|
|
|
Maya Uygarlığı'nın Çöküşü |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
338 |
Zaman: 900 yılları
Mekân: Orta Amerika'nın Güney Maya Ovası
İnsan tasarımlarının dağıtılması işte böyle oldu. insanlar devrildiler,
yerlerde sürtündüler. Yüzleri ve ağızları paramparça edildi. POPOL VUH,
16. YÜZYIL
Mezoamerika'nın eski Mayalar'ı, bütün Amerikan uygarlıklarının en
gösterişlisi ve uzun ömürlüsüydü. Bir zamanlar mütevazı köy çiftçileri
olan Mayalar tropik ülkelerini güçlü lordlar tarafından yönetilen
site-devletlere dönüştürmüşlerdi.
İsa'dan önceki son birkaç yüzyılla 900 yılı arasında Maya uygarlığı
Meksika'nın güney ovaları ile Guatemala ve Honduras'ta gelişmişti.
Copan, Palenque ve Tikal gibi saldırgan site-devletler büyük
hanedanların yönetimindeydi ve bunlar yönetici ve şaman, insanlar,
atalar ve tanrılar arasında aracılar olarak hüküm sürüyorlardı. Bu
insanlar kendilerini Dünya Ağaçları, insanların manevi dünya ile
iletişim kurabildiği araçlar olarak görmekteydiler.
Bir Maya lordu laik bir hükümdardan çok daha fazla bir şeydi. Ailesine
ve küçüklü büyüklü topluluklara krallık kutsal bağıyla ve onun atalara
soy bağlarıyla bağlı olan Maya yaşamıydı. Mayalar için talihsiz olan,
benimsedikleri bu krallık türünün çevre koşulları göze alındığında
sürdürülemez olan bir tarımsal ekonomiye dayanıyor olmasıydı.
800 yılı civarında Güney Maya Uygarlığı aniden çöküverdi. Bölgenin
büyük tören merkezleri terk edildi, çok geniş bir alan bir daha asla
dönülmemek üzere boşaltıldı. 25.000 ile 80.000 nüfuslu (tahminler
farklıdır) bir kent olan Tikal bu rakamın üçte birine düştü. Sağ
kalanlar büyük piramitlerin ve sarayların yıkıntıları arasına sığınıp
eski yaşantılarının hiç olmazsa bir derece benzerini sürdürmeye
çalıştılar. Ancak aradan birkaç kuşak geçince bunlar da gittiler.
Araştırmacılar Maya uygarlığının çöküşü konusunda çok uzun zamandır
kafa yormakta ve bunu ekolojik değişim, toplumsal karışıklık, siyasal
devrim ve savaş gibi nedenlere bağlamaya çalışmaktadırlar. Son
zamanların palaeoklimatik bulgular, baş nedenlerden birinin kuraklık
olduğunu ortaya çıkarmışsa da, bu geçmişin en büyük muammalarından biri
olarak kalmakta devam etmektedir.
Maya çöküşünü araştırmış olan herkes bunun ekolojik, siyasal ve
toplumsal unsurların birleşiminden kaynaklandığını kabul etmektedir.
800 yılına gelindiğinde güney ovalarının nüfus sıklığı kilometre kare
başına 200 kişi gibi öyle bir rakama erişmişti ki, aç çiftçilerin
gidebilecekleri boş arazi kalmamıştı. Çöküş geldiğinde Maya tarımsal
üretimi artık sınırlarına varmış, insanları kuraklıktan ağır zarar
görecek bir halde bırakmıştı. Yeni bir kuramlar kuşağı, suçu kısa
vadeli iklim değişikliğine bağlamaktadır.

