir tarzda bütün alfabeyi tamamlar.
Ortaya çıkan Kuzey Sami Alfabesi'nden, Fenikeliler'in,
İsmailoğulları'nın ve Aramiler'in siyasal yönden güçlenmeleriyle ve
ticaretin de gelişmesi sonucunda Kenan, Arami, Güney Sami alfabeleri ya
da Seba ve Yunan alfabeleri ortaya çıktı.
Batı dünyasının alfabeleri ise Yunan alfabesi yoluyla, büyük bir
olasılıkla Fenike alfabesinin gelişmesiyle oluşacaktı. Şair William
Blake Jerusalem'de şöyle yazar: "Tanrı... esrarengiz Sina'nın korkunç
mağarasında/ İnsana o harika yazı sanatını verdi." British Museum'daki
küçük bir sfenks Blake'in en azından alfabenin yeri konusunda haklı
olduğunu göstermişti.
Sfenks 1905'te Mısırbilimci Sir Flinders Petrie tarafından uygarlıktan
çok uzak bir köşede, Sina'da Serabit-el-Hadim'de bulunmuştu. Petrie,
Mısırlılar zamanında işletilen eski turkuvaz madenlerinde kazılar
yapıyordu. Sfenks'in 18. Hanedan'ın ortalarına ait olduğunu tahmin
ettiyse de, günümüzde İÖ 1500 yılından kaldığı düşünülmektedir. Bir
yanında garip bir yazı vardır.
Öteki yanında ve ön ayakları arasında yine yazılar ve "turkuvazın
hanımefendisi, Hathor'un sevgilisi" olarak okunan Mısır hiyeroglifleri
yer alır. Bu ıssız yerin kayaları üzerine şunlara benzeyen başka
yazılar da kazınmıştı:

Petrie, bulunan yazının 30'dan az simgeden ibaret olduğu için bir
alfabe olduğunu tahmin etti. Bu madende çoğunlukla köle olarak
Kenan'dan (günümüzdeki İsrail ve Lübnan) gelen Samiler'in çalışmış
olduğunu bildiği için yazıda kullanılan dilin bir Sami dili olduğunu
düşündü.
On yıl sonra başka bir Mısırbilimci olan Sir Alan Gardiner,
"proto-Sinaitik" simgeleri dikkatle inceledi ve bazıları ile Mısır
hiyeroglifleri arasında benzerlikler olduğunu gördü. Gardiner, her
simgeye, simgenin Mısır dilindeki anlamının Sami dilindeki kelime
karşılığını verdi (Kitabı Mukaddes araştırmalarından çok sayıda Sami
kelimeleri biliniyordu):

Bu Sami adların, İbrani alfabesindeki harflerin adlarıyla eş olması
Gardiner'i şaşırtmadı. İbraniler'in İÖ 2. binyılın sonlarında Kenan
bölgesinde yaşadıkları biliniyordu. Ancak adların aynı olmasına rağmen,
İbrani harflerinin biçimlerinin proto-Sinaitik simgelerden farklı
olması bu iki yazı arasındaki bağlantının çok açık ve kesin olmadığını
göstermektedir.
Gardiner'in varsayımı ona Serabit el-Hadim sfenksindeki yazılardan birini çevirme olanağı vermiştir:

İngilizce çeviriyazıda bu simgeler, sesli harfleri çıkarılmış "Baalat"
olacaktır, İbrani ve diğer Sami dilleri yazılarında sesli harf
bulunmaz, okuyanlar dili bildikleri için sesli harfleri tahmin ederler.
Gardiner'in okuduğu yazı mantıklıydı: Baalat, "Hanım" demektir ve Sina
bölgesinde, tanrıça Hathor'un Sami dilindeki adıdır. Böylece sfenks
üzerindeki yazı iki dilli olarak görünmektedir.
Ancak malzeme eksikliği ve proto-Sinaitik simgelerden çoğunun
hiyerog-lifik karşılıkları olmadığı için daha fazla bir çözüm mümkün
olmamıştır. Bilimadamlarının, bu çizgilerde Çıkış hikâyesini bulma
umutları kırılmıştır. Ancak Musa'nın da On Emir'i taş levhalara yazmak
için proto-Sinaitik yazıya benzer bir yazı kullanmış olması mümkündür.
Gardiner'in 1916'da yaptığı tahminin doğru olup olmadığını hâlâ
bilemiyoruz. Petrie'nin Sina'daki keşiflerden onlarca yıl sonra yazının
Mısır hiyeroglifleri ile ilk alfabeler arasındaki "kayıp halka" olduğu
düşünülmüştü. (Bunlar Suriye kıyısında bugünün Ras Şamra'sı olan
Ugarit'te İÖ 14. yüzyılda kullanılan 30 simgeli çivi yazısı alfabesi ve
Kenan'da Fenikeliler'in İÖ 2. binyıl sonlarında 22 sessiz harfli
alfabeleridir.)
Ancak Sina'da ıssız bir madende çalışan -ve herhalde cahil olan-
işçiler bir alfabe yaratmış olabilirler mi? Lübnan ve İsrail'deki daha
sonraki keşifler alfabenin Sinaitik kuramının romantik bir hikâye
olduğunu göstermiştir.
İÖ 17. ve 16. yüzyıl tarihlerinden kalma olduğu saptanan bu yazılar, o
zaman Kenan topraklarında yaşayan insanların alfabeyi icat ettiklerini
göstermektedir ki, bu da mantıklı olacaktır. Bunlar Mısır, Hitit, Babil
ve Girit imparatorluklarının yol kavşaklarında yaşayan kozmopolit
tüccarlardı.
Varolan bir yazı sistemine bağlı değillerdi, öğrenmesi kolay, yazması
hızlı ve fazla karışık olmayan bir yazıya ihtiyaçları vardı. Her ne
kadar kanıtlanmış değilse de, (proto-) Kenanlılar'ın alfabeyi ilk
kullananlar olmuş olmaları mümkündür.

(Solda) İlk alfabe muamması. 1905'te Sina'da bulunmuş bir sfenkste, ilk
alfabe olduğu sanılan, Mısır hiyeroglifleriyle akraba proto-Sinaitik
simgeler vardır. Bunları Kenanlı Sami madenciler kazımıştır. Alfabe
Mısır'da mı, yoksa Filistin'de mi doğmuştur? (Sağda) Rudyard Kipling'e
göre alfabenin doğuşu.
MISIR'DAN YENİ KANITLAR
Ancak son zamanlarda eski Mısır'daki yeni keşiflerle durum iyice
karışmıştır ve şimdi Gardiner kuramının elden geçirilmiş bir şekli
mümkün görünmektedir. Yale Üniversitesi'nden arkeolog John Co-leman
Darnell ile karısı Deborah, 1999'da Güney Mısır çölünde eski seyahat
yollarını araştırırken Thebes'in batısında Vadi el-Hol'da alfabetik
yazıyı andıran örnekler bulduklarını bildirmişlerdir. Yazının tarihi ÎÖ
yaklaşık 1900-1800'dür ki, bu da Lübnan ve İsrail'deki kitabelerden çok
daha önce olmasıyla en eski alfabe yazısı olduğunu gösterir.
İki kısa metin, bir Sami yazısıyla yazılmıştır ve uzmanlara göre
harfler Mısır yazısının yarı-bitişik yazı biçimine benzemektedir.
Yazarın bir grup paralı askerle dolaşan bir katip olduğu sanılmaktadır
(firavunlar hesabına çalışan pek çok paralı asker vardı).
Eğer bu kuram doğruysa, o zaman alfabe fikrinin Mısır
hiyerogliflerinden esinlendiği ve Filistin'de değil, Mısır'da icat
edildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu yeni kanıtlar da kesin değildir ve
başka kitabelerin aranmasına devam edilmektedir. Alfabenin kökeni (ya
da kökenleri) muamması henüz çözülmemiştir.
Türkçe'nin alfabelerine göz atacak olursak, çok farklı alfabeler
kullanıldığını görürüz. 5-6. yüzyıllarda kullanılan Göktürk yazısı,
Cermenler'in kullandığı rünik alfabeye benzer. 8-15 yüzyıllar arasında
kullanılan Uygur yazısı, Arami alfabesinden türeyen Soyal yazısının son
biçimlerinden biridir. Uzun süre Arap alfabesiyle yazılan Türkçe,
Türkiye devletiyle birlikte Latin alfabesiyle yazılmaya başlanmıştır.

Pek çok dilin ülkesi: Alfabenin doğduğu İÖ 1500 yıllarında Ortadoğu.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Saltuklular

İasos

Artuklular

Uşak

Kalamaki (Kalkan)

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|