Tikal, Maya site-devletlerinin en büyüğü olup stratejik ticaret
yollarının ortasında yer alıyordu. Bu güçlü tören merkezi 800 yılından
sonra hızla gerilemiştir.
MAYA TARIMCILIĞI
Maya ovaları verimli Nil Vadisi'ne de, Peru'daki yoğun bir sulamaya
sahip Moche Ülkesi'ne benzemez. Peten-Yukatan yarımadası drenajı zayıf
ve pek az sürekli akarsuyu olan kireçtaşından büyük bir kıta
sahanlığıdır. Sıcak ve rutubetli ovalarda yağmurlar düzensizdir, eski
çağlardan bu yana var olan sık ormanlar Mayalar tarafından kesilerek
tarım arazisi açılmıştır.
Bugün görülen yeşillik yeniden ağaçlandırılmış alanlardır. Bu acımasız
çevre koşullarında toprak verimsizdir ve ancak ormanlar yakılarak tarım
yapılabilir. Milpa adı verilen bu temizlenmiş arazi iki yıllık verime
sahipti ve yedi yıl nadasa bırakılırdı. Bu tarlalar değil bir kenti,
bir köyler topluluğunu bile beslemeyeceğinden Mayalar bataklıkları
kurutmuşlar, tarım açısından işe yaramaz toprakları çok üretken
tarlalara dönüştürmüşlerdi.
Ama ancak bol miktarda yeraltı suyu olduğu sürece bu tarım devam
edebiliyordu. Ayrıca tepe yamaçlarında teraslar kurmuşlar, her karış
topraktan mümkün olan en çok verimi elde etmeye çalışmışlardı.
Çöküşten çok önce Mayalar'ın tarımsal üretimi sınır noktalarına varmak
üzereydi. Kısa vadede bu yoğun tarımcılık giderek genişleyen yönetici
ve soylu sınıfın üretim ve mahsulü vergi yoluyla yakından kontrol
ettikleri dönemde yerel düzeyde başarılı olmuştu. Ama büyük çaplı
sulama işletmelerinin standardizasyonu mümkün kıldığı Mısırlılar ya da
Mocheler gibi, geniş alanlarda tarımsal üretimi standart bir hale
getirememişlerdi.
Maya ekolojisi çok değişikti, hassas ve çok çabuk tükenen tropik
topraklara ve düzensiz yağışlara sahipti. Toprağın verimim kaybettiği
ve tufanı andıran yağmurların açılmış arazinin üst tabakasını alıp
götürdüğü bir dönemde çiftçiler, efendilerinin giderek artan ürün
talepleriyle karşı karşıyaydılar. Büyük bir kuraklık döngüsü son
darbeyi indirecekti.

Tulum'daki bu küçük Maya kenti Kuzey Yukatan'daki Karayip kıyılarında
alçak bir tepe üzerine kurulmuştur. Maya uygarlığı İspanyol fethine
kadar kuzey ovalarında ayakta kalmış, hatta gelişmiştir.
KURAKLIKLAR
Bölgenin göllerinin dibinde biriken tortu tabakalarından değişen iklim
koşullan kesin olarak tespit edilmektedir. Yukatan'da Chichancanab Gölü
ilk olarak İÖ 6200 yılı civarında, Karayipler deniz düzeyi ve yerel
yeraltı suları yükseldiği zaman dolmuştu.
Gölün tortularından alınan örnekler koşulların İÖ 1000 yılına kadar
nisbeten yağışlı devam ettiğini, iklimin ondan sonra kurumaya
başladığını göstermektedir. Kuruma devam ederek 800 ile 1000 yılları
arasında doruk noktasına -yani Maya çöküşü zamanına- erişmiştir, iki
yüzyıllık bu dönem son 8000 yılın en kurak geçen iki yüzyılıydı.
Quintana Roo bölgesinde Punta Laguna Gölü tortu tabakalarını öyle hızlı
biriktirmiştir ki, delgiyle alınan örnekler yağışlı ve kurak yılları
bir ağaç halkası kadar hassas olarak vermektedir. 585 yılında sık ve
şiddetli kuraklık dönemleri olmuştur ve bu Andlar'da Quelccaya
buzuluyla belirlenen ve Moche Uygarlığı'nı etkileyen büyük kuraklığın
zamanına denk düşmektedir.
Bu kuraklık Maya yaşamında bazı aksaklıklara neden olmuş, ama ardından
iki yüzyıllık bol yağmurla hızlı bir büyüme yaşanmıştır. Sonra 725 ile
1020 yılları arasında bölge yine uzun bir kuraklık dönemine girilmiş,
bu da 862 ile 986 yılları arasında doruk noktasına erişmiştir. Kuraklık
1020 yılında aniden sona ermiştir. Ve göl yüz yıl içinde 8000 yılın en
yağışlı koşullarını yaşamıştır.

(Solda) Mayalar üstün zanaatkarlar ve sanatkârlardı. Bu yeşim taşından,
Mısır Tanrısı'nın başını taşıyan vazo, Tikal'da Geç Klasik dönem bir
mezardan çıkarılmıştır. (Sağda) Popol Vuh'ta kayıtlı olduğuna göre
Kahraman İkiz Hunaphu, Maya yaratılış efsanelerinde yer alır. Babası
Mısır Tanrısı'nın hiyeroglifi, bir çanağın çevresinde görülüyor. Maya
efsanelerine göre insan mısırdan yaratılmıştı ve mısır Mayalılar için
çok önemliydi.
ÇÖKÜŞ
8. ve 9. yüzyıl kuraklıkları başladığında Maya Uygarlığı zaten giderek
artan bir baskı altındaydı. Hızla büyüyen kentlerde soyluların sayısı
çok fazlaydı ve bunlar ayrı hiziplere bölünüp parçalanmışlardı. Çok
uzaklardan gıda maddeleri ithal ediliyordu.
Askeri üstünlük ve prestij rekabeti halk üzerinde büyük baskılar
yaratmaktaydı. Kuraklıklar artık bardağı taşıran son damla oldu. Ürün
azaldıkça gelirler de hızla düşmeye başladı. Güçlü lordlar huzursuz ve
aç toplum karşısında dünyevi ve manevi güçlerinin azaldığını görmeye
başladılar.
Kuraklık ve bunun çevre koşullarında yarattığı hasarla hiçbir hükümdar
başa çıkamazdı. Binlerce kişi açlıktan ölürken, kalanlar büyük kentleri
terk ederek küçük yerleşim birimlerine dağıldılar. Copan kenti
hinterlandında yapılan araştırmalar bu nüfus azalmasını göstermektedir.
700 ile 850 yılları arasında kentte ya da kent yakınlarında 20 ile
25000 kişi yaşıyordu ve nüfus her 80-100 yılda bir kat artıyordu. 850
yılından sonra kent, nüfusunun yarısını kaybederken, kırsal nüfus
yaklaşık yüzde 20 arttı. 1150'den sonra ise Copan Vadisi'nin nüfusu
yalnızca 2000-5000'di.
Çöküş sıkıntısız ve savaşsız olmadı. Bir örnek vermek gerekirse, 645
yılında günümüz Kuzey Guatemala'sındaki Dos Pilas hükümdarları
topraklarını genişletmek için askeri harekâta geçtiler. Dos Pilas, 761
yılına kadar zengin bir ticaret merkezi oldu. Ancak bu tarih geldiğinde
hükümdarlar artık aşırıya kaçmaya başlamışlardı.
Yakınlardaki Tamarinditolar bir zamanların bu güçlü komşusuna
saldırarak hükümdarını öldürdüler. Kalan soylular kaçıp Aguateca
tepesinde gayet iyi tahkim edilmiş bir merkez kurdular. Burada sürekli
saldırılara rağmen yarım yüzyıl daha direndiler ama sonra yoğun
savaşlar sonunda oradan çeşitli yerlere dağıldılar.
Yine savunma önlemleri aldıkları bu yerlerde işleyecek yalnızca kurak
topraklan olduğundan elde edilen ürün de sürekli düşüş göstermiş
olmalıydı. Sağ kalan Aguatecalılar son bir direnişle Petexbatun
Gölü'ndeki yarımadada üç derin hendek kazarak kendilerine bir ada kale
yaptılar. Ancak burası da 800'lerin kuraklığı sırasında terk edildi.
Uzun kuraklık dönemlerinin etkileri Maya dünyasına dalga dalga yayıldı.
Güney ovaları uygarlığı hemen hemen tümüyle çöktü ve Maya yaşamının
merkezi yeraltı sularının yüzeye daha yakın olduğu Kuzey Yucatân'a
kaydı. Güneyde kuraklık ve isyancı halk nedeniyle krallık sendeledi.
Maya site-devletlerinin o karmaşık yapısı birkaç kuşak içinde iskambil
kâğıdından yapılmış gibi yıkıldı.

Metinde sözü edilen bellibaşlı merkez ve mekânları gösteren Maya haritası.

Günümüz Honduras'ında Mayalar'ın Copan kentinin Tatiana Proskouriakoff
tarafından canlandırılmış resmi. Arkeologlar mekânın mimari tarihini
çözebilmişler ve kent ile çevresinde yapılan araştırmalar, nüfusun 8
ila 9. yüzyıllarda çöküşünü belgelemiştir.
|
Rastgele
Son Eklenenler
|
|
Kerpeten

Heykelciliğin Tarihi

Batman

Firgya Uyğarlığı

Tarım Mumyaları

|
Tümülüs Mezarları

Maya Uygarlığı'nın Çöküşü

Uzaydan Gelen Felaketler

Anasazilere Ne Oldu?

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü

|
|